<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315</id><updated>2012-02-08T13:52:03.708+02:00</updated><category term='çocuk'/><category term='pazarlama iletişimi'/><category term='womm'/><category term='TÜHİD'/><category term='sosyal ağ'/><category term='halkla ilişkiler'/><category term='ilişkiler'/><category term='Van'/><category term='itibar yönetimi'/><category term='online krizler'/><category term='sanal dünya'/><category term='kongre'/><category term='yeni yıl'/><category term='kurumsal iletişim'/><category term='Euprera'/><category term='çalışan'/><category term='teknoloji'/><category term='altın pusula'/><category term='ağızdan ağıza pazarlama'/><category term='web 2.0'/><category term='sosyal medya'/><category term='internet'/><category term='görgü kuralları'/><category term='Kariyer'/><category term='Sivil toplum örgütleri'/><category term='Erciş'/><category term='Blog'/><title type='text'>Halkla İlişkilerci</title><subtitle type='html'>halklailişkilerci: Halkla ilişkiler, pazarlama iletişimi, sosyal medya üzerine akademik yazılar Twitter:halklailsklerci</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>24</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-6576342689364629025</id><published>2012-01-03T10:36:00.000+02:00</published><updated>2012-01-03T10:36:02.729+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erciş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Van'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='halkla ilişkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Blog'/><title type='text'>Van'da: "Ve Hayat Yine Devam Ediyor"</title><content type='html'>Van depreminin ardından şehirde kalanlarla hayat bir şekilde devam ediyor. Ama ne zorluklarla. Çocuklarımız sıcak yataklarında uyuyup, sıcacık okullarına gidiyorlar. Yağmur yağdığında, biraz ürperdikleri zaman hasta olurlar diye aklımız başımızdan gidiyor. Oysa aynı ülkede, aynı bayrak altında binlerce çocuk zor koşullarda eğitim görmeye çalışıyor. Van Erciş'te çocukların sesini sosyal medyadan tüm ülkeye duyurmak için bir&amp;nbsp;blog var: &lt;a href="http://ercisingencsesi.blogspot.com/"&gt;http://ercisingencsesi.blogspot.com/&lt;/a&gt;. Videolarla da orada yaşananları anlatmaya çalışıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=ypMrAB2Jih0&amp;amp;feature=share"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=ypMrAB2Jih0&amp;amp;feature=share&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Vakit buldukça güncelliyorlar. &lt;br /&gt;Van'da hayat tüm zorluklara rağmen devam ediyor. İletişim sektörünün&amp;nbsp;sesi biraz daha yüksek çıksa ve oradaki çocukların koşullarına derman olsa keşke. Kampanyalar, yardımlar yılbaşı öncesi durdu. Güvensizlik ortamı insanların hevesini az da olsa kırdı, ama hayat devam ediyor, kalan sağların sağ sağlim kalması ve yaşamlarını iyi koşullar altında sürdürmesi ise yapılacak yardımlara ve yatırımlara bağlı. Unutmayalım, orada hayat mücadelesi veren çocuklar bizim çocuklarımız olabilirdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-6576342689364629025?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/6576342689364629025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=6576342689364629025' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/6576342689364629025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/6576342689364629025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2012/01/vanda-ve-hayat-yine-devam-ediyor.html' title='Van&apos;da: &quot;Ve Hayat Yine Devam Ediyor&quot;'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-418885769425080901</id><published>2011-12-22T15:30:00.000+02:00</published><updated>2011-12-22T15:30:34.058+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeni yıl'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='halkla ilişkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sosyal medya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilişkiler'/><title type='text'>Yeni Yılınız Yeni Yıl Kartlı Olsun</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Calibri;"&gt;Posta kutusunda cicili-bicili yeni yıl tebrik kartı göreli 10 yılı geçiyordur, herhalde. Kırmızı zemin üstüne koyu yeşil noel ağaçlı, ak sakallı tombul noel babalı, yıldızlı, kar taneli, simli, boncuklu yeni yıl kartları gelen yeni yılın coşkusunu arttıran güzellikler olmaya hala devam ediyor. Kırtasiyelerin önünde birbirinden güzel kartları gördükçe onları seçip, içine herkese özel mesajlar yazdığımız, bazen küçük hediyeleri ekleyerek arkadaşlarımıza, akrabalarımıza gönderdiğimiz günleri anımsıyor insan. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-1LspsMp9JH8/TvMwgKIAIrI/AAAAAAAAARM/x1-0-H78pBw/s1600/HappyNewYearGreetingCardVectorIllustration%255B1%255D.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="318" src="http://2.bp.blogspot.com/-1LspsMp9JH8/TvMwgKIAIrI/AAAAAAAAARM/x1-0-H78pBw/s320/HappyNewYearGreetingCardVectorIllustration%255B1%255D.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: Calibri;"&gt;Halkla ilişkiler sorumlusu olarak çalışanlar bilirler, bazı işyerlerinde tebrik kartlarını zarflama, kaydırmadan etiketleme görevi son derece angarya gelen ve bitmeyecekmiş gibi her yıl tekrarlanan bir iştir. İsme yazılsa bile- metnin tamamı yöneticinin el yazısıyla yazılmaz, gönderilen tebrikler kağıt ve para israfının ötesine geçmez.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bugün tebrik kartlarının yerini e-kartlar aldı. Bazıları grafik tasarımcılar tarafından özenle, kurumsal kimliğe uygun olarak hazırlanıyor ve güzel çalışmalar ortaya çıkıyor. İşyerindeki kart zarflama angaryasının kısmen bitmiş olması sevindirici. Bu kartlar yerine ulaşıyor ama ne kadarı açılıp okunuyor ve cevap yazılıyor, ne kadarı spam mesajı haline geliyor; istatistiğini bir ara ortaya çıkarmak lazım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Calibri;"&gt;Tebrik kartlarının yerini alan e-kartları arkadaşlarınıza göndermek için kullandığınızda ilişkileri de spam haline getirmiş olmuyor muyuz? Tıpkı bayramlarda gönderilen toplu mesajlar gibi e-kartların tek farklı renkli görsel sunumları.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Oysa arkadaşlıklar, iş ortamında birlikte farklı hedeflerde çalıştığınız kişilerle ilişkiler emek ister, ilgi ister, önem verilmek ister. Sarılıp yeni yılını kutlayamadığınız kişilere el yazınızla “özel” mesajlar yazarak gönderdiğiniz tebrik kartı bir hediye kadar hatta bazen hediyeden daha değerli hale gelebilir. Günlerce ofisin panolarını süsleyebilir. Güzel bir kart aldığımızda geçmişte olduğu gibi uzaktaki sevdiğimize, saygı duyduğumuz bir büyüğümüze dokunmuş, onunla saatlerce yüz yüze konuşmuş gibi olabiliriz. Ancak bir çoğumuz değil kart göndermek, e-kart göndermek yerine Facebook ya da Twitter’a duvar mesajı yazarak topluca yeni yılı kutlayıverecek. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Calibri;"&gt;Bu yıl ben de kart yollayamıyorum, ama kendi e-kartımı kendim yaptım, oğlumun çizdiği noel ağacıyla. Göndermek istediğim 5-10 kişinin ismine özel göndereceğim, hatta yabancı arkadaşlarıma çoktan gönderdim. Belki de üşenmem, yine bizim mahalledeki kırtasiyeye gider, en pullu parlağından bir kart alır yollarım, uzaklardaki sevdiklerime, büyüklerime.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;İçine sevgimi, özlemimi, saygımı, iyi dileklerimi koyarım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Calibri;"&gt;Yeni yılınız kutlu, mutlu, yeni yıl kartlı olsun. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Calibri;"&gt;Ferah Hoca- İzmirli&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-418885769425080901?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/418885769425080901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=418885769425080901' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/418885769425080901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/418885769425080901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2011/12/yeni-ylnz-yeni-yl-kartl-olsun.html' title='Yeni Yılınız Yeni Yıl Kartlı Olsun'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-1LspsMp9JH8/TvMwgKIAIrI/AAAAAAAAARM/x1-0-H78pBw/s72-c/HappyNewYearGreetingCardVectorIllustration%255B1%255D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-7275776170253375230</id><published>2011-10-10T15:39:00.000+03:00</published><updated>2011-10-10T15:39:53.272+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euprera'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='halkla ilişkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sosyal medya'/><title type='text'>Leeds, Halkla İlişkiler Kongresi’nin Ardından</title><content type='html'>Sonbaharın yapraklarını yeni dökmeye başladığı İngiltere’de halkla ilişkilerle dolu keyifli üç günün özeti: EUPRERA, Avrupa Halkla İlişkiler Araştırmaları Birliği tarafından 8-10 Eylül tarihleri arasında İngiltere’de Leeds Metropolitan Üniversitesi’nde düzenlenen Euprera Annual Congress 2011’deki ana tema Türbülans Zamanında Halkla İlişkiler idi. 2008 ekonomik kriziyle eş zamanlı gelişen sosyal medya uygulamaları halkla ilişkiler kavramını ve uygulamalarını kökten değiştirdi. Bu değişim süreci tıpkı türbülansa girmiş uçaklar gibi işletmeleri ya düşürdü ya da sarsıntının sonuçlarıyla yollarına devam etmelerine izin verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversitelerin halkla ilişkiler alanındaki öğretim üyelerinin ve sektör temsilcilerinin katıldığı kongreye üç konu damgasını vurdu: Engagmenet (bağlılık elde etmek), framing (olguların çerçevelenmesi) ve Sosyal Medyanın örgütsel iletişimde vazgeçilmez bir iletişim kanalı olması. Sosyal medyanın farklı ilişkiler düzeyinde tartışılıyor olduğunu görmek ilgi çekiciydi. Çalışanlarla iletişim, yatırımcılarla iletişim, paydaşlarla iletişim, yönetişim amaçlı sosyal medya kullanımı, online basın bültenleri sosyal medya ile ilgili sunulan bildiriler arasındaydı. İşletme yönetimi kabullenmesi zor ama olumlu sonuçlar getiren, bir nevi acı ilaç olan sosyal medyanın çalışanlarla iletişimde kullanılmasıyla ilgili çeşitli örnekler paylaşıldı. Özellikle Lufthansa örneği acı ilacın etkisini somut sonuçlarla ortaya koydu. Hemen her oturumda ve panelde konu dönüp dolaşıp sosyal medyanın gücüne geldi. &lt;br /&gt;Kongrede sunulan bildiriler yanında keynote konuşmacılar da oldukça dikkat çekiciydi. ABD Savunma Bakanlığı’ndan Robert Hastings, konuşmasından çok sorulan sorular ve verdiği cevaplarla akılda kaldı. “Kuruluşların tamamen şeffaf olabilmesi mümkün mü?” sorusuna şeffaflık yerine paydaşlara yönelik güven inşa etmenin önemini vurguladı- soruyu tamamen şeffaf olunamayacağını ekleyerek cevapladı. Hastings, çalışanlarına blog yazmalarını tavsiye ettiklerini söylerken Türkiye için hayal gibi bir uygulamayı anlattıyor gibi geldi. Etkinlik kapsamında özel oturumlardaki konuşmacılardan Yeni Zellanda Waikato Üniversitesi’nden David McKie, duygusal zeka, entellektüel zeka, ekolojik zeka (en az ilgi gören olduğunu vurguladı), kültürel zekanın işletme yönetimi uygulamalarına katkılarından söz etti. Ayrıca krizlerde proaktif davranmanın mümkün olamayacağını onun yerine gelişmelerin izlenip eyleme geçilmesinin söz konusu olduğunu söyledi. McKie, Wikileaks’in gizli kalanları ortaya çıkarmasını takdirle karşıladığını, günümüzde hiçbir şeyin gizli kalamayacağını ifade etti. Uydu bağlantısıyla kongreye Kanada’dan katılan CIPR’dan Daniel Tisch, sosyal medyanın markaları daha ulaşılabilir ve küçük hale getirdiğini belirtirken, Toronto Polis Teşkilatının Twitter’ı aktif olarak kullandığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurumsal İletişim konusunda kitaplarını okuduğumuz Joep Corneilsen ise çerçeveleme konusunu güncel örneklerle anlattı. Olguları çerçevelemenin ve sunumunun stratejik değişimde önemini dile getirdi. &lt;br /&gt;EUPRERA Leeds Kongresinde Halkla İlişkiler Enstitüsü ve Euprera Özel Ödülü, Sosyal Medya İletişimini Yönetmek için bir Çerçeve Geliştirmek konulu bildiriye verildi. Leipzig Üniversitesinde Sosyal Medya ile Yönetişim konusunda doktora tezi yazan bir öğrenci ve arkadaşına verilen bildiri ödülü jüri üyeleri tarafından takdirle karşılandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kongredeki diğer konu başlıkları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Halkla ilişkilere ekonomerkezli yaklaşım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kurumsal sosyal sorumluluk: cemaat oluşturma veya vitrin süsleme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Facebook’ta B2C paydaş ilişkileri yaratma ve yok etme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yeni paydaşlarla baş etmek için Web 2.0’da yatırımcı ilişkilerini geliştirmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Paydaş ilişkilerinin türbülans zamanında yönetişimi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Özel ve kamu kuruluşlarında kurumiçi kriz yönetimi ve kriz yönetimi: sosyal medya üzerinden örgütsel değişim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-“Güven Stratejisti” olarak halkla ilişkilerin rolü: türbülansla ortaya çıkan uzmanlık alanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Halkla ilişkilerin türbülans yaratma rolü: hayal sosyal sorunlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sosyal değişimin sağlanmasında kültürel aracılar olarak halkla ilişkiler uygulayıcıları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Halkla ilişkilerde yatırımların geri dönüşü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Narsist toplumların düşüşü ve halkla ilişkilerin yükselişi: Ekonomik krizin ahlaki konularında yansımalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Halkla ilişkiler uygulamalcıları için sosyal sermayenin rolü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Türkiye’deki iletişim danışmanlığı ajansları türbülans zamanında nasıl kurtuldular?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Ebru Uzunoğlu, İzmir Ekonomi Üniversitesi, Ferah Onat, Yaşar Üniversitesi)&lt;br /&gt;Kongre’de okullarda öğretim üyeleriyle ve sektör temsilcileriyle yıllardır tartıştığımız halkla ilişkilerin adı, rolü, kadınların kariyerleri gibi konular Leeds’de de konuşulanların hatta sunulan bildirilerin konu başlıkları arasındaydı. Sunumlar arasındaki sohbetlerde gözlenen halkla ilişkiler mesleğinin adı hala sorgulandığıydı; hatta EUPRERA yönetimi bir ara Kurumsal İletişim kavramını adının içine koyarak isim değişikliğine gitmeyi düşünmüş. Kurumsal olmayan iletişimi de adın içine nasıl koyacaklarını bilemediklerini oturumlar arasındaki keyifli sohbetlerde paylaştılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leeds’deki etkinliğe Türkiye’den sadece iki öğretim üyesi katıldı. Kongrenin 2012 organizasyonu İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından 20-22 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek. Leeds’deki Kongreye katılanlar İstanbul organizasyonunu dört gözle bekliyorlar. Gelecek yılki organizasyona Türkiye’den katılım mutlaka daha fazla olacak. EUPRERA tarafından düzenlenen bir sonraki etkinlik olan 2012 Bahar Sempozyumunun konusu ise Avrupa’da Kamusal ve Sivil Toplum iletişiminde Web 2.0 olacak. Avrupalı meslektaşlarımız da bizler gibi sosyal medyanın iletişim sektörüne getirdiklerini ve getireceklerini tartışmaktan yorulmayacaklar gibi gözüküyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yard. Doç. Dr. Ferah Onat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-7275776170253375230?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/7275776170253375230/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=7275776170253375230' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/7275776170253375230'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/7275776170253375230'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2011/10/leeds-halkla-iliskiler-kongresinin.html' title='Leeds, Halkla İlişkiler Kongresi’nin Ardından'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-1632950997511968026</id><published>2011-07-06T16:57:00.003+03:00</published><updated>2011-07-06T16:59:45.597+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sosyal ağ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='internet'/><title type='text'>YAZ TATİLİ Mİ VE İNTERNET TATİLİ Mİ?</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style="color: #333333; display: none; font-size: 11pt; mso-hide: all;"&gt;&lt;strong&gt;Yaz tatili geldi, üç ay boyunca uzun ve sıcak yaz günlerinde evde kalan çocuklarımız ne yapacak? Yaz okulları ateş pahası, spor okulları sadece yarım gün zaman dolduruyor, yazlık tutmak maliyetli, köye gittik mi kısa sürecek. Üstüne doktorlar televizyondan sık sık saat 10-16.00 arası çocukların güneşe çıkmasının çok sakıncalı olduğunu söylerken en çok 100 metrekareye tıkılmış apartman dairelerinde çocuklar ve ergenlik çağına gelmiş gençler için yapılacak en zararsız eğlence bilgisayar ve televizyon olarak gözüküyor. Çocuklarımız, televizyon karşısındaki edilgen durumlarından kurtulup etken duruma geçebildikleri bilgisayarı kullanmayı tercih ediyorlar. Bilgisayarda internet sayesinde sosyal ağlara girip kendi arkadaşlarıyla iletişim kurmak, onlarla eğlenceli videoları paylaşmak hatta kıyasıya mücadeleyle oyun oynamak bu aralar en heyecan duyarak yaptıkları eylemler arasında. Anneler içten içe memnun, çünkü çocukların arkadaşları eve gelmedikleri için ev dağılmıyor, çocuk ta dışarı gitmiyor. Hatta bilgisiyar ve internet önemli bir ödül, onların sayesinde verilen yemekler yenebiliyor, dişler fırçalanıyor ve istenen çok şey yaptırılabiliyor. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-hide: all;"&gt;&lt;strong&gt;SOSYAL AĞLAR ÇOCUKLARA UYGUN MU?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-hide: all;"&gt;&lt;strong&gt;Ya da soruyu şöyle sorsak:İnternet, hatta bilgisayar çocuklara uygun mudur? 80’lerde çocuk olmuş birçok anne-baba, bilgisayarın zaman geçirmek için çocuklara uygun olmadığını söyleyecektir. 90’larda çocuk olmuşlar içinse çocukların sosyalleştiği, oyunlar oynayıp vakit geçirdiği, yeni şeyler öğrendiği önemli bir boş vakit değerlendirme aracı. Ancak işin özünde bilgisayar çocukların fazla ayak altında dolaşmadan, kimseyi rahatsız etmeden mutlu mutlu anne-babalarının gözleri önünde vakit geçirdikleri oyuncak, internet te bilgisayara can veren &lt;place w:st="on"&gt;&lt;state w:st="on"&gt;kan&lt;/state&gt;&lt;/place&gt; veren sihirli bir şey. Çok yönden sosyal ağlar, sadece Facebook değil, çocuklar için Türkiye’de oluşturulmuş sosyal ağlar da dahil çocukların apartman katından sosyalleşebildiği ya da öyleymiş gibi göründüğü sanal ortamlar. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-hide: all;"&gt;&lt;strong&gt;Ancak sosyal ağlar çocuklarımız için kentin tozlu sokakları kadar tehlikeli hatta bazı yönlerden çok daha fazla tehlikeli. Çocuklarımızı sokakta elimizi tutmaları için uyardığımız “çocuk toplayıcılar”, “gulyabaniler” internette pusuda bekliyor. Çocuklarla bir çocuk gibi arkadaşlık kurup onların adreslerini tespit ettikten sonra kaçırmak isteyenlerle dolu ağlar. Ailelerin isimlerini öğrenip çocuklarını kaçırıp tehdit edenler, çocuklara internet üzerinden bir şeyler satın almanın gizli yollarını öğretenler, çocuklara cinsel, dinsel ve ruhsal içerikli videolar gönderenler ve daha nicesi sizin hayal gücünüze, gözleminize kalmış. Bunların dışında sosyal ağlara girmeden de çocukların kendi başlarında arama motorlarından ulaşabileceği çok fazla tehlikeli içerik narin çocuk ruhlarını kirletmeyi bekliyor. Yaz tatili 22 Ağustos, yani internet yasaklarından çok önce başlıyor. Hoş internet yasakları neye ne şekilde sınır koyacak, kullanıcıları sınırlandırıp sinirlendirmenin ötesine gidecek mi belli değil. Yasaklar çocuklar için hazırlanmış oyunların da çoğunu kapsamıyor. Yeni kahraman Süpercan bile bir yandan çocuklara meyvenin faydalarını anlatırken diğer yandan çocuklara kılıç sallamayı, ateş etmeyi öğretiyor, çocuklar için hazırlanmış sosyal ağlarda çeşitli yararlı oyunlar bulunuyor ama onların da kuruluş nedeni tamamen bu ağların şirketlere reklam mecrası olarak pazarlanmasını hedefliyor. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-hide: all;"&gt;&lt;strong&gt;Çocuklar sosyal ağlarda yer almakta ısrar ediyorlarsa sosyal ağlardaki tehlikelerden çocuklarımızı korumak için neler yapalım?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="display: none; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-family: Tahoma; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-fareast-font-family: Tahoma; mso-hide: all;"&gt;&lt;span style="mso-list: Ignore;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-hide: all;"&gt;Şifrelerini, anne-baba isimlerini kimseye vermemeleri, sosyal ağlara ev dışı bilgisayarda girmemeleri konusunda tembihleyelim,&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="display: none; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-family: Tahoma; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-fareast-font-family: Tahoma; mso-hide: all;"&gt;&lt;span style="mso-list: Ignore;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-hide: all;"&gt;Çocukların yüzyüze tanımadıkları kişilerle arkadaş olmamaları konusunda uyaralım,&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="display: none; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-family: Tahoma; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-fareast-font-family: Tahoma; mso-hide: all;"&gt;&lt;span style="mso-list: Ignore;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-hide: all;"&gt;Fazla tutulmayan sitelere girmemeleri konusunda uyaralım,&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="display: none; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-family: Tahoma; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-fareast-font-family: Tahoma; mso-hide: all;"&gt;&lt;span style="mso-list: Ignore;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-hide: all;"&gt;Çocuklarımızla sosyal ağlarda arkadaş olalım, onların paylaşımlarını çaktırmadan gözleyelim.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="display: none; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-family: Tahoma; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-fareast-font-family: Tahoma; mso-hide: all;"&gt;&lt;span style="mso-list: Ignore;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-hide: all;"&gt;Mümkün olduğunca az kişisel bilgi ve fotoğraf paylaşmalarını sağlayalım, nerede ne yaptıklarını özellikle duvarlarına yazmamaları konusunda uyaralım,&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="display: none; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-family: Tahoma; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-fareast-font-family: Tahoma; mso-hide: all;"&gt;&lt;span style="mso-list: Ignore;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-hide: all;"&gt;Yakın arkadaşlarıyla kapalı grupta oluşturarak iletişim kurmalarını önerelim,&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="display: none; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-family: Tahoma; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-fareast-font-family: Tahoma; mso-hide: all;"&gt;&lt;span style="mso-list: Ignore;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-hide: all;"&gt;Hatta ağlara ilk adım atanlara profil oluşturmadan önce belli konularda uyarılara başlayalım,&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="display: none; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-family: Tahoma; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-fareast-font-family: Tahoma; mso-hide: all;"&gt;&lt;span style="mso-list: Ignore;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-hide: all;"&gt;Çocukların bilgisayar karşısında daha az kalmaları için programlar hazırlayalım, onlarla yemek yapalım, karaoke yapalım, dans edelim, çiçek dikelim, gezmeye gidelim, okul arkadaşlarıyla buluşmalarını sağlayalım- ev dağılsın, bir iki vazo kırılsın, yeter ki çocuklarımızın narin ruhları kırılmasın. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-hide: all;"&gt;&lt;strong&gt;Yard. Doç. Dr., Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi, İkiz çocuk annesi. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span lang="EN" style="color: #333333; display: none; font-size: 11pt; mso-ansi-language: EN; mso-hide: all;"&gt;&lt;strong&gt;Daha fazlası için: http://www.microsoft.com/security/family-safety/childsafety-internet.aspx&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;Habertürk Gazetesinde Çıkan Yazı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-1632950997511968026?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/1632950997511968026/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=1632950997511968026' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/1632950997511968026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/1632950997511968026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2011/07/yaz-tatili-mi-ve-internet-tatili-mi.html' title='YAZ TATİLİ Mİ VE İNTERNET TATİLİ Mİ?'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-8468246356312165429</id><published>2011-05-26T16:22:00.003+03:00</published><updated>2011-05-26T22:45:21.183+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kariyer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='halkla ilişkiler'/><title type='text'>Halkla İlişkiler Öğrencilerine Kariyer Tavsiyeleri</title><content type='html'>Yaşar Üniversitesi Kariyer Günleri kapsamında düzenlenen “Kariyer Sohbetleri” etkinliğinde Halkla İlişkiler dünyasının önemli isimleri, sektörde başarılı olmanın sırlarını öğrenciler ile paylaştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İletişim Fakültesi tarafından Selçuk Yaşar Kampüsü Konferans Salonu’nda düzenlenen “Halkla İlişkiler’de Kariyer” isimli söyleşiye Kipa Kurumsal İletişim Müdürü Ayşe Narin ve Denove PR Kurucusu Önder Kiremitçi’nin konuşmacı olarak katıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Başarının yolu strateji oluşturmaktan geçiyor”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkla İlişkiler sektöründe başarılı olmanın sırlarını sıralayan Denove PR Kurucusu Önder Kiremitçi, acil olmayan önemli işleri yapanların ve strateji oluşturanların başarıyı yakalamada daha önde olacağını savundu. Dünyada başarılı ünlü isimlerin hayatından örnekler ile öğrencilere öğütler veren Önder Kiremitçi, “Obama’nın Baş Metin Yazarı olan Jon Favreau 27 yaşında ve onun seçim konuşmalarını yazıyor. O sizden benden farklı bir insan değil. Kendisi sadece ABD Siyasi Tarihi konusunda herkesten daha çok bilgili” diye konuştu. Her yıl yaklaşık 8 bin kişinin İletişim Fakültelerinden mezun olduğuna dikkat çeken Kiremitçi, “Bu mezunlardan çok az sayıda insan iş bulabiliyor. Rekabet artık piyasada çok yüksek, bununla baş etmek için çok çalışmanız ve çok okumanız gerekiyor.” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kurumsal İlişkiler ile Halkla İlişkiler İç İçe geçti”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyleşide daha sonra Kipa Kurumsal İletişim Müdürü Ayşe Narin söz aldı. Kavramların son dönemlerde değiştiğini kaydeden Narin, Kurumsal İlişkiler ile Halkla İlişkilerin iç içe girdiğini, şirketlerde Kurumsal İlişkiler Departmanlarının kurulduğunu ancak Halkla İlişkilerin daha geniş kapsamlı olduğunu belirtti. Halkla İlişkiler ve Kurumsal İletişimde başarılı olmanın tek yolunun işi sevmek olduğunu belirten Narin, “Eğer bu işi sevmiyorsanız yapamazsınız. Eğer sevmiyorsanız hemen vazgeçin. Başarılı olamazsınız” diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkiliden iyi bir Halkla İlişkilerci olmanın püf noktaları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Strateji oluşturun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Plan yapın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Türkçe'yi iyi öğrenin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İyi bir metin yazarı olun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gündemi takip edin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Güncel dergi ve kitapları okuyun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kendinizi sürekli geliştirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Algılarınız her zaman açık olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İşinizi sevin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gayretli ve Enerjik olun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bilgili ve Genel Kültürlü olun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kendinizi donanımlı yetiştirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayıs 2011, Yaşar Üniversitesi&lt;br /&gt;Yazan: Uğur Şahin Umman- Yaşar Üniversitesi MYO Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğrencisi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-8468246356312165429?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/8468246356312165429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=8468246356312165429' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/8468246356312165429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/8468246356312165429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2011/05/halkla-iliskiler-ogrencilerine-kariyer.html' title='Halkla İlişkiler Öğrencilerine Kariyer Tavsiyeleri'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-4791037537378983371</id><published>2011-02-28T13:13:00.000+02:00</published><updated>2011-02-28T13:13:23.948+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sivil toplum örgütleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='halkla ilişkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sosyal medya'/><title type='text'>BİR HALKLA İLİŞKİLER UYGULAMA ALANI OLARAK SOSYAL MEDYA- STÖ'LER ÜZERİNE BİR İNCELEME</title><content type='html'>Ferah ONAT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖZET&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkla ilişkiler uygulamalarında iletişim kanalı olarak kullanılan sosyal medya kanalları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geniş kitlelere ulaşmada önemli bir yer tutmaktadır. Sosyal medya kanalları sivil toplum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;örgütleri için iki yönlü simetrik iletişim ortamı sunan ideal halkla ilişkiler araçlarıdır. Sivil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toplum örgütleri arasında eylemleriyle önemli bir yer tutan global ve ulusal çevre&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;örgütlerinden bazıları özellikle Facebook, Twitter gibi sosyal ağ sitelerini web siteleriyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birlikte bir uyumlu ve bağlantılı olarak kullanmaktadır. Araştırma kapsamında öncelikle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sosyal medyada yer alan sivil toplum örgütleri izlenmiş, ardından basında haberi yer en çok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yer alan 5 çevre örgütü incelenmiştir. Elde edilen niceliksel ve niteliksel veriler halkla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilişkiler yönünden değerlendirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Devamı: &lt;a href="http://www.ilet.gazi.edu.tr/index.php?dergi"&gt;http://www.ilet.gazi.edu.tr/index.php?dergi&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-4791037537378983371?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/4791037537378983371/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=4791037537378983371' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/4791037537378983371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/4791037537378983371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2011/02/bir-halkla-iliskiler-uygulama-alani.html' title='BİR HALKLA İLİŞKİLER UYGULAMA ALANI OLARAK SOSYAL MEDYA- STÖ&apos;LER ÜZERİNE BİR İNCELEME'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-6893961342739602064</id><published>2011-01-05T11:11:00.000+02:00</published><updated>2011-01-05T11:11:57.704+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kongre'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euprera'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='halkla ilişkiler'/><title type='text'>EUPRERA 2012 Kongresi ev sahibi: İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi</title><content type='html'>Avrupa Birliği Halkla İlişkiler Eğitim ve Araştırma Derneği (EUPRERA ), “Halkla İlişkiler Mesleğinin Değişimi Araştırması” başlıklı 2012 kongresinin düzenlenmesi ve ev sahipliği görevini İstanbul Üniversitesi (İ.Ü.) İletişim Fakültesi’ne verdi. İ.Ü. İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aydemir Okay’ın, geçtiğimiz haftalarda Finlandiya’nın Jyvaskyla kentinde gerçekleştirilen EUPRERA 2010 Kongresi’ndeki sunumunun ardından yapılan oylamada, 2012 kongresinin düzenlenmesi ve ev sahipliği görevi, İ.Ü. İletişim Fakültesi’ne verildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2011’de İngiltere, 2012’de Türkiye&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EUPRERA Kongresi, 2011 yılında, Leeds Metropolitan Üniversitesi’nin ev sahipliğinde yapılacak. Kongrede, “Zaman Türbülansında Halkla İlişkiler” konusu ele alınacak. 20-22 Eylül 2012 tarihleri arasında ise İstanbul’da gerçekleştirilecek kongreye, Avrupa’nın dört bir yanından halkla ilişkiler araştırmacıları ve akademisyenleri katılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EUPRERA Yıllık Kongrelerine; akademik personel ve araştırmacıların yanı sıra, temel ve uygulamalı araştırmalarla ilgili son gelişmeleri ve eğitim alanındaki yeni trendleri öğrenmek isteyen halkla ilişkiler profesyonelleri de katılabiliyor. Avrupa ülkelerinin önde gelen uygulayıcılarıyla doğrudan ve yoğun temasta olan EUPRERA, üyelerinin, halkla ilişkiler ve iletişimdeki yenilikleri yayabileceği, iletebileceği, ifade edebileceği bir ağ oluşturuyor. EUPRERA Yıllık Kongreleri, her yıl Avrupa’dan seçilen bir üniversitenin işbirliğiyle hayata geçiriliyor. Kongrelerde, o yılın konusuyla ilgili olarak yapılan araştırmanın sonuçları tartışmaya açılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Euprera’nın Amaçları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Euprera, amaçlarını şöyle tanımlıyor :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yenilikçi halkla ilişkiler araştırmalarını toplamak, iletmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve alışverişini sağlamak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Halkla ilişkiler alanında yenilikçi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;araştırmaları teşvik etmek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Farklı ülkelerdeki yenilikçi halkla ilişkiler eğitim modellerini teşvik etmek, uygulama dünyasıyla eğitimin bağlantısını sağlamak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yenilikçi halkla ilişkiler yöntemlerinin tanıtımını, yaygınlaştırılmasını ve geliştirilmesini teşvik etmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.istanbul.edu.tr/iuha/?page=template-news/detail&amp;amp;int_Id=2183"&gt;http://www.istanbul.edu.tr/iuha/?page=template-news/detail&amp;amp;int_Id=2183&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-6893961342739602064?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/6893961342739602064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=6893961342739602064' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/6893961342739602064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/6893961342739602064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2011/01/euprera-2012-kongresi-ev-sahibi.html' title='EUPRERA 2012 Kongresi ev sahibi: İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-2501828415857604224</id><published>2010-11-12T15:47:00.000+02:00</published><updated>2010-11-12T15:47:30.978+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='halkla ilişkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sosyal medya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TÜHİD'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='altın pusula'/><title type='text'>TÜHİD 10. ALTIN PUSULA “GENÇ İLETİŞİMCİLER KATEGORİSİ” Konu: “İletişimde Sosyal Medyanın Etkisi”</title><content type='html'>&lt;strong&gt;10. Altın Pusula&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;Genç İletişimciler Kategorisi Katılım Koşulları&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Üniversitelerin İletişim Fakültelerinde lisans ve yüksek lisans öğrenimi gören öğrencilerin yanı sıra üniversitelerin Meslek Yüksek Okullarında “halkla ilişkiler” eğitimi gören öğrencilerin katılabileceği proje konusu, her sene TÜHİD Yönetim Kurulu tarafından belirlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kategori için http://www.altinpusula.org adresinden Başvuru Formu, özel olarak hazırlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başvuru Formu eksiksiz olarak doldurulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Altın Pusula Halkla İlişkiler Yarışmasına katılacak olan öğrencilerin &lt;a href="http://www/"&gt;http://www/&lt;/a&gt;. altinpusula.org adresinde bulunan Genç İletişimciler Kategorisi Başvuru Formunu, en geç 3 Aralık 2010 tarihine kadar doldurmaları &lt;br /&gt;gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç İletişimciler Kategorisine öğrenciler tek veya ekip olarak hazırladıkları projelerle katılabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başvuru Formunda yer alan bilgiler Altın Pusula kitapçığında kullanılacağından bilgiler değiştirilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç İletişimciler Kategorisine başvurular ücretsizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç İletişimciler Kategorisi için Altın Pusula altın, gümüş ve bronz &lt;br /&gt;sponsorlarının dışında bir sponsor bulunabilir. Bu kategoride en yüksek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;puanları alan dört proje ödüllendirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜHİD 10. Altın Pusula Halkla İlişkiler Yarışması Genç İletişimciler Kategorisi Konusu&amp;nbsp;“İletişimde Sosyal Medyanın Etkisi” alanında üretilerek geliştirilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Ödül Kriterleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Projeler, her biri 20 puan değerinde 5 ana kriter üzerinden, alt maddeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dikkate alınarak değerlendirilir. Projenin değerlendirmeye dahil edilebilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;için her bir ana kriterden en az 5 puan alması ve toplamda da en az 50 puan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Durum Analizi / Araştırma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Planlama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Amaçlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İletişim Hedefleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hedef Kitle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sosyal Paydaşlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Strateji&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Temel Mesajlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Taktikler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Zamanlama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kanallar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Araçlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Uygulama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürecin ayrıntılı anlatımı, varsa karşılaşılan zorluklar, değişiklikler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.Yaratıcılık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Özgünlük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Akılda kalıcılık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Ölçümleme – Değerlendirme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proje Bütçesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Proje Değerlendirmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçici Kurul Üyeleri, www.altinpusula.org adresinden kendilerine verilecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özel şifreyle girerek, tüm projeleri, yönetmelikte belirtilen her bir kriter için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10-100 arası puanlandırır. Ön değerlendirme sonucu en az 50 alan projelerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;değerlendirilmesi için Seçici Kurul Üyeleri toplantıya çağırılır. Ön elemeyi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçen projeler Seçici Kurul tarafından yeniden değerlendirilerek 10-100&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arasında puanlandırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Proje Değerlendirmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proje Dosyalarının; en geç 04 Ocak 2011 Salı gününe kadar TÜHİD merkezine iletilmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proje Dosyası İçeriği :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 2 adet hard copy proje dosyası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 4 adet proje dosyası içeren CD&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Proje ile ilgili görsel ve işitsel malzemeler, projenin anlaşılmasına yardımcı olacak diğer malzemelerin yer alacağı proje dosyasından 2 adet iletilecektir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Proje sunumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Projenin araştırma, planlama, uygulama ve ölçümleme detaylarını kapsayacak biçimde, power point sunusu olarak gönderilecektir. Powerpoint sunusu 30&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;slaytı geçmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Logolar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversiteye ait logo ayrı bir CD içerisinde iletilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Projeler, sorumlu öğretim üyesinin imzası ile iletilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜHİD, her zaman web sitesinde veya basılı dokümanlarında başvuran projeleri yayınlayabilir ve daha geniş kitlelerle paylaşabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Başvuruların Değerlendirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Başvuru Değerlendirme Kurulu, teknik ve kategorik açıdan incelenmiş ve sınıflandırılmış başvuru dosyalarını, online ortamda Ön Değerlendirme Komitesi Üyeleri’ne iletir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ön Değerlendirme Komitesi, değerlendirme yapmak üzere, TÜHİD tarafından toplantıya davet edilir ve bu yönetmeliğin 6. maddesinde açıklanan kriterler doğrultusunda ön elemeyi yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön elemenin ardından projeler, TÜHİD tarafından Seçici Kurul Üyeleri ile online ortamda paylaşılır ve sonuç toplantısı için davet edilir ve projelerin değerlendirmeleri alınarak, sonuçlar belirlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçici Kurul Başkanı, değerlendirme sonucunu gösterir dokümanı ve Seçici Kurul Üyeleri tarafından imzalanan 10. Altın Pusula ödüllerini kazananlar listesini, TÜHİD’e teslim eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Seçici Kurul, her kategoride, ödüle layık proje bulmama hakkına sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Sonuçların Açıklanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Altın Pusula’yı kazanan genç iletişimciler ve kuruluşlar, 2011 yılının Nisan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayında gerçekleştirilecek olan ödül töreninde iş dünyası, iletişim camiası,&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TN1E-wy_pYI/AAAAAAAAAP4/RAQezCssjDU/s1600/poster.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="248" px="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TN1E-wy_pYI/AAAAAAAAAP4/RAQezCssjDU/s320/poster.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;medya ve kamuoyuna açıklanır.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-2501828415857604224?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/2501828415857604224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=2501828415857604224' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/2501828415857604224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/2501828415857604224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2010/11/tuhid-10-altin-pusula-genc.html' title='TÜHİD 10. ALTIN PUSULA “GENÇ İLETİŞİMCİLER KATEGORİSİ” Konu: “İletişimde Sosyal Medyanın Etkisi”'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TN1E-wy_pYI/AAAAAAAAAP4/RAQezCssjDU/s72-c/poster.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-4989295831293939974</id><published>2010-09-28T10:38:00.000+03:00</published><updated>2010-09-28T10:38:51.493+03:00</updated><title type='text'>PROF.DR. FİLİZ BALTA PELTEKOĞLU’NUN OKUMA LİSTESİ</title><content type='html'>Halkla İlişkiler üzerine uzmanlaşmak isteyenlere okuma listesi. Bunlara Filiz Balta'nın ve Ayla Okay'ın tüm kitaplarını da ekleyebiliriz. &lt;br /&gt; Aristotales, Politika, Remzi Kitabevi 2000 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ahmet Hamdi Tanpınar, 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, Çağlayan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabevi 1988 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Merih Zıllıoğlu İletişim Nedir, Cem Yay.1999 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; James e. Grunig Halkla ilişkiler ve İletişim Yönetiminde &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mükemmellik Tribecca 2005 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Tom Reichert, Reklamcılığın Erotik Tarihi, Güncel Yayıncılık 2004 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Armand Mattelart, Beyin İğfal Şebekesi, Ayrıntı Yay.1995 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Armand Mattelart, İletişim Kuramları Tarihi, İletişim Yayınları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1995 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Armand Mattelart, İletişimin Dünyasallaşması, İletişim yayınları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1996 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Armand Mattelart, Reklamcılık Cep Üniversitesi 1987 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Can Kozanoğlu, Cilalı İmaj Devri, İletişim yay. 1997 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Denis Huisman, Sokrates İnternette, Güncel yayıncılık1997 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; John Fiske, İletişim Çalışmalarına Giriş, Ark Yayınları 1990 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; John Fiske, Popüler Kültürü Anlamak , Ark Yayınları 1999 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; John Fiske, Mitler ve Mit Yapanlar, Öteki Yayınevi 2002 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Slavoj Zizek, Kırılgan Temas, Metis Yayınları 2002 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Slavoj Zizek, Kırılgan Mutlak encore 2000 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Slavoj Zizek, İdeolojinin Yüce Nesnesi, Metis 2002 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Paul Rutherford, Yeni İkonalar, Yapı Kredi yay. 1996 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Herbert Marcuse, Tek Boyutlu İnsan, İdea 1997 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Neil Postman, Çocukluğun Yok oluşu, İmge Kitabevi 1995 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Jean Baudrillard, Simularklar ve Simülasyon, Doğu Batı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yayınları1982 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Elisabeth Noelle- Neumann, Kamuoyu, Dost Kitabevi 1996 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ünsal Oskay, Yıkanmak İstemeyen Çocuklar Olalım, YKY 1998 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Nurdoğan Rigel, Medya Ninnileri, Sistem yayıncılık 1993 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Nurdoğan Rigel, Rüya Körleşmesi, Der Yayıları 2000 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Febvre Martin, Kitabın Doğuşu , Avcıol Basımevi 2000 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Zygmunt Bauman, Küreselleşme, Ayrıntı 1999 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Umberto Eco, Açık yapıt, Can yayınları 2001 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Noam Chomsky, Medya Denetimi, Tümzamanlaryayıncılık 1993 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Alaedddin Asna, Halkla İlişkiler Temel Bilgiler, Der Yayınları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1998 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Alaeddin Asna, Halkla İlişkiler, Sabah yayınları 1997 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Alaeddin Asna, Önce İletişim Vardı, Derin Yayınları 2003 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Alaeddin Asna, Bir PR’cinin Meslek Anıları, Media Cat 2004 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Metin Kazancı, Halkal İlişkiler, Turhan yayınevi 2002 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ayla Okay, Kurum Kimliği, Media Cat 2001 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ahmet Bülent Göksel, Halkla ilişkiler, Tanık yay.1990 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ayla Okay Aydemir Okay, Halkla İlişkiler, Der yay. 2002 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Billur Ülger, Halkla İlişkiler, Der Yay. 2004 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ahmet Kalender, Siyasal İletişim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Nilüfer Göle, Melez desenler, Metis 2000 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Korkmaz Alemdar, İletişim ve Tarih, İmge Kitabevi 1996 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İrfan Erdoğan Korkmaz Alemdar, Öteki Kuram Erk 2002 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Walter J.Ong, Sözlü ve Yazılı Kültür, Metis Yay.1995 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Asker Kartarı, Farklılarla Yaşamak: Kültürlerarası İletişim, Ürün &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yayınları 2001 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; J.J. Rousseau, Toplum Sözleşmesi, Çan yay.1965 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Nurdoğan Rigel İleti Tasarımında Haber, Der Yay. 2000 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Nüket Güz vd, Etkili İletişim Terimleri, İnkılap Yay.2002 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Giovanni Sartori, Görmenin İktidarı, İletişim Yay. 2004 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ebru Özgen, Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projeleri, Maviağaç &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayıncılık, 2006 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ceyda Aydede, Teorik ve Uygulamalı Halkla ilişkiler Kampanyaları, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Media Cat Yayınları, 2001 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Mete Çamdereli, Ana Çizgileriyle Halkla ilişkiler, Çizgi Kitabevi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayınları, 2000 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Haluk Gürgen, Örgütlerde İletişim Kalitesi, Der Yayınları, 1997 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ahmet Kalender, Siyasal İletişim, Çizgi Kitabevi Yayınları, 2000&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-4989295831293939974?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/4989295831293939974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=4989295831293939974' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/4989295831293939974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/4989295831293939974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2010/09/profdr-filiz-balta-peltekoglunun-okuma.html' title='PROF.DR. FİLİZ BALTA PELTEKOĞLU’NUN OKUMA LİSTESİ'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-788280764658736110</id><published>2010-09-07T10:58:00.002+03:00</published><updated>2010-09-07T10:58:45.772+03:00</updated><title type='text'>Betül Mardin'den Kadınlara Öğütler</title><content type='html'>Bu öğütleri Facebook'ta bir öğrenci paylaşmış. Sanırım ona ait, ben de birçok öğüdüne katılıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Her sabah spor yapacaksın. Günaşırı filan değil evladım. Her sabah. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Hep çalışacaksın. Üreteceksin. Beynin meşgul olacak, hep koşturman gereken işler olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Günceli takip edeceksin. Haber izle, dergi, kitap, gazete oku. Gündemi yakala. Her konuda kendini update et. Yeni çıkan kitapları da bil, yeni açılan lokantaları da, bu sene moda olan renkleri de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Evlilik ise şart değil, kafanı takma. Gerekli de değil. Hatta şöyle söyleyeyim: One problem less! (Bir problem eksik!) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Çocuk meselesine gelince... Ha işte, burada akan sular duruyor. Yapabiliyorsan yap. Birini bu kadar çok sevmek, onun sorumluluğunu taşımak sadece onu değil, seni de mutlu eder. Doğurmayacaksan, evlat edin. O zaman da senin çocuğun değişen bir şey yok. Evlat edinmeyeceksen de, manevi çocuğun olsun, birini okut, geleceğini şekillendirmesine yardımcı ol. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Günde bir kere et ye. Mutlaka her öğün sebze ve meyve ye. Kusura bakma, ben tatlı severim. Tatlıdan uzak dur diyemeyeceğim! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Ölümden sonra yaşamak istiyorsan, günlük tut. O küçük notlar, hem kendi hayatının tanıklığı, hem de yarına kalan bir bilgi kaynağı. Mesele benim babam, hiç düşünmeden 60 sene boyunca her gün Ece Ajanda'sına o gün olanları yazmış. Hâlâ açıp okuyorum ve çok faydalanıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Olumlu olacaksın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Bazı şeyleri kabul edeceksin. Bütün kadınların seni sevmesine imkân yok! Demek ki bazı kadınlara dikkat edeceksin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Erkeklere gelince, aynı anda birkaçını sevmeyeceksin. Ama onların böyle bir yeteneği ve şerefsizliği olduğunu bileceksin!! !&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-788280764658736110?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/788280764658736110/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=788280764658736110' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/788280764658736110'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/788280764658736110'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2010/09/betul-mardinden-kadnlara-ogutler.html' title='Betül Mardin&apos;den Kadınlara Öğütler'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-6182045785078717556</id><published>2010-08-06T12:08:00.003+03:00</published><updated>2010-08-16T11:27:08.882+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sosyal medya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='görgü kuralları'/><title type='text'>Görgü 2.0</title><content type='html'>Sosyal alemin her türlü nimetinden yararlanıyoruz. Arkadaşlarımızı buluyoruz, yazıyoruz, anında tepkiler alıyoruz, beğeniyoruz, beğeniliyoruz, paylaşıyoruz, aktarıyoruz. Hızlı bir trafik sürüp gidiyor gün boyu. Akşam saatlerinde 23.00-24.00 arası en yoğun saatler olarak yerleşti gitti. Tüm bu heyecanlı trafiğin ötesinde günlük yaşamın stresi, ezikliği, yılgınlığı da taşınıyor sosyal aleme. &lt;br /&gt;Blog yazıları, kişisel yorumlar, forumlara eklenen tartışma konuları içerisinde gün geçmiyor ki bir hakarete, kırıcı söze rastlanmasın. Özellikle entellektüel düzeyi yüksek, işinin ehli yazarlar tarafından yazılan blog yazılarının, friend feedde paylaşılan mesajların altına gelen yorumlardaki aşağılamalar, küçümsemeler, karşılıklı kaba atışmaların dozu inanılmaz boyutlara ulaşmış durumda. Web 3.0 gelmeden, lokasyon paylaşımı ve sataşmaları başlamadan Web 2.0’ın sosyal yaşamını nasıl çekilir hale getireceğimizi düşünmenin zamanı geldi de geçti bile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etiket kelimesi Türkçe’de fiyatlandırmanın veya ürün özelliklerinin tüketiciye gösterilmesi için kullanılıyor. Ancak Fransızca’da ve diğer dillerde etiquette kelimesi sosyal yaşamdaki görgü kurallarını anlatıyor ve ticket- yani bilet kelimesinden geliyor. Bir sosyal ortama biletiniz ya da davetiyeniz varsa ancak o zaman giriş yapabilirsiniz. Bunun için de resmi kuralları bilmeniz ve diğer gereklilikleri yerine getirmeniz gerekiyor. Netiket (netiquette) kelimesi ise internet üzerindeki görgü kurallarını anlatıyor. Sosyal medyanın içindeki trafiğe ilişkin de belirli düzenlemeler sürekli tartışılıyor. Görgü kurallarının içinde ağızdan ağıza pazarlamanın da ayrı bir etiketi ve etiği var onun da sınırları ayrı bir tartışma konusu aslında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel olarak etiketin altın kuralı, “size nasıl davranılmasını istiyorsanız siz de öyle davranın”dır. Etiketin olduğu yerde etik kurallar da daha iyi uygulandığı için daha “görgülü” davranmaya çalışmakta yarar var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternetteki görgü kullarının en belirgin olanlarını çuvaldızı kendimize batırarak sıralarsak: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blog için: (http://bloggingwithoutablog.com/) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir blog yazısını ve diğer yorumları tam okumadan yorum yapmayın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç bir blog yazısında yazarı ve yazılanları aşağılamayın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birisi sizin bloğunuzu ziyaret ettiyse ve yorum yazdıysa en kısa zamanda siz de onunkini ziyaret edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birisi sizin bloğunuza olumsuz bir yorum yazdıysa onu silmekte tereddüt etmeyin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Facebook için: (http://www.pcworld.com/businesscenter/) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi siz gibi gösteren bir profil resmi mutlaka olsun. Olduğunuzdan farklı gözükerek insanları hayal kırıklığına uğratmayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profil bilgilerinizde kendinizi çok abartmayın, yalan yanlış yazmayın, istediğiniz kadar bilgiyi koyabilme, istediklerinize gösterebilme özelliği bulunuyor. Özel yaşamınızı mümkün olduğunca gizleyin (evli olduğunuzu yazın ve çocukların isimlerini vermeyin, doğum gününüzü verin ama yılını yazmayın) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoklu mesaj gönderimlerine cevap verirken sadece mesajı gönderen kişiye cevap verin. Çoklu cevap verdiğinizde “spam” yapmış durumuna düşersiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duvar yazılarınızla haberleşerek program yapmayın, tüm arkadaşlarınızı davet etmiş oluyorsunuz. (Saat 7’de içmeye gidelim diye yazmayın.) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok az arkadaşınızın anlayabileceği şakalar yapmayın, duvar yazınıza mesajlar atmayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Facebook’un kendi gerçek yaşamımızın bir uzantısı olduğunu unutmayın ve her zaman kibar ve saygılı bir tonda yazışın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekleme yaparsak; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bir kimsenin haberi olmadan onun resmini etiketlemeyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Profil sayfasına gereksiz link atmayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sohbet ederken mutlaka zamanı olup olmadığını sorun ve kimseyi gerekmedikçe sohbet için rahatsız etmeyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Gerçek yaşamda iyi tanımadığınız birisini sadece ortak arkadaşlarınız olduğu için “arkadaş” olarak eklemeyin, eklerseniz de saygılı bir şekilde nedenini yazın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Karşı cinsten tanımadığınız insanları rahatsız etmekten kaçının. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Friendfeed için: (http://www.davidrisley.com/) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aynı mesajı birden fazla yayınlamayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İnsanlardan friendfeedde sizi izlemeleri için yalvarmayın. (Bloğunuza ff butonu koyarak bunu halledebilirsiniz.) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Gereksiz yorumlarla ff’de gürültü yaratmayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter için: (http://www.themorningnews.org/) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çok kişiyi izliyorsanız ve çok az izleyiciniz varsa siz bir spamcısınız, kimse sizi istemeyecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çok sık twit yazarsanız insanlar sizden bıkar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Küçük ve özel diyalogları gizli tutun, başkaları okumasın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Herkes özel günlerinizi ve kutlamalarınıza davetli olmadığı için bunları gizli tutun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Size doğrudan gelen mesajları cevaplamak zorunda değilsiniz, ancak bunun da bir bedeli olabilir- siz yine cevaplandırmaya çalışın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bir soru sorduysanız mutlaka cevaplandırın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Twitter’da kaba olan gerçek yaşamda da kabadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Forumlar için: (http://www.wisegeek.com/) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Güvenlik için kendi kimliğinizle forumlara yazmayın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Forumlarda asla BÜYÜK HARF kullanmayın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Görüşleri beğenmeyebilirsiniz ama görüş sahibini asla “Aptallıkla” veya daha kırıcı bir sözle rencide etmeyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aynı görüşü tekrar tekrar yazmayın. Forumun kapasitesini harcamış oluyorsunuz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Forum ortamının huzurunu kaçıracak şekilde yazılar yazmayın, bu internet şiddetidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Forum ortamı çok çatışmalı hale geldiğinde moderatöre yazışmaları kopyalayıp gönderin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E-postalarla ilgili görgü kuralları uzun zamandır yazılıp çiziliyor ama tekrarlamakta yarar var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E-postalar için: (http://www.emailreplies.com/) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sadece yazacağınız konuya odaklanın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Her zaman yazılı iletişim kurduğunuzu unutmadan, tüm noktalama işaretlerini ve imla kurallarını kullanın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Size sorulan soruları mutlaka cevaplandırın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Gelen e-postaları mümkün olduğunca en kısa zamanda cevaplandırın, cevaplayamıyorsanız ofis dışındayım yazan otomatik mesaj gönderin ya da yazamama nedeninizi söyleyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Gereksiz dosyaları eklemeyin. İlla ki bir dosya gönderecekseniz önceden izin alın- karşı tarafın kapasitesini kullandığınızı unutmayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Uzun cümlelerden, acil ifadesinden, BCC yapmadan toplu mesaj gönderimi yapmaktan her zaman kaçının. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yazan: Yard. Doç. Dr. Ferah Onat,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-6182045785078717556?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/6182045785078717556/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=6182045785078717556' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/6182045785078717556'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/6182045785078717556'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2010/08/gorgu-20.html' title='Görgü 2.0'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-1268736260844254605</id><published>2010-06-23T15:09:00.000+03:00</published><updated>2010-06-23T15:09:12.144+03:00</updated><title type='text'>Halkla İlişkilerci: Teknolojinin Pazarlama İletişimine Etkileri</title><content type='html'>http://www.kitapturk.com/books/Kitap/73135/Teknolojinin_Pazarlama_Iletisimine_Etkileri.htm&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-1268736260844254605?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2010/06/teknolojinin-pazarlama-iletisimine.html' title='Halkla İlişkilerci: Teknolojinin Pazarlama İletişimine Etkileri'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/1268736260844254605/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=1268736260844254605' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/1268736260844254605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/1268736260844254605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2010/06/halkla-iliskilerci-teknolojinin.html' title='Halkla İlişkilerci: Teknolojinin Pazarlama İletişimine Etkileri'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-1249757468536370399</id><published>2010-06-23T15:08:00.000+03:00</published><updated>2010-06-23T15:08:05.447+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='web 2.0'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanal dünya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='teknoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pazarlama iletişimi'/><title type='text'>Teknolojinin Pazarlama İletişimine Etkileri</title><content type='html'>Sinem Yeygel Çakır editörlüğünde çıkan &lt;a href="http://www.kitapturk.com/books/Kitap/73135/Teknolojinin_Pazarlama_Iletisimine_Etkileri.htm"&gt;Teknolojinin &lt;/a&gt;Pazarlama İletişimine Etkileri kitabının tanıtımı:&lt;br /&gt;Günümüzün imajlarla çevrili dünyasında bireyler sadece kişilerarası iletişim bağlamında ilişki ağlarını kurmakla kalmamakta, markalar da bireyler için kendi kişiliklerini tanımladıkları ve iletişim kurdukları yapıları oluşturmaktadır. Pazarlama iletişimi stratejileri ile markalara kazandırılan kimlikler, onları soyut ve somut değerler açısından tanımlanabilen yapılara kavuşturmakta, bu durum da birer tüketici olan bireyler için iletişim kurulabilecek yeni tarafların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bilgi iletişim teknolojileri; özellikle markaya rekabet üstünlüğü sağlamak, çok işlevli yapıları ile işletmeler için pazarlama ve pazarlama iletişiminin birçok alanı ile ilgili çok yönlü aktiviteleri gerçekleştirebilmek fırsatını sunmak, yeni nesil teknoloji ile uyum içindeki hedef kitleleri yakalamak ve onları teknolojinin etkileşimli yapısı ile pazarlama iletişiminin sadece hedefi değil süreçte mesajı oluşturan kaynak haline de getirerek hem üreten hem tüketen konumunu kazandırmak (sosyal medya uygulamaları ve kullanıcı merkezli reklam içerikleri vb.) ve pazarlama iletişiminde mesajın gücünü artıracak farklı medya kullanımlarına imkan vermek gibi birçok avantajı markalara sunmaktadır. Dile getirilen bu temel kapsam bağlamında oluşturulan kitap çalışması, &lt;a href="http://www.kitapturk.com/books/Kitap/73135/Teknolojinin_Pazarlama_Iletisimine_Etkileri.htm"&gt;pazarlama&lt;/a&gt; iletişimi sürecine bilgi iletişim teknolojilerinin meydana getirdiği yeni boyutları ortaya koymayı amaçlayan sekiz bölümden oluşmaktadır. Söz konusu bölümler; e-pazarlama karması ve e-pazarlamanın stratejik boyutu, bilgi çağında yenilik ve teknolojinin bu yeniliklere etkisi, sosyal medya ve bir sosyal medya unsuru olarak blogların pazarlama iletişimi ve halkla ilişkiler sürecine etkileri ile kurumun tanıtım elçileri olarak da görülen çalışanların blogları kullanma nedenleri, internette kullanıcıların ürettiği reklam içerikleri ile teknolojinin internet reklamcılığına etkisi ve teknolojinin katkısı ile ortaya çıkan üç boyutlu sıra dışı reklamlar (ambient medya) konularından oluşmaktadır. &lt;br /&gt;Kitap Yazarları: Müge Elden, Belma Güneri Fırlar, Özlem Aşman Alikılıç, &lt;a href="http://www.facebook.com/ferah.onat"&gt;Ferah &lt;/a&gt;Onat, Ebru Uzunoğlu v.d.&lt;br /&gt;Satın almak için link: http://www.kitapturk.com/books/Kitap/73135/Teknolojinin_Pazarlama_Iletisimine_Etkileri.htm&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-1249757468536370399?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/1249757468536370399/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=1249757468536370399' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/1249757468536370399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/1249757468536370399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2010/06/teknolojinin-pazarlama-iletisimine.html' title='Teknolojinin Pazarlama İletişimine Etkileri'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-3680606234989325133</id><published>2010-04-09T10:39:00.000+03:00</published><updated>2010-04-09T10:40:23.678+03:00</updated><title type='text'>1. Ulusal Pazarlama İletişimi Kongresi/İzmir</title><content type='html'>08 Nisan 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklamcılıkta umut ışığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir Ticaret Odası (İTO), İzmir Reklamcılar Derneği (İRD) ve İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) işbirliği ile “Yerelden Evrensele Reklam” sloganıyla düzenlenen 1. Ulusal Pazarlama İletişimi Kongresi’nde, geçen yıl yüzde 15 gerileyen sektörün, bu yıl umut vaat ettiği vurgulandı. 8-9 Nisan 2010 Tarihlerinde İEÜ’de düzenlenen kongreye İzmir’in yanısıra 10 kentten sektör temsilcileri katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kongrenin açılış konuşmasını yapan İTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, fark yaratmanın yolunun reklam ve pazarlamadan geçtiğini vurguladı. Demirtaş, küresel ekonomide rekabetin son derece sertleştiğini söyledi. Demirtaş; “Farklı bir dünyadayız, bu farklı dünya rekabet dünyası. Karlar minimize olurken, fiyatla rekabet artık çok zor. Herkes birbirine yakın kalitede üretim yapabiliyor. Bu nedenle fark yaratmak gerekiyor ve fark yaratmanın yolu da markalaşma, pazarlama ve reklamdan geçiyor” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HERYER BİR REKLAM MECRASI&lt;br /&gt;Pazarlama ve reklam sektörlerinde başdöndürücü bir gelişme yaptığını vurgulayan Demirtaş, “Artık heryer bir reklam mecrası. Otobüslerin üstü, koltuklar, tişörtler her şey bir reklam aracı. Sanal dünya reklamda, pazarlamada yeni bir dönem de başlattı. Örneğin biz bu toplantıyı üyelerimize SMS ile bildirdik, Hepimize her gün onlarca reklam SMS’i, e-maili geliyor” dedi. Bu gelişmeye karşın her kriz döneminde iş dünyasının azalan gelirlerine karşılık reklam ve pazarlama gelirlerinde kesintiye gittiğini ifade eden Demirtaş “Biz üyelerimize hep aksini yapmalarımı söylüyoruz ama tabii derdi de çeken bilir. Sektör ne yazık&lt;br /&gt;1994 ve 2001 krizlerinden sonra küçüldü. Geçtiğimiz yıl da yüzde 15 küçüldü” dedi. Sektörün kalbinin  İstanbul’da atmasına karşın İzmir ve diğer Anadolu şehirlerinde de sektörün büyümesini istediklerine dikkat çeken Demirtaş, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İşte bütün bu nedenle bu kongreyi düzenledik. Hem sektörün genel hem de yerel sorunlarını tartışacağız. Sloganımız; ‘Yerelden Evrensele Reklam’, çünkü İzmir’den başlayarak sektörün büyümesini istiyoruz. de reklamdan pay alması gerekiyor. Çıkış noktası yakalamak için gerçekleştirilen bu kongrenin amacına ulaştığını düşünüyorum. Bu kongrenin hazırlanmasında emeği olan Odamız Meslek Komitesi’ne, İzmir Reklamcılar Derneği’ne, İzmir Ekonomi Üniversitesi’ne, İletişim Fakültesi öğrencilerine teşekkür ederim.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık sokağa çıkıp çözüm üretme zamanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kongreye katılan, Uluslararası Reklamcılar Derneği (IAA) Başkanı ve Doğan Yayın Holding İcra Kurulu Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ konuşmasında, İzmir’in zor günlerde hep çözüm platformu olduğuna dikkat çekti. Sokağa çıkıp çözüm üretme zamanı olduğunu belirten, Yalçındağ, “Şimdi yapılması gereken içine kapanıp, sorunların kapıyı çalmasını beklemek yerine  sokağa çıkıp çözüm üretmek. Çünkü Türkiye yoluna devam ediyor. En küçük bir dalgalanmada Türkiye atık eskiden olduğu gibi ani ve sert düşüşler yaşamayacak. Bireylerin ve kurumların içgüdüsel bir davranışla kendini korumak için aşırı tedbirli davranması, en ufak bir olumsuzluğu bile krize dönüştürmede en büyük etken. Dolayısıyla hep birlikte bu yaklaşımı dışlamalıyız. En ufak bir kriz anında frene sonuna kadar basmak arabaya takla attırır. Kriz başlamadan hemen önce 2007 yılında, Türkiye’nin toplam reklam harcamaları bir önceki yıla göre yüzde 20 artarak,. 4 milyar lirayı bulmuştu. Reklam sektörü büyüme potansiyelinin gerçek göstergesinin bu olmadığını düşünüyorum. Kriz öncesi son üç yılın büyüme ortalamasının yüzde 21 olması da istikrarlı büyümeyi gösteriyor” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010’da sinyaller olumlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Ali Yalçındağ, küresel ekonomik kriz nedeniyle şirketlerin reklam bütçelerinde tasarrufa yöneldiğini özellikle geçen yıl reklam sektörünün olumsuz etkilediğini belirterek, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Reklamcılar Derneği’nin açıklamasına göre 2009 yılında yüzde 15 küçülen sektör, son çeyrekteki büyümenin de etkisiyle 2010 için olumsu sinyaller veriyor. Finansal krizin etkisini göstermeye başladığı  2008 yılının Ekim ayından, 2009 Ağustos’a kadar geçen 11 aylık dönemde reklam harcamaları önceki yılın aynı dönemine oranla  yüzde 21 azaldı. Aynı dönemler arasındaki toplam reklam yatırım farkı ise 655 milyon lira oldu. 2009 yılının ilk sekiz ayında en çok reklam veren 10 sektör arasında yer alan otomotiv sektörü reklam harcamalarını en fazla kısan sektör olarak öne çıktı. 2010 yılında sektörde yüzde 14’lük büyüme öngörülüyor. Eylül ayından itibaren reklam verenlerde yavaş yavaş  bir hareketlilik görülüyor. Mecra fiyatları krizle beraber yüzde 30 ila yüzde 50 oranında düşmüştü.  Eylül ayından itibaren mecra fiyatlarının da artık yavaş yavaş eskiye döndüğünü görüyoruz.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖĞRENCİLER İÇİN BÜYÜK DENEYİM&lt;br /&gt;İki gün sürecek kongrenin sektörde ilerlemeye ışık tutacağını belirten İEÜ Rektörü Prof. Dr. Attila Sezgin ise, “Kongrenin hazırlanma sürecinde bizzat çalışan İletişim Fakültesinin 55 öğrencisi, bu organizasyonu bizim için çok daha önemli kılmaktadır. Öğrencilerimiz için büyük bir deneyim. Sektörde ilerlemeye katkı sağlayacak bu  kongre kongreye ev sahipliği yapmaktan gurur duyuyoruz” diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından İTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, Mehmet Ali Yalçındağ’a teşekkür plaketi sundu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kongrenin ilk gününde, “Yerelde Pazarlama İletişimi Sektörünün Görünüşü”, “Yerel Pazarlama İletişimi Sektöründe Ortak Sorunların Tespiti”, Yerel Pazarlama İletişimi Sektöründe Ortak Sorunlara Çözüm Önerileri”, “Yerel Markaların Pazarlama İletişimi Gereksinimi ve Medya” konulu oturumlar yapıldı. IAA Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ da ilk oturuma katılan konuşmacılara katılım belgelerini verdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-3680606234989325133?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/3680606234989325133/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=3680606234989325133' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/3680606234989325133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/3680606234989325133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2010/04/1-ulusal-pazarlama-iletisimi.html' title='1. Ulusal Pazarlama İletişimi Kongresi/İzmir'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-4562480304358510998</id><published>2010-01-26T16:41:00.003+02:00</published><updated>2010-01-26T16:55:43.734+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çalışan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='womm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sosyal medya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağızdan ağıza pazarlama'/><title type='text'>Çalışanların Ağızdan Ağıza Pazarlamadaki Saklı Gücü</title><content type='html'>&lt;em&gt;Ebru Uzunoğlu, Ferah Onat- (Geniş hali, MARCOM 2009'da Bildiri olarak sunuldu, Pİ Dergisinde Yayınlandı)&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;Ağızdan ağıza pazarlamanın davranış ve karar alma mekanizmaları üzerine etkisini konu alan araştırmaların çoğu müşteriden-müşteriye perspektifine odaklanırken çalışanların ağızdan ağıza pazarlama sürecindeki yerine yeterince değinilmiyor. Çalışanların örgüt içerisindeki rolü sadece emek olarak değil; yönetimsel katkı ve iletişim anlamında da bir değer taşır.&lt;br /&gt;Çalışanlar hem olumlu hem de olumsuz mesaj taşıma potansiyeline sahiptir. Bir insan hakkı olan ifade özgürlüğü anayasalarda, insan hakları evrensel beyannamesi gibi birçok deklerasyonda geçmesine rağmen işyerinde çalışma özgürlüğü kısıtlanır. Çalışanların bir iletişim elçisi olarak görülmesinin ötesinde çalışanların konuşması (employee speech) işletme yöneticileri ve sermaye sahipleri tarafından bir tehdit olarak görülmekte ve sendikal hareketlerle bağdaştırılır (Onat, 2008). Ancak insan kaynaklarıyla ilgili çalışmalar yapan birçok bilim adamı tarafından çalışanların ifade özgürlüğü, çalışanların yönetsel kararlara katılımı işyerinde verimliliğe ve kaliteye giden yolda önemli bir koşul olarak görülmektedir.&lt;br /&gt;Çalışanların ifade özgürlükleri her ne kadar çeşitli iş sözleşmeleriyle kısıtlanmış olsa da bugün teknolojinin sağladığı çeşitli olanaklar sayesinde çalışanların neredeyse sınırsız bir ifade özgürlüğüdür. Bugün pek çok işyerinde Youtube gibi video paylaşım, Facebook gibi sosyal network sitelerine erişim engellenmekte hatta msn gibi anlık ileti kanallarının kullanımı yasaktır. Oysa iletişim teknolojilerinin her geçen gün daha yaygın kullanıldığı günümüzde çalışanların ofis saatleri dışında kişisel bilgisayarlarından, cep telefonlarından internet bağlantısı kurarak diledikleri mesajları diledikleri kişilerle paylaşma imkanları bulunuyor. İş sözleşmesiyle çalışanların ifade özgürlüğünün yasaklanması durumunda bile çalışanlar, gizli kimliklerle görüşlerini ifade ederler.&lt;br /&gt;Çalışanların konuşma özgürlüklerini bağlı bulundukları işletmeleri aleyhine kullanabilecekleri gerçeği birçok işletme yöneticisini korkutuyor. Ancak internet üzerinde görülen çeşitli örnekler çalışanların kurumsal mesajları yaymada da etkili oldukları, hatta ürettikleri içerikle kurumsal itibara katkıda bulunabildikleri, ağızdan ağıza pazarlmanın görünmeyen bir kanalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sosyal Medya ve Çalışanlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İnternet üzerinden gelişen sosyal medyaya ilişkin çalışmalarda da kavramın daha çok tüketiciler yönüyle dikkate alındığı ortadadır. Ancak sosyal medya, tüketiciler kadar çalışanlar için de kendilerini ifade etmeye çalıştıkları ortak paylaşım alanları yarattıkları bir mecra özelliği taşımaktadır. Bugün birçok çalışanın Facebook, MySpace gibi sitelerde bir hesabı ya da kendi kişisel ilgileri hakkkında paylaştıkları video, resim paylaşım sitelerinda kayıtları hatta kişisel blogları yer almaktadır. Bu nedenle sosyal medya, sadece müşteri perspektefiyle incelenmemeli, çalışanlarında etkin bir biçimde kullandığı güçlü bir mecra olarak dikkate almalıdır.&lt;br /&gt;Sosyal medyada çalışanlar, kendi kimlikleriyle veya gizli kimlikleriyle çalıştıkları şirkete ilişkin görüşlerini istedikleri dil ve üslupla kullanabilme şansına sahiptirler. Çalışanların sosyal medyada çalıştıkları yerle ilgili görüş bildirmeleri, eğer çalışan kurumdan memnun değilse şirket için bir tehdit unsuru teşkil edebilmektedir. Öte yandan sosyal medyanın kuruluşlara da yazılanların izleme olanağı vermesi çalışanların olumsuz mesajlar üretip yayma cesaretini sınırlandırmaktadır. Ancak sosyal medyayı stratejik anlamda kavrayan şirketler çalışanların bu gücünü referans noktası haline getirip bu önemli güçten yararlanabilirler. Diğer bir deyişle işletmeler ellerindeki belki de en önemli değer olan çalışanlarını yönlendirerek onların ağızdan ağıza şeklinde iletecekleri mesajları olumlu iletiler haline çevirip bu durumu bir fırsat haline getirebilirler. Bu, elbette kısa zamanda oluşturulacak bir görev ya da uygulama değildir. Çalışanlar arasında böylesi bir olumlu referans ve söylenti sistemi yaratabilmek, çalışanlara yönelik yönetim anlayışını da bu çerçevede tasarlamayı gerektirmektedir.&lt;br /&gt;Ağızdan ağıza içeriden yayılmanın nasıl teşvik edilebileceği konusunda Silverman (2006: 81) şunları önermektedir:&lt;br /&gt;- Ağızdan ağıza çalışanlardan talep edilmelidir. Çalışanlardan önemli şirket haberleri ve ürün gelişmeleri hakkında mesajları iletmeleri istenmelidir.&lt;br /&gt;- Yüksek kaliteli müşteri hizmeti gibi reklamını yapmak istediğiniz her şeyin örneğini bulun ve hikayeleri yayın; çünkü ağızdan ağıza hikayeler kullanmaya yatkındır.&lt;br /&gt;- İnsanlara bir misyon verin ve ödüllerini bu misyonun tamamlanmasına bağlı hale getirilmelidir (yani ödüllendirilmeli).&lt;br /&gt;- Ağızdan ağıza kurum içinden yayılmaya hak ettiği özeni gösterilmeli. Araştırılmalı ve bir öncelik olarak kabul edilmelidir.&lt;br /&gt;Söz konusu teşvikler, kurum içerisinde belirli bir süre kuruluş lehine olan tutumları da arkasına alarak çalışanların ağızdan ağıza olumlu bir yayılma kampanyası başlatarak sürdürmelerini sağlayacaktır. Şirketlere düşen görev ise çalışanların fikir paylaşımlarını destekleyerek bunu kültürlerinin bir parçası haline getirmek ve ağızdan ağıza iletişim için serbest bir ortam hazırlamaktır. Örneğin kriz dönemlerinde çalışan desteğinin sağlandığı iş ortamlarında bilgi akışı çok daha etkindir. Çalışanlar, içerideki sesi temsil etmekte ve güvenilir bir kaynak olarak görülmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken çalışanların da hızlı ve doğru olarak bilgilendirilmesidir. Böylece özellikle ekonomik kriz dönemlerinde maliyeti yüksek reklam harcamalarına alternatif olarak çalışanların ağızdan ağıza pazarlama programlarına destek vermesi de sağlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çalışanların Yer Aldığı Sosyal Medya Ortamları&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Çalışanların kişisel ve kurumsal mesajları iletebilecekleri iletişim ortamları arttıkça şirketlerin pazarlama iletişimi mesajlarını iletebilecekleri kanal sayısı da artacaktır. Çalışanlar sözlü iletişim yanında isteyerek ya da istemeyerek sosyal medyada da ağızdan ağıza pazarlama çabalarına katkıda bulunmaktadır. Çalışanların ağızdan ağıza mesajlarını iletebilecekleri sosyal medya kanalları şöyle sıralanabilir (Onat, 2008):&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çalışan blogları&lt;/strong&gt;- Çalışanların kendilerini ifade etmek ve diğer çalışanlarla iletişim kurmaları amacıyla oluşturdukları kullanım kolaylığı olan web siteleridir. Çalışan bloglarına örnek olarak Southwest Airlines (&lt;a href="http://www.blogsouthwest.com/"&gt;http://www.blogsouthwest.com/&lt;/a&gt;), Microsoft Community blog (&lt;a href="http://www.microsoft.com/communities/blogs/portalhome.mspx"&gt;www.microsoft.com/communities/blogs/portalhome.mspx&lt;/a&gt;), Sun Microsystems (&lt;a href="http://blogs.sun.com/"&gt;http://blogs.sun.com/&lt;/a&gt;) verilebilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sosyal ağ siteleri&lt;/strong&gt;- Bu siteler, insanlara kendi kişisel web sayfalarını oluşturma ve bu siteler üzerinden başkalarıyla bağlantı kurarak içerik paylaşımı ve iletişim imkanı sağlamaktadır. Genel kullanıma açık MySpace, Facebook’ta yaratılan gruplar. Örneğin Facebook’ta HSBC Bankasının 500’den fazla çalışan grubu, Türkiye’deki banka şubelerine ait gruplar bulunmaktadır. (&lt;a href="http://www.facebook.com/"&gt;http://www.facebook.com/&lt;/a&gt;) Çalışanlar, Facebook’ta kurumsal etkinlikleri duyurmak amacıyla Etkinlik (Event) yaratmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çalışan forumları&lt;/strong&gt;: Belli ilgi alanları ve konular üzerinde fikir alışverişi sağlayan ortamlardır. Örnek olarak bankacıların ortak forumu &lt;a href="http://www.bankacilar.net/"&gt;http://www.bankacilar.net/&lt;/a&gt;, lojistik çalışanlarının forumu &lt;a href="http://www.forum.logisticstoday.com/"&gt;http://www.forum.logisticstoday.com/&lt;/a&gt;, mühendis forumları &lt;a href="http://www.eng.tips.com/"&gt;http://www.eng.tips.com/&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Wikiler&lt;/strong&gt;: İnsanların içerik ekleyerek veya bilgileri düzenleyerek ortak bir veri tabanı oluşturmalarına sağlayan web siteleridir (&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/main_page"&gt;http://en.wikipedia.org/wiki/main_page&lt;/a&gt;). Cisco firması çalışanları veri tabanı oluşturmak amacıyla kurdukları Ciscopedia örnek verilebilir.&lt;br /&gt;Çalışan videoları: Çalışanlar tarafından çekilen youtube gibi video paylaşım sitelerinde yayınlanmaktadır. Örneğin İstanbul’daki CNR Fuarcılık firmasının yılbaşı amaçlı çektiği videosu youtube’da yayınlanmış ve müşterilere gönderilmiştir. İş Bankası çalışanları arasında düzenlenen futbol turnuvasındaki görüntüler şu an youtube’ta bulunmaktadır (&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=GyycUSw7S7M&amp;amp;feature=related"&gt;www.youtube.com/watch?v=GyycUSw7S7M&amp;amp;feature=related&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Diğer kanallar&lt;/strong&gt;: Çalışanlar tarafından oluşturulan e-posta grup mesajları, anlık iletilerdeki kimliğin altına yazılan kişisel mesajlar örnek verilebilir.&lt;br /&gt;Çalışanların sosyal medya erişimi birçok işyerinde sınırlı olması hatta yasaklanması çalışanların yine de sosyal medyanın farklı kanallarında var olmayacakları anlamına gelmemektedir. Şirketlerin çalışanlarına yönelik sosyal medya politikaları belirleyerek ve uygulayarak sosyal medyanın getireceği risklerin önüne geçmeleri mümkündür. Sosyal medya olgusuna şirketlerin bir tehditten çok bir fırsat olarak bakmaları, bu paylaşım ortamından daha çok yararlanmalarını sağlayacaktır. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde pazarlama harcamalarının kısıtlanması söz konusu olduğunda çalışanların birer marka elçisi olarak kullanılması krizlerden çıkış çabalarını destekleyecektir.&lt;br /&gt;Sosyal medya ortamlarının çeşitliliğinden de görüldüğü üzere çalışanların iletişim kurduğu birçok ortam bulunmaktadır. Bu ortamlar ağızdan ağıza pazarlama amaçlı da kullanılmaktadır. Söz konusu sosyal medya kanalları üzerinden çalışanların ilettiği mesajlar en genel hatları ile şu konuları içermektedir:&lt;br /&gt;- Sosyal sorumluluk kampanyaları,&lt;br /&gt;- Ürün lansmanları, ürün tanıtımı, promosyon kampanyaları,&lt;br /&gt;- Ürün ve hizmetlerle ilgili görüşler,&lt;br /&gt;- Sektörel konularla ilgili görüşler,&lt;br /&gt;- Yönetsel uygulamalarla ilgili görüşler,&lt;br /&gt;Çalışanlardan olumlu mesaj iletmelerini beklemek, çalışanların zihninde de şirkete ait olumlu çağırışımları gerektirir. Bir başka deyişle çalışanlar iyi motive edildiklerinde ve kurumsal bağlılık sağlandığında kurumsal mesajları taşıyan bir iletişim elçisi gibi işletmeye olumlu getiriler sağlayacaktır. Tıpkı çalışanların müşterilerle kurduğu yüzyüze iletişimde işyerinde tatmin olmuş, mutlu çalışanların müşterileri de memnun etmesi gibi çalışanlar sosyal medya ortamında ağızdan ağıza iletişim yöntemiyle kuruluş hakkında olumlu mesajlar aktaracaklardır. Bunun yanısıra ağızdan ağıza pazarlamaya da destek olacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çalışanların Kurumsal Mesajları Yaymalarıyla Wom Arasındaki İlişki&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tüketiciler bir şirketin çalışanlarına reklamlarından daha fazla güvenmektedir. Edelman firması tarafından yapılan güven barometresi raporları da bu durumu kanıtlar. Edelman Güven Endeksi Raporuna göre çalışanlar, sosyal bağlayıcılar olarak eş konumdakiler, arkadaşlar ve uzmanlar kadar %28 güven profiline sahiptirler. (&lt;a href="http://www.edelman.co.uk/trustbarometer/files/trust-barometer-2007.pdf"&gt;http://www.edelman.co.uk/trustbarometer/files/trust-barometer-2007.pdf&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;Ağızdan Ağıza Pazarlama Birliği WOMMA’nın Ağızdan Ağıza Pazarlama felsefesinde müşterilere ilişkin ortaya koyduğu kriterler, çalışanlar için de geçerli kabul edilebilir. Buna göre müşterinin sesi olarak kabul edilen ağızdan ağıza iletişim çalışanların da sesini temsil etmektedir. Ağızdan ağıza iletişim süreci, doğal, özgün ve dürüst bir iletişim akışını içerir. İnsanlar birbirlerinden tavsiye alma ihtiyacı duyarlar. İnsanlar, tecrübe ettikleri ürün, servis ya da markalar hakkında fikirlerini çeşitli ortamlarda söylerler. Ağızdan ağıza iletişimi bir pazarlama aracı olarak kabul eden kuruluşlar unutmamalıdır ki mutlu müşteri, büyük bir taraf olarak kazanılabilir. Aynı durum, çalışanlar için de geçerli olup kurumundan memnun veya tatmin olan bir çalışan da o kurum için adeta bir taraftar konumundadır. Bu nedenle gerek müşterilere gerekse çalışanlara üzerinde çalışılacak konu ya da konular, fikirlerini daha kolay paylaşabilecekleri ortamlar sağlanmalıdır (&lt;a href="http://www.womma.org/"&gt;www.womma.org/&lt;/a&gt;womm101/3/) Hem müşterilerin hem de çalışanların ürün, hizmet veya işletmeler hakkındaki görüşlerini serbestçe paylaştıkları en yaygın ortamlar sosyal medya ortamlarıdır.&lt;br /&gt;Ağızda ağıza pazarlamada açık ve filtrelenmemiş diyaloğa davet etmek, endişelerine hızlı ve dürüst karşılık vermek, ister olumlu ister olumsuz isterse de tarafsız olsun tüm fikirlere değer vermek bu yöntemin etkin kullanımı açısından önemlidir (&lt;a href="http://www.womma.org/"&gt;www.womma.org/&lt;/a&gt;womm101/3/). Çalışanların bu sürece dahil edilmesi durumunda çalışanlardan ürün, hizmet veya kurumsal mesajların yayılması istendiğinde çalışanlara potansiyel tüketicilerden gelen mesajları almak için sağlıklı bir iletişim ortamı yaratmak, onları dinlemek gerekmektedir.&lt;br /&gt;Doğru insanları bulup bunların birbirleriyle bağlantı kurmalarını sağlamak, yeni toplulukların oluşmasını sağlamak, var olan komitelere diyaloglarda da yer almak ve bunları desteklemek ağızdan ağıza pazarlama felsefesi içinde yer almaktadır (&lt;a href="http://www.womma.org/"&gt;www.womma.org/&lt;/a&gt;womm101/3/). Çalışanların gücünün ağızdan ağıza pazarlama sürecinde kullanılmasının da dış bağlantıları olan sosyal medyada aktif ve güvenilir olan çalışanların seçilerek ağızdan ağıza pazarlama mesajların yayılmasında kullanılabilir.&lt;br /&gt;Ağızdan ağıza pazarlama anlamında çalışanların olumlu mesajlar yayabilmesi için çalışanlara adil davranıldığı, huzurlu bir ortamın sağlandığı çalışma koşulları oluşturulmalıdır. Çalıştığı yerden memnun olan çalışanlar elbette olumlu görüş yayma eğiliminde olacaklardır. Bu olumlu görüşler, çalışanlar arasındaki iletişim ortamları sayesinde pekişecektir. Böylece motivasyonu yüksek, aynı amaçlar çevresinde birleşen bir yapıyla daha verimli çalışma performansı elde edilebilecektir. Bu verimli çalışma kurumun ekonomik anlamda karlılığını da olumlu yansımalar sağlayacağından yatırımcıları da memnun edecek, kuruma yeni yatırımcılar kazandırabilecektir. Kurum içinde sağlanan bu olumlu atmosferin yanı sıra dışarıya yönelik çalışanların iletişim süreçleri birçok paydaşı da etkileyecektir. Bugün mutlu çalışanın müşteriler üzerinde de olumlu etkiler yarattığı ortadadır.&lt;br /&gt;Ağızdan Ağıza Pazarlama konusunda guru olarak kabul edilen George Silverman (2006: 80) kitabında kuruluş içinden ağızdan ağıza yayılmayla ilgili şunları söylemektedir: “Şirketinizin her çalışanı ürünlerinizle ilgili aktif olarak ağızdan ağıza konuşuyor olmalı. Şirketinizin içinden insanlar arkadaşlıranı “içerden bilgi” aktardığında bu, özellikle güvenilirdir. Arkadaşlarına şevkle, reklamdaki kalitenin gerçek olduğunu anlattıklarında insanlar onlara inanmaya meyillidirler. Şirketin çalışanları bile olsalar, paralı sözcüler değillerdir. Doğru olmasa, bunları size anlatmak için herhangi bir özel nedenleri yoktur. Aslında, birçok kişi çalıştığı şirketten şikayet etmeye meyillidir. Bu yüzden, bir şirketin çalışanları şirketten ve ürünlerinden, büyük ilgi ile söz ettiğinde oldukça inandırıcıdır”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çalışan Ağızdan Ağıza İletişimine Örnekler&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Sosyal medya araçlarından en çok kullanıcısı olan sosyal ağ sitesi Facebook arama motorunda “Çalışanları” veya “Employees” olarak arama yapıldığında 500’den fazla grupla karşılaşılmaktadır. Bu grupların bazıları kapalı gruplarken bazıları da açık gruplardır. Gruplarda üyelerin listesi, fotoğraflar, bağlantılar, tartışma panosu vardır. Çalışanlar, kişisel olduğu kadar çalıştıkları kuruluşlar hakkında konuşmakta, tartışmakta; söylentisi pazarlaması (buzz marketing) yaparak, e-mail zincileriyle kuruluşlarının indirim kampanyalarını yayarak viral pazarlama yapmaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi söylenti pazarlaması ve viral pazarlama ağızdan ağıza iletişimin en güçlü araçları arasında bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Çalışanların sosyal medyadaki gücünü en iyi kullandığı ifade edilen kuruluşların başında Amerika’da hizmet veren Southwest Airlines bulunmaktadır. Souhwest Airlines çalışanlarının Nuts About Southwest isimli (&lt;a href="http://www.blogsouthwest.com/"&gt;http://www.blogsouthwest.com/&lt;/a&gt;) linkinin altında çalışanların yazıları yanında youtube gibi video paylaşım siteleri, flickr gibi fotoğraf paylaşım sitelerinde firma ile ilgili ve firma çalışanlarının ürettikleri içeriklerin linkleri yer almaktadır. Southwest Airlines, Amerika Birleşik Devletlerinde diğer hava yollarına göre oldukça başarılı olarak kabul edilen bir kuruluştur. Firmanın başarısının ardındaki gerçekler arasında ABD Havayolları şirketleri arasındaki en yüksek sendikalaşma oranına sahip olması, yöneticisının sıradışı liderliği, yüksek koordinasyon düzeyi gibi özellikler bulunmaktadır (Hoffer, 2005:12). Kurumiçi demokrasiye, iletişime ve koordinasyona yüksek düzeyde önem veren bir şirketin çalışanların görüşlerini sosyal medyada ifade etmelerine destek vermesi doğaldır. Şirket, çalışanların sosyal medyada içerik üretmesini sağlayarak ağızdan ağıza pazarlamayı daha güçlü hale getirmektedir.&lt;br /&gt;Sosyal medya konusunda uzman olan David Scott ile yapılan kişisel görüşmede çalışanları ağızdan ağıza pazarlama amaçlı olarak kullanan birçok kuruluş olduğunu belirtmiştir. Scott, WebInkNow isimli bloğunda birçok yöneticinin sosyal medyadan korktuğunu ifade etmektedir. ABD Hava Kuvvetleri Halkla İlişkiler Direktörü Colonel Caldwell 330.000 çalışanı halkla ilişkiler elemanı gibi gördüklerini herkesin arkadaşları, ailesi ve meslektaşları var, onlarla online görüşüyorlar. Direktör iki yıl önce sosyal medyada yer almayı düşünmediklerini ancak bugün durumun çok farklı olduğunu belirtmektedir..&lt;br /&gt;Hava Kuvvetlerindekilerin %70’inin Youtube kullandığı; %50’sinin Facebook’u, %75’inin MySpace kullandığı ve Amerikan Hava Kuvvetlerinin genelde online olarak değerli enformasyon yaratma olanaklarını kullandıkları vurgulanan blog ropörtajında Caldwell, çalışanlarımızın nereye gittikleri, günlerini iyi-kötü nasıl geçirdikleri hakkında konuşsunlar istiyorum. Hava kuvvetlerinde milyonlarca dolar araç gerecin kullanılması dışardaki insanların kafasını karıştırıyor. Ancak insanlar Facebook gibi ortamlara girdiğinde onların sözleri özellikle üretilmiş bir videodan daha etkili oluyor” diyerek çalışanların iletişim kanalı olarak kullanılmasının önemini vurgulamaktadır (&lt;a href="http://www.webiknow.com/2009/03/the-us-air-force-and-social-a-discussion-"&gt;www.webiknow.com/2009/03/the-us-air-force-and-social-a-discussion-&lt;/a&gt;..).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bilgi teknolojileri firması olan EMC 9000 kişiyi bir araya getirdiğei EMC Dünya Konferansı 2008’de sosyal medya haber odası oluşturdu. Burada Twitter gibi insanların etkinlik sırasında bağlantıda kalabilecekleri bir ortam oluşturdu. EMC aynı zamanda 18 çalışanın bloğu olduğu bir firmadır. Bu blogların listesi firmanın web sitesindeki sosyal medya bölümünde bulunmaktadır (&lt;a href="http://www.webinknow.com/2008/10/emc-corporation.html"&gt;www.webinknow.com/2008/10/emc-corporation.html&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sonuç&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çalışanları da birer kanal olarak kullanmaları, onların kurumlar hakkındaki spontan gelişen yorumları bile bir tür ağızdan ağıza iletişime işaret etmektedir. Bu iletişimin şirket yöneticileri tarafından farkedilerek planlanması ve stratejik olarak yönetilmesi de ağızdan ağıza pazarlama süreçlerine destek olacaktır. Çalışanların gerek spontan olarak geliştirdikleri olumlu söylemlerle gerekse yönlendirilerek oluşturdukları ağızdan ağıza iletişim mesajlarında taraftar olarak kazanılabilmesi çalışanların tatminin sağlanmış olmasıyla doğru orantılıdır.&lt;br /&gt;Çalışanların huzurlu bir ortamda çalışmaları, yönetime katılmalarının desteklenmesi, adil olarak performanslarının değerlendirilmesi, yönetimin şeffaf olması, kurum içi halkla ilişkiler faaliyetlerinin iyi yönetilmesi gibi etkenler olumlu söylemlerin kurum dışına taşınmasını sağlayacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-4562480304358510998?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/4562480304358510998/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=4562480304358510998' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/4562480304358510998'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/4562480304358510998'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2010/01/calsanlarn-agzdan-agza-pazarlamadaki.html' title='Çalışanların Ağızdan Ağıza Pazarlamadaki Saklı Gücü'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-2976929822583456674</id><published>2009-11-12T15:30:00.001+02:00</published><updated>2009-11-12T15:32:57.607+02:00</updated><title type='text'>Üç Üniversitenin Dört Akademisyeni Bir Kitapta Buluştu</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/SvwOdY-3MoI/AAAAAAAAANI/H2T0BBr7KQs/s1600-h/kurumsal+iletisim.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403209551022862978" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 257px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/SvwOdY-3MoI/AAAAAAAAANI/H2T0BBr7KQs/s400/kurumsal+iletisim.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yaşar Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve İzmir Ekonomi Üniversiteleri İletişim Fakülteleri Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümleri öğretim üyelerinden iletişim dünyasına ışık tutacak bir çalışma gerçekleşti. Say Yayıncılık’tan çıkan “İnternet Çağında Kurumsal İletişim” isimli kitap, iletişim fakültelerinde eğitim gören öğrencilere, iletişim sektöründe çalışanlara ve özellikle de kurumlara ışık tutacak niteliğinde bir kaynak olarak değerlendiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın Yazarları Sırasıyla:&lt;br /&gt;Yard. Doç. Dr. Ebru Uzunoğlu, İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölüm Başkanı&lt;br /&gt;Yard. Doç. Dr. Ferah Onat, Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölüm Başkanı&lt;br /&gt;Yard. Doç. Dr. Özlem Aşman Alikılıç, Yaşar Ünivesitesi İletişim Fakültesi Halkla Ilişkiler ve Reklamcılık Bölümü öğretim üyesi&lt;br /&gt;Yard. Doç. Dr. Sinem Yeygel Çakır, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü Öğretim Üyesi&lt;br /&gt;Öğretim üyelerinin ortak özellikleri hepsinin Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümünden lisans, yükseklisans, doktora eğitimi alarak mezun olmaları. Mezun oldukları İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge Elden’in desteğiyle yayınlanan kitabın önsözüne yine Müge Elden imza attı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Say Yayıncılık’tan çıkan ve ülke genelinde satışa çıkan kitapta, kurumların sanal dünyada var olma gerekliliği dile getirilirken, kurumların pazarlama iletişimi stratejilerinde sanal dünyadan nasıl yarar sağlayabileceklerine dair öneriler, uygulamalı örneklerle sunuluyor. Halkla ilişkiler ve reklamcılık uzmanı dört akademisyen tarafından yazılan “İnternet Çağında Kurumsal İletişim” adıyla saygın yayınevlerinin raflarında yer alan kitapta; internet ve sanal dünyanın kurumların kendilerini yansıtmaları için sağladığı pazarlama iletişimi olanaklarının yanı sıra, bilginin doğruluğunun denetlenememesi ve kontrolsüz yayılma hızı nedeniyle, kurumları krizlere sürükleyen tehditlerle dolu bir ortam haline de gelmesi tartışılıyor. Kitap 192 sayfadan ve dört bölümden oluşuyor. Bölüm başlıkları: Web Sitelerinden Kurum Kültürü Yansımaları, Sanal Gerçeklikler ve Kurumsal Markalar, Online Medya İlişkileri: Online Basın Bültenleri ve Online Basın Kitleri, Online Krizler ve Söylentiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir Üniversitelerinden Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Sektörü İçin Önemli Bir İşbirliği ve İzmir’de Bir İlk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversiteler şehri İzmir’in üç İletişim Fakültesi’nde öğretim üyeliği görevini sürdüren dört akademisyenin kitabı, iletişim alanında İzmir’de ilk kez yapılan ortak bir çalışma özelliğini de taşıyor. Dört akademisyen bu işbirliğinin devamı için farklı çalışmalarda da bir araya geleceklerini belirttiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıntılı bilgi ve kitap isteme adresi: &lt;a href="http://www.saykitap.com/"&gt;http://www.saykitap.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın giriş bölümünden:&lt;br /&gt;Cep telefonunun olmadığı bir dünya düşünebilir misiniz? Peki ya bilgisayarınızı açmadan, internete bağlanmadan kaç gün geçirebilirsiniz? Bizler çok değil, 15 yıl kadar once böyle bir dünyada yaşıyorduk. Ne bir e-posta adresimiz vardı, ne de yaşamımızı paylaştığımız sanal ortamlar. Kilometrelerce uzak ülkelerde yaşanlar bizim için gerçekten uzak, yakınlarımızdakiler ise gerçekten yakındı. 15 yıl once belki de sanal kelimesinin anlamını bilmiyorduk. Artık bugün, sanalla gerçeğin iç içe olduğu bir dünyada yaşıyoruz….&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-2976929822583456674?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/2976929822583456674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=2976929822583456674' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/2976929822583456674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/2976929822583456674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2009/11/uc-universitenin-dort-akademisyeni-bir.html' title='Üç Üniversitenin Dört Akademisyeni Bir Kitapta Buluştu'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/SvwOdY-3MoI/AAAAAAAAANI/H2T0BBr7KQs/s72-c/kurumsal+iletisim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-8074217101200683313</id><published>2009-10-30T13:12:00.004+02:00</published><updated>2009-10-30T13:17:09.425+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanal dünya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurumsal iletişim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='internet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='online krizler'/><title type='text'>İnternet Çağında Kurumsal İletişim</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/SurLHSokXXI/AAAAAAAAANA/CYCwxBIcQGU/s1600-h/kurumsal+iletisim.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398350429478477170" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 257px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/SurLHSokXXI/AAAAAAAAANA/CYCwxBIcQGU/s400/kurumsal+iletisim.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yazarlar: Ebru Uzunoğlu, Ferah Onat, Özlem Aşman Alikılıç, Sinem Yeygel Çakır&lt;br /&gt;Sanal dünya, bilgiyi hızla ve yaratıcı bir içerikle dikkat çekici olarak geniş alanlara yansıtan özelliğiyle, şirketler için kurum kültürlerini ifade etmek, kurumsal markalarını anlatmak, imajlarını oluşturmak ya da basınla ilişkilerini yürütmek için vazgeçilemez bir ortamdır. Bu bağlamda “İnternet kullanımı ve sanal dünyada işletmelerin varlık göstermeleri hem yönetim anlayışları hem de pazarlama stratejileri açısından temel bir işletme felsefesi olarak kabul edilmesi gereken bir olgu haline gelmektedir.”&lt;br /&gt;Sanal dünya, kurumların kendilerini yansıtmaları için sağladığı pazarlama iletişimi olanaklarının yanı sıra, bilginin doğruluğunun denetlenememesi ve kontrolsüz yayılma hızı nedeniyle, kurumları krizlere sürükleyen tehditlerle dolu bir ortam haline de gelebiliyor. Halkla ilişkiler ve reklamcılık uzmanı dört akademisyen tarafından yazılan bu kitapta, kurumların sanal dünyada var olma gerekliliği dile getirilirken, kurumların pazarlama iletişimi stratejilerinde sanal dünyadan nasıl yarar sağlayabileceklerine dair öneriler, uygulamalı örneklerle sunuluyor.&lt;br /&gt;3 ayrı üniversiteden 4 yardımcı doçentin Prof. Dr. Müge Elden'in önsözüyle ve desteğiyle yazdığı kitap 1 Kasım'dan itibaren kitapçılarda ve internet kitap mağazalarında.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-8074217101200683313?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/8074217101200683313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=8074217101200683313' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/8074217101200683313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/8074217101200683313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2009/10/internet-cagnda-kurumsal-iletisim.html' title='İnternet Çağında Kurumsal İletişim'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/SurLHSokXXI/AAAAAAAAANA/CYCwxBIcQGU/s72-c/kurumsal+iletisim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-7764988557900011720</id><published>2009-07-02T16:53:00.000+03:00</published><updated>2009-07-02T16:54:55.653+03:00</updated><title type='text'>Krizin süperkahramanı ‘Ben 10’den pazarlama üzerine çıkartılacak 10 ders</title><content type='html'>Ben 10’ (benten okunur) çılgınlığı aldı başını gidiyor. ‘Ben 10’ de ne diyeceksiniz? Küçük bir erkek çocuğunuz yoksa kim olduğunu büyük bir ihtimalle bilmiyorsunuzdur. Ben isimli çocuk, kolundaki kocaman saatini çevirdikçe on farklı uzay karakterine dönüşüyor. Her bir karakterin farklı bir gücü (şiddet özelliği) var. Bu güçleriyle uzaydaki kötülerin üstesinden gelmeye çalışıyor. ‘Ben 10’, aynı zamanda ekonomik krize kafa tutarcasına inanılmaz sayıda satan bir derginin de baş kahramanı oluyor.&lt;br /&gt;Yazının devamı: &lt;a href="http://selimtuncer.blogspot.com/"&gt;http://selimtuncer.blogspot.com&lt;/a&gt; adresinde&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-7764988557900011720?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/7764988557900011720/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=7764988557900011720' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/7764988557900011720'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/7764988557900011720'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2009/07/krizin-superkahraman-ben-10den.html' title='Krizin süperkahramanı ‘Ben 10’den pazarlama üzerine çıkartılacak 10 ders'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-6710960449776969179</id><published>2009-07-02T16:52:00.000+03:00</published><updated>2009-07-02T16:53:22.136+03:00</updated><title type='text'>Zaman yaydan fırlamış bir ok mu yoksa daldan dala atlayan bir maymun mu?</title><content type='html'>Zaman dediğimiz olgu ne kadar doğrusal? Kronoloji bilminin uğraşıp sırayla düzenlediği kadar düz bir çizgi üzerinde mi gidiyor? Zamanın doğrusallığını sorguladığımızda eskilerin “Tarih tekerrürden ibarettir” sözünü hatırlıyoruz. Bu sözde tarihte yaşananlar hep tekrar eder; nesiller geçer hep aynı hatalar yapılır- mı denmek isteniyor yoksa zamandaki gidiş gelişler mi anlatılıyor? “Dejavu” diyebilirsiniz buna, “ben bunu daha önce yaşamıştım” hissi... Ne dersek diyelim zaman kavramı internetin gelmesiyle iletişimcilerce tekrar tekrar sorgulanmaya mahkum.&lt;br /&gt;Yazının devamı: &lt;a href="http://www.prbu.com/"&gt;www.prbu.com&lt;/a&gt; adresinde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-6710960449776969179?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/6710960449776969179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=6710960449776969179' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/6710960449776969179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/6710960449776969179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2009/07/zaman-yaydan-frlams-bir-ok-mu-yoksa.html' title='Zaman yaydan fırlamış bir ok mu yoksa daldan dala atlayan bir maymun mu?'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-6959354352522193983</id><published>2009-07-02T16:50:00.002+03:00</published><updated>2009-07-02T16:56:44.450+03:00</updated><title type='text'>Alın Size Yeni Kavram: Çocukları Pazarlamak</title><content type='html'>Her geçen gün pazarlama kavramına eklemlenen birçok yeni kelimeyle karşılaşıyoruz. Bunların içinde kids marteking, youth marketing, buzz marketing, jazz marketing, saz marketing var. Bunların birbirinden farkı olmadığı aşikar. Size yeni bir kavram, ama bu &lt;a style="mso-comment-reference: g_1; mso-comment-date: 20090630T1138"&gt;pek de &lt;/a&gt;iç açıcı cinsten değil; bu kavram çocukları pazarlamakla ilgili...&lt;br /&gt;Yazının Devamı: &lt;a href="http://selimtuncer.blogspot.com/"&gt;http://selimtuncer.blogspot.com/&lt;/a&gt; adresinde.&lt;br /&gt;&lt;a name="_msocom_1"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-6959354352522193983?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/6959354352522193983/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=6959354352522193983' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/6959354352522193983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/6959354352522193983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2009/07/dr.html' title='Alın Size Yeni Kavram: Çocukları Pazarlamak'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-5497116748816239025</id><published>2008-02-04T15:17:00.000+02:00</published><updated>2008-02-04T15:20:49.855+02:00</updated><title type='text'>SOSYAL AĞ SİTELERİNİN REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER ORTAMLARI OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ</title><content type='html'>Yard. Doç. Dr. Ferah Onat, Öğr. Gör. Dr. Özlem Aşman Alikılıç&lt;br /&gt;Yaşar Üniversitesi&lt;br /&gt;(Bu makale Yaşar Üniversitesi elektronik dergisinde 1/2/2008 tarihilnde yayınlanmıştır. Kullanırken lütfen kaynak gösteriniz.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giriş&lt;br /&gt;            İletişim sektöründe çalışan profesyoneller için, teknolojik gelişmeler aracılığıyla ortaya çıkan yeni mecraların iletişim çözümleri (araçları) olarak kulllanılması, kısa süre içinde gerçekleşmemiştir. 1990’lı yılların sonlarında internetin dünya kültürüne tanıştırılması, internetin bir pazarlama iletişimi aracı olarak kullanılabileceğine dair bir fikir vermekten ve yeni bilgilere ulaşmak ve haberleşmeyi sağlamaktan öteye geçmemiştir. Bunun nedenlerinden biri büyük olasılıkla firmaların ilk başlarda internette neler yapabileceklerinin pek farkında olmamalarıdır. (Holtz, 2002:19-20). Bu süreç içinde firmalar geleneksel kitle iletişim araçlarını kullanmaya devam etmişlerdir. Gerçekte her yeni teknolojik yenilik tüketiciyle tanıştırıldığında benzer bir adaptasyon süreciyle karşılaşmıştır (Holtz, 2002: 20). Örneğin televizyon, radyodan sonra tüketiciyle tanıştığında belli bir süre içeriğinin genişlemesi farklı televizyon gösterileri ve programların oluşturulup tüketiciye sunulması süreci işlemiş ve bu süreç belirli bir olgunluğa kavuştuğunda, mecra olarak radyonun yerine kullanılmaya başlanmıştır.&lt;br /&gt;            Teknolojinin toplumsal kültürle birleşmesinden sonra televizyonun yeni farkedilen faydalarından pazarlama iletişimi karması içinde reklam ve halkla ilişkiler kullanılmaya başlanmıştır. Bilgisayar ve internet de aynı süreçten geçmiştir.&lt;br /&gt;            İnternet teknolojisinin 1993 yılının sonlarına doğru iş ortamlarıyla ve dolayısıyla toplumla tanışması, bilgisayarı internetin kullanılması için gerekli bir araç haline getirmiş ve toplum için vazgeçilmez bir bilgi ve veri havuzu haline gelmesiyle önemi daha iyi artmıştır (Holtz; 2002: 21). Bilgisayar ve mobil iletişim teknolojilerinin bütünleşmesiyle internet aracılığıyla erişim için mekan sınırı ortadan kalkmıştır. Artık hangi araçla iletişim kuracağız sorusu yerine nasıl bir içerikle iletişim kuracağız sorusu ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;            Joshua Meyrowitz (1994), araç (medium) teorisini içeriğin (content) de ötesinde, kitle iletişim araçlarının teknolojik etkileri üzerine değerlendirmiştir. Araç teorisiyle ilgilenenler, kitle iletişim araçlarını mesajları göndermeye yarayan bir kanal olmalarının çok daha ötesinde bir anlamı olduğuna değinmektedirler (Croteau ve Hoynes, 2003: 307). Günümüzde iletişim teknolojilerinin toplum yaşamına getirdiği köklü değişim olgusunu McLuhan’ın çeşitli eserlerindeki ifadelerine değinerek açıklamakta yarar vardır. Temelde kitle iletişim araçları yoluyla iletilen içeriğin temel mantığında  (“Araç mesajdır – Medium is the Message” diyen McLuhan’ın da söylediği gibi (McLuhan, 1964: 32)) aracın (medium) doğasında olan özellikler sebebiyle, aracın sosyal etki yaratabilmek için en önemli anahtardır (Croteau ve Hoynes, 2003: 307). Bu perspektiften bakıldığında, kitle iletişim araçları teknolojileri, sosyal etki yaratmada oldukça etkilidir. Sosyal etkiler; tüketicilerin kendi kültürel ve sosyal çevrelerini yaratmada ve tüketicilerin organize olmalarında yatmaktadır. McLuhan’a göre her yeni medya sosyal anlamda kişilere bir takım değerler katarak onu geliştirir ve yeni kültürel değerlere adapte olmasına ve bu yeni değerlere göre kişiyi şekillendirmesine olanak sağlar (McLuhan, 1964: 32).&lt;br /&gt;            McLuhan’ın yeni kitle iletişim araçlarının oluşmasıyla, toplumun sosyal çevrelerinde oluşan değişikliklerin ve tüketicilerin bu yeni değişikliğe kolaylıkla adapte olduğuna dair tasviri, Web.2.0’ın geçmişinin on yıl kadar az olmasına rağmen, toplumlar tarafından ne kadar kolay, zahmetsiz ve kısa sürede adapte oldukları gerçeğiyle uyuşmaktadır. Sosyal ağlar ve dolayısıyla diğer Web.2.0 platformları, toplum tarafından kısa süre içinde kabul görmüş ve mesaj içeriklerinin hazırlanmasından, kodlanmasına, aracın seçiminden, tüketici tarafından kodun çözülmesine kadar tüm iletişim sürecinde aracın şekillenmesine yardımcı olmuştur. Artık firmalar iletişim ve pazarlama amaçlı mesajlarını yeni kitle iletişim araçlarıyla bütünleştirip göndermekte, geri bildirim de bir başka içerik oluşumuyla yine aynı kanallar yoluyla hedef kitleye ulaştırmaktadır. McLuhan’ın söyleminin bu noktadan sonra günümüzdeki bir farklılık göstermekte ve bir saptamasınin da çeliştiği söylenebilir: McLuhan aynı eserinde her yeni medya teknolojisinin, sosyal yaşamı yeniden şekillendirdiğini ancak bunu yaparken de medyanın toplumun sosyal hayatı kısalttığına değinmektedir (Croteau ve Hoynes, 2003: 307). Sosyal ağların, yeni kişilerle tanışması, yeni dostluklar kurması için ortam yaratması gibi avantajları, bu noktada yeni bir kitle iletişim aracı olmasından dolayı sosyal ağları farklı bir boyuta taşımaktadır. Online sosyal ağların sosyal hayatı küçülttüğünden ziyade, etkileşim ve paylaşımı artırdığı için kişileri daha sosyal bir canlıya dönüştürdüğü söylenebilir.&lt;br /&gt;McLuhan, Gutenberg Galaksisi adlı eserinde (McLuhan, 1962) farklı bir noktaya odaklanmış ve toplum kültürlerinin yaşadıkları döneme dair varolan önemli buluşlardan etkilenerek, bu teknolojik gelişmelerin ışığında toplumsal yapının, pazarlama faaliyetlerinin, yaşam koşullarının yeniden şekillendirdiğinden bahsetmiştir. Matbaanın buluşuyla, toplumların “sözel”den “yazar” toplumlara dönüştüğünü ve insan duyularının da bu noktada değişime uğradığını (işitme duyusunun yerini görme duyusunun alması gibi) ifade eden McLuhan, dolayısıyla kitle iletişim araçlardaki değişimin sadece kültürleri değil, insanların da büyük ölçüde algılamasını ve dolayısıyla davranışlarını geliştirip değiştirdiğine değinmiştir. Bir başka çalışmasında McLuhan (1964), yazılı medyadan elektronik medyaya dönüşümüne de değinmiştir. Elektronik medyanın toplumla buluşması toplumların tüm duyu organlarını bir arada kullanmalarına olanak tanımıştır. McLuhan’ın bir başka önemli saptaması olan “Global Köy” kavramı da elektronik medyanın ileriki yıllarda toplumları getireceği boyuttur (Croteau ve Hoynes, 2003: 308). Global Köy’de McLuhan’a göre, elektronik medyanın gelecekte ileri teknolojiye geçmesiyle ve toplumlar arasında sınırların kalkmasıyla, dünyanın her köşesinde teknolojiyi kullanan herkes, coğrafi sınırlar ve sınırlamalar olmaksızın diledikleri kişiyle iletişim kurabilecek, haberleşebilecek ve paylaşımda bulunabilecektir.&lt;br /&gt;1990’ların sonunda, yeni teknolojik gelişmeler ve internetin bulunuşu ve internete bağlı yeni online teknolojilerin ve dolayısıyla da yeni dijital platformların oluşması; yeni kitle iletişim tekniklerinin oluşmasına neden olmuştur. Aynı McLuhan’ın belirttiği gibi her yeni önemli buluş; toplumsal yapıyı değiştirmenin de ötesinde, toplumu şekillendirir, kullandıkları araçları şekillendirir, dili geliştirir, davranışları ve değerleri yeniden yapılandırır. McLuhan’ın yıllar once belirlemiş olduğu toplumu değiştiren önemli buluşlara dair yaşam evreleri (çağları);&lt;br /&gt;·        İnsanların konuşmayı öğrendiği – yazının bulunmasına kadar geçen oral çağ&lt;br /&gt;·        Matbaanın bulunmasıyla – görsel çağ&lt;br /&gt;·        Elektronik basının icadıyla – hem oral – hem işitsel – hem görsel çağdır.&lt;br /&gt;Mc Luhan akımına en yakın isimlerden biri olan Birkerts (The Guttenberg Elegies, 1994); yaşanan tüm çağların en baskın olan yazılı basın kültürünün artık   sonuna gelindiğini belirtmiş ancak bunun ötesinde, eski çağın yerine dijital çağın geçeceğine değinmiştir.&lt;br /&gt;Bugüne gelindiğinde, McLuhan’ın evrelerine bir ilave daha yaparak, dijital evreden (çağdan) bahsetmek mümkündür. Dijital ortamıyla internet ve Web.2.0 iletişimcilerin karşısına çıkmaktadır. Dijital evre ve sanal ortam, coğrafi sınırları kaldırmanın da ötesinde, işitsel, görsel ve oral tüm evreleri bünyesinde barındararak toplumların birbirleriyle eş zamanlı iletişim kurmalarını sağlamaktadır. Bu durum firmalar için de çok önemli faydalar sağlamıştır. Dijital ortamları kendileri için bir fırsat gören firmalar; önce elektronik postalar, intranetler ve ekstranetler yoluyla eş zamanlı olarak personeliyle, aracı kuruluşlarıyla, tedarikçileriyle, müşterileriyle ve sosyal paydaşlarıyla iletişim kurup etkileşimde bulunurlar, reklam ve halkla ilişkiler uygulamalarını bu ortamlarda hayata geçirirken, daha sonra web sitesi kurarak tanıtımlarını yapmaya başlamışlardır. Web sitesi üzerinden kendilerini ve ürün / hizmetlerinin tanıtımlarını yaparlarken, teknolojinin gelişmesiyle, farklı yazılımlar yükleyerek, interaktif uygulamalarla, online alışveriş, web sayfası üzerinden online haberleşmeye başlamışlardır. İnternetin kullanıcı içerikli bir boyuta transferiyle ortaya çıkan Web 2.0 dönüşümüyle internet ortamı, hem kullanıcı sayısını artırmış hem de kullanıcıların içerikleri yani mesajları oluşturduğu ve paylaştığı büyük bir güce dönüşmüştür. Bunun önemini çabuk kavrayan firmalar önce arama motorlarını; Google’ı, Yahoo’yu daha sonra MSN’yi, Hotmail’i, blogları (Myspace, Blogger.com, Blogcu.com gibi), Youtube’u ve son olarak Online sosyal ağ sitelerini (Facebook gibi) keşfetmişlerdir. McLuhan’ın Global Köy’ünün 21. Yüzyılda tam olarak gerçekleştiği söylenebilir. Aynı anda milyarlarca kişinin ırk, din, dil, hayat tarzı, eğitim, yaş, cinsiyet, statü gözetmeksizin eş zamanlı paylaşımda bulunup kendi çevreleri ve başka çevrelerle ağ kurabildikleri bu siteler, özellikle pazarlama iletişimi, halkla ilişkiler ve reklam perspektifinden bakıldığında, önemli bir  kitle iletişim aracı alternatifi olarak görülebilir.&lt;br /&gt;            1. Sosyal Ağlar          &lt;br /&gt;            Sosyal ağların önemine, sosyoloji bilimiyle uğraşan birçok bilimadamı ve yazar tarafından birçok eserde değinilmiştir. 1964 yılında George Simmel, The Web of Group Affilations (Simmel, 1964:140) isimli eserinde “Grup (ağ) içinde yakınlaşan bireyler düzgün ilişkiler üzerine oturan bir sistem oluştururlar, buna göre yeni grupta birey kendisini daha açık olarak anlatabilir”. Simmel, davranış değişikliklerini anlamak için “Birey iletişim ağlarıyla kimlere bağlanmıştır?” sorusunu sormaktadır (Simmel, 1964). Simmel dışında, Alexander (1964), Fischer (1977) ve daha birçok yazar toplumsal ağların bireylerin yaşamındaki önemine değinmişlerdir.&lt;br /&gt;            Sosyal ağ, bireyler arasındaki kişisel veya profesyonel ilişkilerin oluşturduğu ağdır. Sosyal ağlar insanlar arasındaki bağlantıları ve bu bağlantıların gücünü temsil etmektedir(&lt;a href="http://www.parliament.vic.gov.au/SARC/E-democracy/Final_Report/Glossary.htm"&gt;www.parliament.vic.gov.au/SARC/E-democracy/Final_Report/Glossary.htm&lt;/a&gt;). Sosyal ağlar, birbiriyle doğrudan veya dolaylı olarak etkileşim halinde olan kişilerin oluşturduğu ağdır. Ağ, sadece aile ve arkadaşlardan değil öğretmenler, okul çalışanları, komşular, toplum içindeki bağlantılardan oluşmaktadır.&lt;br /&gt;(&lt;a href="http://rrtcpbs.fmhi.usf.edu/rrtcpbsweb/glossary.htm#S"&gt;http://rrtcpbs.fmhi.usf.edu/rrtcpbsweb/glossary.htm#S&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;            İletişim modelleri açısından da bakıldığında, 1970’li yıllara kadar geliştirilen iletişim modellerinin birçoğunun doğrusal (linear) olduğu ve çoğunda ağlardaki bireyler arasındaki ilişkileri göz ardı edildiği görülmektedir (Kincaid, 1979). Iletişim sadece doğrusal olan ve kaynak ile alıcı arasında geçen bir süreçten çok kaynak ile alıcının farklı kaynaklardan etkilendiği karmaşık bir süreçtir. Sosyal ağların incelenmesi mesajların geldiği kaynakların belirlenmesi, hedef alınacak kişilerin gruplandırılması ve ona göre mesaj gönderilmesi yönünden halkla ilişkiler ve kurumsal iletişimciler tarafından önemle değerlendirilmelidir. Günümüzde iletişim teknolojilerinin yaşamın içine daha çok girmesiyle sosyal ağlar ayrı bir önem kazanmıştır.&lt;br /&gt;            Strategy Business Dergisinde yayınlanan “Network Theory’s New Math” isimli makalede sosyal ağların yaşamdaki önemi şöyle ifade edilmiştir: “Bazıları bağlantılı doğar, bazıları bağlantılar kurmayı başarır, diğerlerinin ise hala bağlanmış olmadıkları için kendilerine güveni yoktur. Herkes sosyal ağlarla birbirine bağlanmıştır. Her bir birey başka bir kişinin sosyal ağında bir düğüm ya da merkez olarak bulunmaktadır. Yaşantımızın kalitesinin büyük bir kısmı sosyal ağlarımızın kalitesinden etkilenmektedir. Yaşam standardımız, sosyal ağlarımızın standartlarına bağlıdır. Marshall Mc Luhan’ın Küresel Köy isimli kitabındaki dediklerini uyarlarsak “Bizler sosyal ağlarımızı oluşturuyoruz ve sonra sosyal ağlarımız bizi şekillendiriyor” (Hamilton, 2003: &lt;a href="http://www.strategy-business.com/"&gt;www.strategy-business.com&lt;/a&gt;).”&lt;br /&gt;            İnternet ortamında bağlantılarıyla iletişime geçen insanlar kendilerine ait küçük bir dünya yaratmaktadırlar. Küçük – dünya (small – world) fenomeni ilk olarak sosyolog Stanley Milgram tarafından 1967’de bir posta deneyiyle keşfedilmiştir.  Deneyde ortaya çıkan altı dereceli sınıflandırmada, bir kişi tanımadığı birisine ulaşmak için en fazla 5 kişiyi kullanarak ulaşabilmektedir (Patch, 2004: 4). (İnternetteki ilk sosyal ağ sitesinin adı da SixDegrees’dir). Milgram’ın sözünü ettiği “altı kişi” halkla ilişkiler açısından altı ayrı düzeyde değerlendirilebilir. Bunlar kişisel ağ, profesyonel alan, iç çevre, dış çevre ve üyelik bağlantılar olarak yorumlanabilmektedir (Green, Andy, 2006:134).&lt;br /&gt;            Bilgi teknolojileri, sosyal ağların gerçek yaşamdakinden daha farklı bir şekilde yeniden kurulmasını sağlamıştır. Bir kuruluş içerisinde kurulan yerel ağ içinde mesajlaşan çalışanlar, e-posta listesindeki kişiler ve e-posta grupları ilk online sosyal ağ örnekleridir. Daha sonra internet üzerindeki bloglar, wikiler ve sosyal ağ siteleri gibi sosyal işbirliğini sağlayan teknolojilerin gelişmesi insanların iletişim kurdukları, bilgileri paylaştıkları ve birbirleriyle sürekli haberleştikleri online sanal toplulukların inanılmaz bir düzeyde artmasına neden olmuştur. Bugün www denen kavram Web 2.0 ortamlarına kayarak sosyalleşmiş web kavramı haline dönüşmüştür (Fu, Liu, Wang, 2007: 675). Web, 1990’lı yıllardaki haliyle karşılaştırıldığında bugünkü Web 2.0 evrimini yakalamasının bireysel performanslara dayandığı söylenebilir. Bireylerin aktif performansları nedeniyle artan hareketlilik ve etkileşimler, bilgi, haber, olay, fikir, tavsiye, resim, söz paylaşımını da beraberinde getirmiş ve oluşan online dünya içine girerek daha çok renkleri, inanışları ve ülkeleri katmıştır. Web 2.0 platformu özgür düşünceler ve fikirler için ilham kaynağı oluşturan bir cennettir (Fu ve diğerleri: 675). WWW’den Web 2.0’a bu kadar kısa sürede, aynı anda geçen dünya daha da kısa süre içinde hiç zorluk çekmeden sosyal ağlar içinde yerini almıştır. Örneğin başlangıçta Amerika Birleşik Devletleri’ndeki üniversite gençlerinin üye olduğu Facebook, milyonları aşkın aktif üyesine hitap eden ve günde ortalama 150 bin aktif kullanıcıyla sanal dünyanın en popular sitesi olmuştur (&lt;a href="http://www.ensonhaber.com/teknoloji/85988/Facebook-nedir-ne-degildir.html"&gt;www.ensonhaber.com/teknoloji/85988/Facebook-nedir-ne-degildir.html&lt;/a&gt;). Bu baş döndürücü hızla yayılan Web2.0 çağındaki sosyal ağlar, trendlerin, fikirlerin, enformasyonun sosyal topluluklar aracılığıyla ne şekilde yayıldığına dair analiz edildiğinde, firmaların pazarlama iletişimi amaçlarına büyük ölçüde katkı sağlayabildikleri anlaşılmıştır.&lt;br /&gt;            Bu makalede mercek altına alınan online sosyal ağ platformları McLuhan’ın Global Köy varsayımına da önemli bir destek sağlamaktadır (McLuhan, Povers, 2001: 192-314-315). McLuhan’a göre, merkezler her yerdedirler, ulusal sınırlar yoktur, süper uydu çağında çok sayıda insan bölgesel enformasyon tekelini düşünemez hale gelecektir. Uydular aracılığıyla insanlar birbirleriyle “konuşmayı”, iletişim kurmayı başaracaklar ve toplam izleme ile toplamda düşük maliyetli iletişime yol açacaktır (McLuhan, Povers, 2001: 192). Enformasyon çağında toplumun giderek daha çok sayıda interaktif olacağına değinen McLuhan ‘a göre bu süreç içerisinde yer kürenin yüzeyinde herhangi bir insanla etkileşime girmek kolay olacak ve yine onun varsayımına göre kitlesel elektronik referandumlar kıtalar arasında serbestçe dolaşacaktır (McLuhan, Povers, 2001:193). McLuhan’ın bu varsayımları Web 2.0 tanımı ve sosyal ağların özellikleriyle örtüşmektedir. Sosyal ağların bireylere sağlamış olduğu özgürlük, özerklik içeriğini kendisini yaratabilme serbestisi, McLuhan’ın geleceğe dair öngörülerinin bir resmidir.&lt;br /&gt;            İnternetteki sosyal ağların yaşamdaki sosyal ağlardan bazı farklılıkları bulunmaktadır. Öncelikle internetteki sosyal ağlar gerçek yaşamdakilerden daha geçirgendir. Gerçek yaşamda grupların içine girmek ve etkili olmak zor olurken internet ortamında kişilerin sosyal ağlarına girmek daha kolay olmaktadır. Gerçek yaşamdaki sosyal ağlar sürekli görüşülen kişilerden ve daha güçlü bağlantılardan oluşurken internetteki sosyal ağ sitelerinde nadir görüşülen kişileri ağa kabul etmek daha kolay olmaktadır. İnternet ve web biyolojik ağlardaki gibi sınıflandırılmamıştır bunun anlamı, çok sayıda kişinin bulunduğu ağların düşük bağlantılı ağlarla bağlanması söz konusu olmasıdır. Sosyal ağlarda hastalıklar kolayca yayılır fakat hastalık ancak ulaşabildiği kişilere kadar gider ve hastalığının aşısının da yayılması yani tedavi edilmesi daha kolay olmaktadır. (Kimberly, 2004:7)&lt;br /&gt;            1.1. Online Sosyal Ağ Ortamları&lt;br /&gt;            Bilgisayar ve mobil iletişim araçlarıyla erişilen internet üzerindeki sosyal ağları birkaç grupta toplamak mümkündür:&lt;br /&gt;1. E-posta grupları (yahoogroups.com)&lt;br /&gt;2. Bloglar (bloglara konan linkler ve blogcuların birbiriyle haberleşmesi)&lt;br /&gt;3. Forumlar (çeşitli uzmanlık alanlarıyla ilgili forumlar)&lt;br /&gt;4. Kurumsal intranet (kurum içi ağ)&lt;br /&gt;5. Extranet (tedarikçi ve kurumsal müşterilerle oluşturulan ağ)&lt;br /&gt;6. Hızlı mesaj servisleri (msn, icq)&lt;br /&gt;7. Sosyal ağ siteleri (facebook, yonja.net gibi)&lt;br /&gt;            Sosyal ağ siteleri bireylerin halka açık ya da yarı halka açık olarak profillerini kayıtlı bir sistemde oluşturmalarını, bir bağlantıyı paylaştıkları diğer kullanıcıların listesini göstermesini ve sistem içerisinde bulunan kişilerin ilişki listelerini de görmeyi sağlamaktadır (Kimberly, 2004:7).&lt;br /&gt;            Sosyal ağ sitelerini özgün yapan bireylere yabancılarla tanışma olanağı sunması değil, kullanıcıların kendi sosyal ağlarını göstermeleridir. Sosyal ağ sitelerinde kullanıcıların amacı yüzyüze olarak seyrek görüştükleri ya da uzun zamandır görüşmedikleri kişileri sosyal ağlarına katmaktır (Boyd, Ellison, 2007).&lt;br /&gt;            İlk sosyal ağ sitesi 1997 yılında, SixDegrees.com adıyla kurulmuştur. Bu site, kullanıcıların profil yaratma ve arkadaşlarını listeleme olanağı sunmuştur. 1998 yılında arkadaş listelerinde sörf yapmaya izin vermiştir. 1997-2001 yılları arasında çeşitli etnik grupların kişisel, profesyonel ve flört profillerini paylaştıkları siteler ortaya çıkmıştır. 1999 yılında Live Journal, AsianAvenue, Black Planet, LunarStorm; 2000 yılında MiGente; 2001 yılnda Cyworld ve Ryze; 2002 yılında Fotolog ve Friendster, Skyblog; 2003 yılında Couchsurfing, LinkedIn, Tribe.net, Open BC/Xing, MySpace, Last.FM, Hi5, Orkut, Dogster; 2004 yılında Flickr, Piczo, Mixi, Facebook (sadece Harvard Üniversitesi’nde), Multiply, aSmallWorld, Dodgeball, Care2 (sosyal ağ sitesi eklendi), Catster, Hyves;  2005 yılında Yahoo!360, Youtube, Xanga, Cyworld, Bebo, Facebook (lise networkleri), AsianAvenue, BlackPlanet (yeniden sürüm), 2006 yılında QQ, Facebook (kurumsal ağlara açık), Windows Live Spaces, Cyworld, Twitter, MyChurch, Facebook (herkese açık) (Boyd, Ellison, 2007). Görüldüğü üzere dünyada kullanıcısı yoğun olan sitelerin daha çok 2003-2006 yıllarında ortaya çıktıkları gözlenmektedir.&lt;br /&gt;            Bugün ağ sitelerine bakıldığında coğrafi dağılımının şöyle olduğu görülmektedir: Bebo;  İrlanda, Yeni Zellanda, Blogger; İran, İspanya, Cyworld; Güney Kore ve Çin, Facebook; Kanada, Mısır, Ürdün, Lübnan, Norveç, Panama, Güney Afrika , Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere, Fotolog; Arjantin, Şili, Uruguay, Friendster; Brunei, Endenozya, Malezya, Filipinler, Singapur, hi5; Peru, Kolombiya, Kostarika, Dominik, Ekvador, El Salvador, Guetemala, Honduras, Kuveyt, Morityus, Moğolistan, Nikaragua, Portekiz, Romanya, Tayland, Tunus, LiveJournal; Belarus, Rusya, MySpace; Avustralya, Hırvatistan, Yunanistan, İtalya, Meksika, Potoriko, ABD, Venezuela, Orkut; Brezilya, Hindistan, Pakistan, Paraguay, Skyblog; Belçika, Fransa, Fransız Polinezyası, Martinik, Yeni Kaledonya, Senegal, Studiverzei Chnis; Avustrya, Almanya&lt;br /&gt;(&lt;a href="http://valleywag.com/tech/data-junkie/the-world-map-of-social-networks-273201.php"&gt;http://valleywag.com/tech/data-junkie/the-world-map-of-social-networks-273201.php&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;            Sosyal ağ siteleri incelendiğinde aşağıdaki gibi sınıflandırmak mümkündür:&lt;br /&gt;1. Genel kullanıma açık, daha çok gençlerin kullandığı siteler; Facebook, Orkut, Yonja, MySpaces, OpenSocial.&lt;br /&gt;2. İş ağları (business networks); LinkedIn, BNI, GBN, Cember.net, Xing.com, Ryze&lt;br /&gt;3. Uzmanların ve ilgi alanlarının sosyal ağları; Mediapost.com, Marketing Professionals network (mpn.boston.org), pazarlama amaçlı Arkamarka.com&lt;br /&gt;4. Etnik ağlar; Cyworld (Güney Kore), AsianAvenue (Asya), BlackPlanet (siyahlar), Corazons.com (İspanyol asıllılar)&lt;br /&gt;5. Flört ağları; Siberalem.com, Yonja.com, İslami evlilik ve flört ağları; islamievlilik.com, habibimol.com gibi&lt;br /&gt;6.   Etnik flört ağları; ethnicdatingnetwork.com&lt;br /&gt;7. Kadın çalışanların ağları; wibn.co.uk, woman owned, cdbizwomen.com, viwbn.org&lt;br /&gt;8. Belirli yaş gruplarına hitap eden ağlar; SagaZone (50’lilerin üsündekiler için Saga tatil ve sigorta şirketinin kurduğu ağ)&lt;br /&gt;9. Yerel topluluklar oluşturmak için kurulan ağlar; ResidentsHQ (İngiltere’de kurulan ağın amacı büyük binalarda yaşayan insanların online iletişim ortamlarını kurmalarını amaçlar)&lt;br /&gt;            10. Diğer ağlar&lt;br /&gt;            Sosyal ağ sitelerinin çeşitli uygulamalarına bakıldığında Facebook, MySpace gibi sitelerin ön plana çıktığı gözlenmektedir.&lt;br /&gt;            Facebook.com: Adonomics tarafından yayınlanan Facebook değerlendir&amp;shy;me raporuna göre, Facebook’un en son tek tek kayıtlı üye kullanıcıları baz alınarak elde edilen bilgilere göre, dünyada 60 milyon aktif kullanıcısı bulunmaktadır. Bunun yaklaşık reklam ve değeri de 18 milyar dolardır. Bu rakamın aktif kullanıcı başına düşen değeri yaklaşık olarak 300 dolar olduğu tahmin edilmektedir (&lt;a href="http://adonomics.com/"&gt;http://adonomics.com/&lt;/a&gt; 16.01.2008). Pek çok firma için önemli bir kazanç kapısı haline gelebilecek olan Facebook, sosyal ağlar arasında kısa bir süre içinde çok önemli bir konuma ulaşmıştır. Facebook’u diğerlerinden ayıran ve  2006 – 2007 yılında bu kadar ilgi toplamasına neden olmasını insanların yeni insanlarla tanışmak istemesi yerine offline ortamlarda tanıştıkları insanları bir arada görme istekleridir (Lampe, Ellison, Steinfield, 2006). Üyesi çok olan sosya ağ sitelerine çeşitli açılardan aşağıdaki gibi tanıtmak mümkündür.&lt;br /&gt;            Webkinz.com, çocukları erken yaşta sosyal ağlarla tanıştıran bir sanal ortamdır. Sanal oyuncak satın alan çocuklar, oyuncak hayvanın üzerindeki etiketin içinden çıkan özel giriş koduyla siteye giriş yapıp kaydolmaktadır. Sosyal ağ sitesi olan “Webkinz”de çocuklar, oyuncak hayvanları için özel oda hazırlayabilir, besleyebilir ve diğer webkinz üyesi arkadaşlarıyla etkileşim kurabilmektedirler (&lt;a href="http://news.zdnet.com/2422-13568_22-153961.html"&gt;http://news.zdnet.com/2422-13568_22-153961.html&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;            Famster.com, bir başka sosyal ağ sitesidir. Ailelerin birbiriyle etkileşim kurmasına olanak sağlamak amacıyla kurulmuş olan bu sitede aileler; fotoğraf, video yükleyebilir, beğendikleri kitapları, gittikleri tatil destinasyonlarını tartışabilir, aile ağacı oluşturabilir, yemek tariflerini birbirleriyle paylaşabilir, blog yazabilir ve buna benzer pek çok bilgiyi birbirleriyle paylaşabilmektedirler. “Famster.com”da tüm bunlara ilaveten, aileler, çocuklarının internet güvenliğini sağlayabilmek için gerekli güvenlik donanımlarını da bu sosyal ağ sitesinde bulabilir ve gerekli yüklemeleri de buradan yapabilmektedirler (&lt;a href="http://newszdnet.com/2422-13568_22-154998.html"&gt;http://newszdnet.com/2422-13568_22-154998.html&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;            Ecademy.com; iş ve sosyal ağ sitesidir. İş adamları ve iş dünyası için 1998 yılında kurulan bu site, bugün 170.00’i aşan üyesiyle, artarak faaliyetlerine devam etmektedir (&lt;a href="http://www.ecademy.com/node.php?id=56532"&gt;http://www.ecademy.com/node.php?id=56532&lt;/a&gt;). Ecademy, iş dünyasının üyelerini, online ağlarla bağlayarak birbirleriyle iş amaçlı temasa geçmelerini, diğer üye ağlar ile ortak projelerde çalışmalarını, yeni iş, yeni eleman, yeni tedarikçiler, sponsorlar, yeni iş olanakları bulmalarını sağlayan bir platformdur. İçinde spesifik ağ grupları (ecademy klüpleri), bloglar, gündemde gerçekleştirilecek olan aktiviteleri (kongre, toplantı, seminer, v.s), meslek duyurularını barındıran ecademy, reklamverenler tarafından da tercih edilen bir sosyal mecra haline gelmiştir (&lt;a href="http://www.ecademy.com/node.php?id=88946"&gt;http://www.ecademy.com/node.php?id=88946&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;            Başarılı sosyal ağ siteleri örnekleri incelendiğinde, “Linkedin.com”un da önemli bir yeri olduğu görülebilir. “Linkedin.com” profesyonel tanışma platformlarından biridir. Kullanıcıların üye olmak için bir başka site üyesi tarafından davet edilmesinin gerekmediği bu sitede; kişiler eski çalışma arkadaşlarına, eski sınıf arkadaşlarına, mevcut çalışma ortamındaki iş arkadaşlarına ulaşabilir, sitede yayınlanan iş ilanlarına bakarak kendileri için yeni iş fırsatları yaratabilir(&lt;a href="http://www.linkedin.com/jobs?displayHome=&amp;amp;trk=whatis_jobs"&gt;http://www.linkedin.com/jobs?displayHome=&amp;amp;trk=whatis_jobs&lt;/a&gt;), sosyal ağdaki diğer üyeler arasında bulunan profesyonel yönetici ve iş kolu uzmanlarına mesleki konularda danışabilir, tavsiyelerini alabilir ve bilgi paylaşımı yapabilmektedirler &lt;a href="http://ardakutsal.blogspot.com/2006/02/gven-paylam-yaratclk.html"&gt;http://ardakutsal.blogspot.com/2006/02/gven-paylam-yaratclk.html&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;            İş hayatındaki profesyonelleri biraraya getirmek için açılan topluluk sitelerinden biri de, Türkiye’de faaliyet gösteren “Cember.net”dir. İş dünyasına özel bir sosyal ağ olması için amaçlanan bu site, iş dünyasıdaki profesyonelleri bir araya getirmek amacıyla kurulmuştur. Ancak bu site, “Linkedin.com” gibi dileyen herkesin üye olabileceği bir sosyal ağ değildir. Çünkü üye olabilmek için bir üyenin kullanıcıyı davet etmesi gerekmektedir. &lt;br /&gt;            Dünyadaki ve Türkiye’deki diğer sosyal ağ sitelerine bakıldığında da serbest üyelik ya da davetiyeli üyelik durumlarıyla karşılaşılmaktadır. Örneğin, “ &lt;a href="http://www.80630.com/"&gt;80630.com&lt;/a&gt;” sosyal ağ sitesi bunlardan biridir. Etiler'in eski posta kodunu site adı olarak seçen sitenin üyeleri arasına katılabilmek için mutlaka mevcut bir üyenin sizi davet etmesi gerekmektedir (&lt;a href="http://ardakutsal.blogspot.com/2006/02/gven-paylam-yaratclk.html"&gt;http://ardakutsal.blogspot.com/2006/02/gven-paylam-yaratclk.html&lt;/a&gt;). Ancak 80630.com sitesi, sitesine giriş yapıldığında, davetiyesi olmayanları bir başka yan siteye yönlendirmektedir (&lt;a href="http://www.80630.com/"&gt;http://www.80630.com/&lt;/a&gt;). Yönlendirilen site bir başka sosyal ağ ortamıdır. “Ogzl.net” adındaki bu site; (&lt;a href="http://www.ogzl.net/_corp/?do=80630"&gt;http://www.ogzl.net/_corp/?do=80630&lt;/a&gt;) “Öncelikli olarak 80630'a üye olmak isteyip de davetiye bulmakta güçlük çeken ziyaretçilerimizi düşünerek kurduğumuz bu platforma herkes davetlidir” sözleriyle kendi misyonunu ifade etmektedir.&lt;br /&gt;            Türkiye’de yakın zamanda yayına girmiş olan “Webdeki.net” özellikleri ile günümüzün en popüler sosyal ağ uygulaması Facebook ile benzerlikler göstermektedir (&lt;a href="http://www.cepteki.net/hizmetler/hizmetGiris.aspx?hiz=webdeki&amp;amp;auth=http%3a%2f%2fwww.webdeki.net%2fa%2fauth%3fr%3d1"&gt;http://www.cepteki.net/hizmetler/hizmetGiris.aspx?hiz=webdeki&amp;amp;auth=http%3a%2f%2fwww.webdeki.net%2fa%2fauth%3fr%3d1&lt;/a&gt; . Servise kısa bir üyelikten sonra katılımcı arkadaşların davet edebiliyor ya da e-posta, okul, iş, isim-soyad gibi kriterler ile arkadaşlarını bulabilmektedir. Üyelik sonrasında sisteme üye olan kullanıcılar kendi sayfalarını kendilerine göre tasarlayabilmekte, “Webdeki.net”‘in sunduğu uygulamaları profil sayfalarına ekleyerek, resim, video eklemek ve arkadaşları ile mesajlaşabilmek gibi temel sosyal ağ özelliklerini de kullanmaktadırlar (&lt;a href="http://ardakutsal.blogspot.com/2006/02/gven-paylam-yaratclk.html"&gt;http://ardakutsal.blogspot.com/2006/02/gven-paylam-yaratclk.html&lt;/a&gt;). Bunlara ek olarak “Webdeki.net her kullanıcısına kendi blogunu yazma hakkını vermekte ve kullanıcılar dilerlerse “Masa” adı verilen tartışma sayfalarını da açıp, masalarına üyeleri dahil edebilmektedirler (&lt;a href="http://www.webdeki.net/a/masalar"&gt;http://www.webdeki.net/a/masalar&lt;/a&gt;). Ayrıca her masanın “Ansiklopedi” adı verilen bir de “Wiki”uygulaması da bulunmaktadır.&lt;br /&gt;            Siberalem ise 5 Milyonluk nüfusu ile Türkiye'nin en büyük web topluluklarından biridir (&lt;a href="http://arkadasarama.tr.msn.com/SiberalemTuru1.aspx"&gt;http://arkadasarama.tr.msn.com/SiberalemTuru1.aspx&lt;/a&gt;). Bu sosyal ağ sitesine 18 yaşını doldurmuş herkes üye olabilmekte ve Siberalem'in imkanlarından faydalanabilmektedir. Dileyen herkesin, başka bir üye tarafından davetiyeye gerek kalmadan üye olduğu bu site, arkadaşlık ve çöpçatanlık sitesidir. Siberalem ağı, kişiye  bilgisayarıyla sadece birkaç dakikasını harcayarak milyonlarca üyeye ulaşma fırsatı sağlamaktadır. Üye olan kişi, kendisine uygun profilleri listeleyerek dilediği profile / profillerle iletişim kurabilir, arkadaşlığını geliştirebilmektedir. Siberalem'de üyelik yaratmak, arama yapmak, karşı tarafa onunla ilgilendiğini belli etmek ücretsizdir. Ancak sınırsızca mesajlaşabilmek için üyelerin “Silver” ya da “Gold” üyeliğe geçiş yapmaları ve ücret ödemeleri gerekmektedir (&lt;a href="http://arkadasarama.tr.msn.com/SiberalemTuru4.aspx"&gt;http://arkadasarama.tr.msn.com/SiberalemTuru4.aspx&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;            Yonja.com da Türkiye’deki bir başka arkadaşlık ve çöpçatanlık sosyal ağıdır.  Yonja.com’un sitesindeki tanıtımda, Yonja’nın, kişileri, arkadaşları aracılığıyla yeni insanlarla tanıştıran, buluşturan, ve aynı zamanda kişilerin sosyal aktivitelerini kolaylaştıran uluslararası bir topluluk olduğundan sözedilmektedir (&lt;a href="http://www.yonja.com/?locale=tr_TR"&gt;http://www.yonja.com/?locale=tr_TR&lt;/a&gt;). Yonja.com’a katılım ücretsiz olduğu gibi, kişi kişisel bilgilerini kısa sure içinde girdikten sonra hemen üye olup sosyal ağın içerisine girebilmektedir.&lt;br /&gt;            Nokia da sosyal ağlarla oluşturulan paylaşım platformlarında “MOSH” ile yerini almıştır (&lt;a href="http://mosh.nokia.com/"&gt;http://mosh.nokia.com/&lt;/a&gt;). Nokia'nın yeni paylaşım platformu olan MOSH (MObilize and SHare), Nokia kullanıcılarının kendi aralarında ağ oluşturmasına, bilgi ve Nokia deneyimlerini paylaşmalarına, telefonlarıyla kaydettikleri görüntü ve videoları, sesleri bu ağ platformunda yayınlamalarına, yeni program yüklemelerine, oyun içerikleri hazırlayıp paylaşmalarına ve oyun oynamalarına ve Nokia merkezi ve Nokia çalışanlarıyla iletişim kurmalarına olanak sağlamaktadır.&lt;br /&gt;            2. Sosyal Ağ Sitelerinin Reklam ve Halkla İlişkiler Ortamları Olarak Değerlendirilmesi&lt;br /&gt;            Çeşitli amaçlarla kurulan sosyal ağ sitelerinin kullanıcılara ve kuruluşlara sağladığı çeşitli avantajlar ve dezavantajlar gözlemlenmektedir.&lt;br /&gt;·                    Sosyal ağlar kişilerin sosyal hayatının iyi gitmesi için önemli bir anahtardır (Baras, 2007).&lt;br /&gt;·                    Kişinin kendisiyle, sosyal ve iş çevresiyle, akrabaları ve arkadaşlarıyla, müşterileriyle kaliteli ilişkiler kurulmasını sağlamaktadır (Baras, 2007)&lt;br /&gt;·                    Sosyal ağlarda kontrol kişinin elindedir.&lt;br /&gt;·                    Sosyal ağlar sadece kişiler için değil, kurumlar için de önemli bir anahtardır.&lt;br /&gt;·                    Sosyal ağlar işletmelere, hedef kitleleriyle temas kurmalarını ve doğru hedeflere ulaşmalarını sağlamaktadır (Dignan, 2007).&lt;br /&gt;·                    Facebook’un CEO’su Mark Zuckerberg yaptığı basın açıklamasında, sosyal ağların ve özellikle Facebook’un, online reklamcılık yeni bir mecra haline geldiğine değinmiştir (Zuckerberg, 2007).&lt;br /&gt;·                    Sosyal ağ reklamlarıyla işletmeler, viral pazarlamayı daha çok uygulayarak, ağ kullanıcılarının ürün ve markalarıyla ve tanıdık tavsiyesiyle daha çok tanınmasına sebep olabilirler (Zuckerberg, 2007)&lt;br /&gt;·                    İşletmeler sosyal sorumluluk projelerini geniş kitlelere yayma imkanı bulabilirler.&lt;br /&gt;·                    Sosyal ağlarda üyeler için çeşitli uygulamalar (widgets/applications) gerçekleştirilmektedir. Bu uygulamalarla firmalar, kendi ürün ve hizmetlerine yer vererek kendi ağlarını oluşturarak pazarlama faaliyetlerini geliştirebilmektedirler.&lt;br /&gt;·                    Sosyal ağlar, işletmeler için ölçümleme yapabilme olanağı sağlarlar.&lt;br /&gt;·                    Sosyal ağlar işletmeler için pazar segmentasyonu yapabilme olanağı sağlamaktadır.&lt;br /&gt;·                    Yeni kişilerle tanışmanın en çabuk ve en zahmetsiz ve en ucuz yöntemlerinden biridir. (&lt;a href="http://openforum.com/thread.jspa?threadID=1000702"&gt;http://openforum.com/thread.jspa?threadID=1000702&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;·                    Halkla ilişkiler ve reklamcılar rolodexlerindeki isimleri (halkla ilişkiler sorumlularının kendi ağları) bir arada toplamak amacıyla kullanabilirler.&lt;br /&gt;            Sosyal ağların dezavantajlarını ise aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:&lt;br /&gt;·                    Sosyal ağların tek yönlü bir etkileşim ortamı olduğu söylenmektedir. Bilgi ve enformasyon transferi tek yönlüdür.&lt;br /&gt;·                    Kapalı platformlardır. Gerçekte açık olan veriler ve enformasyon sadece sosyal ağa üye olan kişi ve sosyal ağ sunucusu arasındadır. Ancak internet kullanıcılarının tamamına açık olduğu söylenemez.  (&lt;a href="http://blogs.zdnet.com/social/?p=254"&gt;http://blogs.zdnet.com/social/?p=254&lt;/a&gt;) .&lt;br /&gt;·                    Pek çok sosyal ağ sitesi aslında kapalı bir içerik deposudur. İçerikler, kolaylıkla paylaşılamaz ve dışarıya dağıtılamaz, üyesi bulunan sosyal ağın içinde kalmaktadır (&lt;a href="http://blogs.zdnet.com/social/?p=254"&gt;http://blogs.zdnet.com/social/?p=254&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;·                    Sosyal ağ siteleri içinde üyelerin kişisel bilgileri de bir başka sosyal ağa dağıtılmamakta ve paylaşılmamaktadır (&lt;a href="http://blogs.zdnet.com/social/?p=254"&gt;http://blogs.zdnet.com/social/?p=254&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;·                    Sosyal ağ sitelerine ait üyeler, tüm şahsi bilgilerini bir başka platforma yönlendirememektedir.&lt;br /&gt;·                    Sosyal ağ sitelerinde yeterince açıklık yoktur. Üye profillerine ulaşabilmek için, çoğu sitede üyeler tarafından kabul görmek gerekmektedir.&lt;br /&gt;·                    Sosyal ağlara hergün yeni üyelerin katılmasıyla, sosyal ağların giderek kalabalıklaşması, iletişimde gürültü unsurunu artırmakta ve firmalar açısından pazarlama ve iletişim mesajlarının kaybolmasına, hedef şaşırmasına ve geri bildirimin beklentilerin altında kalmasına sebep olabilir.&lt;br /&gt;·                    Sosyal ağlarla kurulan ilişkiler, birebir gerçekleşmediği için; yüzyüze iletişimin, konferansların, fuarların ve hatta telefonla görüşmenin yerini tutmayacaktır (&lt;a href="http://openforum.com/thread.jspa?threadID=1000702"&gt;http://openforum.com/thread.jspa?threadID=1000702&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;·                    İnternet hukuku ve internetle halkla ilişkiler ve reklamlara yönelik kanunlar ülkeden ülkeye değişmektedir. Dolayısıyla kanuni sınırlamalar firmaları amaçları ulaşmak konusunda zorlayabilir.&lt;br /&gt;·                    Sosyal ağ sitelerinde kullanılan dil de başka bir dezavantajdır. İngilizce’nin yaygın dil olması sosyal ağların da İngilizce tasarlanıp oluşturulmasına neden olmuştur. Genel kullanıma açık sosyal ağ sitelerine İngilizce konuşmayan kişiler genelde girmediği için bu kişilere ancak yerel dilde hazırlanan sitelerin reklam aracı olarak kullanılması gerekir.&lt;br /&gt;·                    İnternete bağlantı hızları bölgeden bölgeye değişebilir. Bu değişim yüklü mesajların ve görsellerin yüklenme süresinde farklılıklar yaratacağından yüklemesi uzun süren uygulamalardan (application, widget) kişiler kaçınabilir. Bu da reklam hedeflerine ulaşmayı engelleyebilir.&lt;br /&gt;Sosyal ağ sitelerinin üyeleri reklam ve halkla ilişkiler eylemleri için hedef kitle olarak değerlendirildiğinde sitelerin yeni tüketici kuşağın yoğun olarak yer aldığını belirlenmiştir. Bu açıdan sosyal ağ siteleri girişimciler için yeni bir giri&amp;shy;şim modeli olarak yükselirken, bir yandan da yeni nesil tüketiciye kendini göstermek iste&amp;shy;yen büyük firmaların ilgisini çekmektedir. Facebo&amp;shy;ok türevi sosyal ağların üyelerinin çoğunluğunun 15 ile 25 yaş grubu arasında olduğu araştırma şirketleri tarafından ortaya çıkarılmıştır. Araştır&amp;shy;ma şirketi Forrester Research’ün araştırma&amp;shy;sı, ABD’deki genç kitlenin zamanlarının ço&amp;shy;ğunu sosyal ağ sitelerinde geçirdiğini ortaya koymaktadır. Bu araştırmaya göre 12-17 yaş ara&amp;shy;sındaki kitlenin yüzde 51’i 17-22 yaş arası kit&amp;shy;lenin yüzde 70’i sosyal ağ sitelerinin aktif kullanıcılarıdır (&lt;a href="http://www.koniks.com/topic.asp?TOPIC_ID=5131"&gt;http://www.koniks.com/topic.asp?TOPIC_ID=5131&lt;/a&gt;).   Bu rakamlar toplam internet reklam pastasının henüz çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır. Ancak uzmanlar gelecekte daha çok firmanın sosyal ağ siteleri üyele&amp;shy;rine ulaşmak için reklam harcamaları yapacağını öngörmektedir.&lt;br /&gt;            Sosyal ağ sitelerinden 5 milyon üye sayısıyla Türkiye’de önemli bir yere sahip olan gençlik portalı Yonja.com’un verilerine göre üyelerinin % 90’I 18 – 35 yaş aralığında olup % 85’inin eğitim düzeyi üniversitedir (MediaCat, Milyonlarca Gence Ulaşmanın En Kolay ve En Hızlı Yolu, 2008: 23). Bu sosyal ağdaki aktif üyeler her gün yüzbinlerce video, resim, müzik, blog eklemektedir Yine aynı istatistik ölçümlerine göre, aylık 1 milyarın üzerinde sayfa görüntülenmesinin yanında, ayda 6 milyon 400 binin üzerinde tekil ziyaretçisi bulunmaktadır. Pew Internet &amp;amp; American Life Project’in 2007 yılında yapmış olduğu araştırma, E-marketer’in araştırmasını desteklemektedir (Lenhart ve diğerleri, 2007: 1-2). Bu araştırmaya göre sosyal ağların en büyük kullanıcısını gençler oluşturmaktadır. Yine aynı araştırma verilerinde özellikle gençlerin yoğun sosyal ağ kullanıcısı olmasının yanında “süper iletişimci” olarak adlandırıldıklarını, çünkü arkadaşlarıyla iletişim kurabilmek için sadece sosyal ağlarla değil, her tür iletişim ve kitle iletişim mecrasını kullandıklarını ve bu yüzden günümüzde iletişimi en yoğun kullanan jenerasyon oldukları sonucuna varılmıştır (Lenhart ve diğerleri, 2007: 22). Özellikle gençlerin sosyal medyaya bu kadar kısa sürede adapte olması ve yoğun olarak bundan faydalanması reklam ve halkla ilişkiler açısından bakıldığında, genç hedef kitleye hitap etmek isteyen firmalar için sosyal ağları oldukça önemli bir reklam ve pazarlama mecrası haline getirdiği söylenebilir. E-marketer tarafından yapılan başka bir araştırmaya göre 18 yaş ve üzerindeki yetişkinlerin %37’sinin en az ayda bir kere online sosyal ağları kullandıkları belirlenmiştir. Araştırmada bu rakamın 2011 yılında %49’a çıkacağı öngörümlenmiştir (e-marketer.com, 14/12/2007). Araştırma sonuçlarına bakılarak gelecek yıllarda da gençlerin sosyal ağlarda daha aktif olacakları yorumu yapılabilir.&lt;br /&gt;            2.1. Sosyal Ağ Sitelerinde Reklam ve Halkla İlişkiler Çalışmalarına Örnekler&lt;br /&gt;            NY Times, Facebook’a üye olup, kendi markasına özel uygulama yaratmıştır (&lt;a href="http://www.insidefacebook.com/2007/09/13/media-companies-dont-understand-facebook/"&gt;http://www.insidefacebook.com/2007/09/13/media-companies-dont-understand-facebook/&lt;/a&gt;) . Haber testleri hazırlatıp Facebook üyelerine “NY Times IQ’nuz Kaç” başlıklı uygulamasını yüklettirip, testi uygulayarak arkadaşlarına dağıtmasını teşvik ederek pazarlama iletişimi faaliyetlerine Facebook’dan da devem etmektedir (&lt;a href="http://www.facebook.com/apps/application.php?id=4996223070&amp;amp;ref=s"&gt;http://www.facebook.com/apps/application.php?id=4996223070&amp;amp;ref=s&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;            Ünlü Televizyon Kanalı CBS News da Facebook’u pazarlama iletişim amacıyla kullanan bir başka örnek olarak verilebilir&lt;br /&gt;(&lt;a href="http://www.insidefacebook.com/2007/09/13/media-companies-dont-understand-facebook/"&gt;http://www.insidefacebook.com/2007/09/13/media-companies-dont-understand-facebook/&lt;/a&gt;). CBS News’in Facebook için hazırlamış olduğu taktik ise, üyelerin ana profil sayfalarına CBS News uygulamasını yükleyerek, sürekli son dakika haberlerini alabilmelerini ve başka Facebook üyelerine göndermelerini sağlamaktadır (&lt;a href="http://www.insidefacebook.com/2007/09/13/media-companies-dont-understand-facebook/"&gt;http://www.insidefacebook.com/2007/09/13/media-companies-dont-understand-facebook/&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;            Coca-Cola da benzer bir şekilde pek çok farklı local adreslerle yer almaktadır. Coca Cola Avustralya tarafından hazırlanmış Coca Cola My Summer uygulaması da yine aynı amaç için hazırlanmış ve üyelerinin Coca Cola’ya ait bu uygulamayı birbirlerine göndererek Coca Cola için WOM yapılması ve markanın sürekli göz önünde olması hedeflenmiştir  &lt;a name="OLE_LINK1"&gt;(&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/apps/application.php?id=14923635102&amp;amp;ref=s"&gt;http://www.facebook.com/apps/application.php?id=14923635102&amp;amp;ref=s&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;            Facebook’ta yeralan ve yer alma amacını en başarılı bir şekilde gerçekleştiren markalardan biri de “Diesel”dir. Sayfaya girer girmez aktif posterler, interaktif uygulamalar, videolar, reklam çalışmaları, tartışma konuları ve grupları, kullanıcı tarafından yaratılan içeriklerin bolluğu (UGC), oyunlar ve süprizlerle dolu bir ağ yaratmıştır (&lt;a href="http://www.facebook.com/group.php?gid=7637800015)"&gt;http://www.facebook.com/group.php?gid=7637800015)&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;            Sony Pictures Television, Verizon, Microsoft gibi dünya devleri de bu sosyal ağda yer almaktadır. Türkiye’de Facebook’u reklam ve halkla ilişkiler aracı olarak kullanan markalar da bulunmaktadır. Ancak yurtdışındaki gibi uygulama yaptırtıp hedef kitlelere oyun ve benzeri uygulamalarla onları, olaya entegre etmektense, Facebook’da profil şeklinde kayıtlı bir üye olarak yer almaktadırlar. Bunlara örnek olarak verilebilecek olan markalar; Koç Grubu, Olips, Cola Turka, Eğitim Kurumları, LC Waikiki (Kurumsal, Çalışanlar için ayrı), Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı, Lösev, Turkcell, Akbank, Akbank Sanat, Şişecam, Şişecam Kürek Klübü,Türkiye İş Bankası ve pek çok seyahat acentası verilebilir. Bunun yanısıra KOBİ’ler ve küçük işletmelerin de facebook’u reklam amaçlı kullandıkları görülmektedir.&lt;br /&gt;Yonja.com’a ait yukarıda değinilen veriler, sosyal ağları reklamverenler açısından cazip hale getirmektedir. Yonja.com sitesi, sosyal ağa üye olan aktif kullanıcılarının boyutunu avantaj olarak doğru kullanarak firmalara reklam çözümlerini son derece profesyonel bir şekilde ulaştırmaktadır. Bu sosyal ağ sitesi; markalara özel reklam alanları oluşturmuş, web sayfası giydirmeleri, kategorilere göre (müzik, oyun, video gibi) sayfa sponsorlukları, mevcut kampanyalara özel interaktif projeler gerçekleştirmiş, dönüşümlü ilan uygulamaları gerçekleştirmiş ve belki de pazarlama iletişimcileri için demografik segmentasyonun en kolay gerçekleştirilebilmesi avantajına sahip, şehre, cinsiyete, yaşa, mesleğe ve üniversiteye özel reklam gösterimi yapmıştır. Yonja.com’un beyan ettiği verilere göre; GSM markalarından Turkcell, Avea, Vadafone; Otomobil firmalarından Renault, Toyota, Opel, Ford, Mitsubishi, Chevrolet, Mercedes-Benz, Nissan, Peugeot; Bankalardan Garanti, HSBC, Akbank; Yiyecek – İçecek markalarından McDonalds, KFC, Doritos, Frito-Lay, Domino’s Pizz, Snicker’s, Algida, Nestle, kent, Eti, Milka, Sprite, Kraft, Coca-Cola, Heineken, Tuborg,  Beck’s, Kayra Şarapçılık, Sprite, Burn, Lipton, Binboa, Efe Rakı, Tekirdağ Rakı, Miller; Cep telefonu ve Telekomünikasyon markalarından Motorola, Sony Ericsson, Samsung, Nokia, Siemens, Philips, Sony, Türktelekom, Digiturk, HP, Apple, Fox, Teknosa; Spor, tekstil ve moda markalarından Nike, Adidas, Converse, Lacoste, Tommy Hilfiger, Sevenhill, Swatch, Levi’s gibi pek çok önemli marka Yonja.com’un ilan ettiği reklamveren listesi içinde yer almaktadır. Pazarlamacıların önemli bir pazar ortamı olarak geç de olsa farkettiği sosyal ağlara yönelik önemli bir araştırma raporu, 7 Aralık 2007 tarihinde yayınlayan “eMarketer”’den gelmiştir. (&lt;a href="http://blogs.zdnet.com/social/?p=8"&gt;http://blogs.zdnet.com/social/?p=8&lt;/a&gt;). E-marketer’a göre Amerika’daki sosyal ağ reklamlarının 2010 yılına kadar 2 milyar doların üstüne çıkacağı tahmin edilmektedir. Raporda, bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de reklamlardan en büyük payı  genel kullanıma açık ağ sitesi MySpace’in alacağı tahmin edilmektedir (&lt;a href="http://www.marketwire.com/mw/release.do?id=804439&amp;amp;k=social%20network"&gt;http://www.marketwire.com/mw/release.do?id=804439&amp;amp;k=social%20network&lt;/a&gt;). Yine aynı rapor; Amerikalıların sosyal ağ reklamlarına  350 milyon dolar harcarken, 2007 yılında bu harcamaların 865 milyon dolara çıktığını ifade etmektedir. Facebook sosyal ağ platformu 2007’de ortaya çıktığı için şuanda reklam rekabetinde MySpace’in reklam pastası içinde aslan payını 525 milyon dolarla aldığı da raporda belirtilmiştir. Geri kalan oranlar ise eMarketer’e göre “jenerik sosyal ağ siteleri” diye tabir edilen Facebook, Bebo, Piczo, and Friendster (200 milyon $), ve “portal sosyal ağlar diye tabir edilen MSN Spaces, Yahoo 360 ve AIM Pages (95 milyon $ ile) ve kalan 45 milyon $ ise daha niş pazarlara yönelik harcanmıştır (Ibid.).&lt;br /&gt;            İçeriği kullanıcılar tarafından oluşturulan sosyal ağlar internet ortamında giderek artan oranlarda kullanılmaya başlanmıştır. Yeni geliştirilen internet uygulamalarının ve sosyal ağ servislerinin “Yonja.com” örneğinde olduğu gibi, Türk internet kullanıcıları tarafından hemen benimsendiği ve verimli olarak kullanıldığı gözlemlenebilmektedir. İnternet kullanıcılarının dünya genelindeki verilerine de ulaşıldığında, Türk kullanıcılarla benzerlikler görülmektedir. Özellikle gençler bu noktada en büyük kullanıcı kitlesini oluşturmaktadır. E-marketer’ın verilerine göre gençler, sosyal ağlar içinde en hızlı büyüyen grup haline gelmiştir. 2007’de en az ayda % 70 genç herhangi bir sosyal ağ kullanıcısı olmaktadır, e-marketer’in tahmini, 2008 yılında da bu rakamın büyüyeceği ve 2011 yılında  % 84’ çıkacağını öngörmektedir (&lt;a href="http://www.emarketer.com/Article.aspx?id=1005764&amp;amp;src=article1_newsltr"&gt;http://www.emarketer.com/Article.aspx?id=1005764&amp;amp;src=article1_newsltr&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;Yukarıda değinilen Diesel örneğinin, pazarlama iletişimi faaliyetleri açısından oldukça başarılı olduğu söylenebilir. Diesel’in Facebook sayfası detaylı olarak incelenecek olunursa, Facebook’da kendisi için sosyal ağ kurmuş pekçok markadan çok daha başarılı olduğu anlaşılabilir. Buna pekçok işletmenin, markanın sosyal ağlara ne şekilde dahil olacağını ve pazarlama mesajlarını, bu sosyal platforma ne şekilde yerleştireceğini ve hangi taktikleri kullanacaklarını tam olarak bilmemelerinin neden olduğu söylenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Facebook’ta çeşitli kuruluşların uygulamaları incelendiğinde belli ilgi alanlarının daha çok ilgi gördüğü gözlenmektedir. Örneğin CBS’in Facebook’taki son dakika haberler uygulamasının 14 aktif kullanıcısı ve toplam üye sayısı 700 olarak görülürken (&lt;a href="http://www.facebook.com/apps/application.php?id=2419673775&amp;amp;ref=s"&gt;http://www.facebook.com/apps/application.php?id=2419673775&amp;amp;ref=s&lt;/a&gt;, 04.01 2008), Music Videos uygulamasının 16.926 akitf kullanıcısı ve 846.300 toplam üyesi vardır. (&lt;a href="http://www.facebook.com/apps/application.php?id=3545631570&amp;amp;ref=s"&gt;http://www.facebook.com/apps/application.php?id=3545631570&amp;amp;ref=s&lt;/a&gt;, 04.01.2008). Dünyanın en önemli haber yayın medyasından biri olan CBS’in Facebook’taki üye sayısına ve facebook’daki üyelerin bir müzik video uygulamasına üye olma oranına bakıldığında, Facebook üye profilinin CBS Son Dakika Haberleri ile fazla ilgilenmediği, daha doğrusu haber içerikli mesajlara fazla önem vermediği sonucuna varılabilir. Sosyal ağlara üye olan firmaların, pazarlama hedeflerine ulaşabilmek için, doğru hedef kitle tespiti ve tüketici davranışlarına biraz daha dikkatli ve bilinçli yaklaşmaları önerilebilir. Bu bağlamda sosyal ağlara üye olan potansiyel müşterilerin, işletmeler için doğru hedef kitle olup olmadığı tartışılabilir.&lt;br /&gt;2.2. Sosyal Ağ Sitelerinin Reklam ve Halkla İlişkiler Ortamı Olarak Kullanılması&lt;br /&gt;Facebook gibi sosyal ağlar, işletmeler için yeni ve alışılagelmişin dışında bir mecradır. Bugüne kadar bilinen web uygulamalarının da dışındadır. Ancak sosyal ağları doğru çözümlemek ve doğru stratejilerle, doğru reklam mesajlarını doğru paltformlarda verebilmek kararı işletmeleri fark yaratarak başarıya ulaştıracaktır. Türkiye’deki ve Dünyadaki tüm internet kullanıcılarının büyük merkezlerde (sosyal ağlarda) toplanmaya başlaması, işletmelerin bu mecraya odaklanmasının şart olduğu anlamına gelmektedir. İşletmelerin bu ağlardaki müşteriyi kendilerine çekmek için illa ki yeni bir sosyal ağ girişimi sunmak gibi bir zorunluluğu yoktur. Burada bahsedilen şey, sosyal ağ girişimine girmek yerine, sosyal ağlara odaklanmanın işletmeler açısından fark ve değer yaratmasıdır.&lt;br /&gt;Firmalara önerilen, ihtiyacı olan hedef kitle bağlantılarına ulaşırken, sosyal ağları da iletişim mecraları içine koymak ve medya planlaması yaparken, bu portalların önemli bir amaca hizmet ettiklerinin farkında olmalarıdır. Bu bağlamda, “bağlantı” denilen şey potansiyel ve mevcut müşteriler, diğer bir deyişle hedef kitledir. Sosyal ağlarla pazarlama iletişimi çalışmalarının temel hedefi, bu bağlantıları kullanarak etki çemberi (circle of influence) oluşturmaktır. Firmalar etki çemberini doğru bir şekilde oluşturarak halkla ilişkiler ve reklam amaçlarını yürütmenin yanı sıra, kurumsal imajlarını ve itibarlarını da yapılandırmaya fırsat bulabilmektedir.&lt;br /&gt;Sosyal ağlardan sunduğu bir başka avantaj da gerçek yaşamda ortaya çıkartması güç olan ağları birbirine bağlayan (node- düğüm&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=33793315#_ftn1" name="_ftnref1"&gt;[1]&lt;/a&gt;) kişileri belirlemek ve bu kişilerden etkiliyiciler ya da kanaat önderleri olarak yararlanmadır. Sosyal ağ sitelerinde ve online sosyal ağlarda ağ haritaları çıkarıp yorumlamak amaçlı çeşitli yazılımlar bulunmaktadır. Facebook’taki connection cloud application bunlardan biridir.&lt;br /&gt;Tüketiciler, sosyal ağlar üzerinde birbirleriyle müzik paylaşabilmeyi, beğendikleri fotoğraf ve videoları gönderebilmeyi, beğendikleri ya da beğenmedikleri ortam ve konulara karşı oyla yapabilmeyi ve arkadaşlarını oylamaya davet edebilmeyi, canları sıkıldıklarında birbirlerine sanal yaratıkları fırlatarak eğlenmeyi sevmişlerdir (Tanaka, 2008). Sosyal ağlar da, kullanıcılarına bu eylemleri yapabilmelerine olanak sağlayan küçük uygulamaların online ağ içinde trafik&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn2" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=33793315#_ftn2" name="_ftnref2"&gt;[2]&lt;/a&gt; yaratması ve bu trafikle, sitelerine kazanç sağlamasıdır.&lt;br /&gt;Sosyal ağlardaki uygulamalarını yüklenme veri kayıtlarını takip eden Adonomic web sitesinin verilerine göre; sadece Facebook tek başına kullanıcılarına yaklaşık 14,000 küçük uygulamayı 792 milyon kez yükletmiştir (&lt;a href="http://adonomics.com/"&gt;http://adonomics.com/&lt;/a&gt;). Adonomics’e göre bu uygulamaların toplam değerinin 374 milyon dolar olduğu tahmin edilmektedir (&lt;a href="http://www.forbes.com/technology/2007/12/31/widgets-google-facebook-tech-ebiz-cx_wt_0103widgets.html"&gt;http://www.forbes.com/technology/2007/12/31/widgets-google-facebook-tech-ebiz-cx_wt_0103widgets.html&lt;/a&gt;). Uygulamaların sosyal ağ platformlarında bu kadar sevilerek uygulanması, firmalar için de yeni bir reklam ve halkla ilişkiler aracı olarak keşfine yol açmıştır. Forbes’in tahminlerine göre, dünya genelinde 100,000’e çıktığı belirtilmektedir (Ibid.).&lt;br /&gt;Pek çok önemli firmanın “Widget” denen uygulamalar yaratıp online sosyal ağ platformlarında tüketicilerine kendi markaları, ürünleri hakkında oyun oynatıp, içerik yaratıp birbirlerine gönderdiklerine yukarıda değinilmişti. Bu noktada biraz daha ileri giderek “Widget”ların bir başka pazarlama iletişimi boyutuna taşınabileceğinden bahsedilebilir. Şöyle ki; sosyal ağ sitelerinde en çok yüklenen, en çok bahsedilen başarılı bir firma uygulaması, belli bir noktaya geldikten sonra kendisine ait özel bir web sitesine taşınarak, söz konusu uygulamanın kullanıcılarını da  beraberinde web sitesine taşıyabilir ve iletişim faaliyetlerini bu yeni platformda da sürdürebilir. Bu sayede firma, sosyal ağları kullanarak oluşturduğu kazancı, web sayfasına da taşıyarak daha da artırabilir.&lt;br /&gt;Forbes dergisine göre (Tanaka, 2008) firmalar, müşteri ile online iletişim trafiği yaratılması amacıyla, sosyal ağ uygulamalarının pazarlama iletişimi uygulamaları içine almaya başlamışlardır. Bu perspektiften bakıldığında sosyal ağları potansiyel müşterileri bulma, mevcut müşterilerle iletişim kurma amacıyla kullanmanın ötesinde, sosyal ağ sitelerine daha entegre olarak ürün/marka ile ilgili uygulamalar tasarlayarak, hedef kitle arasında bağımlılar yaratıp bilinirliğini artırabilir, kurumsal itibarına olumlu yönde katkıda bulunabilir.&lt;br /&gt; Dünyada ve Türkiye’de pekçok firmanın başta Facebook olmak üzere tüm sosyal ağları yasaklamaya doğru bir eğilimleri olduğuna değinilmektedir. İngiltere’de Professional Marketing Forum’da sunulan bir araştırmaya katılan firmaların %18’inin Facebook’u yasakladıkları; %20’sinin ise çalışanlarının istedikleri zaman serbest olarak erişmelerine izin verdikleri ortaya çıkmıştır (www.pmforum.co.uk/pmf/Q4smartSite.dll/main?w_session=pqQMeonp366COP&amp;amp;nav=45-10k).  Sosyal ağlar reklam ve halkla amaçlı kullanılmasa da, çalışanların bu ağlara girmeleri yasaklansa da bu ağların sürekli izlenmesi gerekmektedir. Çünkü kurum ismi olarak ne kadar Facebook gibi ortamlarda yer almak istenmese de şirketin markaları bir şekilde isim olarak yer alabilmektedir. Kurumsal itibarın izlenmesi açısından internetin her alanında ne şekilde yer alındığını bilmek adına Facebook ta dahil olmak üzere bu tür ağlar, kurumsal markaları, şirket isimlerini hatta yöneticilerin isimlerini bile aratmak kurumsal itibarın izlenmesinde kullanılabilir. Çünkü bir çok sahte kişilik bu ortamlarda kol gezmektedir. Eğer firmanın kurumsal ismi bu tür ortamlarda geçmeye başladıysa, resmi olarak bu tür yerlerde yer almanın zamanının geldiği söylenebilir. Başka kişilerin firmanın ismini kullanarak, firma adına var olmasına izin vermek istenmiyorsa, firmanın kurumsal kimliği ve pazarlama politikasıyla uyumlu bir şekilde sosyal ağ ortamına girmesi önerilmektedir.&lt;br /&gt;            İnternet ortamında biyolojik ağlardaki virüsler gibi kuruluşlarla ilgili olumsuz mesajların yayılması sonucu ortaya çıkan viral etki kuruluşları saldırılara karşı savunmasız bırakmaktadır. Internetteki sosyal ağlardaki viral yayılma kuruluşların krizle karşılaşma risklerini arttırırken kuruluşun zararları giderme olasılığını da azaltabilir. Bu yüzden sosyal ağlar iki farklı açıdan değerlendirildiğinde kurumsal iletişim açısından iki ayrı yönden önemli olduğu görülecektir:&lt;br /&gt;Kurumun faaliyetlerinin ürün ve hizmetlerini duyurmak ve kamuoyu yaratmak için sosyal ağ siteleri ve internetten kullanıcılarının sosyal ağları önemli mecralardır.&lt;br /&gt;Kuruluş ve marka itibarına ters düşecek söylenti, dedikodu, itibar zedeleyici yayın ve haberleri virus gibi çok hızlı bir şekilde yayabildiği için sosyal ağ siteleri dikkat edilmesi gereken bir sosyal mecradır.&lt;br /&gt;            Reklam ve halkla ilişkiler planlaması yaparken olası krizlerin gelebileceği ve yayılabileceği bir mecra olarak internetteki sosyal ağlardan yararlanmak gerekmektedir.&lt;br /&gt;            Sosyal ağlardan yararlanırken istenilen sonucun elde edilebilmesi için hemen her iletişim aracından yararlanılırken göz önünde bulundurulması gereken iletişim ve etik kurallarını dikkate almak gerekmektedir. Her bir sosyal ağ ortamının kendisine göre kuralları, yaptırımları ve kişiliği vardır. Myspace ile Facebook’un iletişim kuralları birbirine benzese de tam olarak aynı değildir. Firmalar sosyal ağ sitelerinde reklam ve halkla ilişkiler amaçlı var olurken, yok olmamak için iletişim ortamının kurallarını değerlendirdikten sonra içerik yaratmak ve trafik oluşturmaları gerekmektedir. Myspace sosyal ağ sitesi için verilen kurallar aşağıda bulunmaktadır (&lt;a href="http://interwebhunt.com/2007/10/02/social-networking-etiquette-for-marketing/"&gt;http://interwebhunt.com/2007/10/02/social-networking-etiquette-for-marketing/&lt;/a&gt;):&lt;br /&gt;1. Arkadaş listesine binlerce kişiyi eklememek. Firmanın sunduğu ürün ve hizmetlerle ilgilenecek arkadaşları eklemek için kişileri değerlendirmek.&lt;br /&gt;2. Profile sesli dosya yüklememek. (İnsanlar müzik dinlemek istiyorlarsa zaten bilgisayarlarından dinliyorlardır. Eğer müzik grubu gibi bir yerin tanıtımı amaçlı profil oluşturulduysa da tıklayarak ulaşılmasını sağlamak gerekmektedir.)&lt;br /&gt;3. Bir kişinin profiline resim eklemek, etiketler koymak veya yorum yapmak istenirse bunu tadında yapmak gerekir.&lt;br /&gt;4. Kullanıcıların dikkatini çekmek için sosyal ağ sitesindeki kurumsal profile bannerler ve etiket düğmeleri koyulmalıdır. Eğer ürünleri ve firmayı başkalarına tanıtmak, anlatmak isteyen olursa tanıtım ve promosyon malzemelerine ulaşmaları için kolaylık sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;5. İnsanlar eğlenceyi, interaktif araçları severler ancak bir sayfa üzerinde onlarcasının birlikte durmasından hoşlanmayacaklardır. Eğer eğlenceli ve ilginç birşeyler konacaksa bunu sınırlı sayıda bırakmakta yarar vardır.     &lt;br /&gt;            Sosyal medyadan sosyal ağları reklam ve halkla ilişkiler aracı olarak kullanırken Womma, ağızdan ağıza pazarlama birliğinin etik kodlarından yararlanılabilir. Etik kodlar arasında tüm sosyal medyada dikkat edilecek kodlar arasında aşağıdaki öneriler dikkate alınmalıdır (&lt;a href="http://www.womma.org/ethics/code"&gt;www.womma.org/ethics/code&lt;/a&gt;):&lt;br /&gt;Tüketiciye saygı ve tüketiciyi korumak&lt;br /&gt;İlişki dürüstlüğü (kime hitap ediliyorsa onunla konuşulması), görüş dürüstlüğü (neye inanılıyorsa, onun söylenmesi), kimlik dürüstlüğü (kimliğin asla gizlenmemesi) ilkelerini göz önünde bulundurmak.&lt;br /&gt;İletişim kurulan mecranın kurallarına saygı göstermek.&lt;br /&gt;Azınlıklarla sorumluluk taşıyarak iletişim kurmak&lt;br /&gt;Mahremiyeti korumak ve izin almak.&lt;br /&gt;            Örneğin sosyal ağlarda ağlar arasında bulunan bağlayıcı konumundaki (düğümlerdeki) önemli kişilerin çıkar karşılığı ürün veya hizmetler hakkında haber yaymalarını sağlamak belki ilk bakışta kısa sürede etki yaratacak, rakipleri yıpratacak bir teknik olarak görülebilir. Ancak bu çıkar ilişkisi anlaşılması sonucu kurumun ya da markanın itibarının nasıl bir zarar göreceğini de hesaba katmak gerekmektedir. Sosyal ağ sitelerinden elde edilen müşteri bilgileri ürün ve hizmetlerin pazarlanmasında son derece yararlı olacaktır ancak bu bilgilerin ilgisiz kişilerle paylaşılması müşterilerin mahremiyet haklarına tecavüzle eşdeğerdir. İletişim ve etik kurallar benimsendiğinde ve uygulandığında sosyal ağ sitelerinin dezavantajları da bertaraf edilmiş olacaktır. Özetle gerçek yaşamdaki sosyal ağımızda bulunan kişilerle iletişim kurarken kullanılan kurallar ve etik değerler sanal ortamda daha fazla önemsenmelidir.&lt;br /&gt;            Kurumsal iletişim planları içine medya planlama yaparken Web 2.0 ortamlarını da dikkate almak gerekmektedir. Öncelikle web 2.0 ortamlarının etkinliği hem kurumsal itibar hem de halkla ilişkiler ve reklam ortamları olarak değerlendirilmelidir.Web 2.0 ortamlarında iletişim kurmak amacıyla artık kuruluşların belirli politikalar belirleyip&lt;br /&gt;            Hedef kitlenin bir arada bulunduğu ve hedef kitleyle ilgili birçok verinin sayısal olarak alınabildiği sosyal ağ sitelerinde halkla ilişkiler ve reklamla ilgili birçok uygulamayı da gerçekleştirmek mümkündür. Sosyal ağ siteleri ve online sosyal ağlarla ilgili birçok bilgi ve yorum değerlendirildikten sonra reklam ve halkla ilişkiler ortamı olarak sosyal ağ sitelerinin nasıl kullanılabileceğine ilişkin aşağıdaki maddeleri sıralamak mümkündür.  Sosyal ağ sitelerinin halkla ilişkiler aracı olarak nasıl kullanılabileceği aşağıda sıralanmıştır:  &lt;br /&gt;Kurumsal itibarın izlenmesinde sosyal ağ sitelerinde kurum adı, marka adı, kurumsal networkü oluşturan firmaların isimleri, üst düzey yönetici ve çalışanların isimleri izlenmelidir. Kurumsal iletişimden sorumlu görevlilerin sıkça arama kısmına isimleri yazarak ne şekilde, hangi profil içeriğiyle isimlerin geçtiğini gözlemeleri mümkündür.&lt;br /&gt;Sosyal ağ sitelerinde rakip ve ilgili kuruluşların halkla ilişkiler kapsamındaki eylemlerini inceleyip medya planlama yaparken bu ortamları değerlendirilmelidir.&lt;br /&gt;Halkla ilişkiler birimleri veya halkla ilişkiler ajansları sosyal ağ sitelerindeki kullanıcıları hedef kitle olarak görmelidir. Hedef kitleyi sosyal ağ sitelerinde gruplar, networkler halinde görüp farklı içerikte mesaj tasarlayıp, gönderebilirler.&lt;br /&gt;Kuruluşlar, sponsorluk yaptıkları spor, kültür, sanat etkinliklerini hedef kitlelere duyurabilirler. (Facebooktaki event application gibi)&lt;br /&gt;Yarışma, workshop, eğitim gibi kurum dışına taşabilen etkinlikleri duyurmada kullanılabilir.&lt;br /&gt;Sosyal sorumluluk projelerini ilgili gruplara tanıtma ve destek bulmada kullanabilirler.&lt;br /&gt;Kriz yönetimi kapsamında kriz öncesinde izleme ve kriz döneminde kurumsal mesajları yayınlamada sosyal ağ siteleri kullanılabilir.&lt;br /&gt;Sosyal ağlarda farklı grupları birbirine bağlayan kişileri (structure hole) belirleyip bu kişileri etkileyip dürüst, sağlıklı iletişim kurarak kurumsal mesajları yayabilirler.&lt;br /&gt;Bir etkinliğin, bir kampanyanın veya kuruluşla ilgili mesajların yayılmasında çalışanlar kullanılabilir. Çalışanların profilleri üzerinden mesajlar yayılabilir. Özellikle eğitim ve pazarlama gibi birimlerdeki çalışanların hem gerçek yaşamdaki hem de sosyal ağ sitelerindeki sosyal ağları geniş olduğu için halkla ilişkiler bağlantılı mesajlar çok geniş kitlelere yayılabilecektir (Aşağıdaki örnek olayda ispatlanmıştır.)&lt;br /&gt;Kuruluşlar genel kullanıma açık veya iş sosyal ağ sitelerinde profil yaratabilirler. Eğer profil yaratmazlarsa çalışanlar, eski çalışanlar ya da tüketiciler onlar için yaratacaktır. Bir kuruluşun sosyal ağ sitelerinde yer alması için şu koşulların en az ikisinin geçerli olması gereklidir:&lt;br /&gt;-         Kuruluş en az 20 yıllık bir geçmişi varsa,&lt;br /&gt;-         Çok sayıda çalışanı varsa,&lt;br /&gt;-         Çalışanlarının bir kısmı emekli olduysa veya terfi ederek başka kuruluşlara geçmişlerse,&lt;br /&gt;-         Çok sayıda müşterisi varsa,&lt;br /&gt;-         Marka tescilli ürünleri varsa ve TV, gazette reklamlarını kullanıyorsa,&lt;br /&gt;-         Marka imajına yönelik çalışmaları varsa,&lt;br /&gt;-         Sosyal sorumluluk, sponsorluk gibi halkla ilişkiler faaliyetleri varsa,&lt;br /&gt;-         Ürünlerin genel hedef kitlesi gençlerse,&lt;br /&gt;-         Kuruluşun blog, forum, podcast gibi internet üzerinde beta destekli uygulamaları zaten varsa genel kullanıma açık sosyal ağ sitelerinde profil oluşturmasının zamanı gelmiş demektir.&lt;br /&gt;            Reklamcılıkta ise hedef kitle halkla ilişkilerdeki gibi belirli ortak yarar ve ilgileri olan insanlar grubu değildir. Reklamcılıkta hedef kitle iletişim süreci açısından ele alındığında verilen mesajların etkilenip ürün ya da hizmeti satın alması beklenen mevcut ya da potansiyel tüketicilerdir (Wells ve diğerleri, 2006: 127). İnternet kullanıcılarının çoğunluğunun gençler ve erkekler olduğu ifade edilmektedir (Wells ve diğerleri: 278). İnternetin reklam amaçlı kullanılabilecek yeni bir kitle iletişim aracı olarak sunulması; özellikle genç hedef kitle tarafından tarafından izlenmesi nedeniyle reklamcılar için önemli bir mecra haline gelmiştir. Yahoo’nun bir araştırmasına göre yaşları 13-24 arasındaki gençlerin haftada interneti kullanma oranı (e-postalara bakma hariç) 16.7 saattir, bu bilgiden yola çıkarak Procter &amp;amp;Gamble firması “Always” isimli hijyenik ped ürününün reklamını yahoo’nun gençlere yönelik sitelerinde vermektedir. Bu reklamlar Procter &amp;amp;Gamble’ın ayrıca kurduğu BeingGirl.com web sitesine de trafik yaratmış, internet kullanıcısı genç kızları bu siteye çekmiştir. Sitede blog, podcast ve genç kızların iletişim ağı yaratabilecekleri sosyal ağ ortamı bulunmaktadır. Reklamcılar sosyal ağ sitelerini aşağıdaki gibi değerlendirebilirler:&lt;br /&gt;Kuruluşlar ürün ve markalarıyla ilgili ilgi çekici uygulamaları (application, widget) tasarlayıp hedef gruplara yollayabilirler.&lt;br /&gt;Sosyal ağ sitelerinde kuruluşlar reklamlarını yaparak kendi web sitelerine trafik yaratabilirler.&lt;br /&gt;Yeni ürün ve hizmet lansmanları sosyal ağ sitelerinde yapılabilir.&lt;br /&gt;Veri tabanı pazarlaması uygulaması sayesinde sosyal ağ sitelerinde mesajların kişiselleştirilmesi mümkündür. Örneğin Classmates.com isimli web sitesi A.B.D.’de tüm lise mezunlarının buluştuğu bir sosyal ağdır. Bu sosyal ağda reklam verirken veri tabanına göre tüketicilerin belirli demografik ve davranışsal değişkenleri göz önüne alınarak hangi reklamların söz konusu tüketici tarafından beğenilip beğenilmeyeceğini önceden karar verilir. Böylece reklam mesajları kişiselleştirilerek değişik yaş gruplarına ve kitlelere farklı çeşitlerde gönderilmektedir. 1960 yılında liseden mezun olan biri, şifresiyle kendi sayfasına girdiğinde erken emeklilik ile ilgili bir reklamı görebilirken 2000 yılı mezunu bir başkası kendi sayfasında kariyer reklamları görebilmektedir. (Wells Moriarty, Burnett, 2006: 280)&lt;br /&gt;Küçük ve orta ölçekli firmalar için daha büyük organizasyonlar karşısında rekabet edebilmeleri için önemli bir alan yaratır.&lt;br /&gt;Yeni ürünlerin ve hizmetlerin pazarlanmasında dikkat çekmek amacıyla sosyal ağlarda reklamlar kullanılabilir.&lt;br /&gt;İnternet ortamında web sayfalarındaki reklamlarda çok çeşitli reklamlar birarada bulunurken veri tabanı pazarlaması uygulaması sayesinde kişiler hedef kitlelerine göre ayrılabildiğinden mesaj yığılmasından uzaklaşılmaktadır. Gürültü unsuru da ortadan kalkmış olduğu için reklam mesajlarının algılanma oranının yüksek olacağı iddia edilebilir.&lt;br /&gt;Sosyal ağların popülerliği ve giderek artan sosyal ağ sitesi üyeleri sayesinde reklamcıların özellikle genç hedef kitleye ulaşabilme olasılığı artacaktır.&lt;br /&gt;            3. Örnek Olay&lt;br /&gt;            Sosyal ağ sitelerinin ve online sosyal ağ ortamlarının mesajları yaymada ne kadar etkili olabileceğini sayısal olarak göstermek amacıyla bir örnek olayı ele almakta yarar vardır. Ağın içerisinde bireylerin ortak tanıdıkları az ise çarpma mantığı gereği mesajın ulaşacağı kişileri üstlü sayılarla hesaplayarak tanımlamak gerekir. Örneğin bir kişinin ağında 10 kişi var ise o yolladığı kişilerin sayısı da 10x10=100 kişi olacaktır- (çakışan kişilerin hiç olmadığı var sayılırsa), 100 kişi varsa 100x100=10.000 olacaktır. Örnek olayda da bu durum bir bakıma ispatlanmıştır. Örnek olayda 2007 yılında ön plana çıkmış genel kullanıma açık ağ sitelerinden Facebook ele alınmıştır.&lt;br /&gt;            Aynı kurumda çalışan iki kişiyi ele alalım. Kurumsal iletişim amaçlı bir kültürel etkinliğin sosyal ağ sitelerinde duyurulması için bu 2 kişi kullanıldığında toplam kişiye mesaj ulaştırılabilir? Bu sorunun cevabı ilk aşamada her iki kişinin arkadaş listesindeki kişilerin sayısı gibi gözükmektedir. Oysa rakam bunun çok üzerinde olacaktır. Özellikle etkili ve ses getirecek bir çalışma yapılıyorsa, afiş, video ve etkili bir metinle destekleniyorsa rakam çok farklı çıkacaktır. Örneğin Facebook’ta Ö.A.’nın 138, F.O.’nun 123 arkadaşı bulunuyor. Kuruluşun sponsor olduğu bir kültürel etkinlik var ve bu kültürel etkinliğin afişini ve ayrıntılarını mesaj olarak bu iki kişi facebook aracılığıyla arkadaşlarına yolluyorlar. Kültürel etkinliğin ilgi çekici ve birkaç ilde tekrarlanan bir konser, vs. olduğunu düşünelim. Bu iki kişinin arkadaşlarının sayısı (4/1/2008 itibariyle). Arkadaşlarının hepsi tüm arkadaşlarına bu mesajı yollarsa, mesaj en yüksek olasılıkla toplam (F.O.=9938+Ö.A.=17037=26975) Hesaplama yapılırken ortak arkadaşlar toplamdan çıkartılmıştır ancak arkadaşların da ortak arkadaşlıkları da varsayılırsa ve gönderilecek mesajların %50’sinin okunmayacağını ya da başkalarına iletilmeyeceğini varsayılırsa afiş yaklaşık 10.000 kişiye ulaşacaktır. Çalışan sayısının çok olduğu ve çalışanların geniş çevreye sahip olduğu bir işletme düşünülürse bu rakam katlanarak artacaktır. Bir de bu çalışanların önemli rol oynadığı ya da sahne aldığı bir etkinlik ise etkinin büyümesi kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;            Facebook yanında kişisel sosyal ağda bulunan MSN messengerdaki kişi sayıları da  eklenirse, onların toplamı F.O.=91, Ö.A.= 98;  91+98=199’dur. Ağlardaki kişilerin ağlarında kaç kişi olduğu ve bunların bir büyük kısmının aynı zamanda Facebook’ta olduğu da varsayılırsa bu sayı oldukça düşecektir. Ancak Facebook ve benzeri genel kullanıma açık sosyal ağ sitelerinin popülerliğini yitirmesiyle tekrar kişisel online ağların kullanılacağı varsayılırsa kişilerin en sık kullandığı iletişim kanalındaki ağlar her zaman kalıcı olacağı öne sürülebilir.  &lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Sonuç&lt;br /&gt;            Halkla ilişkilerin planlanması ve yürütülmesi hedef kitlelerin anlaşılmasına bağlıdır (Tench, Yeomans, 2006: 235) Hedef kitlelerin tanımlanması ve anlaşılması, tüketici davranışlarının belirlenmesi reklam stratejilerinin geliştirilmesi sürecinde de geçerlidir. Halkla ilişkilerle ilgili yapılan tanımlarda halkla ilişkilerin iki yönlü bir akım olduğundan, akımın bir ucunda hedef kitleyle ilişki kurma çabasındaki kişi ya da kurum (kaynak) diğer uçta ise akımın hedefi olan kitle yer almaktadır. Asna, halkla ilişkilerde tek bir hedefin olmadığından, halkla ilişkiler çalışmalarının gerçekleştirecek olan kişi ya da kurumların önce hedef kitlelerini belirlemek ve onları tanımak zorunda olduğundan söz etmektedir (Asna, 1997: 233). Halkla ilişkilerin tanımlaması yapılırken hedef kitle kitle kavramı açıldığında ilişki kurulacak gruplardan bahsedilmektedir. Bu gruplar, küçük ya da büyük; ulusal ya da uluslararası; ya da sadece belli bir zümre olabilir. Pekçok kişiye göre halkla ilişkilerin iki önemli görevi vardır: basınla ilgilenmek ve basın bülteni çıkartmak (Seitel, 2004: 211). Seitel, bu tanımlamada bir sorun olduğunda değinmektedir. Çünkü 21. yüzyılda basının şekli, sunum şekli değişmiştir. Gazeteciliğin bile internet ortamına taşınması hedef kitle online ortamlarda var olmaya başladığının bir göstergesidir.&lt;br /&gt;            Hedef kitle artık televizyon, gazete veya radyodan kurumların mesaj yolladığı homojen insan topluluğu olmak yerine aldığı mesajları seçen hatta içerik üreten, kendi kanallarında istediği bireylere ulaştıran-yayınlayan, farklı ilgi alanları olan ve farklı gruplara dahil hetorojen insan topluluklarından oluşmaktadır. Halkla ilişkiler ve reklam eylemlerinde de hedef kişilere ulaşılabilecek her türlü kanalların etkinliği değerlendirilmelidir. Sosyal ağlar da ister online olsun ister offline olsun halkla ilişkiler mesajlarının ve reklam uygulamalarının etkin bir şekilde yayılabileceği iletişim kanalları olarak değerlendirilmelidir.  Örnek olayda da özellikle halkla ilişkiler amaçlı planlanmış bir mesajın geniş kitlelere yayılmasında çalışanların ağları kullanıldığında çok sayıda kişiye ulaşılacağı ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;             Facebook, Youtube, Twitter gibi sosyal ağlarda milyonlarca insane, içerik yaratmaktadır. Bugün yaşanılan dünyada hızlı ve taşınabilir mikro içerikler hakimdir. Bunun ötesinde hedef kitle yani müşteriler firmalardan kendileriyle gerçek zamanlı iletişim kurmalarını talep etmektedir. Halkla ilişkiler ajanslarından firmaların kurumsal iletişim departmanlarına kadar iletişim sektörü çalışanları, müşterilerine daha iyi hizmet vermek amacıyla daha iyi iletişim kurabilmenin baskısı altındadır. Firmalar daha iyi iletişim kurmak adına müşterilerine klavuzluk etmek, onları yönlendirmeye çalışmaktadır. Firmaların müşteriyle gerçek zamanlı iletişim kurabilmeleri ve online kültürlerini oluşturalimeleri için online sosyal ağlara ihtiyaçları vardır. Online kültürler, kurum kültürünün bir parçasıdır ve bütünleşik pazarlama iletişiminin diğer bileşenlerinden ayrı düşünülemezler. Online kültürü oluşturmak ve hedef kitleye tutarlı kurumsal mesajları iletebilmek amacıyla sosyal ağlar önemli bir mecradır (Huyse, &lt;a href="http://www.newcommforum.com/2008/?p=20"&gt;www.newcommforum.com/2008/?p=20&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;            Kuruluşların etkili iletişim kurabilmeleri için reklam ve halkla ilişkiler uygulamaları adına birçok iletişim kanalını değerlendirmeleri, web 2.0 ortamları için ayrı stratejiler geliştirmeleri günümüzde kaçınılmaz hale gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynakça&lt;br /&gt;ALEXANDER, C. N. (1964), “Concensus and Mutual Attraction in Natural Cliques: A Study of Adolescent Drinkers”, American Journal of Sociology, 69, pp. 395-403.&lt;br /&gt;ASNA, A., (1997), Halkla İlişkiler, Public Relations, PR,  İstanbul: Sabah Kitapları.&lt;br /&gt;BIRKERT, S. (1994), The Gutenberg Elegies, Boston: Faber &amp;amp; Faber.&lt;br /&gt;BOYD, D. M., ELLISON N. B. (2007), Social Network Sites: Definition, History, and Scholarship, 13 (1), USA: Journal of Computer Mediated Communication.&lt;br /&gt;CROTEAU, D., HOYNES, W. (2003), Media Society: Industry, Images and Audiences, 3rd edit, USA: Pine Forge Press. Sage Publications.&lt;br /&gt;FISCHER, C. S., (1977), The Contexts of Personal Relations: An Exploratory Network Analysis, Working Paper, Berkeley: University of California, Institute of Urban and Regional Development.&lt;br /&gt;FU F., LIU L., WANG L., 2007, Empirical Analysis of Online Social Networks in the Age of Web 2.0, Physica A: Statistical Mechanics and its Applications, Volume 387, Issues 2-3, 15 January 2008, pp. 675-684.&lt;br /&gt;GREEN, A. (2006), Effective Communication Skills for Public Relations, London, GBR: Kogan Page Limited.&lt;br /&gt;KINCAID, D. Lawrence, (1972), “The Convergence Model of Communication”, Honolulu, East-West Communication Institute, Paper 18.&lt;br /&gt;LAMPE, C., ELLISON, N., STEINFIELD, C. (2007). A Familiar Face(book): Profile Elements as Signals in an Online Social Network. Proceedings of Conference on Human Factors in Computing Systems, pp. 435-444, New York: ACM Press.&lt;br /&gt;LENHART, A., MADDEN M., MACGILL, A.R., SMITH, A. (2007), Teens and Social Media, Washington: Pew Internet &amp;amp; American Life Project.&lt;br /&gt;MCLUHAN, M. (1962), The Gutenberg Galaxy, Toronto: University of Toronto Press.&lt;br /&gt;MCLUHAN, M. (1964), Understanding Media: The Extensions of Man, NY, USA: New American Library.&lt;br /&gt;MCLUHAN, M., POVERS, B. R., (2001). Global Köy, İstanbul: Scala Yayıncılık.&lt;br /&gt;MEYROWITZ, J. (1994), Medium Theory, Communication Theory Today, pp.50-77, USA: Stanford University Press.&lt;br /&gt;Milyonlarca Gence Ulaşmanın En Kolay ve En Hızlı Yolu (2008), MediaCat, 2007 Özel Sayısı, Sayı.156, Ocak, İstanbul: Kapital.&lt;br /&gt;PATCH, K. (2004). Internet Structure: The Global Nervous System, Boston, MA, USA: Technology Research News.&lt;br /&gt;SEITEL, F. P. (2004), The Practice of Public Relations, 9th Ed., USA: Pearson Prentice Hall.&lt;br /&gt;SIMMEL, G. (1964), The Web of Group Affiliations, New York: Free Press.&lt;br /&gt;TENCH R., YEOMANS L. (2006), Exploring Public Relations, USA: Prentice Hall.&lt;br /&gt;WELLMAN B.  (1996), An Electronic Group is Virtually a Social Network, Sara Kiesler, ed.,Culture of the Internet,  Chapter 9, NJ: Lawrence Erbaum, pp. 179-205.&lt;br /&gt;WELLS, W., MORIARTY, S., BURNETT, J. (2006), Advertising Principles and Practice, 7th Ed., USA: Pearson.&lt;br /&gt;BARAS, G. (2007), Networking, (&lt;a href="http://www.evancarmichael.com/Business-Coach/648/Networking.html"&gt;http://www.evancarmichael.com/Business-Coach/648/Networking.html&lt;/a&gt;, 02.01.2008).&lt;br /&gt;BROWN, D. (2007), Using Social Networking for Business, (&lt;a href="http://openforum.com/thread.jspa?threadID=1000702"&gt;http://openforum.com/thread.jspa?threadID=1000702&lt;/a&gt;, 01.01.2008).&lt;br /&gt;DIGNAN, L. (2007), Facebook Launches its Ad Platform; Coca Cola as Friend? (&lt;a href="http://blogs.zdnet.com/BTL/?p=6910"&gt;http://blogs.zdnet.com/BTL/?p=6910&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;Facebbok Facts, &lt;a href="http://adonomics.com/"&gt;http://adonomics.com/&lt;/a&gt; (16.01.2008).&lt;br /&gt;HAMILTON, B. A.. Network Theory’s New Math, Strategy Business, (&lt;a href="http://www.strategy-business.com/"&gt;www.strategy-business.com&lt;/a&gt;, 1 Ocak 2003).&lt;br /&gt;HUYSE, K. W. (2008), Livingston “Building Your Brand with Conversational Media: APR&amp;amp;Geoff (&lt;a href="http://www.newcommforum.com/2008/?p=20"&gt;www.newcommforum.com/2008/?p=20&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;MADDEN, M. (2007), Digital Footprints: Online Identity Management and Search in the Age of Transparency, (&lt;a href="http://www.pewinternet.org/PPF/r/229/report_display.asp"&gt;http://www.pewinternet.org/PPF/r/229/report_display.asp&lt;/a&gt;, 09.01.2008). &lt;br /&gt;O HEIR, S. (2006), &lt;a title="Permanent Link to Social network ad spending in the US could top $2 billion by 2010" href="http://blogs.zdnet.com/social/?p=8"&gt;Social Network Ad Spending in the US Could Top $2 Billion by 2010&lt;/a&gt;, ZD Net, (&lt;a href="http://blogs.zdnet.com/social/?p=8"&gt;http://blogs.zdnet.com/social/?p=8&lt;/a&gt; , 02.01.2008).&lt;br /&gt;O HEIR, S. (2007), Keeping Tabs on Social Software and Media: Poll: Is Facebook Platform Good for the Web?, ZD Net, (&lt;a href="http://blogs.zdnet.com/social/?p=254"&gt;http://blogs.zdnet.com/social/?p=254&lt;/a&gt;, 02.01.2008).&lt;br /&gt;O HEIR, S. (2007), &lt;a title="Permanent Link to Social network traffic up 11.5 percent; MySpace still dominates" href="http://blogs.zdnet.com/social/?p=114"&gt;Social Network Traffic up 11.5 Percent; MySpace Still Dominates&lt;/a&gt;, ZD Net, (&lt;a href="http://blogs.zdnet.com/social/?p=114"&gt;http://blogs.zdnet.com/social/?p=114&lt;/a&gt; 01.01.2008).&lt;br /&gt;Social Network Ad Spending to Grow 70% Next Year, (&lt;a href="http://www.marketwire.com/mw/release.do?id=804439&amp;amp;k=social%20network"&gt;http://www.marketwire.com/mw/release.do?id=804439&amp;amp;k=social%20network&lt;/a&gt;, 02.01.2008).&lt;br /&gt;TANAKA, W. (2008), Widget Wave: Bubbling Widget Growth, Forbes Magazine, Jan.02, USA: Forbes Magazine, &lt;a href="http://www.forbes.com/technology/2007/12/31/widgets-google-facebook-tech-ebiz-cx_wt_0103widgets.html"&gt;http://www.forbes.com/technology/2007/12/31/widgets-google-facebook-tech-ebiz-cx_wt_0103widgets.html&lt;/a&gt;, 16.01.2008).&lt;br /&gt;Teens Prime for Mobile Social networks (2008), E-Marketer, &lt;a href="http://arkadasarama.tr.msn.com/SiberalemTuru1.aspx"&gt;http://arkadasarama.tr.msn.com/SiberalemTuru1.aspx&lt;/a&gt; (04.01.2008).&lt;br /&gt;ZUCKERBERGER, M. (2007), Facebook Social Advertising: Facebook Unveils Facebook Ads, Press Releases, Press Room. &lt;a href="http://www.facebook.com/press/releases.php?p=9176"&gt;http://www.facebook.com/press/releases.php?p=9176&lt;/a&gt;, 31.12.2007).&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.arkamarka.com/index.php?mode=people_card&amp;amp;p_id=312"&gt;http://www.arkamarka.com/index.php?mode=people_card&amp;amp;p_id=312&lt;/a&gt; (04.01.2008).&lt;br /&gt;&lt;a href="http://blogs.zdnet.com/social/?p=114"&gt;http://blogs.zdnet.com/social/?p=114&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.emarketer.com/Article.aspx?id=1005764&amp;amp;src=article1_newsltr"&gt;http://www.emarketer.com/Article.aspx?id=1005764&amp;amp;src=article1_newsltr&lt;/a&gt; , 03.01.2008).&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/apps/application.php?id=14923635102&amp;amp;ref=s"&gt;http://www.facebook.com/apps/application.php?id=14923635102&amp;amp;ref=s&lt;/a&gt; ,(04.01.2008).&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/apps/application.php?id=4996223070&amp;amp;ref=s"&gt;http://www.facebook.com/apps/application.php?id=4996223070&amp;amp;ref=s&lt;/a&gt; (04.01.2008).&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/apps/application.php?id=3545631570&amp;amp;ref=s"&gt;http://www.facebook.com/apps/application.php?id=3545631570&amp;amp;ref=s&lt;/a&gt; , (04.01.2008).&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hitwise.com/"&gt;www.hitwise.com&lt;/a&gt;                                                                                                     &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.parliament.vic.gov.au/SARC/E-Democracy/Final_Report/Glossary.htm"&gt;http://www.parliament.vic.gov.au/SARC/E-Democracy/Final_Report/Glossary.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;www.pmforum.co.uk/pmf/Q4smartSite.dll/main?w_session=pqQMeonp366COP&amp;amp;nav=45-10k &lt;br /&gt;&lt;a href="http://valleywag.com/tech/data-junkie/the-world-map-of-social-networks-273201.php"&gt;http://valleywag.com/tech/data-junkie/the-world-map-of-social-networks-273201.php&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://womma.org/ethics/code"&gt;http://womma.org/ethics/code&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.insidefacebook.com/2007/09/13/media-companies-dont-understand-facebook/"&gt;http://www.insidefacebook.com/2007/09/13/media-companies-dont-understand-facebook/&lt;/a&gt; (04.01.2008).&lt;br /&gt;&lt;a href="http://interwebhunt.com/2007/10/02/social-networking-etiquette-for-marketing/"&gt;http://interwebhunt.com/2007/10/02/social-networking-etiquette-for-marketing/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://arkadasarama.tr.msn.com/SiberalemTuru4.aspx"&gt;http://arkadasarama.tr.msn.com/SiberalemTuru4.aspx&lt;/a&gt; (04.01.2008).&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.arkamarka.com/etkilet/"&gt;http://www.arkamarka.com/etkilet/&lt;/a&gt; (04.01.2008).&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/group.php?gid=7637800015"&gt;http://www.facebook.com/group.php?gid=7637800015&lt;/a&gt;) (04.01.2008  ,(04.01.2008).&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.yonja.com/?locale=tr_TR"&gt;http://www.yonja.com/?locale=tr_TR&lt;/a&gt; (04.01.2008).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=33793315#_ftnref1" name="_ftn1"&gt;[1]&lt;/a&gt; Düğüm: (node) Her bir sosyal ağ haritası düğümlerden ve bağlantılardan oluşur. Düğümler, bir ağ haritasındaki noktaları (kişileri) ifade etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn2" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=33793315#_ftnref2" name="_ftn2"&gt;[2]&lt;/a&gt; İnternet trafiği: İnternet trafiği, internet üzerindeki veri akışıdır. Gönderilen ve alınan mesajların miktarı, yönü, web sitesine giren ziyaretçilerin sayısı, ziyeret ettikleri sayfalar; online trafiği oluşturmaktadır. Oluşan bu trafik, internet üzerindeki çeşitli yazılımlarla izlenebildiği için, pazarlama iletişimi faaliyetlerinde ölçümleme yaparken de firmalara katkıda bulunabilmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-5497116748816239025?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/5497116748816239025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=5497116748816239025' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/5497116748816239025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/5497116748816239025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2008/02/sosyal-sitelerinin-reklam-ve-halkla.html' title='SOSYAL AĞ SİTELERİNİN REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER ORTAMLARI OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-8673881694262180619</id><published>2007-11-01T10:21:00.000+02:00</published><updated>2007-11-01T13:37:13.501+02:00</updated><title type='text'>BİR HALKLA İLİŞKİLER ARACI OLARAK KURUMSAL BLOGLAR</title><content type='html'>Öğr. Gör. Dr. Özlem ALİKILIÇ&lt;br /&gt;Öğr. Gör. Dr. Ferah ONAT&lt;br /&gt;Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu&lt;br /&gt;DYO Kampüsü Sanayi Cad. No:37 Bornova/İZMİR&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:ozlem.alikilic@yasar.edu.tr"&gt;ozlem.alikilic@yasar.edu.tr&lt;/a&gt;, &lt;a href="mailto:ferah.onat@yasar.edu.tr"&gt;ferah.onat@yasar.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Makale, &lt;a href="http://joy.yasar.edu.tr/makaleler.html"&gt;http://joy.yasar.edu.tr/makaleler.html&lt;/a&gt;- Yaşar Üniversitesi E-Joy Elektronik Dergisi Ekim 2007 Sayısında Yayınlanmıştır.&lt;br /&gt;BİR HALKLA İLİŞKİLER ARACI OLARAK&lt;br /&gt;KURUMSAL BLOGLAR&lt;br /&gt;ÖZET&lt;br /&gt;Bugün 25 milyon blogcu internet üzerinden iletişim kurmakta, görüşlerini aktarmakta, duygularını, düşüncelerini; ürünler ve hizmetler hakkında deneyimlerini ve şikayetlerini ifade etmekte ve aynı zamanda iletişim ortamı oluşturmaktadırlar. Bloglar, kitle iletişim araçları arasında yeni bir media olarak dünya çapında bir forum ortamı haline gelmiştir. Makalede blog nedir, işletmeler nasıl ve neden blogları kullanılar sorularına yanıtlanırken; blog türleri, etkin kurumsal bloglar için stratejiler açıklanmış ve interaktif bloglar yaratmak için tavsiyeler verilmiştir. Makalede bloglardan yararlanan başarılı şirketlere değinilmiş, etkili halkla ilişkiler için hedef kitlelerle gerçekten açık iletişim ortamı kurarken olumsuzlukların nasıl engellenebileceği de anlatılmıştır. Sonuçta halkla ilişkilerin temel ilkeleriyle başarılı kurumsal blogların ortak özelliklerinin çok olduğu ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, Web 2.0, Kurumsal Bloglar, Bloglar&lt;br /&gt;ABSTRACT&lt;br /&gt;Today around 25 million bloggers are communicating via internet, transferring their opinions, expressing their feelings, thoughts, experiences and complaints about products and services and also establishing dialogue. It’s clear that blogging phenomenon has become a worldwide forum which is a new medium among mass communication media. What’s blogging, how and why companies use blogs, types of blogs, blog strategies for effective corporate bloggings were revealed and advices on how to create interactive blogs were provided. An exclusive glance at some successful companies, taking advantages of blogs were given in this paper. The paper also shows how to avoid negations of open communications while building real transparent conversation with target audiences for effective public relations. As a result many common points of public relations and successful corporate blogs were found. Keywords: Public Relations, Web 2.0, Corporate Blogs, Blogs&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GİRİŞ&lt;br /&gt;Bilgi iletişim teknolojileri ve internet pazarlama, pazarlama iletişimi, müşteri ilişkileri, reklam, halkla ilişkiler, örgütsel iletişim, çalışanlarla iletişim gibi uygulama alanlarında kullanılmaktadır. Özellikle web 2.0 ya da kullanıcı güdümlü mecranın (consumer generated media) sunduğu olanaklar halkla ilişkilerin temel nitelikleriyle ve amaçlarıyla örtüşmektedir. Web 2.0 ortamlarından kurumsal bloglar ise halkla ilişkilerin amaçlarına, temel ilkelerine uygun nitelikte bir iletişim kanalıdır. İnternetin gelişimi, web olgusunun vazgeçilmez bir iletişim aracı olması ve blogların bu değişim sürecinde tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de her geçen gün artan yazar ve okuyucu sayısı, blog yazarlarının kendi okuyucu kitlesini yaratıp eşik bekçileri haline gelmesiyle bloglar iletişim dünyasında önemini hissettirmeye başlamıştır. Blog türleri arasında bulunan kurumsal bloglar ise kuruluşların hedef kitleleriyle engelsiz iletişim kurmaları için kuruluşlara geniş olanaklar sunmaktadır. Özellikle maliyetinin düşük olması, kullanım kolaylığı ve geri beslemeyi kısa sürede alabilme gibi olumlu özellikler kurumsal blogları birçok iletişim kanalına göre daha avantajlı hale getirmektedir.&lt;br /&gt;Yapılan araştırma kapsamında konuyla ilgili kitapların, makalalerin yanında konuyla ilgili basılı yeterli kaynak olmaması nedeniyle konuyla ilgili araştırma ve yorumların yazıldığı web sitelerinden, kuruluşların araştırma raporlarından, İngilizce ve Türkçe temasal ve kurumsal bloglardan, üst düzey yönetici bloglarından yararlanılmıştır. Araştırma sırasında Fortune dergisinin 2006 yılında en büyük 500 şirketinden 40 tanesinin blogları incelenmiştir. Ayrıca Turkcell kurumsal servislerden sorumlu yöneticisi, &lt;a href="http://www.marketingma.com/"&gt;http://www.marketingma.com/&lt;/a&gt; bloğnun sahibi Alper Akcan’ın konuyla ilgili görüşleri alınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Halkla İlişkiler Kavramı ve Temel İlkeler&lt;br /&gt;Halkla ilişkiler, örgütle hedef kitleleri arasında karşılıklı anlayış, kabul görme, işbirliği ve iletişimin sağlanıp sürdürülmesine yardım eden, sorunların ve konuların yönetimiyle ilgili; yönetimi kamuoyu konusunda sürekli bilgilendirerek; ona karşı duyarlı olmasına yardımcı olan; yönetimin kamu yararına hizmet etme sorumluluğu tanımlayıp vurgulayan; eğilimlerin önceden saptanmasına yardımcı olmak için bir erken uyarı sistemi görevi yaparak yönetimin değişikliğe ayak uydurmasına ve değişiklikten yararlanmasına yardım eden; araştırma yöntemleri ile sağlıklı ve etik ilkelere uygun iletişim tekniklerinden birinci araçlar olarak yararlanan özgün bir yönetim fonksiyonudur (Sjöberg, 1998: 53).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkla ilişkilerin temel ilkeleri, birçok halkla ilişkilerle ilgili uluslararası kongrede ve toplantıda sürekli gözden geçirilmektedir. Çeşitli kaynaklar araştırıldığında halkla ilişkilere ilişkin verilen ilkeler şunlardır:&lt;br /&gt;- Tüm çalışmalar şeffaf olmalıdır (Budak, Budak, 1995:121).&lt;br /&gt;- Tüm çalışmalar dürüstlük ilkesine dayanmalıdır (Asna, 1998:87).&lt;br /&gt;- Halkla ilişkiler, iki yönlü ilişkiye dayalı iletişim süreci olarak değerlendirilmelidir (Tengilimoğlu, Öztürk, 2004:77).&lt;br /&gt;- Halkla ilişkiler gerçekleri yansıtmalıdır.&lt;br /&gt;- Halkla ilişkiler bir uzmanlık işidir&lt;br /&gt;- Halkla ilişkiler sürekli bir çalışmadır&lt;br /&gt;- Mesleki etik kurallara uyma ( Sabuncuoğlu, 1998:65)&lt;br /&gt;- Halkla ilişkilerin değeri ve önemi tüm çalışanlar tarafından kabul edilmelidir.&lt;br /&gt;- İlişkide bulunulan halkın özellikleri halkla ilişkiler çalışmalarını etkiler.&lt;br /&gt;- Halkla ilişkiler çalışmaları bilimsel temellere dayandırılmalıdır (Göksel, Yurdakul, 2001:144-145).&lt;br /&gt;Halkla ilişkiler çalışmaları 1990 yıllarda bilişim teknolojilerinin ve internetin yaygınlaşması ile birlikte temel ilkelere yenileri eklenmiştir. Son olarak 28 Haziran 2006’da Brezilya’da Halkla İlişkiler Profesyonellerinin oluşturduğu Global Allience tarafından “Dünyanın Sesleri” temasıyla düzenlenen 3. Halkla İlişkiler Festivali’nde “Brezilya’dan Mektup” (www.globalpr.org/knowledge/features/brazil06.asp) adı altında yayınlanan Global Allience ve Conferp’in 18 ülkeden gelen delegelerinin imzaladığı belgede halkla ilişkilerle ilgili aşağıdaki ifade bulunmaktadır:&lt;br /&gt;- Halkla ilişkiler profesyonelleri dünyadaki milyonlarca insanın minimum koşullarda hayatta kalması için tüm paydaşlarla erişimi engelleyen bariyerleri kırmaya çaba göstererek ilişkilerin kurulması ve arttırılmasına yönelik çalışmalıdır.&lt;br /&gt;- Halkla ilişkiler profesyonelleri ifade özgürlüğüne, özgür iradeye ve internet ve yeni teknolojiler üzerinden dahil olmak üzere bilginin özgürce akışına dayalı demokratik değerlerin geliştirilmesini desteklemelidir.&lt;br /&gt;2. Web 2.0 Ortamları ve Bloglar&lt;br /&gt;Dünyada ve Türkiye’de internet kullanımı gün geçtikçe artmaktadır.Araştırma şirketi GfK Türkiye’nin 11 ilinde 861 kişiyle yüz yüze anket tekniği ile yaptığı İnternet Kullanımı Araştırması’na göre dünya ve Türkiye’deki gelişmelerin takip edildiği mecralardan biri olarak interneti ön plana çıktığı tespit edilmiştir. Araştırmaya gore klasik mecralar içinde interneti haber kaynağı olarak görenlerin oranı 2005’te yüzde 45 iken yüzde 60’a yükselmiştir. Önceki yıllar ile karşılaştırıldığında haber kaynağı olarak gazete, radyo ve çevrenin etkisi azalırken, internetin öneminin arttığı ortaya çıkmıştır. Araştırmada küresel gelişmelerle benzer bir seyir gösteren interaktif kanalların kullanımının (oyun, e-mail, mesaj, sohbet vs.) giderek artmakta olduğu elde edilen veriler arasında bulunmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler artık internetin insanlar tarafından itibar edilen önemli bir haber, bilgilenme ve eğlence ortamı olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Araştırmadaki interaktif kanalların kullanımının artışı sadece oyun, sohbet ortamlarının değil her türlü yeni interaktif ortamın ilgi göreceğini göstermektedir. Web 2.0 ortamları da interaktif olmaları nedeniyle gün geçtikçe daha çok ilgi görmesi nedeniyle kurumların halkla ilişkiler amaçları doğrultusunda değerlendirilmelidir.&lt;br /&gt;Web 2.0, O’Reilly Media tarafından 2004 yılında ortaya atılan bir kavramdır. Web 2.0 kavramı, ikinci nesil internet tabanlı web servislerinden toplumsal ağ sitelerini (sosyal networkler), web tabanlı özgür ansiklopedileri, forumları, podcastleri ve diğer çevrimiçi birliktelik ve paylaşıma olanak sağlayan ortamları ifade etmektedir. Kimi tanımlamalara göre yeni bir teknoloji kimi tanımlamalara göre ise yeni bir çağ olarak kabul edilen yeni versiyon webin sunduğu en büyük getiri içeriğin mikro boyutlara indirgenmesidir. Genel olarak Web 2.0 kategorisindeki sitelerin göze çarpan en önemli özelliği; farklı kaynaklardan çok sayıda yararlı ve kullanılabilir bilgi toplayarak tek bir site altında birleştirmeleridir. Web 2.0 ortamlarının temel özelliği kullanıcının tasarım bilgisi gerektirmeyen, kullanıcının tüm isteklerinin düşünüldüğü uygulamaların ortaya çıkmasıdır. Web 2.0 uygulamalarının sonucunda insanlar, web tasarımı ve teknikleri ile uğraşmak zorunda kalmadan sahip oldukları fotoğrafları, anlatmak istedikleri teknik ya da sosyal içerikleri, ziyaret ettikleri siteleri çok sayıda insanla rahat bir şekilde paylaşır hale gelmişlerdir. Yayınlamanın yanında bu içeriklere ihtiyacı olanların, bu içerikleri arayanların istediklerini bulma konusunda işlerini kolaylaştıran arama motorları, portallar, kullanıcı hakimiyetindeki yeni nesil web zincirine eklenen tamamlayıcı halklar arasındadır (&lt;a href="http://www.oreillynet.com/pub/a/oreilly/tim/news/2005/09/30/what-is-web-20.html"&gt;http://www.oreillynet.com/pub/a/oreilly/tim/news/2005/09/30/what-is-web-20.html&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;Web 2.0 adıyla da kullanılan sosyal mecralar, insanların görüşlerini, deneyimlerini ve perspektiflerini birbiriyle paylaştığı online teknolojileri ile uygulamaları ifade etmektedir. Sosyal mecralar, metin, ses ve video gibi farklı içerikteki mesajların yayınlandığı ortamlardır (http://en.wikipedia.org/wiki/Social&amp;shy;_media).&lt;br /&gt;Tüketici güdümlü medya kavramı; tüketiciler tarafından birbirlerini ürünler, markalar, hizmetler, kişiler hakkında eğitmek için yaratılan, başlatılan, dolaştırılan ve kullanılan, yeni ve gelişen internetteki kaynaklarını ifade etmektedir (Consumer Generated Media 101, Word-of-Mouth in the Age of the Web-Fortified Consumer, A Nielsen BuzzMetrics White Paper, Pete Blackshaw and Mike Nazzaro, Second Edd., Spring 2006, www.nielsenbuzzmetrics.com/files/uploaded/whitepaperns/nbzm_wp_CGM101.pdf:2).&lt;br /&gt;Web 2.0 ortamı için kullanılan bir başka kavram da kullanıcı güdümlü içeriktir (user generated content). Tüketici güdümlü medya olarak ta bilinen kullanıcı güdümlü içerik, son kullanıcılar (profesyonel yazarlar, yayıncılar, gazeteciler, lisanslı yayıncılar ve prodüksiyon şirketleri olan geleneksel medya üreticilerine karşın) tarafından üretilen çeşitli medya içeriğini ifade etmektedir. Kavram, 2005 yılında web yayıncılığının ve genel anlamda halkın kullabileceği, erişimi kolay ve ücretsiz sosyal mecra içeriğinin üretiminin artışıyla ortaya çıkmıştır. Dijital video, bloglar (ağ günlüğü), podcasting (müzik ve video yayını ve paylaşım ortamları), mobil telefon görüntülerini ve wikileri (sözlük ve ansiklopedi) kapsayan medya, açık kaynakları, ücretsiz yazılımı, esnek lisanslamayı sağlarken, yetenek geliştirme, keşif ve işbirliği önündeki engelleri kaldırmaktadır (http://en.wikipedia.org/wiki/User_generated_content ).&lt;br /&gt;Sosyal mecralar arasında bloglar, podcastlar, wikiler ve diğer ortamlar bulunmaktadır. Kurumsal iletişim amaçlı olarak en çok kullanılan sosyal medyum ise web sitesine benziyor olması nedeniyle bloglardır.&lt;br /&gt;Blog: Kullanıcı için herhangi bir teknik bilgi gerektirmeden, kullanıcısının istediği şeyi, istediği şekilde yazan insanların oluşturdukları, günlüğe benzeyen web siteleridir. Blogları oluşturmak ve blogları güncellemek kolay olduğu için internet kullanıcılarının her hangi bir program diline ya da üstün bir teknik ayrıntıları bilmeye gerek duyulmamaktadır. “Blog”, İngilizce ”weblog” kelimesinin kısa ve yaygınlaşmış ismidir. Türkçede "açıkgünlük", "ağ günlüğü", "e-günlük" gibi bazı isimler önerilse de, kelimenin yaygın kabul görmüş bir karşılığı henüz bulunmamaktadır. Türk Dil Kurumu da henüz bir karşılık önermemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternette “İnternet günlüğü”, “e-günlük” ya da “ağ günlüğü” olarak ifade edilen, teknik bilgi ve donanım gerektirmeyen, kullanımı ve yönetimi kolay, zengin fonksiyonlu kişisel web alanları olan bloglar, sahiplerinin hem yazılı hem görsel üretimlerini internet ortamında tüm dünyaya ulaştırmalarına olanak sağlamaktadır.&lt;br /&gt;Blogların, “kişiye özel” mecra olgusunun dönüm noktası olduğu düşünülmektedir. Sürekli güncellemesi yapılan ve kişilerin günlük kullanma alışkanlığının internete yansıması olarak da kabul edilebilir bir durum olan ağ güncesine blog denilmektedir. Ünlü halkla ilişkiler danışmanı Ceyda Aydede Blog Çağı isimli kitabında bloglara “Sanal Ortam Günlüğü” adını vermektedir (Aydede, 2006:1).&lt;br /&gt;Blog hizmeti veren Technorati firmasının kayıtlarına göre blog tanımı daha farklı bir bakış açısıyla günümüz fenomeni haline gelmiştir. Technorati, tüm dünyada en bilinen ve yetkili Web log (Blog) servis sunucusu olmasının yanı sıra, online ölçümleme yaparak da firmalara ve kişilere istediği zaman ve ortamda hizmet verebilmektedir. The Live Web isimli sistemde, dinamik ve sürekli güncelleme yapılan, içinde araştırma motoru olan, içerikleri kendi bünyesinde depo eden, blogları organize eden, bağımsız ve literatürde “kullanıcı güdümlü içerik” denilen (user-generated content) ve kullanıcının kendi zevkine ve ilgi alanlarına gore seçtiği fotoğraf, video, oy verme gibi pek çok faaliyete yer vermektedirler. İletişim mecrası olarak bakıldığında blogların artık yeni bir mecra olduğu iletişim ve pazarlama uzmanları tarafından kabul görse de Technorati tarafından bu yeni oluşuma “citizen media” Türkçe çevirisiyle, ”vatandaş mecrası” ya da daha genelleme yapılırsa kişisel medya ya da kişiye özel medya da denilmektedir. (&lt;a href="http://www.technorati.com/about/"&gt;http://www.technorati.com/about/&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;Blogosfer, atmosfer kelimesiyle blog kelimelerinin bir arada kullanılmasıyla oluşmuş bir kelimedir. Blogosphere terimi, tüm interneti anlatan enformasyon otoyolu gibi tüm blogları ve blogların bağlantılarını ifade etmektedir. Blogosferde bloglar, birbirlerine yorumlar, linkler, geçmiş kayıtlar ve diğer unsurlarla birbirlerine bağlanmışlardır (Holtz, Demopoulos, 2006:25).&lt;br /&gt;Bloglar yani sanal ortamdaki günlükler, gönderilen mesajların tersten kronolojik bir şekilde üstten alta doğru sıralandığı, sık sık güncellenen ve genellikle bir konu üzerine odaklanan kişisel sayfalardır. Bloglarda çoğunlukla her gönderinin sonunda yazarın adı ve mesajın gönderildiği zaman belirtilir. Yayınlanan yazılara yorum yapılması, mesajı gönderenin iznine bağlıdır. Yayınlanan yazılara ilişkin yorumlar ve bu yorumların mesajın göndericisi tarafından teker teker incelenerek cevaplandırılması, blog kültürünün çok önemli dinamiklerinden bir kaçıdır; bu sayede mesajı gönderenle mesajın alıcıları arasında geri bildirime dayalı bir iletişim sağlanmaktadır (Akar, 2006:31).&lt;br /&gt;İletişim bilimi perspektifinden bakınca; blogların bir kitle iletişim mecrası olduğu bir gerçektir. Bir kitle iletişim aracı olarak bloglar işletmelere yeni fırsatlar yaratarak, işletmeleri yeni operasyonlara cesaretlendirip, işletmelerin yeni ürün geliştirme ve kalite kontrol gibi konularda yeteneklerini sürekli yükseltmektedirler. Bununla beraber bloglar, pekçok kitle iletişim mecrasından önemli bir farkla iletişimcilerin karşısına çıkmaktadır. İletişim sürecinde en temel öge olan geri bildirim bloglarda devreye girmektedir. Kitle iletişim araçlarında ve kitle pazarlamasında tek yönlü iletişim hakimken bloglarda, karşılıklı – iki yönlü diyaloglar hakimdir (Wright, 2005: 19).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blogların Gelişimi: Technorati’nin verilerine göre, sadece Technorati’nin takip ettiği, dünyadaki blog sayısı 104.3 milyon ve her gün 175 bin yeni blog internette yayına başlamaktadır. Her gün ağ günlüklerini güncelleyen ve kendilerine kısaca blogger denen ağ günlüğü tutan kişiler, düzenli olarak günde 1.6 milyonun üzerinde yeni yazı yüklemektedirler. (&lt;a href="http://www.technorati.com/about/"&gt;http://www.technorati.com/about/&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tablo 1: “State of the Blogosphere” Sunumu,&lt;br /&gt;Kaynak: David L. Sifry, CEO, Technorati Inc., Ekim 2005,&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sifry.com/alerts/archives/000343.html"&gt;http://www.sifry.com/alerts/archives/000343.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tablo 1, 19.6 milyon kayıtlı bloğun izlenebildiğini ve her 5 ayda bir izlenen blog sayısının iki kata çıktığını göstermektedir. En az 36 ay boyunca yürütülen araştırmanın kaydına göre, blog ortamının son üç yıl içinde en az 5 sefer, iki katı oranla büyüyen bir internet ortamı haline geldiği gözlemlenmektedir. Araştırmanın sonucuna rakamsal olarak bir başka yönden bakılacak olunursa; blog atmosferinin 3 yıl öncesinden 30 kat daha büyüdüğü ortaya çıkmaktadır. Taranan bazı kaynaklarda da kayıtlı blog sayısının, 2007 yılında yaklaşık 25 milyona ulaştığı belirtilmektedir (&lt;a href="http://www.bildirgec.org/yazi/abc-blogosphereâin-neresinde"&gt;http://www.bildirgec.org/yazi/abc-blogosphereâin-neresinde&lt;/a&gt;). Türkiye’deki blog servislerinden blogcu.com’un 14/9/2007 tarihli web sayfasına göre sadece blogcu.com adresine kayıtlı blog sayısı 595.000, blog yazısı ise 4.174.352’dir (www.blogcu.com).&lt;br /&gt;Bloglar içeriklerine gore kişisel bloglar, temasal bloglar, yayıncıların sponsor olduğu bloglar ve kurumsal bloglar olarak dörde ayrılmaktadır (Introduction to Blogs, Bacon’s Executive White Paper Series, V:1 2005, &lt;a href="http://mainestreet.com.au/admin/articles/pdfs/BlogWhitePaper.pdf"&gt;http://mainestreet.com.au/admin/articles/pdfs/BlogWhitePaper.pdf&lt;/a&gt;: 2):&lt;br /&gt;Kişisel Bloglar: Kişisel bloglar hobi ya da kişisel ilgi alanlarına odaklanmış olan bloglara denmektedir. Genellikle pek çok kişi blog yazmaya, kişisel düşüncelerini, bilgi ve hobilerini, deneyimlerini başkalarıyla paylaşmak amacıyla başlamaktadır. Bu tür kişisel blogların pazarlamada WOM (word of mouth marketing) diye tabir edilen kulaktan kulağa pazarlama veya viral pazarlama diye de bilinen çok iyi bir tanıtım yolu olduğu ve bloglar yoluyla kurumlar hakkında önemli etkileri olduğu ifade edilmektedir.&lt;br /&gt;Temasal Bloglar: Belirli bir temaya, konuya ya da endüstriye dayalı daha özgün içerikli bloglara temasal blog denmektedir. Kullanımı daha yaygın olan bu blog türleri; pazarlama ve iletişim konuları, otomobiller, eğlence sektörü, bilgi işlem sektörü gibi pek çok farklı temayı kapsamaktadır. Temasal blogları yazan kişiler de içinde oldukları özgün sektörün uzmanları arasından çıkmakta ya da bloğun temasıyla parallel meslekleri icra etmektedirler.&lt;br /&gt;Yayıncıların Sponsor Olduğu Bloglar: Bu tür bloglar daha çok geleneksel medyanın (televizyon ve gazete gibi) bir çeşit yan kuruluşu gibi hizmet vermektedir. Günümüzde yayınevleri ve medya kuruluşları bu tür bloglara yön vermektedirler. Gazate ve dergi kuruluşları, hatta televizyon kanalları ve radyo istasyonları kendi kurumsal web sitelerine bloglarını eklemektedirler.&lt;br /&gt;Kurumsal Bloglar: Kurumsal bloglar günümüz blog atmosferine yeni yeni eklenen ve önemi anlaşılan bir tür olarak kurumların karşısına çıkmaktadır. Bu tür bloglardan beklenen temel prensip, şirketin çalışanlarından ya da yöneticilerinden bir kesimin kurum adına yazılar yazması, pekçok bilgiyi hedef kitlesine sunması, hedef kitlesinden anında geri bildirimi ilk ağızdan alması gibi önemli bir kurumsal iletişim sürecini oluşturmasıdır.&lt;br /&gt;Bloglar sadece yazılı metinlerden oluşan bir ortam değildir. Bloglar, mesajların kodlanmasına göre de farklı tür başlıkları altında da incelenebilir. Bunlar vloglar, mobloglar, fotobloglar olarak sınıflandırılmaktadır.&lt;br /&gt;Videoların yayınladığı vlog, konuya özel radyo yayınları yapabilen ses günlükleri, audiobloglar da günümüzde oldukça popülerdir. Vloglar, kişilerin ya da işletmelerin sanal günlüklerini videolarla tutmasına olanak tanıyan bir blog uygulamasıdır. Bu yeni oluşum özellikle tüm dünyada internette video dolaşımının kolaylaştığı dönemde ortaya çıkmıştır. Vloglar reklam uygulamaları ve firmaların kurumsal blogları için kullanılabilmektedir (&lt;a href="http://www.businessweek.com/%20magazine/content/0518/blog_extras/glossary/index.html?gutenberg.htm"&gt;http://www.businessweek.com/%20magazine/content/0518/blog_extras/glossary/index.html?gutenberg.htm&lt;/a&gt;). Örneğin Microsoft, Channel 9 adını verdiği video blog üzerinden yazılım geliştirmeciler ile doğrudan iletişim kurmaktadır (http://channel9.msdn.com/).&lt;br /&gt;Mobil bloglar da (moblog) herhangi bir bloga GPRS destekli telefondan giriş yapılmasına imkan veren uygulamalar olarak tanımlanmaktadır. Mobloglarda girişler genelde kameralı cep telefonlarının kullanımı ile resimler olarak yapılmaktadır. Ayrıca haberler, metinler de doğrudan cep telefonu üzerinden bloğa eklenebilir. Örneğin textamerica.com kişisel Moblog kurmak için servis sunmaktadır. Fotobloglar bir çeşit fotoğraf paylaşım servisi veren bloglardan oluşmaktadır. Bunun yanısıra günümüzün dijital ortamının getirdiği büyük avantajlar sayesinde, teknolojik devrim insanlara istediği zaman istediği yerde fotoğraf çekme serbestisi kazandırmış ve bunu yapabilmek için de profesyonel fotoğraf bilgisi gereğini ortadan kaldırmıştır. Dolayısıyla fotobloglar, normal yazı bloglarından görüntüleriyle ve blog sahiplerinin yaşamlarını gözler önüne sermesiyle daha avantajlı görülmektedirler (&lt;a href="http://www.forbes.com/2004/02/10/cx_pp_ii_0210photoblog.html"&gt;http://www.forbes.com/2004/02/10/cx_pp_ii_0210photoblog.html&lt;/a&gt;) .&lt;br /&gt;Türkçe karşılığı belirli bir ücret karşılığı blog yazımı olan “paid blogging”, bir ürün ya da konu ile ilgili yazmak için kurumlardan para alınmasıdır. Advertorial (reklam-haber) tarzı yazılarını bloğunda okuyucularına sunan yazarların ödeme aldıklarını açıklamaması yazara ve bloga duyulan güvene zarar veren bir unsur olarak tanımlanmaktadır. Örneğin Marqui firması, web pazarlama servislerini 20 popüler bloğu seçerek duyurmayı tercih etmiştir. İşletme, 3 ay boyunca ayda 800 USD ödeme ile servislerini bu yazarların ağzından tüketicilere duyurmuştur. Amerika'da son seçimlerde de bloglar etkili iletişim kanalı olarak kullanıldığı bilinmektedir (&lt;a href="http://www.businessweek.com/magazine/content/05_18/blog_extras/glossary/index.html?gutenberg.htm"&gt;http://www.businessweek.com/magazine/content/05_18/blog_extras/glossary/index.html?gutenberg.htm&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Kurumsal Bloglar&lt;br /&gt;Şirketlerin kendileri ile ilgili haber ve duyurularını daha samimi bir şekilde halka açtıkları bloglar iş dünyasında giderek önem kazanmaktadır. Kurumsal web sitelerinin yanında blogların kurumlar tarafından kullanılmasının belirli nedenleri vardır. Bloglar web sitelerinden daha hızlı ve daha kolay kurulabilir. Çok kısa sürede değiştirilebilir. Blog güncellemesi için ek bir teknolojiye ihtiyaç yoktur. Blogların web siteleri gibi estetik kaygıları yoktur, amaç sadece iletişimdir. Bu nedenle kolay erişilebilen, içeriğin kolay değiştirildiği ve kolay ekrana gelen programlar kullanılmaktadır. Bloglar web sitelerine göre daha interaktiftir. Okuyucular yorumlarını istedikleri zaman yayınlayabilimektedirler. 2005 yılında Business Week dergisinde kurumsal bloglarla ilgili çıkan bir makale ile birçok işletme kurumsal bloglara itibar etmeye başlamıştır (Blogs Will Change Your Business, &lt;a href="http://www.businessweek.com/magazine/content/05_18/b3931001_mz001.htm"&gt;http://www.businessweek.com/magazine/content/05_18/b3931001_mz001.htm&lt;/a&gt;, Business Week, 2/5/2005).&lt;br /&gt;Kurumsal bloglar sadece ürünlerin ve şirketlerin tanıtıldığı ortamlar değildir. Kurumsal bloglar temelde örgütün hedef kitleleriyle simetrik iletişim kurabilecekleri, açık ortamlardır. Bu nedenle tüm hedef kitlelere farklı içerikte ulaşmak amacıyla farklı içerikte kurumsal bloglar ortaya çıkmıştır. Kurumsal blog türleri:&lt;br /&gt;- CEO ve Yönetici Blogları: Kuruluşların üst düzey yöneticilerinin kişisel ilgi alanlarını, başarı öykülerini anlattıkları bloglar. Time Warner’dan Jason Calacanis’in bloğu &lt;a href="http://www.calacanis.com/"&gt;http://www.calacanis.com/&lt;/a&gt;, Microsoft Türkiye CEO’su Çağlayan Arkan’ın bloğu &lt;a href="http://www.caglayanarkan.spaces.live.com/"&gt;http://www.caglayanarkan.spaces.live.com/&lt;/a&gt;, Teknoloji Holding’in CEO’su Alphan Manas’ın bloğu &lt;a href="http://www.alphanmanas.com/"&gt;http://www.alphanmanas.com/&lt;/a&gt; Türkiye örnekleri arasındadır.&lt;br /&gt;- Kurum dışı bloglar: Kurumsal iletişim amaçlı, kuruluşun çalışanları, önemli projeler, müşterilerin ürün veya hizmet deneyimleriyle ilgili yazdıkları bloglar. Örnek olarak, Southwest Airlines &lt;a href="http://www.blogsouthwest.com/"&gt;http://www.blogsouthwest.com/&lt;/a&gt;, Türk Hava Yolları’nın bloğu &lt;a href="http://www.thy.com/tr-TR/corporate/blog/"&gt;www.thy.com/tr-TR/corporate/blog/&lt;/a&gt;. Ancak bu blog daha çok ziyaretçi defteri formatında tasarlandığı için etkin bir kurumsal blog değildir.&lt;br /&gt;- Sahte bloglar Mc Donald’ın Lincolnfry bloğu&lt;br /&gt;- Kurum içi bloglar firma çalışanlarının iletişim kurmak amacıyla açtıkları bloglardır. IBM (www.corporateblogging.info/2005/06/3600-blogs-glance-into-ibms-internal.asp-11k-) firmasının kurum içi bloglarının sayısı 3600’ü bulmaktadır.&lt;br /&gt;- Ürün blogları (www.globalprweek.com): Belli bir ürünü tanıtmak, ilgilenenlerini görüşlerini almak, reklam kampanyalarına destek olmak gibi daha çok pazarlama iletişimi amaçlı hazırlanan bloglardır. BIC firmasının www.ucbicak.com isimli bloğu.&lt;br /&gt;- Proje blogları belirli bir projenin başlangıcından son aşamasına kadar tüm süreçleri okuyucularla paylaşan bloglardır. Örnek olarak Türkiye’den www.farukkorkmaz.com, albüm çalışmalarını yaparken karşılaştıklarını bloğunda gün gün anlatmıştır.&lt;br /&gt;- Marka destek blogları: Belirli bir markanın iletişim çalışmalarını desteklemek, okuyucuların görüşlerini almak amacıyla hazırlanan bloglardır. Örneğin, Nike firmasının bloğu &lt;a href="http://blog.nikebasketball.com/"&gt;http://blog.nikebasketball.com/&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;- Endüstri blogları: Bir endüstri dalı üzerinde yoğunlaşan bloglar. Örneğin Kimyasallar ve materyaller üzerine uzmanlaşmış &lt;a href="http://www.xanga.com/telic"&gt;http://www.xanga.com/telic&lt;/a&gt; isimli blog.&lt;br /&gt;- Medya blogları: Milliyet Gazetesi’nin bloğu &lt;a href="http://www.blog.milliyet.com.tr/"&gt;http://www.blog.milliyet.com.tr/&lt;/a&gt;, Habertürk kanalının bloğu, www.blog.haberturk.com.&lt;br /&gt;Blogların işletmelere getirdiği birçok katkı bulunmaktadır. Bloglar işletmelere müşterilerinden anında, kesintisiz ve aracısız geribildirim alabilmelerini sağlamaktadır. Bloglar, işletme ve hedef kitle arasında iyi niyeti geliştirmektedirler. Bloglar işletmelerin pazar araştırması sürecinin pek çok aşamasında yardımcı güç olmaktadır. İşletmeler ve rakipleri için önemli bir araştırma kaynağıdır. Kurumsal bloglar, rekabet avantajı yaratmaktadırlar. İşletmeler, kurumsal blogları etkin kullanarak daha çok müşteriye ulaşarak satışlarını arttırmaktadır. Yeni iş ortamları ve olanaklarını kendisine çekmektedir. İşletmelerin markalarını güçlendirmelerini sağlamaktadır. İşletmelerin krizleri yönetmelerine katkıda bulunmaktadır (Holtz, Demopoulos, 2006: 21). İşletmeler kurumsal bloglar sayesinde işletmeyle hedef kitleleri arasında doğru bir iletişim sürecini kurmaktadır.&lt;br /&gt;Halkla ilişkiler ve pazarlama iletişimi amaçları açısından değerlendirildiğinde blogların, işletmelerin görünürlüğünü, bilinirliğini artırıp imajına katkıda bulunduğu gözlemlenmektedir. Kurumsal bloglar, müşteri ilişkilerini güçlendirip sağlam temellere oturtmayı amaçlamaktadır. Bloglar, işletmelerin elektronik posta yığılımını önleyerek çalışanların beyin fırtınası seanslarının artmasına ve yaratıcı yeni fikirlerin oluşmasına önderlik etmektedirler.&lt;br /&gt;Çeşitli kaynaklar ve uygulamalar incelendiğinde kurumsal blogların işletmelere getireceği riskler ise aşağıda sıralanmıştır:&lt;br /&gt;1. Kurumsal blogları, kurumun çalışanları oluşturup güncelledikleri için, çalışanların imajlarının kurum imajının önüne geçebilmesi riski taşımaktadır.&lt;br /&gt;2. İşletme çalışanlarının kurumsal bloglarda, kuruma ait pek çok önemli bilgileri ve açıklanmasında sakınca yaratabilen gizli bilgilerin yazılması riski bulunmaktadır.&lt;br /&gt;3. İşletmelerde kurumsal blog yazan personelin yazdığı bilgi ya da konuyla ilgili hukuki sonuçlardan dolayı, kurumun yükümlülük altına girme riski bulunmaktadır.&lt;br /&gt;4. Kurumsal itibarı zedeleyebilecek içeriğe sahip mesajların kurumsal bloglarda yayınlanma riski bulunmaktadır. Personelin işine son verilme, uyarı alma, çalışma ortamlarının beğenilmemesi, üst veya astlarla uzlaşmazlıkların görülmesi, ücret politikalarından ya da kurumsal politikadan memnun kalınmaması gibi kişisel durumlarda, kurumsal bloglarda, kurumu karalama kampanyası şeklinde haberlerin yayınlanma riski bulunmaktadır.&lt;br /&gt;5. Mutsuz blogcular – ki bunlar kurumun iletişimde bulunduğu tüm hedef kitleler arasında olabilirler – bu kitleler kurum hakkında kurumsal bloglarda olumsuz halka ilişkiler faaliyetlerinde bulunup kurum imajına ters düşecek ya da kurumu kriz boyutuna taşıyabilecek risklere sebep olabilir.&lt;br /&gt;6. Telif hakları ve tescilli marka ihlalleri yaratılması riski.&lt;br /&gt;7. İnternet ortamında kolaylıkla bilgilerin kopyalanıp bir başka ortamda kullanılması da kurumsal bloglar adına bir başka önemli riski de beraberinde getirmektedir. Kurumsal blogda işletmenin yeni bir teknolojinin tanıtılması ya da yeni ürün gamının piyasaya sürülmesi gibi bir bilginin, hedef kitlesiyle paylaşılması gibi bir durumda; kötü niyetli kişiler ya da rakipler tarafından, izinsiz alıntı, fakir ve teknoloji hırsızlığı riski bulunmaktadır.&lt;br /&gt;8. Kurumsal bloglarda yayınlanan cinsel ya da ırk ayrımcılığına dair herhangi bir ima, şaka; taciz olarak algılanmaktdır ve bu durum, kurumu kamuoyuna ve rakiplerine karşı güç durumda bırakabilir, medya aracıyla geniş kitlelere taşınabilir ve otoriteler tarafından ceza uygulamalarına yol açılabilir.&lt;br /&gt;9. Hisse senetleri borda işlem gören işletmelerle ilgili kurumsal bloglarda yer alan herhangi bir olumsuz haber, hisse senetlerinin değerlerine etki edebilir.&lt;br /&gt;10. Kurumsal blogların sürekli güncellenmesi esastır. Dolayısıyla güncellemelerin ihmal edildiği zaman, eski bilgiler güncellenmediği için hem içerik demode kalabilecek hem de okuyucu kitlenin ilgisini yitirebilecektir.&lt;br /&gt;Yukarıda belirtilen riskler aslında öngörülüp düzeltici ve önleyici faaliyetlerle bertaraf edildiği taktirde, kurumsal bloglar işletmelere çok büyük faydalar sağlacaktır. Bu tür durumları bertaraf edebilmek için öncelikli olarak yürütülmesi gereken düzeltici ve önleyici faaliyetlerin aşağıdaki gibi olması önerilmektedir:&lt;br /&gt;- İşletmelerin blogları için iyi tanımlanmış, önceden saptanmış blog amaçları olmalıdır.&lt;br /&gt;- Kurumsal bloglar, kurum imajı ve işletmenin kurumsal kimliğiyle örtüşmelidir.&lt;br /&gt;- Kurumsal bloğun, işletmenin hedef kitlesine ulaştırılması amaçlanan imajıyla, tutarlı olması ve bu amacı doğru bir şekilde ulaştırdığına dikkat edilmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;- Kurumsal bloglardan sorumlu olacak personele, konuyla ilgili teknolojik, stratejik, etik, yasal eğitimler verilmesi ve oluşabilecek olası krizlerden korunmak için taktiklerin belirlenmesi önerilebilir.&lt;br /&gt;- Kurumsal blogların işletmenin web sitesinde yer alan basın odası formatından uzak durması, reklam mesajlarından, yoğun ürün ve marka mesajlarına yer verilmemesinden yola çıkarak hedef kitleye daha inandırıcı hale getirilmesi daha doğru olabilir.&lt;br /&gt;- İçeriğin sürekli takip edilmesi ve geri bildirilerin sürekliliği ve değerlendirilmesi&lt;br /&gt;- İçeriğin ana temadan uzaklaştırılmasının önlenmesi&lt;br /&gt;- Yorum içeriklerinin, istenmeyen ve kötü niyet içeren yorum mesajlarının filtrelenmesi&lt;br /&gt;- Dışardan gelebilecek teknolojik saldırılara karşı kurumsal bloglara gereken donanımın sağlanması&lt;br /&gt;- Literatürde “Fake logs - blogs” ya da “flog” denilen kurumsal blog görünümlü ancak yalancı blog denilen şişletmelerin kendi güdümündeki siteler şeklinde oluşturulmasından kaçınılmasıdır.&lt;br /&gt;“Fake logs – flogs” yani yalancı blog kavramı, kendi çalışanlarını yönlendiremeyen işletmelerin, kendi web siteleri altında bir internet günlüğü yaratmalarıyla ortaya çıkmıştır. Özellikle son yıllarda blogların popülerleşmesi ile birlikte işletmeler kendi ürün, hizmet ya da marka reklamlarını ve promosyonlarını duyurmak için sahte blog kullanmaya başlamışlardır. Genellikle blog – daha doğrusu flog yazarı sahte bir isimle yazmakta ve sanki işletmeyle hiçbir ilgisi yokmuş gibi sözkonusu ürünün reklamını yapmaktadır. Örneğin, Mc Donald’s Amerika’da çok önemli olan Super Bowl finalinde gösterilecek olan reklamını kullanmak için bir flog kullandığı ve bloğunda suni bir gündem yaratıp müşterilerinin ilgisini çekmeyi başardığı söylenmektedir..&lt;br /&gt;Bir başka anlam karmaşası da kurumsal blog görünümde olan ancak “guest book” yani “ziyaretçi defteri” amacından başka bir amaç taşımayan sitelerin varlığıdır. Bu tür ziyaretçi defteri denen sayfalarda, işletmelerin güdümünde olan bu web sitelerinde, işletmeler müşterilerini yönlendirmeye çalışmakta, gelen eleştirileri kendi filtresinden geçirerek sadece olumlu yorumları yayınlamakta, sürekli kendi reklamlarını yapmakta oldukları ve bunun hedef kitle tarafından anlaşıldığında ters tepkiler aldığı gözlemlenmektedir. Floglara ve aldığı tepkilere en iyi güncel örnek olarak Türk Hava Yolları’nın resmi web sitesine bağlı “Yolcu’nun Seyir Defteri” adlı bloğu verilebilir (&lt;a href="http://www.webrazzi.com/2007/04/02/thyden-kurumsal-blog/"&gt;http://www.webrazzi.com/2007/04/02/thyden-kurumsal-blog/&lt;/a&gt;). Herhangi bir üyelik işlemi gerektirmeden sadece form doldurularak içerik eklenebilen bölümde, yazılar öncelikle editoryal moderasyondan geçirilip ve sonrasında yayına alınmaktadır. Ancak kurumsal bloglarda en önemli özelliklerden biri, müşterilerin değil, işletmede çalışanların yazmasıdır. Üstelik “Yazılar önce editoryal moderasyondan geçiriliyor ve sonrasında yayına alınıyor” cümlesi de müşteri tarafından “THY güzel yorumları buraya ekliyor ancak kötüleri siliyor” imajını verebilir. Aslında daha çok “Ziyaretçi Defteri” diye de adlandırılabilecek bir blog hazırlayan THY; kurumsal bir blogda genel olarak kurumsal gelişmeler ve kullanıcılara sunulan imkanlar anlatılırken, kendisi bunu sadece kullanıcı gönderileri üzerine kurmaya çalışmakta olduğu izlenimi vermektedir.&lt;br /&gt;3.1. İşletmelerin Blog Sahibi Olma Nedenleri&lt;br /&gt;Müşterilerine ulaşmak için yeni arayışlara gitmekten çekinmeyen işletmeler, blog mecrasını etkin kullanarak milyonlarca müşteriye ulaşmanın yanı sıra, satışlarını artırarak imajlarını da güçlendirmektedirler. Kuruluşlar kurumsal bloglar kullanarak şirket ve ürünlerinin görünülürğünü artırmak istemektedir. Bloglarla müşteriden anlık geri bildirim sağlamayı amaçlayan kuruluşlar, blogların şeffaf yapısı sayesinde şirketin verdiği mesajların inanılırlığını arttırmayı hedeflemektedirler. Kurumsal bloglarla işletmeler düşük web tabanı maliyetiyle daha fazla müşteriye ulaşıp satışlarını arttırabilmektedir. (Vestel Dergi, Şirketler Bloglanıyor, &lt;a href="http://www.vsdergi.com/200708/06/01.asp"&gt;http://www.vsdergi.com/200708/06/01.asp&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;Araştırma kapsamında kurumsal bloglarla ilgili yayınlardan bir çıkarım yapılırsa kuruluşları blog sahibi olmaya iten diğer sebepler aşağıdaki şekilde sıralanabilir:&lt;br /&gt;- İşletmelerin kendilerini daha iyi ifade etme isteği,&lt;br /&gt;- Çalışanları ve müşterileriyle daha yakın olma isteği,&lt;br /&gt;- Kurumsal imaj ve etkili halkla ilişkiler yapabilme,&lt;br /&gt;- İşletmelerin basında çıkmasını istediği mesajların çeşitli sebeplerle yer almadığı durumlarda, kurumların bloglar yoluyla istediği mesajları verebilme serbestisi kazanması,&lt;br /&gt;- İnsanların ürün veya hizmetler hakkındaki görüşlerini ortadan aracıyı kaldırarak filtresiz alma,&lt;br /&gt;- Gelen yorumlar aracılığıyıla müşteri deneyimlerinden daha fazla yararlanabilme,&lt;br /&gt;- Rekabet üstünlüğü sağlama,&lt;br /&gt;- Tanıtım maliyetlerini düşürme,&lt;br /&gt;- Hızlı bilgi güncellemesi yaparak zamanı efektif kullanabilme,&lt;br /&gt;- Arama motorlarında daha fazla yer alabilme, pekçok linklerde yer alabilme sonucunda görünürlüğünü ve marka bilinirliğini artırma (örneğin google),&lt;br /&gt;- Hedef kitlenin kurum hakkında neler düşündüğünü kolaylıkla takip edebilme (örneğin technorati, digg gibi portallar aracılığıyla),&lt;br /&gt;- Belli bir konuda kurumun kendisini uzman olarak konumlandırma isteği (örneğin, teknoloji şirketlerinin blogları, müşterinin uzman görüşüne başvuracağı önemli bir kaynak haline gelmiştir; microsoft blogları gibi),&lt;br /&gt;- Sürekli güncellenen ve aktif yayın yapılan kurumsal bloglar, iş arayan niteliklli elemanlar tarafından da cazip görülüp istihdamı sağlayabilme,&lt;br /&gt;- Medya ilişkilerini sürekli aktif tutma (halkla ilişkiler uzmanlarının en önemli ihtiyaçları, medyanın sürekli temsil ettikleri şirketin neler yaptığını, neler ürettiğini, ne gibi yeniliklere imza attığını, neler söylediğini bilme)&lt;br /&gt;- Arama motorlarında üst sıralarda yer alma.&lt;br /&gt;Kurumsal bloglar, işletmelerin halkla ilişkiler amaçlarına bu noktada hizmet etmektedir. Bloglarda kurumla ilgili verilen bu tür güncel ve önemli bilgiler medyanın da ilgisini çekeceği için, medyanın haber alma ihtiyacı da bu şekilde karşılanacaktır (&lt;a href="http://blog.coolz0r.com/2005/06/27/reasons-for-corporate-blogging/"&gt;http://blog.coolz0r.com/2005/06/27/reasons-for-corporate-blogging/&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;-Yeni fikirlerin ve ürünlerin test edilmesi (Bloglar informal bir kitle iletişim olduğu için; insanların genellikle yorum yapabildiği, genellikle kurumlar için oldukça değer yaratan fikirlerini açıkça ve cesaretle ifade edebildikleri ortamlardır. Bu sayede yaratıcı yeni fikirler kolaylıkla ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;- Kurum içi işbirliğini sağlamak için (kurumların blog açma sebeplerinden biri de, çalışanların outlook kutusunda zaman harcayıp eski dosyaları, raporları bulmak için çaba ve zaman harcayarak resmi yazışmalarla sıkıcı çalışma ortamları yaratacağına, bloglar aracılığıyla, daha samimi ortamlarda yazışma, projelerde işbirliğini kolaylıkla yaparak bloglar sayesinde gönüllüler bulmak gibi kurum içinde samimi ortamların yaratılması)&lt;br /&gt;- İş başı eğitimleri ve etkin oryantasyon çalışması için kurumsal blog açılması (Blogların çalışma şekli iki türlüdür: Birincisi, okuyucular açısından, ihtiyacı olan bilgiyi ve kaynakları bulmak amacıyla kullanıcısının işine yaramaktadır. İkincisi ise, bloglar kullanıcıları için hafifletilmiş bir üniversite gibidir. Bunun sebebini uzmanlar, blogların “iş sırasında eğitim” olduğuna bağlamaktadırlar. Bu önemli iki gerçek, işletmelerin blog açma sebeplerinden biridir. Pek çok organizasyon bu sebeplerden ötürü yani iş başı eğitimlerin kurumsal blogları takip ederek bilgi kaynaklarına ulaşılması, iş akışını da oryantasyonlar sırasında bloglar yoluyla anlatılması gibi amaçlarla blogları kullanabilirler.&lt;br /&gt;3.2. Kurumsal Bloglara Örnekler&lt;br /&gt;Kurumsal bloglar dünyada büyük şirketler tarafından son yıllarda çok kullanılan bir kurumsal iletişimi aracıdır. Apple, Amazon, Boeing, Chrysler, Cisco Systems, Dell, Ford, General Motors, Google, Hewlett Packard, Intel, Mc Donalds, Macromedia, Microsoft, Motorola, Nike, Nokia, Sun Microsystems, Yahoo gibi pazarda lider konumundaki büyük işletmeler kurumsal blogları etkin kullanan işletmelerden bazılarıdır. Konuyla ilgili dünyanın en saygın ve yapmış olduğu araştırmalarla en güvenilir kaynaklar arasında gösterilen Fortune Dergisi kurumsal bloglarla ilgili bir araştırma yapmış ve dünya ilk 500 büyük şirket arasında kurumsal bloga sahip 40 işletmenin listesini yayınlamıştır (&lt;a href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi"&gt;https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;Fortune 500’ün rehberinde, kurumsal blogları olan bu önemli işletmeler, aktif, sürekli güncellemesi yapılan, işletme çalışanlarının işletmeyle ilgili, ürün ya da hizmetlere ilgili bilgileri paylaştıkları bloglar arasından seçilmiştir. Ayrıca 10 Mayıs 2006 tarihinde yayınlanan Fortune 500 araştırmasında, ilk 500’e giren Amerika’nın en büyük şirketlerinin sadece 40 tanesi kurumsal blog tanımına uymaktadır.&lt;br /&gt;&lt;a name="OLE_LINK4"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="OLE_LINK3"&gt;Fortune 500 Şirketleri&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Blog Adı&lt;br /&gt;Blog Adresi&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?Advanced%20Micro%20Devices%20(not%20in%20"&gt;Advanced Micro Devices (F500’de değil)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;AMD Notebook Tester&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.amd-notebooks.de/blog/"&gt;http://www.amd-notebooks.de/blog/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?Amazon.com"&gt;Amazon.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Amazon Web Services Blog&lt;br /&gt;&lt;a href="http://aws.typepad.com/"&gt;http://aws.typepad.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?Cisco%20Systems"&gt;Cisco Systems&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Cisco High Tech Policy Blog&lt;br /&gt;&lt;a href="http://blogs.cisco.com/gov/"&gt;http://blogs.cisco.com/gov/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?CSC"&gt;CSC&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Team CSC&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.csc.com/ee/teamcsc"&gt;http://www.csc.com/ee/teamcsc&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(13 months) Replace this text with your own. " href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?cox_communications"&gt;Cox Communications&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Digital Straight Talk&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.digitalstraighttalk.com/"&gt;http://www.digitalstraighttalk.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(6 months)  Dell Inc. http www.dell.com - is an American computer hardware company based in Round Rock, Texas. ..." href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?dell"&gt;Dell&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Direct2Dell&lt;br /&gt;&lt;a href="http://direct2dell.com/"&gt;http://direct2dell.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?Eastman%20Kodak%20Company"&gt;Eastman Kodak Company&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;A Thousand Words&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1000words.kodak.com/"&gt;http://1000words.kodak.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?eBay"&gt;eBay&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;eBay Developers Program Blog&lt;br /&gt;&lt;a href="http://ebaydeveloper.typepad.com/"&gt;http://ebaydeveloper.typepad.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?Electronic%20Data%20Systems"&gt;Electronic Data Systems&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;EDS' Next Big Thing Blog&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.eds.com/sites/cs/blogs/eds_next_big_thing_blog/"&gt;http://www.eds.com/sites/cs/blogs/eds_next_big_thing_blog/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;default.aspx&lt;br /&gt;&lt;a title="(13 months) http www.grcblog.com " href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?general_electric_company"&gt;General Electric Company&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;GE Global Research blog&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.grcblog.com/"&gt;http://www.grcblog.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?General%20Mills"&gt;General Mills&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Real Baking with Rose Levy Beranbaum&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.realbakingwithrose.com/"&gt;http://www.realbakingwithrose.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(15 months)  FastLane Blog (aka Detroit Auto News) http fastlane.gmblogs.com Author(s) Bob Lutz Comments " href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?general_motors_corporation"&gt;General Motors Corporation&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;FastLane Blog&lt;br /&gt;&lt;a href="http://fastlane.gmblogs.com/"&gt;http://fastlane.gmblogs.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(13 months) http googleblog.blogspot.com " href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?google"&gt;Google&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Google Blog&lt;br /&gt;&lt;a href="http://googleblog.blogspot.com/"&gt;http://googleblog.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(20 months)  HP Blogs http h71028.www7.hp.com enterprise cache 104417-0-0-0-121.html Author(s) David Gee, Joe Ho..." href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?hewlett_packard_company"&gt;Hewlett-Packard Company&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;HP Blogs&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hp.com/hpinfo/blogs/index.html"&gt;http://www.hp.com/hpinfo/blogs/index.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(20 months)  Blogs by Honeywell employees Honeywell Careers http honeywellblogs.com Author(s) Tamara N. http hon..." href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?honeywell_international"&gt;Honeywell International&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;HoneywellBlogs&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.honeywellblogs.com/"&gt;http://www.honeywellblogs.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?ING%20Group%20(not%20in%20F500)"&gt;ING Group ( F500’de değil) &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;My Cup of Cha&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ingblogs.com/mycupofcha/"&gt;http://www.ingblogs.com/mycupofcha/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(14 months) Justin Rattner, Intel CTO, Over The Horizon http blogs.zdnet.com OverTheHorizon Josh Bancroft, Intel..." href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?intel_corporation"&gt;Intel Corporation&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Intel Geek Blogger&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tinyscreenfuls.com/"&gt;http://www.tinyscreenfuls.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(18 months)  A Guide to IBM Blogs http smokey.rhs.com web ibm hhbg2ib.nsf web index.html Author(s) Richard Schwa..." href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?international_business_machines"&gt;International Business Machines&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Guide to IBM Blogs&lt;br /&gt;&lt;a href="http://smokey.rhs.com/web/ibm/hhbg2ib.nsf/web/index.html"&gt;http://smokey.rhs.com/web/ibm/hhbg2ib.nsf/web/index.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?Marriott%20International%2C%20Inc."&gt;Marriott International, Inc.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Marriott on the move&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.blogs.marriott.com/"&gt;http://www.blogs.marriott.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(13 months)  Open for Discussion , a corporate social responsibility blog http csr.blogs.mcdonalds.com default.a..." href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?mcdonald_s_corporation"&gt;McDonald's Corporation&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Open For Discussion&lt;br /&gt;&lt;a href="http://csr.blogs.mcdonalds.com/default.asp"&gt;http://csr.blogs.mcdonalds.com/default.asp&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(17 months)  MSDN s Microsoft Blogs http blogs.msdn.com Bloggers.aspx GroupID 2 - Channel 9 http aolsearch.aol.c..." href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?microsoft_corporation"&gt;Microsoft Corporation&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;MSDN's Microsoft Blogs&lt;br /&gt;&lt;a href="http://blogs.msdn.com/"&gt;http://blogs.msdn.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?Motorola"&gt;Motorola&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Technology blogs&lt;br /&gt;&lt;a href="http://blogs.motorola.com/default.asp?item=648850"&gt;http://blogs.motorola.com/default.asp?item=648850&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?Nokia"&gt;Nokia&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;N-Gage Mobile Gaming Blog&lt;br /&gt;&lt;a href="http://blog.n-gage.com/"&gt;http://blog.n-gage.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?Nike"&gt;Nike&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nike Basketball Blog&lt;br /&gt;&lt;a href="http://blog.nikebasketball.com/"&gt;http://blog.nikebasketball.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(14 months)  Oracle Blog Aggregator http www.orafaq.com aggregator An aggregator listing (almost) all Oracle Blo..." href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?oracle_corporation"&gt;Oracle Corporation&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;OraBlogs&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.orablogs.com/orablogs/"&gt;http://www.orablogs.com/orablogs/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?Southwest%20Airlines"&gt;Southwest Airlines&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nuts about Southwest&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.blogsouthwest.com/"&gt;http://www.blogsouthwest.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(16 months) http www.thelobby.com " href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?starwood_hotels_resorts"&gt;Starwood Hotels &amp;amp; Resorts&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;The Lobby&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.thelobby.com/"&gt;http://www.thelobby.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(14 months)  Sun Blogs http blogs.sun.com roller main.do Author(s) loads of them (around 2000 blogs as of Decemb..." href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?sun_microsystems_inc"&gt;Sun Microsystems Inc&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Jonathan Schwartz&lt;br /&gt;&lt;a href="http://blogs.sun.com/jonathan/"&gt;http://blogs.sun.com/jonathan/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(20 months)  Video 360 Blogs http blogs.ti.com Author(s) Gene Frantz Comments " href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?texas_instruments"&gt;Texas Instruments&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Video 360 Blog&lt;br /&gt;&lt;a href="http://blogs.ti.com/"&gt;http://blogs.ti.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?Time%20Warner"&gt;Time Warner&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Jason Calacanis' Blog&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.calacanis.com/"&gt;http://www.calacanis.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(16 months)  " href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?the_boeing_company"&gt;The Boeing Company&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Randy's Journal&lt;br /&gt;&lt;a href="http://boeingblogs.com/randy/"&gt;http://boeingblogs.com/randy/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(20 months)  Well Spent http www.businessweek.com the_thread wellspent Author(s) Amey Stone Comments Blog for Bu..." href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?the_mcgraw_hill_companies"&gt;The McGraw-Hill Companies&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Blogspotting&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.businessweek.com/the_thread/blogspotting/"&gt;http://www.businessweek.com/the_thread/blogspotting/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(20 months)  Change of Subject http blogs.chicagotribune.com news_columnists_ezorn Author(s) Eric Zorn Comments ..." href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?tribune_company"&gt;Tribune Company&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;The Swamp&lt;br /&gt;&lt;a href="http://newsblogs.chicagotribune.com/news_theswamp/"&gt;http://newsblogs.chicagotribune.com/news_theswamp/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?Viacom%20International"&gt;Viacom International&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;MTV News Correspondents&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.mtv.com/news/correspondents/"&gt;http://www.mtv.com/news/correspondents/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?Wal-Mart%20Stores"&gt;Wal-Mart Stores&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Wal-Mart Facts&lt;br /&gt;&lt;a href="http://walmartfacts.com/lifeatwalmart/"&gt;http://walmartfacts.com/lifeatwalmart/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(18 months) March 14, 2005 Wells Fargo launches its Guided by History blog at http blog.wellsfargo.com guidedbyh..." href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?wells_fargo_company"&gt;Wells Fargo &amp;amp; Company&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Guided by History&lt;br /&gt;&lt;a href="http://blog.wellsfargo.com/guidedbyhistory/"&gt;http://blog.wellsfargo.com/guidedbyhistory/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="[click to create page]" href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?Whole%20Foods%20Market"&gt;Whole Foods Market&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;CEO Blog - John Mackey&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.wholefoodsmarket.com/blogs/jm/"&gt;http://www.wholefoodsmarket.com/blogs/jm/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="(8 months) Has an RSS feed http www.xerox.com go xrx template 009.jsp Xcntry USA&amp;amp;Xlang en_US&amp;amp;ed_name RS..." href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?xerox_corporation"&gt;Xerox Corporation&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Big I little T blog&lt;br /&gt;http://www.bigilittletblog.com/blog/about.asp&lt;br /&gt;&lt;a title="(11 months) The official Yahoo corporate blog http yodel.yahoo.com . This page has links to their other product ..." href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi?yahoo"&gt;Yahoo!&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yahoo! Search Blog&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ysearchblog.com/"&gt;http://www.ysearchblog.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tablo 2: Fortune 500’de Kurumsal Blog Sahibi Olan Büyük Kuruluşlar (&lt;a href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi"&gt;https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;Fortune dergisinin bu çalışmasıyla, yukarıda listelenen şirketler, blogları sayesinde karlarını artırdıkları belirtilmektedir. Dergiye göre Fortune 500 listesindeki şirketlerin 2005 yılındaki performanslarına bakıldığında, hisselerin ortalama yüzde 4 oranında arttığı gözlemlendiği ifade ediliyor. Bu şirketler arasında yüzde 52’lik bir artış sergileyen HP, yüzde 49 artış sağlayan Texas Instruments gibi oldukça başarılı örnekler yer almaktadır (Vestel Kurumsal Dergi, &lt;a href="http://www.vsdergi.com/200708/06/01.asp"&gt;http://www.vsdergi.com/200708/06/01.asp&lt;/a&gt; ). Bu başarıyı sadece bloglara bağlamak ta yanlıştır. Bu noktada blogların şirketlerin dolaylı olarak karını artırmada önemli bir etken olduğunu uzmanlar kabul etmektedirler. Bunun en önemli sebepleri arasında, blogların samimi ortamlarının, işletmeler duyulan güvensizliği büyük oranda ortadan kaldırmasıdır. Geçtiğimiz yıllarda Microsoft firmasıyla ilgili dünya basınında ve elektronik ortamda yer alan haberlerin pek çoğu Microsoft’un imajını bozmakla beraber, satışlarını düşürmekteydi. Acımasız çalışma şartları ve monopolist pazar yaklaşımına duyulan tepkiler ve bu yönde algılanması, açılan davalar sebebiyle kamuoyu önünde zor günler geçirmekteydi. Microsoft’la ilgili güvenlik açıkları da çıkan haberlere eklenince kurumun imajı olumsuz hale gelmiştir. (http://www.crn.com/software/23902143)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Microsoft çalışanları, açılan blog sayesinde müşterileri ve hedef kitleleriyle doğrudan iletişime geçince Microsoft’un negatif imajı kısa sürede pozitife dönmüştür. Microsoft’a güvenen insanların sayısında artışın yanı sıra, çalışanları daha mutlu ve özgür bir çalışma ve iletişim ortamının kurulmasından dolayı hoşnut oldukları belirtilmiştir. İşin yanı sıra Microsoft olumsuz imajını olumluya çevirirken, bunu kurumsal blog kurarak gerçekleştirdiği için herhangi bir bütçe ayırmaksızın sıfır maliyetle gerçekleştirmiştir. Halkla ilişkilerin esaslarından biri olan ve reklamdan ayıran en temel özelliği olan, kitle iletişim kanallarına bedel ödemeden kurumsal imajı oluşturması ve medyada yer alması hususuyla da örtüşmektedir. Philip Kotler ve Gary Armstrong’a göre halkla ilişkiler, işletme ya da ürünün adının medyada para ödemeden yer alması olan ve duyuru olarak tanımlanan eski anlayışı aşarak, iyi bir kurumsal imaj yaratmak ve tanıtım tekniklerinden yararlanarak, işletmenin çeşitli kitlelerle diyaloğunu geliştirmeyi hedefleyen anlam ve uygulamaları içermektedir (Kotler, Armstrong, 2006: 476). Filiz Balta Peltekoğlu da, halkla ilişkilerin diğer tutundurma bileşenlerinden farkının; ucuz olması, sepesifik hedef kitleye ulaşabilme imkanı sağlaması ve güvenirliğinin yüksek olmasına bağlamaktadır (Peltekoğlu, 2001: 44).&lt;br /&gt;Başarılı blogların ortak özelliklerine bakıldığında resmi dilin kullanılmadığı, genelde samimi bir üslupla yazıldığı görülmektedir. Ayrıca araştırılarak yazılan ve gerçekleri söyleyen yazıların olması okuyucuları bloglara bağlamaktadır. Abartıdan uzak duran ve sadece okuyucuların istediklerini veren içerikle yayınlanan bloglar başarılı olmaktadır. Yaptığı blogla Microsoft'un güvenilirliğini yeniden kazanmasını sağlayan Robert Scoble, bloglarda yanlış bilinen konuların açıklanmasını, rakiplerin kötülenmemesini tavsiye etmektedir (Şirketler Bloglanıyor, Vestel Dergi, &lt;a href="http://www.vsdergi.com/200708/06/01.asp"&gt;http://www.vsdergi.com/200708/06/01.asp&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.3. Kurumsal Blogların Tanıtımı&lt;br /&gt;Kurumsal blogların kurum imajına katkıda bulunduğuna yukarıda değinilmişti. Ancak bir halkla ilişkiler yöntemi olarak kurumsal bloglar kullanılırken, kurumsal blogları hedef kitleye duyurabilmek için başka kitle iletişim araçlarına da ihtiyaç duyulmaktadır. Bu iletişim kanallarından web siteleri, diğer bloglar, RSS gibi internet üzerindeki iletişim kanalları yanında geleneksel iletişim araçlarıyla da desteklenebilmektedir. Özellikle inandırıcılığı reklama göre son derece yüksek olan basın haberleri, bu konuda yardımcı bir mecradır. Bir bültenle ya da bir röpörtajla birden fazla hedef kitleye ulaşabilen halkla ilişkiler, aynı zamanda küçük guruplarla da iletişim kurabilir (Peltekoğlu, 2001: 44). Kurumsal blogların tanıtımı, daha çok gazetelerin ve televizyonların haberlerinde, sohbet programlarında, köşe yazılarında, radyo konuşmalarında, halkla yüz yüze iletişim amaçlı etkinliklerdeki çeşitli konuşmalarda yer aldığında daha etkili olmaktadır. Söz konusu geleneksel iletişim araçlarında blog içeriğiyle ilgili çeşitli konu başlıklarına yer verildiğinde ve adres kaynak gösterildiğinde kurumsal bloglar insanlar için merak uyandırabilir. Ancak blogların uzun süreli ilgi görmesinin yolu zengin içerik ve etik konulara önem verilmesiyle mümkün olacaktır.&lt;br /&gt;Kurumsal blogların tanıtımına örnek olarak Türkiye Microsoft’tun CEO’suna ait blog verilebilir. Türkiye’de kurumsal blogların çok fazla olmaması ve özellikle kurumsal blog konusunun kitle iletişim gündeminde yeni oluştuğu bir dönemde, Microsoft Türkiye’nin CEO’su Çağlayan Arkan’ın bloğu, kendisiyle yapılan bir röpörtajın Hürriyet gazetesinde yayınlanmasından sonra ziyaret rekorları kırmıştır. Konuyla ilgili Çağlayan Arkan; 8 Temmuz 2007 tarihinde bloğuna yazdığı yazıyla bu konuya değinmiş ve sayfasının günlük ziyaretçi sayısı 200 iken, bu haberin çıkması ile ziyaretçi sayısı, 2000’e çıktığını ifade etmiştir(&lt;a href="http://caglayanarkan.spaces.live.com/"&gt;http://caglayanarkan.spaces.live.com/&lt;/a&gt;)&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=33793315#_ftn1" name="_ftnref1"&gt;[1]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloglar ilgi çekici olmadığı sürece bir kaç kez ziyaret edildikten sonra, bir daha uğranılmasına gerek duyulmayacak yerler olarak algılanıp ziyaretçiler tarafından unutulabilir. Kurumsal blogların bir başka tanıtım ayağı da kendisine linkler verilmesidir ki böylece ne kadar sevilir ve okunası yerler olursa, o kadar ziyaretçi kendi bloğunda kurumun bloğuna link vererek bir yandan gönüllü ve bedelsiz reklamını yapmış olmaktadır. İlgi çekmeyi en iyi başaranlardan biri de dünyanın en büyük ve başarılı işletmelerinden biri olan General Motors’un başkan yardımcısı Bob Lutz’un bloğudur. Lutz’un hazırladığı blog, GM’in ürettiği otomobiller hakkında pek çok yorum bulunmaktadır. Lutz blogda sadece yazı yazmakla kalmayıp sokakta halkla röpörtajlar yapıp bu görüntüleri video şeklinde GM’nin bloğuna koymakta, yeni modellerini anlatmakta, gazetede kendileri hakkında çıkan haberleri yorumlamakta ve gelen yorumları cevaplamaktadır. (&lt;a href="http://fastlane.gmblogs.com/archives/bob_lutz/"&gt;http://fastlane.gmblogs.com/archives/bob_lutz/&lt;/a&gt;). Pek çok kişiye gore Lutz’un bloğunun başarısında samimiyetinin ve şeffaflığının payı büyüktür. Lutz’un yazılarına gelen yorumlarda 72 yaşına geldiğine dair yapılan şakalardan, yazarken yaptığı imla hatalarına kadar pek çok ifadeler yer alırken, Lutz’un alçakgönüllüğü, nüktedanlığı, işine olan tutkusu, asla yönetici olarak davranmaması; GM’İn böylelikle sıkıcı imajından sıyrılarak halkla bütünleşmesine de olanak sağlamaktadır (&lt;a href="http://fastlane.gmblogs.com/archives/2005/01/lutz_biography_1.html"&gt;http://fastlane.gmblogs.com/archives/2005/01/lutz_biography_1.html&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;Kurumsal blogların tanıtımının yanında bloglara gösterilen ilgiyi sürdürebilmesi için blog içeriğinin etik kurallara uyması ve bu kuralları desteklemesi gerekmektedir. CyberJournalist.net adlı web sitesi, Profesyonel Gazeteciler Cemiyeti’nin etik kodlarını geliştirerek Blogcuların etik kodlarıyla ilgili bir model oluşturmuştur (http://www.cyberjournalist.net/news/000215.php) Pazarlama uygulamaları, internet etiği gibi konularda etik kodları olmasına rağmen blog etiği konusunda internet üzerinde başka etik kodlarının olmadığı gözlenmiştir. Bu kodların bir kısmı aşağıda sıralanmıştır. Blogcular;&lt;br /&gt;- Bilgiyi bir araya getirirken, yayınlarken ve çevirirken dürüst ve açık olmalıdır (aşırmacılık, mesaj içeriğini bozmaktan kaçınmalı, alıntılara kaynak göstermeli, yorum, savunma ve gerçek bilgi arasındaki ayrımı belirlemeli, reklamla gerçek bilgi arasındaki sınırları ayırt etmelidir.)&lt;br /&gt;- Başkalarına zarar vermekten kaçınmalıdırlar,&lt;br /&gt;- Sorumluluk sahibi olmalıdırlar. (hataları kabul etmeli ve düzelltmeli, blogun misyonunu açıklayıp toplumu içerik sunmaya çağırmalı, etik davranmayan bloggerları açığa çıkarmalıdır. (http://www.cyberjournalist.net/news/000215.php)&lt;br /&gt;4. Pazarlama İletişimi Aracı Olarak Kurumsal Bloglar&lt;br /&gt;Jeremy Wright, Blog Marketing isimli kitabında kurumsal blogları olan işletmeleri, duvara konmuş her tür sesi duyabilen sineklere benzetmektedir (Wright, 2005:18). Wright’a gore duvara konan bir sinek nasıl her tür sesi duyabiliyorsa; firmalar da aynı şekilde müşterilerinin, iş ortaklarının, basının, rakiplerinin, tedarikçilerinin, çalışanlarının seslerini kurumsal bloglar vasıtasıyla duyabilme olanağına sahiptirler. Wright ayrıca; bir işletme nihai tüketiciye ulaşan bir pazar yapısına sahipse, verilen iş kararları müşteri odaklı çıkıyor ve dolayısıyla geri bildirim şirket için çok önemliyse; blogların bu tür şirketler için oldukça önemli bir iletişim mecrası olduğunu da eklemektedir.&lt;br /&gt;Amerikan pazar araştırma firması olan ve 52 ülkede toplam 118 şehirde toplam 5700 çalışanıyla faaliyetlerini sürdüren Synovate şirketi tarafından yürütülen “Amerikan Halkının Blog Davranışları” araştırmasında, günümüz kurumsal bloglarının önemine dair önemli bulgular ortaya çıkmıştır (New Study Shows American’s Blogging Behaviour, 30/8/2007, &lt;a href="http://www.synovate.com/"&gt;http://www.synovate.com/&lt;/a&gt;). Amerikan halkının blog davranışlarını ölçümlemek amacını taşıyan araştırma 1000 yetişkin üzerinde online yapılmış ve 30 Temmuz–1 Ağustos 2007 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Araştırmaya göre ortaya çıkan en önemli sonuçlardan biri 10 amerikalıdan 8’inin bloğun ne olduğundan haberdar olduğu ve yaklaşık yarısının da blogları ziyaret etmiş olduklarını ortaya koymuştur. Bu sonuç aslında oldukça önemli bir saptamadır çünkü birkaç yıl öncesine kadar insanların “blog”un ne olduğuna dair hiç bir fikirleri yoktu şeklinde de Synovate şirketinin Yönetim kurulu başkan yardımcısı Tom Mularz açıklama yapmıştır (&lt;a href="http://sev.prnewswire.com/computer-electronics/20070830/AQTH08230082007-1.html/"&gt;http://sev.prnewswire.com/computer-electronics/20070830/AQTH08230082007-1.html/&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;Blog okuyucularının, temasal bloglara olan sadakatlerinin ise oldukça güçlü olduğu ve bu oranın % 46 olduğunu, sadık oldukları bu blogları düzenli olarak ziyaret ettikleri ve sadık blog okuyucularının sadece internette surf yapan düzensiz ziyaretçilere olan oranının da % 54 olduğu belirlenmiştir. Bu veri de bizlere özellikle kurumsal blogların, bir işletmenin halkla ilişiler amacına ne kadar uyduğunu gösterebilir. Halkla ilişkilerde hedeflenen amaçlardan bir tanesi de sadık bir hedef kitle yaratmaktır. Müşteri sadakat programları da aslında uzun soluklu olması gereken halkla ilişkiler faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Blogların okunma oranları ve okuyucu sadakatinin yüksekliği, özellikle kurumsal blogları olan işletmeler için önemli bir ayrıntıdır. İşletmeler, kurmuş oldukları kurumsal bloglarda sadık okuyucu/ziyaretçiler yaratarak hem kurumsal/marka bağlılığı yaratıp hem de olumlu kurumsal imaj yaratarak öncelikli olarak halkla ilişkiler amaçlarını ve beraberinde de pazarlama amaçlarını gerçekleştirmiş olmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloglardan ne tür bilgi aldıkları sorulduğunda da yapılan genellemede blog okuyucularının % 65’i blogları okuyarak çeşitli konularda fikir edindikleri ve bilgilendiklerini söylerken, % 39 oranındada haber aldıkları, % 38 oranında da eğlendikleri bilgisine ulaşılmıştır. Özellikle halkla ilişkiler amaçları içinde kurumdan hedef kitleye bilgi akışının sağlanması, hedef kitlenin kurumla ilgili ihtiyacı olan her tür bilgiye güvenilir ve yetkili bir bilgi kaynağından bilgi almak ihtiyacı olduğundan yola çıkılarak; kurumsal blogların bu noktada halkla ilişkiler amacına hizmet edeceği öngörülmektedir.&lt;br /&gt;Pazarlama uzmanlarının pekçoğu sanal ortamda en iyi kurumsal bloglara örnek olarak Google’ı örnek göstermektedir. Google firması, firmasındaki gelişmeleri, Google’ın kurumsal bloğunda yer vererek, hedef kitlesiyle iletişim kurmak istediği her tür konuyu buradan açıklama fırsatı yakalamıştır. Bu tür uygulamaların Google’ın şeffaflığı açısından çok önemli olduğu vurgulanarak; özelikle halkla ilişkiler açısından bir işletmenin hedef kitlesini oluşturan hissedarları, çalışanları, çalışanlarının aileleleri, müşterileri, tedarikçileri, rakipleri, sivil toplum örgütleri, devlet ve ilişkide bulunduğu kamu kuruluşları ve tüm diğer grupların doğrudan ulaşabilecekleri bilgi kaynakları yaratıldığı belirtilmektedir. Halkla ilişkilerde şeffaflık bu noktada çok önemli bir unsur olarak belirginleşmektedir. Çünkü kurumsal blog vasıtasıyla bir şekilde kurumun ya da ürün / hizmetin ya da markanın tanıtımı yapılabilirken, kurum ve çalışanlarının halkın gözünde iyi tanıtımı, bunların şeffaflaşmasına bağlıdır (Budak, Budak, 1995:121).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar kurumsal blogların başarısında en önemli faktörlerden birinin açıklık ve güncellik olmasına işaret etmektedir (Wright, 2005:238). Açıklık faktörü özellikle kurumsal iletişimin en önemli parçasıdır. Hedef kitlesine açık olmayan işletmeler, kapalı tutumlarını sürdürdükleri sürece bilgi akışını keserek iletişim sürecini gerçekleştiremezler. Açık olmayan kurumlarda hedef kitle ve kamuoyu oluşturma başarısı da beklenemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurumsal blogları bekleyen en önemli risklerden birinin “fazla resmi, kontrollü” ve “pazarlama” amacı gütmesi olduğuna yukarıda değinilmişti. Blogların pazarlama amaçlı yaratılmaları halinde, kurumların samimi bir diyalog platformundan çok, yeni bir reklam kanalı oluşturmakta ve pazarlama amacı güdüldüğü için de önemli bir fırsat kaçmaktadır. Burada önemli bir gerçek ortaya çıkmaktadır; işletmelerin günümüzde ihtiyacı olduğu şey yeni bir reklam kanalı değil hedef kitlelerini dinleyebilecekleri, onlarla kesintisiz ve aracısız iletişim kurabilecekleri, karşılıklı mesajlarını iletip geri bildirim alabilecekleri bir ortamdır. Kurumsal bloglar eğer pazarlama amacı gütmekten uzaklaşıp doğru misyonu taşırlarsa, çok başarılı bir iletişim kanalı olacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Halkla İlişkiler Aracı Olarak Kurumsal Bloglar&lt;br /&gt;Günümüzde artık hiçbir tüketici, tüketici olmak ya da kendilerine tüketici gibi davranılmasını istememektedir. Müşteriler, bir ürünün işletmeler tarafindan, kendilerine "pazarlanmasını" tercih etmemektedirler. Müşterilerin daha çok istediği; şeffaf, içten, gerçekçi, dürüst "sohbet"tir. Bu yüzden, işletmelerin yeni pazarlama stratejileri yaratırken gelişen pazar şartlarını ve tüketici davranışlarına uygun faaliyetler planlaması ve yönetmesi gerekmektedir. Bunu yaparken de işletmelerin web.2.0 içerikli teknolojiden yararlanmasi gerekmektedir. (Locke, vd., 2001 &lt;a href="http://www.cluetrain.com/book/"&gt;www.cluetrain.com/book/&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;İşletmeler için önemli olan, müşteriyle sohbet ortamının yaratılabileceği “şeffaf, içten, gerçekçi, dürüst sohbet" ise, kurumlara önerilebilecek en sorunsuz en düşük maliyetli çözüm webloglar yani “blog”lardır. Kurumsal bloglar müşteri için oldukça önemli bir iletişim kanalı görevini sürdürürler. Kurumlar için temel ihtiyacın "şeffaflık" olduğuna değinen birçok pazarlama ve kurumsal iletişim uzmanı, işletmelerin, akıllı / akılcı sohbetler ile müşterilerine, paydaşlarına ve calışanlarına "şeffaf" olmalarının köklü bir değişim yaratacağını ve bu değişimin işletmelerin ticari faaliyetlerine olumlu katkıda bulunacağının altını çizmektedir.&lt;br /&gt;İşletmelere duyulan güvenin giderek azalması, kurumların en tepe yönetecilerine erişimin giderek güçlendiği, kurumların büyüdükçe kurumsal bürokrasinin artması nedeniyle, müşterilerin kurumlarla kaynaşması da aynı oranda azaldığı söylenebilir. Kurumların müşterileriyle ve çalışanlarına üretim, yeni buluşlar, ilerleme, varoluş heyecanlarını paylaşmaktansa bilgiler soğuk elektronik ortamlarda standart elektronik posta kalıplarıyla gerçekleştirilmeye çalışıldığı gözlenmektedir. Bu çalışmada savunulan temel konu eğer bir kurum, fark yaratmak istiyorsa, öncelikle bu anlayışını değiştirmesi gerektiği ve bunu sağlayabilecek en ucuz ve kolay mecranın blog olduğudur.&lt;br /&gt;Kurum içi halkla ilişkilerin temeli çalışanlarla sağlıklı, şeffaf bir iletişim sürecinin kurulmasına dayanmaktadır. Bu ortam yaratılırken çalışanlara verimli bir çalışma ortamının sağlanması, kurum değerlerinin doğru ve net bir şekilde aktarılması, üst – ast ilişkilerinin şeffaflaşması, kurumun üst düzey yöneticilerinin kurumları için hissettikleri heyecanı ve fikirlerini çalışanları ile paylaşmasıdır. Ekili kurum içi halkla ilişkiler çalışmalarında olduğu gibi, kurum dışı halkla ilişkiler çalışmalarında faydalanılacak olan en yeni mecra kurumsal bloglardır.&lt;br /&gt;Kurumal blogların ucuz ve teknolojik olarak da basit olması ancak şeffaflık ve inandırıcılık yönünden oldukça zengin bir paylaşım platformu sağlaması gibi avantajlar nedeniyle kurumlar için etkin kullanılırsa son derece kuvvetli bir halka ilişkiler aracı olabilir. Tarafsız ve açık yazılan ve yazıları ile güven kazanmış bir kurumsal blog, geleneksel pazarlama taktikleriyle oluşturulmaya çalışılan büyük bütçeli bir programdan çok daha inandırıcı ve etkileyici olabilir.&lt;br /&gt;İncelenen pekçok kurumsal blogda rastlanan en önemli özelliklerden biri, kurumsal blogların, kurumların müşterileriyle iletişimini geliştiren ve güçlendiren oldukça etkili bir araç olduğudur. Bloglar sayesinde kurum hem çalışanları hem paydaşları hem hedef kitlesini oluşturan diğer gruplara karşı şeffaf bir yapıya bürünmekte hem de kurumların salt tanıtım amaçlı kurdukları soğuk ve interaktif olmayan web sitelerine karşı geliştirilen sıcak bir alternatif olmaktadır. Arama motorlarında da sürekli takip edildiklerinden ve güncellendiklerinden dolayı üst sıralarda yer alan kurumsal bloglar, kurumlara ölçülebilir değerler de sunmaktadır.&lt;br /&gt;Dünyada birçok büyük işletme değişen pazar ortamındaki tüketici değişiminin de farkında ve bu yüzden "şeffaf", "dürüst" bir halkla ilişkiler aracı olan bloglara yönelmiş durumdadır. Çalışma sırasında örneklerle yer verilen bu işletmeler, kurumsal blogların bir halkla ilişkiler aracı olarak önemini farketmişler ve değişen tüketici davranışlarına göre bu uyarlamayı hızlı bir biçimde uygulamışlardır. Halkla ilişkilerin temel ilkeleriyle başarılı blogların ortak özellikleri kıyaslandığında birçok ortak özellik ortaya çıkmaktadır. Araştırma kapsamında çıkan ortak özellikler aşağıda Tablo 3’te verilmiştir.&lt;br /&gt;Halkla İlişkilerin Temel İlkeleri&lt;br /&gt;Bloglar Temel Özellikleri&lt;br /&gt;Şeffaflık&lt;br /&gt;Şeffaftır&lt;br /&gt;Dürüstlük&lt;br /&gt;Dürüstlük esastır&lt;br /&gt;İki yönlü iletişime dayalı&lt;br /&gt;İki yönlü iletişime dayalıdır&lt;br /&gt;Gerçekleri yansıtmalı&lt;br /&gt;Gerçekleri yansıtır&lt;br /&gt;Süreklilik&lt;br /&gt;Sürekli güncellenen içerik vardır&lt;br /&gt;Bilgi verici olmalıdır&lt;br /&gt;Bilgi kaynağıdır&lt;br /&gt;Etik kurallara uyma&lt;br /&gt;Etik kurallara uyar&lt;br /&gt;Tablo 3: Halkla İlişkilerin Temel Nitelikleri ve Başarılı Kurumsal Blogların Ortak Yönleri&lt;br /&gt;Tabloda görüldüğü gibi halkla ilişkilerin temel ilkelerinin birçoğu blogların temel özellikleriyle aynıdır. Kurumsal bloglar kolay erişim sağlandığında, bilgilendirici, haber verici içerik kısa ve öz olarak sunulduğunda ve farklı iletişim araçlarıyla tanıtım yapıldığında kurumlar için vazgeçilmez bir halkla ilişkiler aracı olacaktır.&lt;br /&gt;SONUÇ&lt;br /&gt;Türkiye’de başarılı kurumsal bloglara rastlamanın ötesinde, varolan kurumsal blog örnekleri son derece kısıtlıdır. Yine de bunun bir başlangıç olduğunu, kurumların en yakın zamanda hedef kitlelerini sadece “tüketici”, kendilerine hizmet verenleri de sadece “çalışan” olarak görmekten vazgeçmelerini umulduğu söylenebilir.&lt;br /&gt;Bloglar ve benzeri kullanıcı güdümlü mecralar gelecekte de etkili olacaktır. Kuruluşlar etik değerlere bağlı kalarak çeşitli iletişim araçlarını kullandıkları sürece toplumla engeller olmadan iletişim kurabileceklerdir. İnsanlar, eğlenceli ve bilgilendirici olan içeriğin yanında genelde dürüst, yalanı ve abartısı olmayan içeriği tercih etmektedir. Hangi iletişim kanalı olursa olsun mesajların doğru olmadığını ya da bir kuruluşun etik olmayan çıkarlarını öğrendiklerinde o iletiyi aldıkları iletişim kanalından ve kaynağından uzaklaşmaktadırlar. Bu nedenle kurumsal iletişim ve pazarlama iletişimi gibi tüm eylemlerde halkla ilişkilerin temel ilkelerinden ve genel etik değerlerden uzaklaşılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAKLAR&lt;br /&gt;AKAR Erkan. (2006), Blogla Pazarlama, Tiem Yayınları, İstanbul.&lt;br /&gt;ASNA, Alaeddin. (1998), Public Relations, Temel Bilgiler, İstanbul: Der Yayınları.&lt;br /&gt;AYDEDE, Ceyda. (2006), Blog Çağı, İstanbul: Hayat Yayınları.&lt;br /&gt;BUDAK, Gönül, BUDAK, Gülay. (1995), Halkla İlişkiler: Davranışsal Yaklaşım, İstanbul: Beta.&lt;br /&gt;GÖKSEL Ahmet Bülent, Yurdakul Nilay Başok. (2002), Temel Halkla İlişkiler İlkeleri, İzmir: Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları&lt;br /&gt;HOLTZ, Shel, DEMOPOULOS, Ted (2006), Blogging For Business Everything You Need to Know and Why You Should Care, USA: Dearborn Trade.&lt;br /&gt;KOTLER, Philip, ARMSTRONG, Gary. (2006), Principles of Marketing, USA: Pearson Prentice Hall.&lt;br /&gt;LOCKE, Christopher, LEVINE, Rick, SEARLS, Doc, WEINBERGER, David. (2001), The Cluetrain Manifesto The End of Business As Usual, &lt;a href="http://www.cluetrain.com/book/"&gt;www.cluetrain.com/book/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;PELTEKOĞLU, Filiz Balta. (2001), Halkla İlişkiler Nedir, İstanbul: Beta, 2. Baskı.&lt;br /&gt;SABUNCUOĞLU, Zeyyat. (1998), İşletmelerde Halkla İlişkiler, 4. Baskı, Bursa: Ezgi Kitabevi Yayınları.&lt;br /&gt;SJÖBERG, Göran. (1998), Mesleki Uygulama için Bir Halkla İlişkiler Eğitim Modeli, Çeviren: Nur Nirven, Altın Kitap Sayı: 4, İstanbul: Rota Yayınları.&lt;br /&gt;TENGİLİMOĞLU, Dilaver, ÖZTÜRK Yüksel. (2004), İşletmelerde Halkla İlişkiler, Ankara: Seçkin Kitabevi.&lt;br /&gt;WRIGHT, Jeremy. (2005), Blog Marketing, USA: MacGraw Hill Companies.&lt;br /&gt;Consumer-Generated Media (CGM) 101, Word-of-Mouth in the Age of the Web-Fortified Consumer, A Nielsen BuzzMetrics White Paper by Pete Blackshaw and Mike Nazzaro, Second Eddition, Spring, 2006, www.nielsenbuzzmetrics.com/files/uploaded/whitepaperns/nbzm_wp_CGM101.pdf&lt;br /&gt;Introduction to Blogs, A Quick Guide to Understand and Maximizing Communications Efforts in the Blogosphere, Cision Executive White Paper Series, 2007, U.S. &lt;a href="http://mainestreet.com.au/admin/articles/pdfs/BlogWhitePaper.pdf"&gt;http://mainestreet.com.au/admin/articles/pdfs/BlogWhitePaper.pdf&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;New Study Shows American’s Blogging Behaviour, 30/8/2007, &lt;a href="http://www.synovate.com/"&gt;http://www.synovate.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Vestel Kurumsal Dergi, &lt;a href="http://www.vsdergi.com/200708/06/01.asp"&gt;http://www.vsdergi.com/200708/06/01.asp&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bizblogreview.blogspot.com/2006/01/corporate-blog-evaluation-strategy.html"&gt;http://bizblogreview.blogspot.com/2006/01/corporate-blog-evaluation-strategy.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://blog.coolz0r.com/2005/06/27/reasons-for-corporate-blogging/"&gt;http://blog.coolz0r.com/2005/06/27/reasons-for-corporate-blogging/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://caglayanarkan.spaces.live.com/"&gt;http://caglayanarkan.spaces.live.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://channel9.msdn.com/"&gt;http://channel9.msdn.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.cyberjournalist.net/news/000215.php"&gt;http://www.cyberjournalist.net/news/000215.php&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Social&amp;#31;_media"&gt;http://en.wikipedia.org/wiki/Social_media&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/User_generated_content"&gt;http://en.wikipedia.org/wiki/User_generated_content&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://fastlane.gmblogs.com/archives/2005/01/lutz_biography_1.html"&gt;http://fastlane.gmblogs.com/archives/2005/01/lutz_biography_1.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://fastlane.gmblogs.com/archives/bob_lutz/"&gt;http://fastlane.gmblogs.com/archives/bob_lutz/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sev.prnewswire.com/computer-electronics/20070830/AQTH08230082007-1.html/"&gt;http://sev.prnewswire.com/computer-electronics/20070830/AQTH08230082007-1.html/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bildirgec.org/yazi/abc-blogosphereâin-neresinde"&gt;http://www.bildirgec.org/yazi/abc-blogosphereâin-neresinde&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;http://www.blogcu.com&lt;br /&gt;http://&lt;a href="http://www.businessweek.com/magazine/content/05_18/blog_extras/glossary/index.html?gutenberg.htm"&gt;www.businessweek.com/magazine/content/05_18/blog_extras/glossary/index.html?gutenberg.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;http://www.corporateblogging.info/2005/06/3600-blogs-glance-into-ibms-internal.asp - 11k -&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.crn.com/software/23902143"&gt;http://www.crn.com/software/23902143&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.forbes.com/2004/02/10/cx_pp_ii_0210photoblog.html"&gt;http://www.forbes.com/2004/02/10/cx_pp_ii_0210photoblog.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;http://www.globalpr.org/knowledge/features/brazil06.asp&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.globalprweek.com/"&gt;http://www.globalprweek.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sifry.com/alerts/archives/000343.html"&gt;http://www.sifry.com/alerts/archives/000343.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.synovate.com/"&gt;http://www.synovate.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.technorati.com/about/"&gt;http://www.technorati.com/about/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tablolar&lt;br /&gt;Tablo 1: “State of the Blogosphere” Sunumu, Kaynak: David L. Sifry, CEO, Technorati Inc., Ekim 2005, &lt;a href="http://www.sifry.com/alerts/archives/000343.html"&gt;http://www.sifry.com/alerts/archives/000343.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tablo 2: Fortune 500’de Kurumsal Blog Sahibi Olan Büyük Kuruluşlar &lt;a href="https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi"&gt;https://www.socialtext.net/bizblogs/index.cgi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tablo 3: Halkla İlişkilerin Temel Nitelikleri ve Başarılı Kurumsal Blogların Ortak Yönleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=33793315#_ftnref1" name="_ftn1"&gt;[1]&lt;/a&gt; Haberin devamı için bakınız: &lt;a href="http://www.yenibiris.com/CareerSupport/DisplayArticle.aspx?vID=8049&amp;amp;sectionID=9"&gt;http://www.yenibiris.com/CareerSupport/DisplayArticle.aspx?vID=8049&amp;amp;sectionID=9&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33793315-8673881694262180619?l=halklailiskilerci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/feeds/8673881694262180619/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33793315&amp;postID=8673881694262180619' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/8673881694262180619'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33793315/posts/default/8673881694262180619'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halklailiskilerci.blogspot.com/2007/11/bir-halkla-ilikiler-araci-olarak.html' title='BİR HALKLA İLİŞKİLER ARACI OLARAK KURUMSAL BLOGLAR'/><author><name>halkla ilişkilerci</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01253637317348228037</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='23' src='http://1.bp.blogspot.com/_D7EIn6J9tQI/TLMQMw8Q1FI/AAAAAAAAAPQ/b7Ibky7K7LE/S220/DSC00305son.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33793315.post-1679021416353181918</id><published>2007-10-23T17:35:00.000+03:00</published><updated>2007-10-23T17:44:29.194+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='web 2.0'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='halkla ilişkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='teknoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='itibar yönetimi'/><title type='text'>Değişen Örgüt Yapılarında Halkla İlişkilerin Rolü ve Network Örgütlerde Halkla İlişkiler</title><content type='html'>1. Genel Hatlarıyla Halkla İlişkiler&lt;br /&gt;            Halkla ilişkiler, günümüzdeki yaygın kullanımıyla kurumsal iletişim kavramıyla anlatılan dar anlamda iletişimi geniş anlamda kurumsal bütünlük içerisindeki tüm iletişim süreçlerini, süreçlerdeki öğelerle ilgili her türlü çabayı kapsamaktadır. Halkla ilişkiler kavramı, halkla ilişkilerin tarihsel gelişimi, temel ilkeleri, halkla ilişkiler modelleri ve görevleri incelenerek daha açık olarak anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;3.1.1. Halkla İlişkiler Kavramı&lt;br /&gt;Çok kapsamlı bir faaliyet alanı olan halkla ilişkilerin tanımı konusunda tüm uzmanların üzerinde birleştiği ortak bir kavramdan söz etmek bugün için mümkün değildir. Ancak halkla ilişkileri iki türlü anlamak gerekmektedir. Bunlardan birincisi kamu veya özel sektöre ait bir işletmenin veya bir devlet biriminin halkla ilişkilerini yani ilişkilerin kendisini ifade eder, diğeri ise bir bilim dalını, bir uygulamayı, bir tekniği anlatmak için kullanılır. İster bir bilim dalı, isterse bir teknik olsun bu anlamdaki halkla ilişkileri tanımlamak için birçok yazar ve bu alanda çalışan bilim adamı birçok tanım geliştirmiştir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn1" name="_ftnref1"&gt;[1]&lt;/a&gt;. Kavram üzerinde görüş birliğine varılmamış olması Foundation of Public Relations Research and Education’u geniş çaplı bar araştırma yapmaya yöneltmiş, bu çalışmada halkla ilişkiler kavramının çevresel faktörler ve son 75 yılda yaşanan değişimlerden nasıl etkilendiği araştırılmıştır. Halkla ilişkiler alanında 65 uzmanın katıldığı bu araştırma sonucunda günümüze kadar halkla ilişkileri açıklamak için 472 farklı tanım yapıldığı ortaya konmuştur.&lt;br /&gt;Göran Sjöberg’in Mesleki Uygulama için Bir Halkla İlişkiler Eğitim Modeli isimli eserindeki tanımı almak halkla ilişkilerin neredeyse tüm uygulama alanlarını da kapsaması açısından açıklayıcı olacaktır. Tanıma göre&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn2" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn2" name="_ftnref2"&gt;[2]&lt;/a&gt;; “halkla ilişkiler, örgütle hedef kitleleri arasında karşılıklı anlayış, kabul görme, işbirliği ve iletişimin sağlanıp sürdürülmesine yardım eden; sorunların ve konuların yönetimiyle ilgili; yönetimi kamuoyu konusunda sürekli bilgilendirerek, ona karşı duyarlı olmasına yardımcı olan; yönetimin, kamu yararına hizmet etme sorumluluğunu tanımlayıp vurgulayan; eğilimlerin önceden saptanmasına yardımcı olmak için bir erken uyarı sistemi görevi yaparak yönetimin değişikliğe ayak uydurmasına ve değişikten yararlanmasına yardım eden; araştırma yöntemleri ile sağlıklı ve etik ilkelere uygun iletişim tekniklerinden birincil araçlar olarak yararlanan özgün bir yönetim fonksiyonudur.“&lt;br /&gt;3.1.2. Dünyada ve Türkiye’de Halkla İlişkilerin Tarihsel Gelişimi&lt;br /&gt;            Halkla İlişkiler uygulamalarının örnekleri tarihin ilk yüzyıllarından beri görülmektedir. Eski Yunan'da ve Roma'da halk oyuna verilen önem herkes tarafından bilinmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn3" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn3" name="_ftnref3"&gt;[3]&lt;/a&gt;. “Forum” internette tartışma ortamlarının yaratıldığı yerler olarak bilinmektedir; fakat “Forum”, yani tartışma bize o çağlardan kalma bir Halkla İlişkiler amacıdır. Çeşitli konulardaki bilginlerin, filozofların halk önünde tartışmasında, varılan sonuçların halkı geniş ölçüde etkilemesinde, düşüncelerin halkın desteğini kazanmasında Forumlar büyük yarar sağlamıştır. Eski Romalılar duvar ilanlarında "Vox populi, vox dei" (Halkın sesi, hakkın sesi) kavramını kullanmışlardır.&lt;br /&gt;            İnsanlar arasında okur yazar sayısının çok az, yayın olanaklarının ise çok sınırlı olduğu dönemlerde; halkı belirli konularda aydınlatmanın ve inandırmanın tek yolu söylev ve konferanslar vermek olmuştur. Gutenberg'in 1440'daki büyük buluşuyla birlikte basılı araçlar yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn4" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn4" name="_ftnref4"&gt;[4]&lt;/a&gt;. Gazete ve dergilerin yayınlanmasıyla birlikte haberler geniş kitlelere ulaştırılmıştır. Daha sonraları radyo, sinema ve televizyon, internet gibi kitle iletişim araçlarının ortaya çıkması ile halkla ilişkiler konusunda çalışanlar geniş olanaklar elde etmişlerdir. Kitle iletişim araçlarının toplumsal etkileri, özellikle televizyon ve internetin geniş kitlelere seslenmesinden sonra daha da önem kazanmıştır.&lt;br /&gt;            Her ne kadar halkla ilişkilerin kökenleri insan topluluklarının yönetenler ve yönetilenler olmak üzere iki gruba ayrılması kadar eskilere dayanıyorsa da, kamuoyu kavramının yönetim için ne denli büyük bir önem taşıdığı ilk kez 18. yüzyılda siyaset bilimcileri ve devlet adamları tarafından vurgulamaya başlanmıştır. 1742’de İskoçyalı felsefeci David Hume “Devlet yalnızca kanaatler üzerine kurulmuştur, bu söz en özgür ve demokratik ülkelerde olduğu kadar en despot yönetim tarzları için geçerlidir” derken halkı ile bütünleşmeyen idarelerin yani halkla ilişkilerde zayıf olan yönetim tarzlarının başarılı olmasının mümkün olamayacağına işaret etmektedir. Bu görüşün yaygınlaşması sonucunda, yine aynı çağlarda İngiliz Kralları, kamuoyu ile ilgilenmek ve Krala bu konuda bilgi vermek görevini taşıyan danışmanlar çalıştırmışlar, Katolik kilisesi de dini yaymak, halka inanç aşılamak için propaganda okulları kurmuşlardır. Aynı yüzyıllarda Amerikan İhtilalinin liderleri Hamilton, Adams, Franklin ve Jefferson yeni kıtada halkla ilişkiler çalışmalarını ilk başlatan kişiler olarak dikkat çekmişlerdir. O yıllarda yani 18. yüzyılın ilk yarısında Boston’da yayınlanan “Independant Advertiser” ve “Boston Gazete” adlı gazeteler bağımsızlık düşüncesinin geniş halk kitlelerine yayılmasında büyük yararlar sağlamışlardır. Daha sonra 1776’da Thomas Jefferson, Amerikan bağımsızlık bildirisinde Amerikan İhtilalini gerçekleştirenlerin başlıca güdülerinden birisinin “İnsanların Kanaatlerine Saygı” olduğunu söyleyerek halkın düşüncelerine ne denli önem verildiğini bir kez daha önemle belirtmiştir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn5" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn5" name="_ftnref5"&gt;[5]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;            İlk resmi basın danışmanı 1820-1830 yılları arasında ABD Başkanı Andrew Jackbon tarafından kullanılmış çağdaş anlamda halkla ilişkiler kavramının temelleri 1880 den itibaren ortaya çıkmıştır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn6" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn6" name="_ftnref6"&gt;[6]&lt;/a&gt;. Güçlü tekellerin kurulması, servetin gücünün artması, zenginlerin çoğalması sonucunda halktan tepkiler gelmeye başlamış ve işçi-işveren ilişkilerinin çözümlenemediği noktada, işverenler çalışmalarını halkın gözünde olumlu kılabilmek için çeşitli yollar aramışlar ve sonunda en etkili yol olarak halkla ilişkilere başvurmuşlardır. 1886 da alternatif akımı bulan Westinghouse Elektrik Şirketi, kurduğu halkla ilişkiler bölümü aracılığıyla kendini doğru akımın bulucusu Edison'un şirketi General Electric'e karşı savunmuştur. Bu hemen hemen bilinen ilk bilinçli halkla ilişkiler hareketi olduğu söylenebilir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn7" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn7" name="_ftnref7"&gt;[7]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;            İş dünyası ve liderlerinin ABD kamuoyundaki imajlarının son derece olumsuz olması 1900'lerin başında özellikle iş kuruluşları kendilerini / yöneticileri ile ilgili mevcut olumsuz yargıları giderebilmek için basın - yayın ajanlığının yeterli olmadığını anlamaya başlamışlar ve halkla ilişkiler konusunda bugün bile geçerliliği olan ilkeleri "Declaration of Principles” adıyla kamuya duyurmuşlardır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn8" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn8" name="_ftnref8"&gt;[8]&lt;/a&gt;. Bu ilkeler şunlardır:&lt;br /&gt;- Kamuoyunu görmezlikten gelmek mümkün değildir.&lt;br /&gt;- Kamu toplumdaki olaylardan mutlaka haberdar edilmeli, bunun için de basınla ilişkiler sağlıklı bir biçimde yürütülmelidir.&lt;br /&gt;- Bu tür ilişkiler nitelikli bir hizmetle desteklenmeli, böylece hizmetin geliştirilmesi de sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;            1929 yılındaki büyük dünya ekonomik bunalımı, halkla ilişkiler uygulamasının devlet yönetimi ve işletmeler açısından öneminin artmaya başladığı bir dönüm noktasıdır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn9" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn9" name="_ftnref9"&gt;[9]&lt;/a&gt;. Daha sonraları hemen hemen tüm halkla ilişkiler faaliyeti, hem komuta hem de kurmay birim olarak kurumlar tarafından benimsenmiştir.&lt;br /&gt;            Çağdaş anlamda halkla ilişkiler uygulamaları, Avrupa ülkelerinde çeşitli zaman aralıklarıyla da olsa, esas itibariyle 1950’li yıllarda başlatılmıştır. Hemen hemen tüm Avrupa ülkelerinde bu tür çabalar hükümetlerin girişimiyle gerçekleştirilmiştir. İngiltere'de hükümetin halkla ilişkilerini düzenlemek için kurulan Merkezi Enformasyon Bürosu; İngiltere'nin dış ülkelerde tanıtımıyla ilgili olarak oluşturulan British Council; İtalya'da güvenlik hizmetlerini, vergi düzenlemelerini ve belediyecilik faaliyetlerini halka benimsetmek için yürütülen halkla ilişkiler faaliyetleri bu konuda örnek olarak verilebilir. Kısa süre sonra, özel sektör kuruluşları da halkla ilişkiler yapmaya başlamışlardır. Örneğin; Almanya'daki Bayer ilaç şirketinin düzenlediği halkla ilişkiler kampanyaları literatürde başarılı uygulamalar arasında gösterilmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn10" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn10" name="_ftnref10"&gt;[10]&lt;/a&gt;. 1990’lı yıllardan itibaren bilişim teknolojilerindeki gelişmeler, küreselleşme olgusu, toplam kalite anlayışının vazgeçilmez unsur haline gelmesi sonucunda örgütsel anlamda yaşanan değişimler, halkla ilişkiler işlevine de yansımıştır.&lt;br /&gt;            Artık örgütsel iletişim sadece çalışanların örgüt içindeki ilişkilerini düzenlemekle kalmayıp sosyal ilişkilerinin de iş hayatlarını etkileyeceği gerçeğiyle kapsamını genişletmektedir. Sonuç olarak iç halkla ilişkiler ya da personel iletişimi, halkla ilişkiler yönetiminin giderek önem kazanan bir uygulama alanı haline getirmiştir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn11" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn11" name="_ftnref11"&gt;[11]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;            Dış halkla ilişkiler kavramı da pazarlama iletişimi kavramıyla bütünleşerek elektronik ticaretin getirdiği yeni Pazar koşullarından ve tüketici davranışlarından etkilenmiş, müşteri odaklı, sürekli olarak verilerin takip edilerek uygun iletişim stratejilerinin oluşturulduğu bir işlev haline gelmiştir. Küreselleşme ve iletişim olanaklarının artması sonucu farklı coğrafyalardaki şirketlerin birlikte işbirliği halinde çalışmaları farklılıkların yönetimi, ortak ilişkileri gibi kavramları halkla ilişkilere getirmiştir. Ayrıca teknolojinin gelişmesi, internet, mobil iletişim olanakları da tüketiciye ulaşmada farklı kanal seçenekleri sunmaya başlamıştır. Tüketiciye ulaşmanın yanında ortaya çıkan farklı kitle iletişim kanallarına yönelik içeriklerin hazırlanarak hedef kitlelere ulaşılması süreci ayrı bir uzmanlık haline gelmiştir. Bu nedenle medya takibi, içerik yönetimi, web analizi, itibar yönetiminin online anlamda yönetilmesi gibi çeşitli konular ortaya çıkmış ve halka ilişkiler uygulamacılarının çalışma alanını akıl almaz boyutlarda genişletmiştir.&lt;br /&gt;            Cumhuriyet Türkiyesi’nde enformasyon ve tanıtma yolunda bizzat Atatürk tarafından adımlar atılmış, yeni cumhuriyetin sesini iç ve dış dünyada duyulması için 1920”de Anadolu Ajansı kurulmuş ve reformların halka tanıtımı doğrudan Atatürk tarafından yapılmıştır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn12" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn12" name="_ftnref12"&gt;[12]&lt;/a&gt;. Atatürk bir sözünde halkla ilişkilere verdiği önemi “Benim için en büyük mükafat halkımın takdir ve iltifatıdır” diyerek yansıtmıştır.&lt;br /&gt;            1960 sonrasında ülkemizde çağdaş anlamda halkla ilişkiler çalışması yapan ve böylelikle özel kesim kuruluşlarına da önderlik eden kamu kuruluşlarının başında Devlet Planlama Teşkilatı, Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü ile Türkiye Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) gelmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn13" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn13" name="_ftnref13"&gt;[13]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;            Her ne kadar bu birimler kurumun ilişkide bulunduğu toplum kesimlerinin istek, dilek ve beklentilerini belirleme ve bunları değerlendirerek kuruluşun ilgili birimlerine iletme görevini üstlenmiş olsa da, kamu kurumlarının hemen tümünde gerektiği kadar önemsenmemiştir. Tanıtma işlevi ön plana çıkarılmış ve söz konusu birimler yöneten ile yönetilenler arasındaki aracı rolünü gereği gibi dengeleyememiştir.&lt;br /&gt;            Nitekim bunun bir sonucu olarak, Türk kamu yönetiminde halkla ilişkiler uygulaması yönetim ile halk arasında ortaya çıkan uyumsuzlukları gidermekten çok, toplumu toplumsal sorunların sonuçlarına inandırma amacına yönelik bir işlev üstlenmiştir.&lt;br /&gt;            Kamu kuruluşlarında basın ve halkla ilişkiler birimleri çok uzun süre kupür derleme, davetiye yazma ve dosyalama hizmetlerinin ötesinde bir etkinlikte bulunamamışlardır. 1970’li yıllara kadar özel kesimde ise, halkla ilişkilerin fonksiyonu pazarlama bölümleri ile karşılanmıştır. Ancak 1970’li yıllardan sonra halkla ilişkiler özellikle kamu kesiminde bir gelişme gösteremezken; ihracatın gelişmesi, kalite anlayışının yerleşmesi, iletişim olanaklarının artmasıyla birlikte özel kesimde aşamalar yapmaya başlamış, başta bankalar olmak üzere, büyük işletmeler kendi kurumlarında oluşturdukları halkla ilişkiler birimleri aracılığı ile duyarlı kitleleriyle iki yönlü bir iletişim ağı kurmayı başarmışlardır.&lt;br /&gt;1990’lara gelindiğinde bilişim teknolojilerinde yaşanan olağanüstü gelişme sonrasında halkla ilişkilere duyulan ilgi artmış, Türkiye’de halkla ilişkiler büyük bir atağa kalkmıştır. 1990’larda halkla ilişkiler şirketleri dünya çapında tanınır hale gelmiş ve halkla ilişkiler guruları yetişmiştir. Bu kişiler, hem Türkiye’nin adını dünyaya duyurmuşlar hem de şirketlerinin başarıları sayesinde yurt dışındaki firmalara hizmet vermeye başlamışlardır. Özellikle 2000’li yıllara gelindiğinde Türkiye’de hem organizasyon şirketlerinin hem de halkla ilişkiler şirketlerinin bir başarısı olarak Formula 1, Universiade, Habitat gibi dünya çapında başarılı organizasyonlara imza atılmıştır.&lt;br /&gt;2000’li yıllarda bilişim teknolojilerinin ve internetin Türkiye’ye gelmesiyle birlikte ve iletişim alanında eğitimli işgücünün artmasıyla dijital ortamda iletişim adına yeni iş sahaları ortaya çıkmıştır. Yeni web siteleri, haber portalları, elektronik ticaret şirketleri, işletmelerin kendi web siteleri, intranet ve extranet uygulamaları tıpkı dünyada olduğu gibi Türkiye’de de halkla ilişkilerin iletişim kanalları haline gelmiştir. Özellikle bağımsız bir medya olarak internette itibar yönetimi halkla ilişkiler uygulamacılarının oldukça zorlandıkları alanlardan biri olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkla İlişkilerde Temel İlkeler ve Halkla İlişkilerin Görevleri&lt;br /&gt;Halkla ilişkiler çalışmalarında göz önünde tutulması gereken bir takım temel kurallar vardır. Bu kurallardan yapılacak sapmalar halkla ilişkiler çalışmalarının etkinliğini azaltmakta ve halkla ilişkiler çalışanlarının inandırıcılığını olumsuz yönde etkilemektedir. Aşağıda sıralanacak olan ilkelerin tüm kurum çalışanları ve özellikle yönetim kadrosu tarafından benimsenmesi, her türlü kurumsal davranışta göz önünde tutulması gerekmektedir. Ayrıca sadece kurum içinde değil aynı zamanda tedarikçiler, temel müşteriler tarafından da benimsenerek kurumsal itibarın sürdürülebilirliği için uğraş verilmesi gerekmektedir. Temel ilkeler aşağıdaki gibi sıralanabilir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn14" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn14" name="_ftnref14"&gt;[14]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;1.      Halkla ilişkiler gerçekleri yansıtmalıdır.&lt;br /&gt;2.      Halkla ilişkiler bir uzmanlık işidir.&lt;br /&gt;3.      Halkla ilişkiler sürekli bir çalışmadır.&lt;br /&gt;4.      Halkla ilişkilerin değeri ve önemi tüm çalışanlar tarafından kabul edilmelidir.&lt;br /&gt;5.      İlişkide bulunulan halkın özellikleri halkla ilişkiler çalışmalarını etkiler.&lt;br /&gt;6.      Halkla ilişkiler çalışmaları bilimsel temellere dayandırılmalıdır.&lt;br /&gt;7.      Halkla ilişkiler için ayrılan maddi olanaklar faaliyetler ve yıl bazında uygun bir şekilde pay edilmelidir.&lt;br /&gt;Halkla ilişkiler temel alınan ilkelere rehberlik eden Atina prensipleri işletmelerin halkla ilişkiler uygulamalarında benimsemesi istenen ilkelerden oluşmaktadır. Uluslar arası Halkla İlişkiler Derneği’nin genel oturumu 1961 yılında Venedik'te yapılmıştır. Alınan kararlar ve kanun olarak kabul edilen ilkeler birkaç başlıkta toplanmıştır; Profesyonel Bütünlüğü Sağlayan Kurallar, Müşteriye Yönelik Kurallar, Halka ve Basına Yönelik Davranış Kuralları, Meslektaşlara Yönelik Kurallar. Atina Kuralı’nın IPRA (Uluslalararası Halkla İlişkiler Birliği) Haüyelerini de bağlayıcı etkisi bulunmaktadır. Atina Kuralı başlığı altındaki ahlak kuralları genel IPRA oturumunda Mayıs 1965 yılında alınmıştır. Daha sonra 1968’de Tahran’da bir takım eklemeler ve değişiklikler yapılmıştır. Atina Kuralı 1965 yılında CERP (Halkla İlişkiler Avrupa Konfederasyonu) tarafından da kabul edilmiştir. IPR Halkla İlişkiler Enstitüsü tarafından Ahlak Kuralları’na 9 Nisan 1968’de eklemeler yapılmıştır. Bunların dışında önce Lizbon’da 16 Nisan 1978’de yazılan ve 13 Mayıs 1989’da eklemeler yapılan Halkla İlişkiler Avrupa Konfederasyonunun genel oturumunda alınmış kurallar bulunmaktadır. Son yıllarda halkla ilişkiler profesyonelleri tarafından dünyanın dört bir yanında kurulan halkla ilişkiler örgütleri, bunların oluşturdukları federasyonlar ve sanal gruplar sürekli olarak halkla ilişkilerle ilgili etik konuları sorgulamakta ve ilkeleri günün koşullarına göre yeniden hazırlayıp kamuoyuna sunmaktadırlar.&lt;br /&gt;Son olarak 28 Haziran 2006’da Brezilya’da Halkla İlişkiler Profesyonellerinin Oluşturduğu Global Allience tarafından “Dünyanın Sesleri” temasıyla düzenlenen 3. Halkla İlişkiler Festivali’nde “Brezilya’dan Mektup” adı altında yayınlanan, Global Allience ve Conferp’in 18 ülkeden gelen delegelerinin imzaladığı belgede şu ifadeler bulunmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn15" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn15" name="_ftnref15"&gt;[15]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;-         Halkla ilişkiler uygulaması sadece toplumların inşa edilmesinde insanların ve milletlerin gelişmesi için bir araçtır.&lt;br /&gt;-         Halkla ilişkiler profesyonelleri adaletsizliğe, ayrımcılığa ve kadınların ve erkeklerin toplumda dışlanmasına karşı savaşmaya odaklanmalıdır. Bunu yaparken insan haklarının en minimum standartlarda bile olsa geliştirilmesi ve desteklenmesine çalışmalıdır.&lt;br /&gt;-         Halkla ilişkiler mesleğinin toplumun daha iyiye gitmesi yolunda kendi sesini ve yeteneklerini bireylerin özgürlüğü, bireysel farklılıkların hatta her türlü etnik veya kültürel farklılıkların kabul edilmesi için kullandırma sorumluluğu bulunmaktadır.&lt;br /&gt;-         Halkla ilişkiler profesyonelleri dünyadaki milyonlarca insanın minimum koşullarda hayatta kalması için tüm hissedarlarla erişimi engelleyen bariyerleri kırmaya çaba göstererek ilişkilerin kurulması ve artırılmasına yönelik çalışmalıdır.&lt;br /&gt;-         Halkla ilişkiler profesyonelleri ifade özgürlüğüne, özgür iradeye ve internet ve yeni teknolojiler üzerinden dahil olmak üzere bilginin özgürce akışına dayalı demokratik değerlerin geliştirilmesini desteklemelidir.&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi halkla ilişkiler mesleğinin profesyonellerinden farklılıkların yönetimi, özgür bilgi akışı, haksızlıklarla mücadelede aracı olmak gibi misyonlar da beklenmektedir. Halkla ilişkiler profesyonellerinin yaşama bakışı çok boyutlu olmalıdır ki çevrelerindeki ırkların, ülkelerin, kültürlerin, dillerin farklılıkların barınmasını sağlayabilmelidir. Halkla ilişkiler profesyonelinin görevi bu farklılıklar arasındaki açıklıkları kapamaktır. Farklı hedef gruplarla iletişimin söz konusu olduğu bir ortamda tek bir mesajın herkese uygun olması artık mümkün değildir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn16" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn16" name="_ftnref16"&gt;[16]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Halkla ilişkilere yüklenen bir diğer misyon da ortaklarla ve hissedarlarla ilişkilerdir. Her bir ifade de bir örgütü oluşturan yapı taşlarını ifade etmektedir. Network örgütlerin türlerinde finansal ortaklıklar, hissedarlıklar, birlikte ama birbirinden finansal anlamda bağımsız çalışan kurumların hepsi bulunmaktadır. Bir örgütü oluşturan ve örgütün amaçlarına ulaşmasında örgütten ayrılması mümkün olmayan tüm örgütler ve kişilerle örgütü sürükleyen organizatör kişi veya örgüt arasındaki ilişkilerin kesintisiz ve sağlıklı olarak yürütülmesi halkla ilişkilerin temel görevi olarak kabul edilmelidir.&lt;br /&gt;Halkla ilişkiler çalışmalarında ilk olarak halkla ilişkileri yapılan objenin ve bu obje ile ilgili çevrenin tanınmasıdır. İster reklam amaçlı olsun, bir objenin belirli bir kitleye tanıtımı söz konusu olduğunda bu tanıtımın başarılı bir şekilde yapılabilmesi için bu hedef kitlenin çeşitli özelliklerinin tam anlamı ile bilinmesi, onu şu ya da bu nedenle harekete geçiren unsurların tespit edilmesi, ekonomik ve demografik özelliklerinin, coğrafi dağılım ve beğeni odaklarının yapılacak araştırmalarla saptanması gerekmektedir. Hedef kitlenin sözü edilen türdeki özellikleri belirlenmeksizin yapılacak her çalışmayı boşa atılmış mermi olarak kabul etmek gerekir.&lt;br /&gt;Halkla ilişkilerde iki yönlülük temelde yönetimin hedef kitlelerin istek ve şikayetlerini öğrenmek amacıyla giriştiği çalışmalarla sağlanmaktadır. Yönetimin halklı tanıması somut sorunlar karşısında çıkar gruplarının düşündüklerini öğrenmesi, halkla yönetim arasında kurulmuş olan uzlaşmayı sürdürebilmenin gerekli koşullarından biridir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn17" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn17" name="_ftnref17"&gt;[17]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Araştırma “bilimsellik çerçevesinde gerçekleştirilen, olgulara dönük olarak meydana getirilen bir faaliyet” olarak tanımlanabilir. Başka bir deyişle araştırma literatür ya da saha çalışmalarından bilgi toplama sürecidir. Halkla ilişkiler işlevinin önemli bir bölümü sahip olunan çeşitli bilgilerle hedef kitlelerin öğrenme gereksiniminin karşılanmasıdır. Araştırma sonucu elde edilen bilgine kadar çok olursa halkla ilişkilerin ortaya koyacağı performans da o kadar yüksek olacaktır. Temel olarak halkla ilişkiler araştırması veri elde etmede açıklamada ve tanımlamada kullanılmaktadır. Araştırma ayrıca yöneticilerin etkili plan yapmasını sağlayarak problem alanlarını veya fırsatları tanımlayabilmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn18" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn18" name="_ftnref18"&gt;[18]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Teknolojinin örgütsel iletişim olanaklarını değiştirmesiyle halkla ilişkiler için tanıma süreci daha kısa zamanda elde edilen veriler anlamına da gelmektedir. Özellikle bilimsel araştırmalar için kullanılan spss gibi bilgisayar programları, sap gibi satış asistanı programları, crm gibi (customer relationship management) müşteri ilişkileri yönetimi programları müşterilerden gelen, prm (partnership relationship management) ortak ilişkileri yönetimi, isrm (integrated stakeholder relationship management) bütünleşik paydaş ilişkileri yönetimi programları paydaşlardan gelen verilerin anlamlı bilgiler olarak çok kısa sürede işlemesini sağlamaktadır. Verilerin eskiye göre daha hızlı gelmesi ve yorumlanması da tepki süresini kısaltmakta, işletmelere rekabet avantajı sağlamaktadır. İşletmelerin web sayfalarındaki müşteri ilişkileri bölümlerine gelen postalar, İntranet sistemi üzerinden yönetime gelen postalar, tedarikçilerle ilişkiler, hissedarlar ve ortaklar için kullanılan extranet üzerinden gelen veriler, web sitelerindeki ve portallardaki e- anketler (e-poll) halkla ilişkilerde tanıma sürecine destek olan teknolojik olanaklar arasında bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Tanıtma sürecinde ise çeşitli iletişim kanalları ve araçlar kullanarak örgütün ürünlerinin, hizmetlerinin, amaçlarının, hedeflerinin, toplumsal sorumlulukla ilgili faaliyetlerinin kısaca hedef kitlelere vermek istedikleri mesajlarının tümünün anlatılmasıdır. Bu süreç içinde tanıma yöntemlerinden elde edilen bilgilerden yararlanılarak tanıtma teknikleri planlanmakta, hedef kitleye uygun iletişim kanalları ve mesajları belirlenmektedir.&lt;br /&gt;Kuruluşun, işletmenin, kurumun faaliyet alanının özellikleri bir halkla ilişkiler uygulayıcısı olarak tüm detayları ile analiz edilmiş olmalıdır. Firmanın ürün ve hizmet sektörünün yanı sıra dağıtımcılar, konu ile ilgili baskı grupları, politik partilerin ve hükümetin yaklaşımları, yardım kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve akademik çevreler de iyice tanınmalıdır.&lt;br /&gt;Halkla ilişkiler uygulayıcısının içinde bulunduğu iş tanımlarını on kategoride incelemek mümkündür&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn19" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn19" name="_ftnref19"&gt;[19]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;1.                          Yazma: TV, radyo ve gazeteler için haber bültenlerinin, makalelerin, kurum çalışanları ve dış hedef kitleler için bültenlerin, cevap mektuplarının, yıllık raporların, konuşma metinlerinin, broşürlerin, film ve slayt gösterilerinin yazılarının, ticari yazılar için makalelerin, ürün ve kurumsal reklamların ve teknik destekleyici materyallerin hazırlanması.&lt;br /&gt;2.                          Medya ilişkileri ve yerleştirme: Haber medyası, dergiler, serbest gazeteciler ile bağlantılar kurmak, medyanın isteklerine göre bilgi temin etmek.&lt;br /&gt;3.                          Araştırma: Kamuoyu, kamunun eğilimleri, yeni ortaya çıkan konular, politik ortam, medya koverajı, tüketici ve çevre grupların ilgi alanları hakkında bilgi toplamak.&lt;br /&gt;4.                          Yönetim ve idare: Diğer yöneticilerle işbirliği içine girerek, programlama ve planlama ihtiyaçlarının belirlenmesi, önceliklerin oluşturulması, hedef kitlelerin tanımlanması, amaçların ortaya konulması ve stratejilerin geliştirilmesi, personel, bütçe ve programın idaresi.&lt;br /&gt;5.                          Danışmanlık: Kuruluşun üst yönetimine sosyal, politik ve sınırlayıcı çevre koşulları hakkında danışmanlık yapmak, kriz yönetimi için yönetimi idare etmek.&lt;br /&gt;6.                          Özel olaylar: Basın konferansları, toplantılar, sergiler, açık hava etkinlikleri, kurdele kesme ve büyük açılışlar, kutlamalar, seyahatler, yarışmalar, ödül törenleri ve diğer özel etkinlik olaylarını organize etmek.&lt;br /&gt;7.                          Konuşma: Çeşitli platformlarda sözcülük görevini üstlenmek ve önemli hedef kitlelere ulaşmak.&lt;br /&gt;8.                          Üretim: Sanat, fotoğraf, masa üstü yayıncılık, televizyon ve video imkanlarını kullanarak görsel işitsel sunumlar üretmek, yürütmek.&lt;br /&gt;9.                          Eğitim: Şirket yetkililerini ve sözcüleri, medya ve hedef kitleler hakkında eğitmek. Örgütsel kültür, politika, yapı ve faaliyetlerdeki değişiklikleri anlatmak, açıklamak.&lt;br /&gt;10.                      Bağlantı kurmak/ilişkileri geliştirmek: Önemli toplantılarda insanları karşılamak, ev sahipliği yapmaktır. Aynı şekilde medya, hedef kitleler, pay sahipleri, dahili ve harici gruplara hizmet sunmak.&lt;br /&gt;1.4. Halkla İlişkiler Modelleri&lt;br /&gt;Halkla ilişkiler günümüzdeki işlevlerini yerine getirirken tarih içinde evrimleşerek zamanımızdaki konumuna gelmiştir. Grunig ve Hunt halkla ilişkiler stratejilerinin tarihsel gelişimini dört temel model ile açıklamanın mümkün olduğunu öne sürmüşlerdir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn20" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn20" name="_ftnref20"&gt;[20]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;-Basın Ajansı Modeli: 19. yüzyılda kamuoyunun kazanılması için mümkün olan her türlü uygulamadan yararlanılmış ve manipülasyon adı verilen bu tekniğin uygulayıcıları da basın ajansları olmuştur. Bu dönemde manipülasyon iş dünyasından çok siyasal kampanyalar ve şovlar için kullanılmıştır. Basın ajansı temsilcilerinin en tanınmışlarından biri Barnum-Bailey Circus’un kurucusu olan P.T. Barnum’dur. Pek çok uydurma haberi ile ünlü olan Barnum’u ölümünden sonra zararsız hilekar olarak tanımlamışlardır. O dönemde Barnum müşterileri adına yaptığı organizasyonları basında hiçbir ücret ödemeden yayınlatabilmiştir. O dönem basın ajanslarının en belirgin özelliği müşterilerin basında ücretsiz olarak yer almalarını sağlayabilmek için her türlü uygulamayı geçerli kabul etmiş olmalarıdır. Bu süreçte gerçeğin ne olduğu esas değildir ve iletişimin içeriği sadece geniş kitleye seslenmesi ile ikna etme amaçlıdır. Basın ajansı modelinin karakteristik özellikleri propaganda amaçlı, çevresel hakimiyet ön planda, destekleyici ancak kaynaktan alıcıya tek yönlü iletişime önem verildiği, araştırma gereksiz kabul edildiği bir modeldir, şeklinde özetlemek mümkündür.&lt;br /&gt;-Kamuoyu Bilgilendirme Modeli: 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında basının olumsuzlukları ortaya çıkarmak üzere harekete geçmesi, işletmelerin kendilerini savunmak durumunda kalmalarına neden olmuştur. Böyle bir ortam, halkın bilgilendirilmesini temel alan halkla ilişkiler anlayışının gelişimine zemin hazırlamıştır. Bu dönemin en önemli temsilcisi halkla ilişkilerin babası olarak tanımlanan Ivy Lee’dir. Lee’ye göre gerçekler asla saklanmamalı, kuruluşun politikası daima doğruları aktaracak biçimde oluşturulmalıdır. Bu model “bir kuruluş tek yönlü süreç içinde kamuya gerçekleri içeren enformasyon iletmelidir anlayışı” üzerine kurulmuştur. Büyük kuruluşlar çoğunlukla kendi enformasyon ofislerini oluştururlar ve bu amaçlar için kitle iletişim araçları ile ilişkilerini korurlar&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn21" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn21" name="_ftnref21"&gt;[21]&lt;/a&gt;. Bu modelin genel özellikleri; bilgi yaymak amaçlı, çevresel adaptasyon ve işbirliği öncelikli, kaynaktan alıcıya tek yönlü ancak gerçek bir ileti akışı, araştırma çok önemli değildir, şeklinde özetlemek mümkündür.&lt;br /&gt;- İki Yönlü Asimetrik Model: 1. Dünya Savaşı sırsında ABD’nin müttefiklerin yanında savaşa girmesi ve halkın desteğinin sağlanmasında İngilizlerin yaptığı propaganda önemli bir rol oynamıştır. ABD’nin savaşa girmesinden bir hafta sonra Başkan Wilson’un emriyle Halkı Aydınlatma Komitesi kurulmuştur. Bu komitenin uygulamaları kamuoyu aydınlatma modeline çok benzemekle birlikte iki model arasındaki temel farklılık mesajların amacının ikna etmeye yönelik olmasıdır. Bu ise iki yönlü asimetrik modelin en genel özelliğidir. İngiltere’de 1918’de kurulan Enformasyon Bakanlığı da aynı biçimde yurtsever politikayı hakim kılmak amacıyla kurulmuştur. Bu modelin en iyi temsilcisi Edward Bernays’tir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn22" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn22" name="_ftnref22"&gt;[22]&lt;/a&gt;. Bernays’a göre halkla ilişkiler danışmanları toplumu yönlendiren bir aracı olup, faaliyetlerinin sonucu genellikle toplumun sosyal, ekonomik ve politik değerlere ilgisini arttırıcı özellik taşımaktadır. Halka kuruluşla ilgili bilgi veren halkla ilişkiler danışmanları aynı zamanda hedef kitlenin görüşlerini yönetime yansıtmalıdır. Bu modelde bilimsel ikna önem taşımakla birlikte, kamuoyuna kuruluşun bakış açısını ve çalışmalarını benimsetebilmek için, davranışlar ile ilgili araştırmalar ve sosyal bilim yöntemleri önem taşımaktadır. Bu modelin özeliklerini, bilimsel ikna amaçlı, kurumsal amacı çevresel kontrol, kaynaktan alıcıya çift yönlü iletişim, iletişimi biçimlendirici, davranışların değerlendirilmesini ön planda tutan bir model olarak özetlemek mümkündür. Bu model günümüzde de birçok halkla ilişkiler ajansı ve halkla ilişkiler çalışanı tarafından kullanılmaktadır. Çeşitli araştırmalarda bu model üzerinden değerlendirmeler yapılmaktadır.&lt;br /&gt;-İki Yönlü Simetrik Model: İki yönlü simetrik model kavramı Scot M. Cultip tarafından gündeme gelmiştir. Alan Center ve Cultip birlikte yazdıkları Effective Public Relations adlı kitapta simetrik sistemi savunmuşlardır. Bu modelin uygulayıcıları kuruluş ile hedef kitle arasında ortak zemin yakalamayı amaçlayan iletişim görevini görmektedir. Sosyal bilim teori ve yöntemlerinden yararlanmakla birlikte genellikle halkla ilişkiler programlarının hazırlanmasında iknadan çok iletişim teorilerinden yararlanılmaktadır. Diyaloğa dayanan bu model uygulamalarında yönetimin de aldığı geribeslemeden etkilenmesi ve politikasını değiştirmesi söz konusudur. Bu ise modeli iki yönlü asimetrik modelden ayıran en önemli ayrımdır. Bu modelin genel özelliklerini karşılıklı anlayış oluşturma ve çevresel adaptasyon amaçlı, denetim ağırlıklı, gruptan gruba çift yönlü dengeli etki düzeyinde iletişimin ön planda olduğu, karşılıklı anlayışın ve davranışların değerlendirilmesine önem verilen bir model olarak özetlemek mümkündür.&lt;br /&gt;J. Grunig ve Hunt, Ivy Lee, Bernays ve John Hill gibi uygulayıcıların yazılarında dördüncü halkla ilişkiler modeli olan çift yönlü simetrik modelin varsayımlarından birçoğuna rastlanmıştır. “Gerçeği söylemek”, “müşteriyi ve kamuyu birbirlerine karşı yorumlamak” ve “çalışanların ve komşuların görüşlerinin yönetim tarafından ve yönetimin görüşlerinin çalışanlar ve komşular tarafından anlaşılması” da bu varsayımlar arasındaydı. Bununla birlikte bu uygulayıcılardan pek azı bu varsayımları pratiğe taşıyordu ve halkla ilişkiler bilimci ve eğitimcileri de uygulayıcıların söylediklerine dayanarak kendi ders ve araştırmalarının temeline bu modeli koymuştu. Çift yönlü simetrik model araştırmadan ve çift yönlü iletişimin başka türlerinden yararlanmaktadır. Ancak çift yönlü asimetik modelin tersine, araştırmayı, kamuları motive ya da etmekte en etkili olacak mesajları belirlemek için değil anlamayı ve iletişimi kolaylaştırmak için kullanılmaktadır. Simetrik modelde halkla ilişkilerin asıl hedefi ikna etmek değil anlamaktır. J. Grunig ve Hunt her ne kadar bu dört modeli hakla ilişkiler tarihindeki evreler olarak tanımlamışsa da her birinin bugün de kullanılmakta olduğuna inandıklarını belirtmişlerdir.&lt;br /&gt;J. Grunig ve Hunt bu modellere ait standartlar geliştirmiş ve bu kuramsal modellerin halkla ilişkiler uygulamasını gerçekten temsil edip etmediğini ve örgütlerin model tercihini hangi koşulların belirlediğini ortaya çıkarmak amacıyla bir araştırma programı başlatmıştır. Programın sonunda basın ajansı modelini ve çift yönlü asimetrik modeli asimetrik halkla ilişkilerin zanaat ve bilimsel versiyonları olarak, kamuoyu modelini de asimetrik halkla ilişkilerin fiili hali olarak adlandırmıştır. Bu dördü arasında sadece çift yönlü simetrik modelin halkla ilişkilerin kamuları örgütler yararına manipüle etmek anlamına geldiği görüşünden gerçek bir konuyu temsil ettiğini ileri sürmüştür. Olasky, halkla ilişkilerin basın ajansıyla başlamadığını ileri sürmüştür. Ona göre örgütler daha halkla ilişkiler uygulamazken kendi deyimiyle özel ilişkiler uygulamaktaydı. Bu uygulama altında örgütler ya kamularla iletişim kurma zorunluluğu duymuyor ya da örgüt yetkilileri manipülasyoncu halkla ilişkiler uygulayıcılarından yardım almadan kamularla doğrudan doğruya iletişim kuruyordu. Olasky simetrik terimini kullanmamışsa da söylediklerinden özel ilişkilerin simetrik olduğu ve halkla ilişkileri asimetrik hale getirenin basın ajanslığı olduğu anlamı çıkmaktadır. Ayrıca feminist bilimciler de kadın uygulayıcıların katkılarının göz ardı edilmesinden ötürü halkla ilişkiler tarihlerini eleştirmişlerdir. Buna ek olan L. Grunig kadınların ABD tarihinin başlarından beri halkla ilişkiler uygulamakta olduğunu ve tahminen simetrik modeli kullandıklarını düşündüren bazı tarihsel kanıtlara dikkat çekmiştir. Ne şekilde tartışmalar olursa olsun mükemmel halkla ilişkiler departmanlarının çift yönlü simetrik modeli kullandıkları öne sürülmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn23" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn23" name="_ftnref23"&gt;[23]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Ancak çift yönlülük halkla ilişkiler eylemlerini açıklamak için yeterli değildir. Toplumsal network teorisine göre bir insan sadece bir kişiyle iletişim kurarken bile aynı anda birçok kişi ve nesneyle de iletişim kurabilmektedir. Örneğin telefonda konuşurken aynı anda hızlı mesaj yazabilir. Ya da işyerinde biriyle konuşurken aynı anda bilgisayardan mesaj yazabilir, cep telefonuna mesaj gelebilir. Bu durum sadece iki kişi arasında geçerlidir. Bir kişi ya da kurum bir kurumla iletişim haline girdiğinde onun iletişim sürecini etkileyen birçok unsur olmaktadır. Bu unsurlar geribeslemenin süresini ve niteliğini etkilemektedir. Ayrıca online ortamda iletişimin doğası olarak ta aynı anda çok fazla kaynaktan gelen mesaja maruz kalmaktadır. Artık alıcı işletmelerin doğrudan ulaşabildiği, ulaşsa bile mesajlarının içeriğini anlatabildiği alıcı olmaktan uzaktadır. Halkla ilişkilerin 3. Halkla İlişkiler Festivali’nde açıklanan misyonlarından birisi de enformasyon kirliliğini azaltacak yolları bulmak olmuştur. Günümüzdeki işletme-işletme, işletme-birey iletişim süreçlerine baktığımızda sosyal network teorisiyle paralellik taşıdığı görülmektedir.&lt;br /&gt;Karşılıklı anlayışa ulaşmak için bilginin her bir katılımcı tarafından paylaşıldığı tek noktaya yönelme sürecidir. Bu iletişim modelinin ana bileşenleri bilgi, belirsizlik, tek noktaya yönelme, karşılıklı anlaşma, kolektif eylem ve ilişkilerin networkleridir.&lt;br /&gt;Doğrusal iletişim modellerinin ana sorunu bilginin doğası hakkında epistemolojik veya basit meta teorik varsayımlardan kaynaklanmaktadır. Doğrusal iletişim modelleri daha çok bilginin nasıl aktarıldığı ve o bilgiyle ne yapıldığıyla ilgilidir. Geçmişteki iletişim teorileri ve araştırmaları yedi ön yargıya yönlendirmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn24" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn24" name="_ftnref24"&gt;[24]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;İletişimin doğrusal görünümü tek yönlüdür (genelde yataydır). Oysa iletişim daha çok zaman içinde iki yönlü ve dairesel olan bir süreçtir.&lt;br /&gt;Ön yargıların kaynağı bağımlığa dayanır. Oysa iletişim kuranların ilişkilerine ve temel karşılıklı bağımlılıklarına odaklanılmalıdır.&lt;br /&gt;Teorilerde ve araştırmalarda iletişimin öğelerine odaklanırken, öğelerin içinde bulundukları ortamdan izole etme eğilimi bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Mesajlara sessizlik pahasına odaklanılması, mesajların doğru vurgulanmasına ve zamanlanmasına ve zamanında verilemesine önem verilmemesi eğilimine bulunmaktadır.&lt;br /&gt;İletişimin temel işlevinin algılama olduğunun düşünülmesi yanılgılar arasındadır. Oysa iletişimin temel işlevleri arasında karşılıklı anlayış, uzlaşma ve ortak eylem vardır.&lt;br /&gt;İletişimin birbirinden ayrı bireyler üzerindeki psikolojik etkilerine yoğunlaşılmaktadır. Oysa networklerde bireyler arasındaki ilişkilerin toplumsal etkileri de önemlidir.&lt;br /&gt;Temelinde sibernetik olan (insan-makine iletişimine dayanan) insan bilgi sistemlerinin tek yönlü mekanik bir aracın başlattığına olan inanç ta başka bir önyargıdır.&lt;br /&gt;Toplumsal Network Analizi: İnsanlar, gruplar, örgütler, hayvanlar, bilgisayarlar veya diğer bilgi/enformasyon üretimi araçları arasındaki ilişkileri, akışları ölçen ve haritalayan bir analizdir. Networkteki düğümler insanları ve grupları gösterirken bağlantılar ilişkileri veya düğümler arasındaki akışları göstermektedir. Bu analiz, insan ilişkileri arasında hem görsel hem de matematiksel bir analiz sunmaktadır. Analizde ölçüm, ilişki kurulan birimlerle kurulan ilişki frekansı ve ilişki sırasında kullanılan mesaj içeriği incelenerek yapılmaktadır. Yönetim uzmanları bu yöntemi Örgütsel Network Analizi adı altındaki işlerinde kullanmaktadırlar. Örgütsel network analizinde örgüt içerisinde birbirleriyle ilişki kuran çalışanların ve yöneticilerin ilişki sıklığı ve içeriği belirlenerek yerleşim, iletişim düzeni ve emir-komuta zinciri belirlenmektedir.&lt;br /&gt;Toplumsal network analizin temel amacı networkleri ve onların katılımcılarını anlamak için aktörlerin network içindeki yerlerini değerlendirilmektedir. Networkte her bir düğümün merkezdeki birime olan uzaklığını ölçmek bir düğümün ne kadar merkezde olduğunu bulmaya yaramaktadır. Sosyal network analizinin genel anket yönteminden farkı: Anket yönteminde topluluk içinden örneklem seçilmektedir. Sosyal network analizinde ise örneklem yerine tüm topluluk kullanılmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn25" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn25" name="_ftnref25"&gt;[25]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Söz konusu toplumsal network kavramı halkla ilişkilere uygulandığında ortaya çıkacak sonuçlar aşağıdaki gibi olabilir:&lt;br /&gt;- Halkla ilişkilerin her türlü ilişkiye duyarlı olmaları.&lt;br /&gt;- Her bir düğümü iyi analiz etmeleri,&lt;br /&gt;- Düğümler arasındaki uzaklıkları belirlerken örgütün halkla ilişkilerle ilgili olarak kurumsal iletişim stratejilerini temel kriter olarak almaları&lt;br /&gt;- Her düğümü birer halkla ilişkiler görevlisi gibi kullanmaları –hem tanıma hem tanıtma süreci açısından&lt;br /&gt;- Her düğümde bulunanların tanımlanamayan, bilinmeyen başka networkler içinde olduğunu kabul etmeyi gerektirir.&lt;br /&gt;- İlişki ağındaki bağlantılara dışarıdan engellemeler olabilir. Bu engellemeler networkte merkezde bulunan örgütün stratejik hedeflerini uygulamaya engel olabilmektedir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda engellemelerin nedenlerini iyi araştırmalı ve önlemler almalıdır. Özellikle promosyon, satış yerinde halkla ilişkiler gibi faaliyetlerde marka yönetimi kapsamında getirilen kısıtlamalar uygulanmaktadır. (Örneğin farklı markaların ürünlerini satan firmalara benzer yaptırımlar, kısıtlamalar uygulanmaktadır.)&lt;br /&gt;3.1.5. Halkla İlişkiler Programlarının Planlanması&lt;br /&gt;Halkla ilişkiler çalışmalarının planlanması konusunda pek çok uzman tarafından değişik yaklaşımlar önerilmektedir. Ancak özellikle profesyonel halkla ilişkiler uzmanları bu tür çalışmalarında altı basamaklı halkla ilişkiler planlama modelini tercih etmektedir. Bu basamaklar sırası ile&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn26" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn26" name="_ftnref26"&gt;[26]&lt;/a&gt;;&lt;br /&gt;1. Durum Analizi: Araştırma ve planlama durum analizi ile başlamaktadır. Her analiz bir takım araştırma verilerine dayanır. Analizde mesaj hangi hedef kitlelere gönderilecek, başlıca mesajlar nelerdir, içerikleri ne olacak, durumu yeterince anlaşılıyor mu, biraz daha araştırma yapma gereksinimi var mı, başlıca halkla ilişkiler amaçları nelerdir, bu amaçları gerçekleştirmek için kullanılacak strateji nelerdir, kullanılacak iletişim biçimleri nelerdir, rakipler ne yapmaktadır, amaçları etkileyecek faktörler nelerdir gibi sorular sorulacaktır.&lt;br /&gt;            Durum analizi aşaması aslında kurum veya kuruluşun kendi bünyesi ile onu çevreleyen ortamın bir mikroskop altında incelenmesi olarak ta değerlendirilebilir. Bu aşamada yapılacak işlerin başlıcaları; kuruluşun tarihçesinin, örgüt yapısının, ürettiği mal veya hizmetlerin, içinde faaliyet gösterdiği sektörün, pazarlama planlarının, reklam politika ve stratejilerinin kapsamlı ve ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulmasıdır. Araştırmayla başlayan halkla ilişkiler sürecinde kurum için önemli soruları geliştirmenin etkin bir yöntemi de SWOT analizidir. Bu analiz kurumu etkileyen dışsal ve içsel faktörlerin incelenip değerlendirilmesini kapsamaktadır. Yapılan iyi bir durum analizi mevcut durumu tüm açıklığı ile gözler önüne dökerek eğer varsa sorunların tespitine olanak sağlamaktadır. Bundan sonra yapılacak çalışma ortaya çıkan sorunun niteliğine göre bir takım çözüm yolları geliştirmek ve uygulamaktan ibarettir.&lt;br /&gt;2. Amaçların Saptanması: İyi bir halkla ilişkiler çalışmasının temel amacı bu problem merkezlerinin ve ortaya çıkan alt sorunların çözümüne yönelik olmalıdır. Temel amaç düşmanlığın sempatiye, önyargının kabullenmeye, kayıtsızlığın ilgiye ve bilgisizliğin bilgiye dönüştürülmesi olmalıdır. Halkla ilişkiler bölümü yetkilileri ve şirketin üst düzey yönetim kademesi ile birlikte yapılan toplantılar sonucunda saptanan sorunlar doğrultusunda ve bu sorunları çözmeye yönelik amaçlar ile sorunların dışında kalan diğer konularda halkla ilişkiler amaçları belirlenecektir. Amaçların saptanması aşamasında amaçları önem ve öncelik sıralamasına tabi tutmak gerekmektedir.&lt;br /&gt;Halkla ilişkiler faaliyetlerine başlamadan önce bu faaliyetlerden beklenen sonuçlar net bir şekilde ortaya konmalıdır. İstenilen sonuçlara varmak için izlenmesi gereken yöntemler ancak amaçların belirlenmesi ile saptanmaktadır. İşletme yönetiminin her alanındaki gibi halkla ilişkilerde de sonuçlar ölçülebilir olmalıdır. Halkla ilişkiler çabalarının sonuçlarının değerlendirilmesi, hedeflenen sonuçların yani amaçların somut bir biçimde ifade edilmesi ile mümkündür. Hedefler ölçülebilir oldukları oranda herkes tarafından aynı şekilde anlaşılmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn27" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn27" name="_ftnref27"&gt;[27]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;3. Hedef Kitlelerin Saptanması: Halkla ilişkilerde hedef kitleler işletmenin faaliyetlerinden dolaylı veya dolaysız olarak etkilenen, kendileri de ortak bir güç oluşturarak işletmenin gelecekteki başarısını etkileyebilen gruplardır. Hedef kitleyi, yapılan tüm faaliyetlerin yönlendirildiği, bu faaliyetler sonucunda kendilerinden düşünce ve davranış değişimi beklenen kişiler veya gruplar olarak tanımlamak mümkündür&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn28" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn28" name="_ftnref28"&gt;[28]&lt;/a&gt;. Her ne kadar örgütlerin dahili ve harici olarak kendilerine mesaj iletmek istedikleri özel grupları varsa da bütün örgütlerce bilinen ve diğerlerinin bu gruplardan türevlendiği altı grubun olduğu varsayılmaktadır. Bunlar: çalışanlar, mal ve hizmet sağlayanlar (tedarikçiler), yatırımcılar, dağıtıcılar, tüketiciler ve kullanıcılar, fikir liderleri olarak belirleyeceğimiz bu temel gruplar itibariyle her bir örgüt durum analizi aşamasında ortaya çıkan sorunları ve halkla ilişkiler amaçları doğrultusunda kendi alt gruplarını saptamalıdır. Halkla ilişkiler kampanyalarının diğer aşamaları tamamıyla hedef kitlelerin sosyo-ekonomik, sosyo politik ve sosyo kültürel özellikleri üzerine yapılandırılacağından, bu aşamada ortaya çıkabilecek bir yanılgı halkla ilişkiler çalışmalarındaki tüm harcamaların ve emeğin boşa gitmesine neden olacaktır.&lt;br /&gt;            Hedef kitleler içinde bir öncelik sıralaması yapılması, buna göre hangi hedef kitleye hangi kitle iletişim araçları ile ulaşılacağının bilinmesi ve bu kanallar aracılığı ile söz konusu kitlelere hangi içerikte ve derinlikte mesaj iletilmesi gerekliliği üzerinde iyice araştırma yapılması gereken önemli karar süreçleridir.&lt;br /&gt;            4. Medya ve Tekniklerin Seçilmesi: Durum analizi yapılıp, amaçlar belirlendikten, bu amaçlar öncelik sıralamasına tabi tutulduktan ve hangi kitlelerle ilişki kurulacağına karar verildikten sonra sıra hedef kitlelerle iletişim için kullanılacak medya ve tekniklerin seçilmesine gelmektedir. Halkla ilişkiler çalışmaları için medya ve teknik seçiminde bunların tiraj, okuyucu-izleyici-dinleyici görünümleri koverajları dikkatle incelenmeli ve hedef kitlenin özellikleri ile ne ölçüde çakıştığı gözden geçirilmelidir. Ayrıca aynı türdeki medya ve teknikler arasında yapılacak karşılaştırmalarda subjektif ölçeklerin yanı sıra araç değerinin hesaplanması gibi kantitatif değerlere de başvurularak yanılgı payının azaltılmasına çalışılmalıdır. Araç seçimi sırasında yaş, eğitim, cinsiyet, gelir düzeyi, beğeni ve ilgi alanları gibi unsurları içeren demografik özelliklerin yanı sıra kişisel değerler, zihinsel eğilimler ve bunların sosyal grup özellikleriyle ilişkilendirilmesinden elde edilen bilgiler değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.&lt;br /&gt;            Medya ve tekniklerin seçimi kadar medya planlaması da önem taşımaktadır. Medya planlaması yaparken eldeki imkanların olabildiğince yıl içinde ve medyalar itibariyle eşit bir şekilde dağıtılması, halkla ilişkiler çalışmalarının süreklilik arz etmesi açısından önemlidir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn29" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn29" name="_ftnref29"&gt;[29]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;            5. Bütçeleme: Bütçe yapmak bir taraftan çalışmaların ciddiyetini sağlama, diğer taraftan da hesapsız harcamaları önleme bakımından vazgeçilmez bir zorunluluktur. Her kuruluş kendi bünyesel özelliklerine göre diğer konularda olduğu gibi halkla ilişkiler çalışmaları itibariyle de bir bütçe ile hareket etmelidir. Örgütlerin halkla ilişkilerini kendi departmanları ile ya da çeşitli şekillerde hizmet veren halkla ilişkiler kuruluşları aracılığıyla yürütme biçimlerine göre bir takım yapısal farklılıklar bulunmakla birlikte, bütçe yapmanın temeldeki nedenleri: halkla ilişkiler çalışmalarının genel bütçeye ne kadarlık bir yük getireceğini hesaplamak, belirli bir bütçe ile ne gibi halkla ilişkiler programı yapılabileceğini öğrenmek, hem belirlenmiş hem de ekstra harcamalar için bir disiplin oluşturmak, kampanya bitiminde sonuçların değerlendirilmesine olanak sağlamaktır.&lt;br /&gt;            6. Sonuçların Değerlendirilmesi: Kurum ve kuruluşların halkla ilişkiler çalışmalarına ayırdıkları miktarın her yıl bir önceki yıla kıyasla artış göstermesi bir çok örgütün halkla ilişkiler çalışmaları sonucu elde ettiklerini değerlendirme ve ölçme konusunda daha istekli duruma gelmelerine neden olmaktadır. Diğer taraftan halkla ilişkiler çalışmalarını bir departman bünyesinde kendileri yapan ya da bir ajansa ya da bir ajansa yaptıran örgütler kadar halkla ilişkiler hizmeti veren kuruluşlar da ne kadar etkileyici halkla ilişkiler yaptıklarını firmalara kanıtlayabilmek, müşterilerinin sürekliliğini sağlamak ve yeni müşteriler elde edebilmek için daha önceden yapmış oldukları halkla ilişkiler programlarının sonuçlarını değerlendirmek zorundadırlar. Sonuçların değerlendirilmesiyle programın başarılı ve başarısız yönlerini tespit etmek, başarısızlıkların kaynaklarını araştırmak ve elde edilebilecek veriler ışığında bir sonraki programlarda aynı türden hatalara düşülmesini önlemek mümkün olmaktadır. Sonuçların değerlendirilmesinde hedef kitlelerle, basın temsilcileri ile görüşmeler gibi niteliksel ve anketler, imaj, güvenilirlik incelemeleri gibi niceliksel yöntemler kullanılmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn30" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn30" name="_ftnref30"&gt;[30]&lt;/a&gt;. Ayrıca reklamda ve kitle iletişim araştırmalarında kullanılan niteliksel ve niceliksel analizlerden de halkla ilişkiler programlarının sonuçlarının değerlendirilmesi amacıyla yararlanılmaktadır.&lt;br /&gt;3.2. Halkla İlişkilerin Uygulama Alanları&lt;br /&gt;Halkla ilişkilerin uygulama alanları içinde örgüt dış çevresini oluşturan hedef kitlelerle ilişkiler kurum dışı ilişkileri, örgütün iç çevresini oluşturan hedef kitlelerle ilişkiler kurum içi ilişkileri oluşturmaktadır. Kurumsal ilişkiler dışında çeşitli uygulama alanları içinde kurum kimliği, kültürü, itibarı, sosyal sorumluluk ve kriz yönetimi gibi çeşitli çalışma alanları günümüzde önem kazanmıştır.&lt;br /&gt;            3.2.1. Kurum Dışı İlişkiler&lt;br /&gt;            Halkla ilişkilerin çevresi iç çevre ve dış çevre olarak ikiye ayrılmaktadır. Kurum dışı ilişkiler olarak bakıldığında tedarikçilerle, müşterilerle, bayilerle, rakiplerle ve medya ile ilişkiler olarak farklı gruplarla ilişki kurulduğu gözlemlenmektedir.&lt;br /&gt;Müşterilerle ilişkiler: Bir işletme varlığını müşterilerine borçludur. Ürettiği mal ve hizmetleri tüketiciye sunar ve onların satın almalarını beklemektedir. Bu amaçla satışı artırma çabalarına girişir ve sık sık reklam araçlarına başvurmaktadır. Firmanın uzun dönemde sabırla uygulayacağı bir halkla ilişkiler kampanyası tüketici zihninde bir firma imajı yarattığı takdirde işletmenin yeni müşterileri kazanma şansı yükselmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn31" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn31" name="_ftnref31"&gt;[31]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Potansiyel müşterilerle ilişkiler sadece pazarlamanın konusu değildir. Pazarlamada tüketici önemli bir kesimdir. Tüketicide satın alma dürtüsü yaratmak ve tüketici davranışlarını yakından izlemek pazarlama biriminin görevidir. Ancak halkla ilişkiler birimi de toplumun önemli kesitini oluşturan ve işletmenin çıkarlarını çok yakından ilgilendiren tüketicilerle iletişim kurmak zorundadır. Zaten tüketicilerle ve müşterilerle iyi ilişkiler kuramayan bir firmanın toplumun diğer gruplarıyla iyi ilişkiler kurmasına olanak yoktur. bu nedenle çoğu kez pazarlama birimi ile halkla ilişkiler arasında çok sıkı bir işbirliğinin kurulması kaçınılmazdır. Halkla ilişkiler görevlileri potansiyel müşterilerin ve mevcut müşterilerin kişilik yapılarına görev davranış geliştirmenin yararına inanarak ve bunu işletme personeline ve özellikle satış elemanlarına aşılamaya çalışmalıdır.&lt;br /&gt;Müşteri ilişkileri yönetimi dört geniş kapsamlı davranışsal unsuru bünyesinde taşımaktadır: temel müşteri odağı, müşteri ilişkileri yönetimi organizasyonu, özbilgi yönetimi ve teknoloji tabanlılık. Temel müşteri odağında şirket müşteri merkezlilik ile müşteri temelinde hayat boyu müşteri değeri sistemine eğilmektedir. Aynı zamanda kişiselleştirme ve karşılıklı bir iletişim mekanizması kurmaktadır. Örgütsel düzeyde organizasyon yapısı, kaynak ayırma ve insan kaynakları yönetimi önemlidir. Bilgi yönetimi açısından ise bilgiye ulaşma ve paylaşma ile yanıt alabilme üzerinde bir yoğunlaşma yaşanmaktadır. Teknoloji tabanlılık ise bilgi teknolojilerinin kullanımıdır. Müşteri ilişkileri yönetiminde önemli olan müşteri ile ne tür bir ilişki kurmak istendiğidir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn32" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn32" name="_ftnref32"&gt;[32]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Her kuruluş çeşitli dönemlerde mutlu olmayan, tatminsizlik duyan ve kırgın müşterilerle karşılaşmaktadır. Müşterinin bu durumdan kurtarılması ve tatmininin sağlanması kuruluşun ve çalışanların görevidir. Şikayeti olan müşteriler için konu, o anda dünyanın en önemli konusudur. İşletmecilikte ilk satışı ve müşteri ilişkilerini oluşturmanın maliyetinin, tekrarlanan satışlardan çok daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu nedenle kendilerine zaman ve çaba harcanan, finansal açıdan yatırımda bulunulan müşterilerin kaçırılmaması, küstürülmemesi için akıcı çaba göstermek gerekmektedir. Öneri ve şikayetleri ele alma işi müşterinin sadık kalmasına neden olabilmektedir. Sadık müşterinin arkadaşlarına ve meslektaşlarına şikayetlerinin nasıl ele alındığını anlatmaları büyük bir olasılıktır. Öte yandan müşterilerin pek çoğu şikayet etmek için bir çabada bulunmaz. Ancak kırgınlıklarını sessizce sürdüren bu kişilerin çevresine maruz kaldıkları kötü hizmet hakkında neler söyledikleri çok önemlidir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn33" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn33" name="_ftnref33"&gt;[33]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Halkla ilişkiler birimi müşteri şikayetlerinden elde ettiği verileri müşteri ilişkileri yönetimi kapsamında elde edilen verilerle birleştirip firmanın uzun vadeli iletişim stratejileri için bir veri tabanı oluşturmalıdır.&lt;br /&gt;Müşterilerin güven ve sempatisini kazanmak isteyen firma, bunları elde edebilmek için mevcut ve muhtemel müşteri kitlesi ile sağlam ilişkiler kurmak zorundadır. Bun ilişkilerin kurulması ve sürdürülmesinde kitle iletişim araçlarından yararlanılabileceği gibi, müşteri kitlesinin büyüklüğüne ve firmanın çalışma konusuna göre yüzyüze iletişim yöntemi de etkin bir şekilde uygulanmaktadır. Diğer taraftan kuruluş hakkında müşteride kalacak ilk izlenimin müşterilerle ilişki kuran personelin yaratacağı izlenim olduğu gözden uzak tutulmamalı ve bu tür örgütlerde vitrin personelinin seçiminde, eğitiminde ve müşterilerle temaslarının denetiminde son derece titiz davranılmalıdır. Müşterilerin gözünde olumlu bir imaj yaratılmasında müşteri ilişkilerinden sorumlu personelin rolü oldukça büyüktür&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn34" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn34" name="_ftnref34"&gt;[34]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Tedarikçilerle ilişkiler: İşletme kendisine hammadde, yarı işlenmiş veya işlenmiş madde, çeşitli araç, gereç, malzeme, yiyecek, içecek satan firmalarla her gün ilişkiler kurmaktadır. Bir işletme ekonomik olmadığı için bir malın tüm parçasını kendisi üretemez. Yan sanayi kuruluşlarından çeşitli parçalar alır ve bunların montajını yapar. Diğer işletmelerle ede çeşitli ilişkilere girmektedir. Açık bir sistemi oluşturan işletmenin yeni iş dalında diğer işletmelerle bazen yarışma, bazen anlaşma şeklinde ilişkilere girmesi çok doğaldır bu ilişkilerin çoğunu tedarikçi firmalar oluşturmaktadır. İşletme yönetiminin satıcı firmalarla iyi ilişkiler kurması satın alınan malın devamlılığı, güvenilirliği ve kalitesi açısından önem taşımaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn35" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn35" name="_ftnref35"&gt;[35]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Müşterinin kalite beklentisinin yüksek olduğu durumlarda, hatta kalite yönetim sistemlerinin çeşitli kalite sertifikalarıyla onaylanması gerektiği durumlarda firmaların tedarikçi ilişkileri ayrı bir önem kazanmaktadır. Müşterilerin kalite beklentilerini karşılayabilmek için tedarikçi firmalardan yine kalite sertifikasyonu olan ürünleri talep etmek, beklentileri ayrıntısıyla anlatmak zorunluluk haline gelmiştir. Burada tedarikçi firmalarla iletişim önem kazanmaktadır. Özellikle network örgütlerde, müşterilerin kalite beklentisine erişebilmek adına tedarikçiler network örgütün birer üyesi olarak algılanır hale gelmektedir. Sadece tedarikçi değil aynı zamanda çeşitli işletme süreçlerini dış kaynaklardan satın alma durumunda birlikte çalışılan firmalarla dinamik bir network örgüt haline gelinmektedir. Bu durumda halkla ilişkilerin rolü kurumun iletişim uygulamalarının tamamına tedarikçileri ve dış kaynak olarak yararlanılan firmaları dahil etmek gerekmektedir.&lt;br /&gt;Bayilerle İlişkiler: Halkla ilişkilerin sürekli iletişim kurmak durumunda olduğu hedef kitleleri arasında işletmenini ürettiği mal ve hizmetlerin tüketicilere ulaşmasında aracılık eden kişi ve kuruluşlar da bulunmaktadır. Bir işletmenin mal ve hizmetlerini bölgesel olarak ya da yurt çapında müşterilerine ulaştıran aracılardan biri de bayilerdir. Büyük gelişme gösteren bayilik sistemi ile işletmeler, örgütlenemediği bazı yörelere kurduğu bayilik sistemi aracılığı ile ulaşma şansını yakalamaktadır. Bayiler işletme ile özel bir anlaşma imzalayarak bir takım sözleri yerine getirmek üzere işletmenin bir temsilcisi durumundadır. Bayiler ürünleri, logosu ve diğer tüm tanıtım araçları ile o işletmeyi temsil etmektedirler. Bu durum işletmeye ve bayilerine büyük yükümlülükler getirmektedir. İşletme ve bayiler birbirlerini anlamak ve uyum göstererek müşterilerine tek bir ses olarak ulaşmak zorundadırlar. Bayilerle ilişkilerde ve müşterileri ile sık sık teması zorunlu kılan türde işlerle uğraşan işletmelerde yüz yüze ilişkilerin önemi çoktur. Bu ilişkiler belirli sürelerle yönetimdeki personelin bayileri ziyaret etmesi şeklinde olacağı gibi yılda bir veya iki kez bayi toplantıları yaparak, bayilere eğitimler bayilerle ilişkilerin gelişmesi ve bayilerin bağlı olduğu markaya yüksek kalitede hizmet vermeleri sağlanabilmektedir.&lt;br /&gt;Bayi işletmeyi büyük bir titizlikle temsil etmelidir. Tersi olduğunda kurum ve marka imajını olumsuz yönde etkileyecektir. Bu nedenle bayi ve işletme arasında tam ve açık bir bilgi akışı olmalıdır. Yetenekli bir bayi her zaman kuruluşun bakış açısını genişletmektedir. Bayiler firmanın hedeflerini, bakış açısını bilmek durumundadır. Çünkü onlar bu özellikleri daha geniş kitlelere taşıyan ve onlarla birebir iletişim halinde olan noktalardır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn36" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn36" name="_ftnref36"&gt;[36]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Bayilerin bağlı olduğu markanın ve örgütün stratejilerini benimsemeleri, en iyi şekilde uygulamaları gerekmektedir. Örgütler bayilerini sadece ürün veya hizmetlerini satan, üzerlerinden kar elde ettikleri firmalar olarak görmek yerine onların örgütsel networklerinin bir parçası olarak görmeleri gerekmektedir. Çünkü bayiler sadece ürün veya hizmet pazarlamakla kalmaz aynı zamanda örgütün birer parçası gibi çalışmaktadırlar. Bayiden ürün veya hizmet satın alan müşteriden gelen bilgilerin, şikayetlerin, önerilerin ve taleplerin en kısa zamanda ve en etkin şekilde merkez firmaya iletilmesiyle üretimden satış sonrası hizmete kadar bütün iş süreçleri daha verimli hale gelmekte ve en yüksek kalitede müşteri ilişkileri yönetimi hizmeti gerçekleşmektedir. Ürün hakkındaki şikayetler, öneriler firmaya iletildiğinde müşteri beklentilerine uygun ürün geliştirilecek, satış sonrası hizmetle ilgili görüşler iletildiğinde söz konusu teşkilatın hizmetlerinde gerekli düzenlemeler yapılacaktır. Ayrıca hedef kitlelere ulaşmada halkla ilişkiler çalışmalarının etkinliğini de bayiler aracılığıyla yapılacak çeşitli anketler, görüşmeler sonucunda elde edebilmek mümkün olacaktır. Tüm bu yardımcı hizmetleri yerine getirilebilmesi için bayi olacak firmaların seçiminde merkez firmaların titiz davranması, sadece finansal anlamda yeterliliğin yeterli kriter olarak görülmemesi gerekmektedir. Çünkü finansal anlamda güçlü olan bir firma hizmet kalitesi anlamında üretim yapan firmanın stratejilerini, eylemlerini yerine getirmede yetersiz kalabilmekte, tam tersi eylemleri gerçekleştirebilmektedir. Bu da firmanın itibarının ve imajının olumsuz algılanmasına neden olabilmektedir.&lt;br /&gt;            Medya İlişkileri: Medya ile olan ilişkilerini şekillendirmek açısından halkla ilişkiler planlaması yapılırken, halkla ilişkiler çalışmasını, faaliyetini 12 temel iletişim kanalına ayırmak faydalı olacaktır. Burada kitle iletişim araçlarında, bu araçlar vasıtasıyla kullanımına ek olarak dahili iletişim çalışmalarının iletişim yöntemleri de yer almaktadır. Bunlar&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn37" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn37" name="_ftnref37"&gt;[37]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;1. Basın&lt;br /&gt;a. Ticari dergiler ve gazeteler&lt;br /&gt;b. Tüketici, ulusal, bölgesel, yerel gazeteler, dergiler&lt;br /&gt;c. Kurum içi yayınlar&lt;br /&gt;d. Kulüp, birlik, dernek dergileri&lt;br /&gt;2. Radyo ve televizyon&lt;br /&gt;3. Gösteriler&lt;br /&gt;a. Alışveriş merkezlerinde&lt;br /&gt;b. Evlerde&lt;br /&gt;c. Sergilerde&lt;br /&gt;d. Kulüplerde, derneklerde, toplantılarda&lt;br /&gt;4. Sporda, sanatta ve yayıncılıkta (kitaplar, görsel-işitsel araçlar ve diğer medya) sponsorluk&lt;br /&gt;5. Eğitim kurumlarına yönelik çalışmalar&lt;br /&gt;6. Sergiler&lt;br /&gt;7. Paneller&lt;br /&gt;8. Bilgi sağlama hizmetleri&lt;br /&gt;9. Basılı ve kurumsal tasarım&lt;br /&gt;10. Promosyonlar&lt;br /&gt;11. Ulusal ve bölgesel yarışmalar&lt;br /&gt;12. Doğrudan posta&lt;br /&gt;            Halkla ilişkiler uzmanlarının çoğunun, medya ilişkilerini geliştirmek üzüre yaptıkları çalışmalarda kullanılmak üzere hazır materyaller bulunmaktadır. Bu tür çalışmaları gerçekleştirmek için zamanlama belirli olmayabilir. Bazen planlı çalışmalar, programlar yürütülse de bazen hızlı ancak sistematik davranarak kriz dönemi halkla ilişkiler çalışmalarına girişmek gerekebilir. Burada proaktif hakla ilişkiler çalışmalarına ve reaktif halkla ilişkiler çalışmalarına bakmak gereklidir. Bir kuruluşun sorun çözmekten çok fırsat yaratmaya yönelik olarak çabaları proaktif halkla ilişkiler, karşı karşıya kaldığı olumsuzluklardan başarıyla kurtulabilmeye yönelik halkla ilişkiler çabaları ile reaktif halkla ilişkiler olarak tanımlanmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn38" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn38" name="_ftnref38"&gt;[38]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Medya ile kuruluş arasındaki birleştirme işleminin temelinde dört basit adım yer almaktadır. Bunlar&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn39" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn39" name="_ftnref39"&gt;[39]&lt;/a&gt;;&lt;br /&gt;Kuruluşun işlevi nedir?&lt;br /&gt;Başarının elde edilmesi için gerekli hedef kitle kimdir?&lt;br /&gt;Ulaşılması istenen gerekli mesaj ve mesajlar nelerdir?&lt;br /&gt;Hedef kitleye ulaşmayı sağlayacak en uygun medya (kitle iletişim araçları) hangileridir?&lt;br /&gt;Kuruluşun, işletmenin, kurumun faaliyet alanının özellikleri bir halkla ilişkiler uygulayıcısı olarak tüm detayları ile analiz edilmiş olmalıdır. Firmanın ürün ve hizmet sektörünün yanı sıra dağıtımcılar, konu ile ilgili baskı grupları, politik partilerin ve hükümetin yaklaşımları, yardım kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve akademik çevreler de iyice tanınmalıdır.&lt;br /&gt;            Halkla ilişkiler uzmanı medya çalışanları ile iyi iletişim kurmak için öncelikle kendi kuruluşunu iyi tanımalıdır. Medya ile ilişkilerde etkili ve güvenilir olmalı, muhabir ve editörlerin işini mümkün olduğunca kolaylaştırmalıdır. İyi medya ilişkileri için kurallar şöyle sıralanabilir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn40" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn40" name="_ftnref40"&gt;[40]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;-         Gerçekçi ve güvenilir olmak&lt;br /&gt;-         Materyalin son teslim edebilme tarihine ulaşılabilmesini sağlamak&lt;br /&gt;-         Medyaya, kuruluşta çalışanları tanıtmak,&lt;br /&gt;-         Dürüst olmak&lt;br /&gt;Bunların yanı sıra&lt;br /&gt;-         Haber değeri taşıyan haberleri gündeme getirmek&lt;br /&gt;-         Gereksiz yere medya mensuplarını oyalamamak&lt;br /&gt;-         Kriz ve değişim dönemlerinde medyaya bilgi vermeden önce çalışanları, ortakları ve işbirliği yapılan kuruluşları bilgilendirmek&lt;br /&gt;-         Medya mensuplarının isteyebileceği, haber olması istenen konuyla ilgili bilgileri her daim hazır bulundurmak&lt;br /&gt;-         Eksik bilgi vermemek.(Çünkü eksikler her zaman için informel iletişim kanallarıyla tamamlanacaktır, bu da işletmenin zararına olabilmektedir)&lt;br /&gt;3.2.2. Kurum İçi İlişkiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkla ilişkiler açısından işletmelerin hedef kitlesini işletme içi ve işletme dışı olmak üzere iki ana gruba ayırmak mümkündür. Kurum içi halkla ilişkiler, kurumun çalıştırdığı kişilerin anlayış, güven ve desteğini kazanmaya yönelik çabalardır. Bu çabaların sonuca ulaşması kurum içinde etkin bir iletişim sisteminin varlığını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle, “kurum içi halkla ilişkiler” kavramını “kurum içi iletişim” kavramıyla özdeşleştirmek gerekmektedir. Kurum içi iletişimin temel amacı, kurum ile çalışanlar arasında karşılıklı bir güven ortamı oluşturmaktır. Günümüzde çağdaş kurumlar çalışanlarla iletişimi bir yönetim işlevi olarak ele almakta ve bu kurumların halkla ilişkiler uzmanları kurum içi iletişim stratejileri ve politikaları konusunda yoğun çaba harcamaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn41" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn41" name="_ftnref41"&gt;[41]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Her işletmenin kurum içi iletişimine yönelik stratejisi ve temel politikaları olmalıdır. Bu politikaların oluşturulması görevi işletmelerin halkla ilişkiler uzmanlarına düşmektedir. Strateji ve politikalar; işletmelerin yapısı, faaliyet alanı, büyüklüğü, yönetim felsefesi, örgüt kültürü gibi etmenler altında belirlenmektedir. İşletmelerin belirleyecekleri ve izleyecekleri iletişim politikalarının ortak noktaları şunlardır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn42" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn42" name="_ftnref42"&gt;[42]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;1.      İşletme içinde etkin ve verimli iletişim sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;2.      Tüm çalışanlar işletme ile ilgili dolaysız, her konuda bilgi edinme hakkına sahiptir.&lt;br /&gt;3.      İletişim her yöneticinin temel görevidir, devredilemez.&lt;br /&gt;4.      İletişim süreci üst yönetimde başlar. Üst yönetim bu konuda davranış ve tutumlarıyla örnek teşkil etmektedir.&lt;br /&gt;5.      Ast üst arasındaki mesafeler kısaltılmalı, iletişim her ortamda ve biçimde kolayca gerçekleştirilmelidir.&lt;br /&gt;6.      Personel işletme yönetimi tarafından devamlı olarak yukarıya doğru iletişim için cesaretlendirilmelidir.&lt;br /&gt;7.      Aşağıya doğru iletişimde açık olunmalı, personele tam ve gerekçeli bilgi verilmelidir.&lt;br /&gt;Örgütsel iletişimi sağlamak ve örgüt kültürü yaratmak halkla ilişkiler yönetiminin sorumluluğu altındadır. Halkla ilişkiler yönetimi özellikle iç halkla ilişkiler politikalarını saptar ve uygulamalarını planlarken insan kaynakları yönetimi ile dirsek dirseğe çalışır. Örgütteki özel konumu ve çalışanlarının iletişim uzmanlarından oluşması nedeniyle halkla ilişkiler yönetimi&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn43" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn43" name="_ftnref43"&gt;[43]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;-         Yönetim ve personel politikalarını genel halkla ilişkiler programlarına uygun bir şekilde iç çevreye uyarlar.&lt;br /&gt;-         Örgüt dışına taşınan iş gören bilgi, yaklaşım ve kanaatlerinin şekillendirilmesini sağlar.&lt;br /&gt;-         İnsan kaynakları yönetiminin başarıya ulaşması için uygun ortam hazırlar,&lt;br /&gt;-         Örgütsel kültürün bir parçası olarak yatay ve dikey iletişimi sağlayacak yollar bulur.&lt;br /&gt;İç halkla ilişkiler programlarını planlamak bir hedef kitle olarak personeli tanımaya yönelik periyodik araştırmaları gerektirmektedir. Böyle bir programın başarıya ulaşması için personelin kim olduğunun bilinmesi, güvenilirlik sağlanması, insan kaynakları yönetimi ile yakın çalışma ve işgörenin de bir hedef kitle olarak dikkate alınması önemlidir. Genelde yukarıdan aşağıya iletişimde pek sorun görülmezken aşağıdan yukarıya iletişimde iş görenin bakış açısını anlamaya yönetimin pek meraklı olmadığı gözlenmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn44" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn44" name="_ftnref44"&gt;[44]&lt;/a&gt;. Kurum içi halkla ilişkilerde kullanılan iletişimi biçimsel ve biçimsel olmayan iletişim olarak sınıflandırmak mümkündür. Biçimsel iletişimle; örgütün kuruluş ve örgütlenme planının öngördüğü iletişim sisteminin ilkeleri ortaya konmaktadır. Biçimsel olmayan iletişim ise biçimsel iletişim yapısının karşılayamadığı ve örgüt üyeleri arasındaki ihtiyaçlardan kaynaklanan, kendiliğinden oluşmuş bir iletişim biçimidir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn45" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn45" name="_ftnref45"&gt;[45]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Kurum içi halkla ilişkiler, örgütlerde insan kaynakları birimlerine çeşitli alanlarda destek vermektedir. İnsan kaynaklarının son yıllarda ağırlık verdiği konulardan birisi de farklılıkların yönetimidir. Farklılıklar; kişiliklerden, tutum ve davranışlardan insanların fiziksel özelliklerine, din, milliyet, cinsiyet ve sosyo-ekonomik özelliklerden deneyim ve eğitim gibi kişisel kazanımlara kadar uzanan geniş bir kavramdır. Yönetim anlayışı, iş ahlakı, haklar ve sorumluluklar ve çalışma tarzı farklılıklarından, fonksiyonel uzmanlık farklılıklarına kadar daha birçok konu da örgütlerde karşılaşılan durumları yansıtır. Günümüzde, farklılıklardan kaynaklanan sorunlar giderek daha sık ve yoğun yaşanmakta ve bunun sonucunda da iş ve insan yöneticilerini ilgilendiren önemli bir yönetim konusu ortaya çıkmaktadır. Farklılıkları etkin yönetmenin amacı ise bütün çalışanları cinsiyet, ırk, dil, din, milliyet, yaş, meslek ve departman gibi farklılaştırıcı kimliklerden kurtararak onların bütün yeteneklerini organizasyonun amaçları doğrultusunda kullanmalarını sağlamaktır. Farklılıkların etkin yönetimi, farklı insanları yönetmek için planlanan ve uygulanan örgütsel sistemlerin; farklılığın yararlarını en üst düzeye çıkarırken, sorunlarını ve sakıncalarını en alt düzeye indirecek şekilde kurulmasıyla sağlanacaktır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn46" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn46" name="_ftnref46"&gt;[46]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Farklılıkların yönetiminde başarılı organizasyonlar, farklılıkları kurumsal performansı iyileştiren, hizmet ve ürünlerini zenginleştiren ve toplumsal katkılarını arttıran önemli bir boyut olarak görmektedirler. Bu organizasyonlar, toplumda giderek artan farklılıkları yaşayan ve bu özelliklerini organizasyona taşıyan çalışanlarını daha iyi tanımaya ve anlamaya çalışırlar ve onlara gerçekten değer vermektedir.&lt;br /&gt;Örgütlerde yöneticilerin ve özellikle insan kaynakları yöneticilerinin farklılıkların etkin yönetilmesi durumunda sağlanabilecek çok ve çeşitli yararların bilincinde olması gerekir. Bu yararların farkında olmak ve bunları en üst düzeye çıkaracak ilkeleri ve uygulamaları yaşama geçirmek, insan kaynakları yöneticilerinin örgütsel performansa yapabilecekleri anlamlı bir katkı olacaktır. Farklılıkların etkin yönetimi, çalışanların fiziksel, zihinsel ve duygusal engellemelerden arındırılarak birlikte çalışmaya özendirilmesine ve tüm yeteneklerinden yararlanılmasına olanak verdiği için organizasyonun performansına çok yönlü yararlar sağlar. Çalışanlar arasındaki değişik bilgi ve becerilere değer verildiği ve bunların tümü kullanıldığı için organizasyonun başarısı yükselir. Çalışanlar, farklılıklara değer veren organizasyonlarda başarıya katkıda bulunmak için gönüllü olarak becerilerini daha çok kullanırlar&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn47" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn47" name="_ftnref47"&gt;[47]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;İyi olarak nitelendirilebilecek liderler bireysel farklılıklara hoşgörüyle yaklaşır ve bu farklılıkların tehdidini daha az hissetmektedirler. İnsanların etnik ve kültürel mirasının korunmasına izin vermek etkin liderlerin birinci öncelikleri haline gelmektedir. İyi liderler çalışanların perspektifini kavramayı, kendilerini onların yerine koymayı ve bütün bu çeşitliliğe söz hakkı tanımayı öğrenmektedirler. Farklı insanlar farklı liderlik tiplerini gerektirir. İyi liderler başarılarının son tahlilde bütün çeşitliliğin ortak bir vizyonda harmanlanmasına bağlı olduğunu bilmektedirler&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn48" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn48" name="_ftnref48"&gt;[48]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ortaklarla İlişkiler: Günümüzde daha fazla firma sermaye gereksinimlerinin bir bölümünü halka açılarak giderme yolunu seçmektedir. Bu eğilim devlet tarafından da desteklenmektedir. Bu gelişmeler karşısında yüz binlerce ortağa sahip olan yatırımların gidişatı hakkında bu ortakların bilgi edinme hakkı doğmuş ve küçük ortakların çeşitli konularda bilgilendirilmesi yönetimler açısından bir zorunluluk haline gelmiştir. Aslında çok ortaklı şirketlerde özellikle küçük ortakların yatırımın gidişatı hakkında bilgi edinme hakkı yasalarla güvence altına alınmıştır. Örneğin Türk ticaret Kanunu’nun 360. maddesi pay sahiplerinin genel kurul toplantılarına katılma hakkını aynı kanunun 362. maddesi paydaşların bilanço, kar/zarar hesabı, yıllık rapor, karın dağıtılma biçimi ve murakıplar raporu ile ilgili olarak bilgi alma hakkını düzenlemektedir. Ancak ortakların bilgi alma hakkının yasalarla düzenlenmiş kısmı bir taraftan da genel kurullarda onların güven ve sempatileri doğrultusunda mevcut yönetimin yanında oy kullanmalarını sağlamakta yeterli olmamaktadır. Ortaklar, yasal çerçeveler içerisinde giderilen bilgi ihtiyaçlarına ek olarak, hisse senedini elinde bulundurdukları kurum yönetimlerinin kendilerin yakın ilgi göstermelerini, girişimin genel gidişatı hakkında sık sık bilgilendirilmelerini sahibi bulundukları pay senedinin kendilerin sağladığı bir hak olarak görmektedir. Ortaklarıyla düzenli ve karşılıklı bilgi alışverişine dayanan bir iletişim kuran kuruluşlar her bir ortaktan bir halkla ilişkilerci gibi yararlanma şansına sahip olacaklardır. Çünkü her bir ortak kuruma ilişkin olumlu ve olumsuz izlenimlerini kendi çevrelerine yayacaklardır. Eğer izlenimleri olumlu ise çevresine o kuruluşla ilgili olumlu düşünceleri yansıtacak ve o kurumun mevcut ve potansiyel hedef kitleleri gözünde olumlu bir imaja sahip olması sağlanacaktır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn49" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn49" name="_ftnref49"&gt;[49]&lt;/a&gt;. Ortaklarla ilişkiler teknolojinin gelişmesiyle birlikte çeşitli programlarla yürütülmekte, halkla ilişkiler birimleri de bu programlardan yararlanmaktadır.&lt;br /&gt;3.2.3. Kurum Kimliği, Kurum İmajı ve Kurum Kültürü&lt;br /&gt;Kurum kimliği kavramı işletmenin, organizasyonun kimliğini ifade etmektedir. Bu kimlik, kuruluşta çalışanların davranışları, kuruluşun iletişim biçimleri, felsefesi ve görsel unsurlarından oluşmaktadır. Bir kuruluş kolektif olarak, gelişmiş net bir kimlik geliştirmek ve üyelerini duygusal olarak kendisine bağlamak için değerler ve normlara sahip olmalıdır. Bir işletmenin bir kimliğe ihtiyaç duymasının başlıca nedenleri kurum içerisinde çalışanların kuruluş ile bütünleşmelerini sağlamak, kurum dışında ise diğer kuruluşlardan, rakiplerden ayırt edilmek ve onlardan sıyrılabilmektir. Çünkü artık günümüzde pek çok kuruluş birbirine benzer ürünler üretmekte, tüketicinin tercih sebebi o kuruluşun hatırlanabilirlik derecesi ve imajı olmaktadır. Her kuruluş toplam kültür içerisinde bir alt kültür olarak bağımsız bir biçimde içe ve dışa doğru etkide bulunan ve hem kurum içinde hem de kurum dışında yaşanan sosyo-kültürel ve sosyo-psikolojik bir kimliğe sahiptir.&lt;br /&gt;Bütün kuruluşlar, farkında olsalar da olmasalar da bir kimliğe sahiptir. Kurum kimliği olarak tanımlanan işlem genellikle kuruluşun yapmış olduğu bütün faaliyetlerin veya birçoğunun belirgin, apaçık ortak yönetiminden meydana gelmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn50" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn50" name="_ftnref50"&gt;[50]&lt;/a&gt;. Wally Olins’e göre kurum kimliği bir kuruma ait üç noktayı yansıtabilmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn51" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn51" name="_ftnref51"&gt;[51]&lt;/a&gt;: kim olduğunu, ne yaptığını, nasıl yaptığını. Kurum kimliği denildiğinde birçok kişinin aklına gelen ilk şeyler kuruluşun logosu, kullandığı renkler ve amblem gibi kurum kimliğini açıklamada yetersiz olan görsel unsurlar olmaktadır. Kurum kimliği kurumsal iletişim, kurumsal dizayn, kurum kültürü, kurumsal davranış ve kurum felsefesi gibi unsurlardan meydana gelmektedir. Kurum kimliği, kuruluşun/örgütün çalışanlar, hedef grupları ve kamu önünde kendisini sunduğu tüm aktivitelerin toplamıdır. Kurum kimliği stratejisi, kurum kimliğinin tekil örgüt alanlarının-dizayn, kültür ve iletişimin ifade tarzlarının uyumunu gerektirmektedir. Bu üç alt alanın uyumlu bağlantısı, zıtlıkları ortadan kaldırmalı ve tekil etkileri güçlendirmelidir. Hedef şunlar aracılığıyla örgüt kimliğinin iyileştirilmesidir:&lt;br /&gt;-                            Örgütün mevcut olan az sayıdaki tipik özeliklerinden algılanması, tanınması ve hatırlanması,&lt;br /&gt;-                            Örgüt hakkındaki görüş olarak iç ve dış etki (imaj)&lt;br /&gt;-                            Çalışanların ve hedef gruplarının kendilerini kuruluş ile bütünleştirmeleri.&lt;br /&gt;Kurumsal dizayn, spesifik bir tarzın toplam ifadesini ileten, örgüte özgü yönetim çizgileri tarafından şekillendirilmiş, mimari ve tüm sunum tarzlarının (basılı materyaller, ambalaj, üniforma, web ortamları gibi) görsel çıkış şeklidir.&lt;br /&gt;Kurumsal iletişim, hedefi, kamunun ve çalışanların örgüt hakkındaki tutumunu etkilemek veya değiştirmek amacıyla içe ve dışa yönelik stratejik olarak yön almış iletişimidir. Bunun araçları halkla ilişkiler, reklam ve çalışanların enformasyonudur&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn52" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn52" name="_ftnref52"&gt;[52]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Kurum kültürü, örgütün gelenek, yönetim tarzı, davranışı, değerler sistemi, normları ve gelenekleri tarafından oluşturulmakta/etkilenmektedir ve çoğunlukla kendiliğinden gelişmektedir. Henüz 3-5 yıllık olan örgütlerin bile spesifik birer kurum kültürü vardır. Kurum kültürü kısaca bir şirketin paylaştığı değerler, inançlar ve davranışlar olarak tanımlanabilir. Önce kurumun kimliği ile birlikte topluma karşı kendini tanıtmada belirlediği nesnelerin kendiliğinden oluşturduğu imaj gelmektedir. İmaj, kurumun kişiler tarafından genel değerlendirmelerini kapsamakta, dolayısıyla her bireyin değerlendirmesi farklı olacağından algılamaları da farklı olmaktadır. Kişilerin algılamalarının bütünü de itibarı simgelemektedir. Böylece, kurum kimliğinin imajla birlikte kişilerde uyandırdığı etki itibar aşaması olarak ortaya çıkmaktadır. Bir kurumun ortaya koyduğu kimlik, markayı yaratmakta, yani kurumun kendini dışarıya ifade şeklini oluşturmaktadır. Kendini ifade ediş, kurumla ilgili bazı semboller, logo gibi unsurlarla tüketicilerin zihninde bir yer etmeye ve imaj yaratmaya neden olmaktadır. Tüm bu unsurlar zaman içerisinde müşteriler ve dış çevre nezdinde kimliğin, markanın ve imajın önüne geçen ve ilk anda hatırlanacak olan kurumun itibarını oluşturmaktadır. İtibar elde edildikten sonra imaj ve marka unsurları tüketicilerin düşünce sistemlerinde işleyiş kazanmaktadır.&lt;br /&gt;Kurumsal kültür, kurumun bireyleri tarafından payla&amp;shy;şılan bir değerler bütünüdür. Bütünleşme ve kaynaşma kurumların ulaşmayı arzuladıkla&amp;shy;rı öncelikli amaçlar arasındadır. Bütünleş&amp;shy;me çalışanların istekli olarak kuruma ver&amp;shy;dikleri enerji ve içten bağlılıktır. Kurum kültürü “üyeleri tarafından paylaşılan ve kurumu diğer kurumlardan ayıran bir değerler sis&amp;shy;temidir” şeklinde tanımlanmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn53" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn53" name="_ftnref53"&gt;[53]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;            Kurum üyeleri, paylaştıkları bir takım kültürel değerler (gelenekler, örf. adet. kurallar) aracılığıyla kurumla, diğer çalışanlarla ve kurumun amaçlarıyla bütünleşirler. Buna bağlı olarak, güçlü bir kültüre sahip işletmelerin çalışanları arasında dostluk, samimiyet ve güven gibi insani duygular hızla gelişir. Bu ortam kurum içi iletişime önemli katkılar sağlar. Kurum kültürü, "kurum içi sosyalleşme süreci boyunca çalışanların kafalarında ve kalplerinde bilinçli ya da farkında olmadan yerleşen, kurumun ideal geleceğinin taslağını içeren, bu geleceğe ulaşmak için gerekli araç ve stratejileri saptayan, kurum içi ve dış dünyadaki ilişkileri düzenleyen, yatırımları ve ödülleri belirleyen görünmez bir yönlendirici ya da kurumu diğer kurumlardan ayıran bir koddur&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn54" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn54" name="_ftnref54"&gt;[54]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;            Kurumsal kültür, bir kurulu&amp;shy;şun yani kurumun, bölümün, takımın ortak değerleri, sembolleri, inanışları ve davranışlarıdır. Kültür, işyerinde konu üzerinde çalışırken veya bir fabrikada bir ürün üretirken ortak bir yol izlenmesine olanak tanıyan ortak bir düşünce tar&amp;shy;zı gerektirir. Genelde bu paylaşılan varsayımlar, inançlar ve değerler sözel değil, üstü kapalıdır. Fakat yine de bu sessiz&amp;shy;lik içinde bile kazanan bir kurum ile kaybeden bir kurum ara&amp;shy;sındaki farkın belirleyici unsuru olabilirler&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn55" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn55" name="_ftnref55"&gt;[55]&lt;/a&gt;. Kurumsal kültürün özü, karşılığını kültürel değerlerde bulmaktadır. Kurum kültürü, soyut ve birbirini tamamlayıcı çok sayıda faktörden oluşmaktadır. İnsana verilen önemi sadece çalışanlarla değil ilişki içinde bulunulan tüm insanlarla geniş bir çerçevede ele alan Kurum kültürü, maddi unsur ve hedeflerden çok manevi amaçlar ve moral değerlerden oluşması nedeni ile de her kurumda farklı bir yapıda ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;            Kültürün özünü oluşturan eğitim, aile, toplum, çevre, geçmiş gibi unsurlar, kişiler üzerinde yaptığı etkilerle değerlerin ve ilkelerin oluşumunu sağlamakta; kuruma yönelik olarak yeniden anlam kazanan bu değerler ve ilkeler kurumsal yargıların ve davranışların temelini oluşturmaktadır. Bu süreçte ortaya çıkan kurum kültürü, sonuç olarak müşterilere, satıcılara, devlete, topluma ve rakiplere yansımakta, onlarla kurumsal kültür ilişkisini yaratmaktadır.&lt;br /&gt;Kurum kültürünün anlaşılmasına şu özellikler katkıda bulunmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn56" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn56" name="_ftnref56"&gt;[56]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;-                            Kültür geniş kapsamlı bir terimdir ve paylaşılan değer hükümlerine sahiptir. Üyelerin büyük bir çoğunlunca paylaşılmış ve olduğu gibi kabul edilmiş olması ve örgütsel çevrede yol gösteren genel çalışma normlarını ifade eden davranışlar bütünü olması kültürün önemli bir özelliğidir.&lt;br /&gt;-                            Kültür öğrenilir ve davranışsal etkileşimlerle nakledilir. Üyeler tarafından öğrenilme ve birbirlerine nakletme söz konusudur ve örgütsel davranış için kurallar sağlamaktadır.&lt;br /&gt;-                            Yaygın bir psikolojidir. Örgütün eşsizliğini gösterir ve kurum kimliğinin gelişmesine katkıda bulunur.&lt;br /&gt;-                            Uzun yıllar sürebilir. Uygun bir geçmişe sahip olduğu gibi oldukça sabit sosyal bir birim içinde de bulunabilir.&lt;br /&gt;-                            Semboliktir. Üzerine anlamların yüklenildiği şeyler, davranışlar ve dil gibi ayırt edilebilirleri açıkça gösterir.&lt;br /&gt;-                            Özünde tipik olarak görünmezlik ve tayin edicilik vardır. Sonuçta değer ve varsayımları kapsayan bir görünümdür.&lt;br /&gt;-                            Değişebilir ancak kolay değildir. Var olan kültürü değiştirmek yeni bir kültürü yaratmaktan daha zordur. Çünkü var olan bir kültürde öğrenilmiş davranışlar, hazırlıklar ve elde edilen sonuçlar vardır. Bu öğrenilen şeyleri değiştirmek yoğun bir çabayı ve zamanı gerektirir.&lt;br /&gt;Küreselleşmenin ve teknolojik gelişimlerin sonucu olarak işletmelerin yapılarında ortaya çıkan değişimlerde hiyerarşilerden yatay bir işletme yapısına geçilmesi, bireysel çalışmalardan ekip çalışmalarına geçilmesi, işletmede kültürel değişimi gerektirmektedir. İşletmelerde küreselleşmenin ve teknolojik değişimlerin etkilerine uyum sağlamak ve çalışanlara bir network altında kendilerini rahat hissetmelerini sağlamak için, işletme yönetiminin ortak bir işletme kültürü yaratması gerekmektedir. Bu ortak işletme kültürünü oluşturabilmek için, çalışanların ortak bir işletme vizyonuna ve bu vizyonun nasıl gerçekleştirileceğine dair fikirlere sahip olmaları gerekmektedir. Ortak ve paylaşılan bir kültüre sahip işletme, nerede faaliyet gösterirse göstersin; ortak davranışlara, inançlara, değerlere ve ortak beklentilere sahip olacaktır. Küresel temellere oturtulmuş bir işletme kültürü gelişip güçlendikçe; çalışanları, ortakları ve müşterileri için işletmelerini tanımlayabilecekleri bir işletme DNA’sı yaratacaktır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn57" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn57" name="_ftnref57"&gt;[57]&lt;/a&gt;. Bir kurumun bütün prosedürleri ve yapısı kendi kimliğine göre dizildiğinde işletme DNA’sına benzer bir olgu ortaya çıkmaktadır. Bir örgüt yaşayan bir sistem olarak düşünülürse yaşayan sistemlerde DNA iki önemli niteliğe sahiptir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn58" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn58" name="_ftnref58"&gt;[58]&lt;/a&gt;;&lt;br /&gt;1.                           Yaşayan sistemlerin vücudundaki bütün unsurlarda aynı DNA yapısı vardır. Bu anlamda bilginin tamamı bütün unsurlara ulaşmaktadır.&lt;br /&gt;2.                           DNA esnektir. Çevredeki değişimlerle birlikte gelişmektedir.&lt;br /&gt;Örgüt kültüründen örgüt genetiğine doğru bir yapılanma vardır. Kültür olgusu işletmeleri geçmişe bağlamaktadır. İşletmeleri gelenekselci kılmaktadır. Ancak genetik değişim yaşanmak durumundadır. Genetik kodlanma kültürde olduğu gibi kimlik ve değer kavramlarını açıklar ama, ileriye dönük bir bakış açısı vardır, bugün yapılan her şey yarına bir yatırımdır. Geçmişe atıf yoktur. Kod zamanla sabit kalır fakat hücre değişmesi gerektedir. İnsanların gelişiminde önemli bir yer tutan kalıtım, türsel ve bireysel bir takım bilgilerin fizyolojik oluşum sırasında hücreden hücreye aktarılmasıdır. Genetik gelişimler ve diğer evrimsel teorilerden gelen araçlar bireysel ve örgütsel karar almada kullanılmıştır. Örgütsel öğrenmenin örgütsel evrim sürecine nasıl yol gösterdiğine ilişkin genetik algoritmalar kullanılmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn59" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn59" name="_ftnref59"&gt;[59]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Birçok işletme, yeni stratejiler uygulamaya başladıkları zaman işletme kültürünü değiştirmenin öneminin farkına varmışlardır. İşletme kültürü, örgütlerin küresel ortamın karmaşıklığına adapte olmasını sağlayan davranışları, değerleri, sistemleri, kuralları ve işlemleri belirlemektedir. Bütün küresel işletmelerin düşüncesi, dünyanın herhangi bir yerindeki gelişmelere hızlı ve çevik bir şekilde cevap verebilmektir. Bunu başarabilmek için işletmenin merkeze bağlı olan yönetimlerinde rehber oluşturacak bir ortak görüş ve değer sistemi yaratması gerekmektedir. Aynı zamanda yeni yön ve akımlar üzerinde devamlı şekilde araştırma yapması gerekmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn60" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn60" name="_ftnref60"&gt;[60]&lt;/a&gt;. Yeni iş dünyasına uyum sağlamak amacıyla işletmelerin yapılarında ve yönetim anlayışlarında değişimi gerçekleştirdikten sonra, işletmenin yeni küresel strateji ve yapısına destek olacak, yeni bir işletme kültürünün geliştirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla; rekabetsel pazardaki sürekli değişimi yönetmek için işletmeyi yeni yönlere kaydıracak iç değerler, mekanizmalar ve yöntemler oluşturmak gerekmektedir. Bu amaçla; rekabetsel pazarlardaki sürekli değişimi yönetmek için işletmeyi yeni yönlere kaydıracak iç değerler, mekanizmalar ve yöntemler oluşturmak gerekmektedir.&lt;br /&gt;3.2.4. Kurumsal İtibar ve Sosyal Sorumluluk&lt;br /&gt;            Kurumsal itibar, kurumun geçmiş deneyimlerinin ve gelecek beklentilerinin algısal bir sunumudur ve rakipleriyle karşılaştırıldığı zaman kurumun başvurduğu tüm anahtar bileşenlerden oluşur. Kurumsal itibar, Kurumun pazardaki yerini belirlemede somut bir unsurdur. Sağlam bir itibarla kamuoyunda yüksek bir prestij elde edilebilir ve bu şekilde yükselen pazar fiyatlarına karşı çalışanların, müşterilerin, yatırımcıların Kuruma karşı olumsuz tavır takınmaları engelleyerek olası krizleri önlemek mümkündür&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn61" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn61" name="_ftnref61"&gt;[61]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;            Günümüzün değişen ve küreselleşen pazar ortamları için klasik bütün değerlerin ve ilkelerin yetersiz kaldığını söylemek mümkündür. Ülkeler arasında, kendi ekonomileriyle, iş ilişkileriyle ve toplumsal yapılarıyla yoğun bir rekabet yaşanmaktadır. Neredeyse her ülke her alanda birbirini geçmekte ya da yakalamaktadır. Örneğin, bir işletmenin satışları kendi ülke sınırları içinde çok yüksek ve yeterli, finansal yapısı çok sağlam olabilir. Kullandığı hammaddeleri ya da materyalleri ülke dışından alma zorunluluğu olmayabilir. Ancak çok uluslu kurumlar, kuruluşlar ve yatırımcılar birbirlerinin başarısına göz dikmiş olduklarından, bu türlü kurumlar için şimdiki başarı değil, ama gelecekteki başarılar tehdit altında bulunmaktadır. Günlük uluslararası olaylardan tamamen soyutlanmış bir kurumun, uzun süre daha varolabilmesi günümüz koşullarında ender rastlanan bir durumdur. Artık, teknolojik gelişmelerin sonucunda bir anlamda dünya oldukça küçülmüştür. Pazarlar çok rekabetçi bir ortamda büyümektedir. Kurumların iletişimleri karmaşık bir duruma dönüşmekte ve Kurumların kendi ülkeleri dışındaki başka uzak ülke pazarlarındaki çabaları sonucunda, iletişimlerinin menzili önemli derecede genişlemektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn62" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn62" name="_ftnref62"&gt;[62]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;            Bir kurum için ister kendi ülkesinde, ister küresel bağlamda olsun pazarda işletme olarak ayakta kalabilmesinin tek yolu, halkın güvenini kazanmaktır. Dolambaçlı laflar veya ”Yorum yok” gibi cümleler anlam taşımamakta; sadece “Bize Güvenin” ifadesi de işe yaramamaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn63" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn63" name="_ftnref63"&gt;[63]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Kurum kimliği kavramına ani gelen ilgi Fortune Dergisinin “En Özenilen Şirketler” başlığıyla 20 yıl önce yayınladığı özel sayısıyla ortaya çıkmıştır. O zamandan beri basında yer alan haberlerini Wall Street ve Financial Times’da yayınlanmış olmasına göre değerlendiriyorlardı&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn64" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn64" name="_ftnref64"&gt;[64]&lt;/a&gt;. Şirket yöneticileri arasında kurumsal itibar kavramı öne çıkmaya başlamıştı. Son yıllarda pazarlama araştırması yapan firmaların üç  temel araştırması öne çıkan bir medya gündemi konusu olarak itibarın önemini ortaya çıkarmıştır. Davos’taki 2004 Dünya Ekonomik Forumunda CEO’ların %59’u  kurumsal itibarın borsa performansından, karlılıktan ve yatırımların geri dönüşünden daha önemli bir başarı ölçütü olduğunu ifade etmişlerdir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn65" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn65" name="_ftnref65"&gt;[65]&lt;/a&gt;. Financial Times tarafından yapılan başka bir araştırmada, cevap veren CEO’ların %60’nın kurumsal iletişimin beş yıl öncesine göre daha önemli olduğunu yazmıştır. 2003 yılında Edelman 850 kanaat önderiyle (400’ü ABD, 450’si Avrupa’da) görüşmüştür. ABD’lilerden onda dokuzu kurumsal itibarın ürünler ve hizmetler hakkında kanaatleri oluşturmada büyük rol oynadığını; %80’i saygı duyulan bir işgücü ve çevre yönetimi olan bir şirketin ürün ve hizmetlerine ödeme yapmaya daha fazla gönüllü olduklarını söylemişlerdir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn66" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn66" name="_ftnref66"&gt;[66]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Kimileri kurum itibarını kurum kimliği olarak tanımlarken, kimileri kurumun geçmişteki siciline dayanarak paydaşların kurumla ilgili ortak görüşleri olarak tanımlamaktadır. Aynı zamanda, stratejik ve finansal başarımlara neden olacak paydaşların olumlu geri bildirimlerini içeren iyi isim elde etme ve onaylanma yöntemi olarak da tanımlamaktadır. Kurum itibarı, ürünlerin ve hizmetlerin satılmasına, yatırımcıları çekme, yetenekli çalışanları tutma ve kamu yönetimini etkileme uygulamalarını geliştirmeye etki etmektedir. Yazarlar ve halkla ilişkiler uzmanları, itibarın güçlü bir kavram olduğunu ve üzerinde önemle durulmasına değecek ve övgüyü hak edecek bir güç olduğu konusunda aynı görüştedirler. Bir kez kaybedilmesi yada tahrip olması durumunda yeniden kazanılmasının çok zor olduğunu vurgulamaktadırlar&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn67" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn67" name="_ftnref67"&gt;[67]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;            Kurumlar itibar kazanmanın yanında, kazanılmış olan itibarlarını da korumaya dikkat etmek zorundadırlar. Kurum kültürünü ve itibarını elde edebilmek yüz yıl sürebilmektedir, fakat bir haftada ya da bir ayda bunu tahrip etmeniz mümkündür&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn68" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn68" name="_ftnref68"&gt;[68]&lt;/a&gt;.” şeklinde yapılan vurgulama; zor kazanılan itibarı korumanın güçlüğüne ilişkin olan bu gerçeği yansıtmaktadır. İtibarın kaynağı “inanılırlık” ve “güven”dir. İnanılırlık, algılanan bilgi ya da yeteneklerin biri olarak varsayıldığından, etkileme yeteneği olarak da nitelendirilebilir. Güven ise, bir kişinin dürüstlüğe olan inancıdır. Bu nedenle itibar, güvenin oluşturulduğu ve inanılırlığın kazanıldığı ortak bir yapıdır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn69" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn69" name="_ftnref69"&gt;[69]&lt;/a&gt;. İtibar, bir kurumun ya da endüstrinin genel değer&amp;shy;ler dizisine dayanan güvenilirliği, güvene layık oluşu, so&amp;shy;rumluluğu ve yeterliliği hakkında çok sayıda kişisel ve ortak yargılardan oluşmuş bir bütün olarak tanımlanmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn70" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn70" name="_ftnref70"&gt;[70]&lt;/a&gt;. Kimi uzmanlara göre itibar, bireyin kuruma karşı gösterdiği tüm tutumlar olarak tanımlanmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn71" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn71" name="_ftnref71"&gt;[71]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;            Bugün stratejik olarak hedeflenen iletişim, güçlü ve bir kuruluşun her bir hedef kitlesiyle ilişkilerini sürdürmek amacıyla yaptığı ve bazen de yapmadığı bütün çalışmalar itibarı oluşturmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn72" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn72" name="_ftnref72"&gt;[72]&lt;/a&gt;. Son yıllarda halkla ilişkilerin özellikle iki yanı vurgulanmaktadır. Bunlar; itibar yönetimi (Reputation management) ve algılama yönetimi (Perception management) kavramlarıdır ve günümüzde halkla ilişkiler faaliyetlerinde temel unsurlar durumuna gelmişlerdir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn73" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn73" name="_ftnref73"&gt;[73]&lt;/a&gt;. İnsanlar kurumla ilgili olarak ne kadar çok düşünce üretirlerse, süregelen uygulamalara daha etkili ve fırsat yaratan yenilikleri ekleme fırsatlarını da yaratabilirler. Zayıf itibar insanlarda güven eksikliği uyandıran olumsuz bir etki oluşturmaktadır. İyi itibar ise, hem operasyonel hem de finansal anlamda kuruma getiri sağlamaktadır.&lt;br /&gt;            İyi itibarın kuruma getirileri şöyle sıralanabilir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn74" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn74" name="_ftnref74"&gt;[74]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Ürünlere ve hizmetlere fazladan psikolojik değer ekler.&lt;br /&gt;Tüketicilerin ürün veya hizmet satın alırken algıladıkları riskin azalmasına yardım eder.&lt;br /&gt;Tüketicilerin fonksiyonel anlamda benzer şekilde algıladıkları ürünler ve hizmetler arasında seçim yapmalarına yardımcı olur.&lt;br /&gt;Çalışanların iş tatminlerini artırır.&lt;br /&gt;İşe alımlarda nitelikli eleman seçiminde yararlı olur.&lt;br /&gt;Satış gücünü ve reklam etkinliğini artırır. (Olumlu itibar, kurumun reklamlarının güvenilirliğini artırır. )&lt;br /&gt;Yeni ürün tanıtımlarını destekler. (Microsoft Windows 95 işletim sisteminin piyasaya sürülme tarihini defalarca geciktirmiş, fakat tüketiciler sabırla Windows 95 işletim sisteminin piyasaya sürüleceği tarihi beklemişlerdir.)&lt;br /&gt;Rakiplere karşı kullanılabilecek en kuvvetli silahlardan biridir.(Procter &amp;amp; Gamble kimi zaman rakiplerine karşı fiyat kırma ve yeni ürün tanıtımında saldırgan tepkiler verebilmektedir.)&lt;br /&gt;En iyi profesyonel hizmet sağlayıcılara erişimi sağlar. (En iyi reklam ajansı sizinle birlikte çalışmak isteyecektir.)&lt;br /&gt;Bir kriz anında ürün veya hizmetlere yeni olanaklar sağlar.&lt;br /&gt;Eşit şansların olduğu pazarda satışların artmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;Dağıtım kanallarında pazarlık gücünü artırır.&lt;br /&gt;Tedarikçiler ve reklam ajansları gibi diğer iş kollarıyla sözleşme yaptığı zaman performans zinciri faaliyetini gerçekleştirir.&lt;br /&gt;            Zayıf itibarın kuruma olan zararları ise şöyle sıralanabilir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn75" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn75" name="_ftnref75"&gt;[75]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;1.      Kurumlarının değeri pazar analistleri tarafından anlaşılmayabilir ve hisse fiyatları düşebilir.&lt;br /&gt;2.      Medya zayıf itibara sahip kurumlarla daha fazla ilgilenir. Kurum iyi bir şeyler yapsa bile, medya halka kurumun kötü geçmişini hatırlatabilir.&lt;br /&gt;3.      Zayıf itibara sahip kurumlara karşı tüketiciler daha kuşkulu yaklaşabilir ve fiyat konusunda hassasiyetleri artabilir.&lt;br /&gt;4.      Zayıf itibar (dışa karşı) çalışanlarda moral düşüklüğü yaratabilir.&lt;br /&gt;            İtibar yönetiminin temel değerleri aşağıda sıralanmıştır;&lt;br /&gt;1. Duygusal Çekicilik: Bir kurum pazarıyla bağlantısını en iyi şekilde, kendisiyle müşterileri arasındaki kesişim noktasını iyi yöneterek kurabilir. Kurumun başarısının sırrı iş yaşantısındaki en önemli iki ortağın; tüketiciye dönüşmüş çalışanlar (iç müşteri) ve tüketicilerin iş ile ilgili aynı duygusal güvencenin (bağlantının) paylaşılmasıdır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn76" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn76" name="_ftnref76"&gt;[76]&lt;/a&gt;. Endüstri devrimi sonrası kurumlar yüksek kaliteyi, zaman ve para kazandırıcı teknolojileri, yenilikleri benimseyerek kısa sürede paydaşlarının değerlerini yükseltip, yöneticileri, çalışanları ve network ortaklarını kuruma çekmek ve elde etmek için duygusal bağlar ve iletişimler yaratırlar&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn77" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn77" name="_ftnref77"&gt;[77]&lt;/a&gt;. Yaratılan duygusal çekiciliğin ve bu iletişimin itibar oluşumunda rolü oldukça önemlidir.&lt;br /&gt;2. Ürünler ve Hizmet: Rekabetçi ortamda müşterilerini daha karlı hale dönüştürmek isteyen işletmeler hizmet maliyetlerini düşürmek ya da müşterilere daha fazla satış yapmak zorundadırlar. Fazla satış yapmak ise öncelikle müşterilerle yakın ve güçlü ilişkiler kurarak onların ihtiyaçlarını çok iyi tanımayı gerektirmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn78" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn78" name="_ftnref78"&gt;[78]&lt;/a&gt;. Müşteriler, geçmişe oranla, daha iyi ürün ve hizmet bekleyen eğilimi yükselmekte olan insanlardan oluşmakta, daha önce hiç olmamış oranda sorgulayıcı, değişik gereksinimlerini gidermek için çok değişik seçenekleri olan ve isteklerini rakip işletmelerle de karşılaştırma olanağı bulunan topluluğu temsil etmekte ve kişiselleştirilmiş ürün/hizmet istemektedirler&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn79" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn79" name="_ftnref79"&gt;[79]&lt;/a&gt;. Müşteriyle uzun vadeli, karlı ilişki kurmak ve ilişkinin devamlılığını sağlayarak sadık müşteri yapmak amacıyla, strateji belirleme sürecinde önemli gelişmeler sağlanmıştır. Bilgisayar, internet ve iletişim teknolojilerindeki ilerlemeler sonucunda, müşteri ilişkilerini daha verimli ve etkin yönetmek; sadece kısıtlı sayıda müşteriyle değil, çok fazla sayıda müşteriyle birebir ilişki kurma olanağı elde edilmiştir. Günümüzde rakip işletmelerden farklı olmak, müşteri gereksinimlerine cevap verme hızıyla ve yenilikçi ürün-hizmet sunmakla ilişkilendirilmiştir. Böylelikle, müşteri hizmetleri ticari faaliyetlerin temel kuralı haline gelmiş, müşteri merkezli işletme kavramı teknoloji, müşteri profilindeki/beklentilerindeki değişimler ve rekabet konularıyla önem kazanmıştır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn80" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn80" name="_ftnref80"&gt;[80]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;            Dolayısıyla müşteri beklentilerinin doğru ürün ve hizmetlerle karşılanması, müşterilerin bunlardan sağlayacağı tatmini artıracaktır. Müşteri bir dahaki tüketim aşamasında edinmiş olduğu yüksek tatmini hatırlayacak, hizmeti ve ürünü aldığı kurumu tercih edecektir. Bu durum müşterinin firma hakkındaki görüşlerini olumlu etkileyip, firmanın itibarını müşterinin gözünde artıracaktır. Müşterinin gözünde artmış olan itibar, kuruma sürekli müşteri kazandıracaktır. Böylelikle, müşterinin gözünde itibarı artmış kurum, eski müşterilerinin yeni müşteriler kazanabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;a name="_Toc141784222"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Toc141179181"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Toc137311828"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Toc131679164"&gt;3. Finansal Başarım&lt;/a&gt;: Pazar odaklı olmak pazara, özellikle de müşterilere yanıt vermek anlamına gelir. Yoğun bir pazarda müşterilerin bütün arz olanaklarını araştıracak zamanları olmayabilir. Böylece tüketiciler sınırlı seçenekler dahilinde karar alabilirler. Bu yüzden her kurum bu seçenekler kapsamında kalmayı arzulamalı ve o seçenekler içinde olmayı hedeflemelidir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn81" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn81" name="_ftnref81"&gt;[81]&lt;/a&gt;. Kurumlar o zaman en azından müşteri kazanma şansına sahip olma fırsatını eline geçirir. İşte bu noktada kurumun itibarı devreye girmektedir. Sınırlı seçeneği olan müşterinin ilk tercihleri arasında itibarı yüksek kurumların yer alması çok doğaldır.    İtibar kavramının 'kredibilite' ile ilişkili olduğunu ve yatırımlar için başvurulan bankalardan finans desteği sağlanmasının yeterli/iyi itibara dayalı bir unsur olduğunu unutmamak gerekmektedir. Aynı zamanda, rekabetin yoğunluğu kurumları sadece kaliteli ürün ve hizmet üretmeye değil, geleceklerini garantiye alabilmeleri için başka unsurların gerekliliğine inandırmıştır. Bu unsurlardan en önemlisi ve gerekli olanı da kurumsal itibar yönetiminin en iyi şekilde yapılmasıdır. Kurum itibarı kapsamında finansal başarıma yönelik olarak, itibarın, yöneticilerin ve kurum analizcilerinin algılamaları sonucunda ölçülebilen sekiz kriter; vardır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn82" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn82" name="_ftnref82"&gt;[82]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;1.      Yönetim kalitesi&lt;br /&gt;2.      Ürün kalitesi&lt;br /&gt;3.      Gelişme becerisi ve anahtar insanları elde tutma&lt;br /&gt;4.      Finansal sağlamlık&lt;br /&gt;5.      Varlık Yönetimi&lt;br /&gt;6.      Yatırım Değeri&lt;br /&gt;7.      Yenilikçilik Değeri&lt;br /&gt;8.      Çevre dostluğu ve Topluluk Kardeşliği (dostluğu)&lt;br /&gt;&lt;a name="_Toc141784223"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Toc141179182"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Toc137311829"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Toc131679166"&gt;4. Sosyal Sorumluluk&lt;/a&gt;: Karar verici durumda olanların, kendi çıkarlarını olduğu kadar toplumun genel çıkarını da geliştirecek ve koruyacak eylemlerin yapılmasındaki zorunluluğudur. Böyle bir yaklaşımın daha iyi bir yaşam kalitesini oluşturacağından, kurumların çalışmaları ile toplumun istekleri arasında uyum sağlanabilecektir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn83" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn83" name="_ftnref83"&gt;[83]&lt;/a&gt;. Dış çevreye yönelik olup işletmenin kararlarında diğer kişi, grup, kurum ve tüm toplumun göz önünde bulundurulması ile ilgilidir. Bu bağlamda sosyal sorumluluk; "işletmenin ekonomik faaliyetlerinin, onunla ilgili ta&amp;shy;rafların (hissedarlar, çalışanlar, tüketiciler ve bütün toplum) menfaatlerine zarar veril&amp;shy;meden yönetilmesi" şeklinde tanımlan&amp;shy;maktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn84" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn84" name="_ftnref84"&gt;[84]&lt;/a&gt;. Sosyal sorumluluk kavramını sadece itibar yönetimi kapsamında ele almak yetersiz olacaktır. Bu nedenle daha ayrıntılı olarak yer verilmiştir.&lt;br /&gt;Kurumsal Sosyal Sorumluluk: Kurumsal sosyal sorumluluk kavramı, kuruluşun topluma veya daha açıkçası paydaşlarına karşı yükümlülüklerini anlatan bir kavramdır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn85" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn85" name="_ftnref85"&gt;[85]&lt;/a&gt;. Paydaşlar çalışanları, müşterileri, hissedarları ve küreselleşmeyle birlikte tüm dünyayı kapsamaktadır. Diğer deyişle, kurumsal sosyal sorumluluk iç ve dış hedef gruplara iyi hizmet vermektir. markanın itibarı, bilinirliği ve tercih edilirliğine doğrudan etki eder. Proje yürüten bir şirketin, satılan üründen elde edilen gelirin belirli bir kısmının projeye aktarılacağını duyurması o ürünün tercih edilirliğini, çalışanlarının projede bizzat yer almalarını sağlaması ise çalışanların aidiyet duygularını artırır. Özetle kurumsal sosyal sorumluluk hem şirkete, hem topluma kazandırmaktadır. Kurumsal sosyal sorumluluk, arzu edilen iş davranışlarını tanımlayan paydaş kurallarını karşılama görevini temsil etmektedir. Kurumsal sosyal sorumluluk üç farklı şekilde sınıflandırılabilir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn86" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn86" name="_ftnref86"&gt;[86]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;-         Yardım kampanyalarına destek; kar amacı gütmeyen örgüte para ve ürün yardımı yapmak, birçok şirket daha az çalışmayı gerektirdiği için bu yöntemi tercih etmektedir.&lt;br /&gt;-         Kurum tarafından düzenlenen projeler; para ve ürün bağışından daha fazla çalışmayı gerektirmektedir. Bu yöntem bazı kuruluşlar tarafından tercih edilmektedir çünkü kuruluşun ihtiyaçlarına ve hedeflerine uygun olarak tasarlanabilmektedir.&lt;br /&gt;-         İşbirlikli projeler; firmalarla kar amacı gütmeyen kuruluşlar arasındaki ortaklıkların kurulmasıyla gerçekleşmektedir. Burada kuruluş, sosyal sorumluluk aktivitelerini birlikte yapmak için kar amacı gütmeyen ortağına kaynaklarını transfer eder ve iki kurum birbirine bağımlıdır.&lt;br /&gt;Türkiye’de yapılan sosyal sorumluluk projelerinden örnek olarak; Turkcell’in sponsorluğunda gerçekleştirilen “Çağdaş Türkiye’nin Çağdaş Kızları” projesi, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın büyük bir başarıyla sürdürdüğü “Bir Milyon Çocuk Eğitim Kampanyası”, Garanti Bankası’nın sponsorluğunda sürdürülen “Doğal Hayatı Koruma Derneği Projeleri”, Cif sponsorluğunda gerçekleştirilen “Topkapı Sarayı Restorasyonu ve Konservasyonu” Projesi, Hürriyet Gazetesi ve Profilo Holding’in sponsorluğunda AÇEV ile ortaklaşa yürütülen “Yetişkin Okuma Yazma Kampanyaları”, Becel’in sponsorluğunda “Kalp Haftası” etkinlikleri, BP’nin sponsorluğunda çocuklara yönelik trafik eğitimi veren “Trafikte Yaşam”, Opet firmasının Gelibolu Yarımadası’nda gerçekleştirdiği Tarihe Saygı Projesi bulunmaktadır.&lt;br /&gt;GlobeScan yönetiminde, 24 ülkede 24.000 kişiden fazla kişiyle görüşülerek gerçekleştirilen ve Türkiye halkasını Yöntem firmasının oluşturduğu CSR Monitor 2007, Kurumsal Sosyal Sorumluluk Araştırmasına göre&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn87" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn87" name="_ftnref87"&gt;[87]&lt;/a&gt;; yurt ve dünya kamuoyu sosyal anlamda sorumlu davranan şirketlerin farkındadır ve böyle davranmayan şirketleri, haklarında olumsuz konuşarak ya da ürünlerini satın almayarak cezalandırmaktadır. Sosyal anlamda sorumlu davranan şirketlerin farkına varanlar dünya genelinde %71 iken, Türkiye’de %66 olarak belirlenmiştir. Türklerin, İtalyan, Fransız ve Alman halkları ile, gelişmekte olan Meksika, Arjantin ve Rus halklarına göre daha bilinçli oldukları belirlenmiştir. Sosyal anlamda sorumlu davranmayan şirketlerin cezalandırılmalarına gelince ortaya çıkan tablo aşağıdaki grafikte verilmektedir. Kurumsal Sosyal Sorumluluk Araştırması’na göre, dünya kamuoyunun %29’u sosyal sorumluluklarını yerine getirmediğini düşündüğü bir şirketin ürünlerini satın almayarak ya da hakkında olumsuz konuşarak cezalandırmıştır. Türkiye’de de bu oran %29 olarak belirlenmiştir ve 1999’dan beri artan bir seyir izlemektedir. Sorumsuz davranan şirketlerin en çok cezalandırıldığı ülkeler ABD (%56), Avustralya (%56), Kanada (%54) ve Yunanistan’dır (%52).&lt;br /&gt;Kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları arasında geniş yer kaplayan ve gün geçtikçe önem kazanan bir uygulama da sponsorluktur. Sponsorluk doğru hedefe yönelik çalışmalarda kullanıldığında ve doğru bir biçimde uygulandığında firmalar için son derece prestijli bir iletişim olanağıdır. Bir hayır işi olarak değil, bir ticari faaliyet olarak görülmesi gereken sponsorluk bir ürün, hizmet ya da işletmeyi ulaşılmak istenen hedef kitlelerle ortak bir zeminde buluşturmayı ve onlarla iki yönlü bir iletişim kurmayı amaçlar. Dolayısı ile herhangi bir konuda sponsorluk yapmaya karar veren bir işletmenin bunu yapmış olmak için değil, şirket tanınırlığının artması, şirketin vitrine çıkmasının sağlanması, firma ve ürün imajının belirli olay ve gösterilerle bağdaştırılıp geliştirilmesi ve korunması, hedef kitleleri haberdar etme, işletmenin sosyal sorumluluğunun vurgulanması, satış ve kamuoyu oluşturulması gibi amaçlar göz önüne alınarak gerçekleştirilmesi gereklidir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn88" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn88" name="_ftnref88"&gt;[88]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Örgütsel çevre koşullarının değişen yapısı ve sosyal fayda anlayışının yükselen bir değer olarak işletmelerin gündemine girmesi halkla ilişkiler yönetimlerini kuruluş ile hedef kitleleri arasında karşılıklı anlayış, iyi niyet ve destek faaliyetlerine daha büyük önem vermeye yöneltmiştir. Sponsorluk yapan kuruluş, kendi yönlendirmediği bir faaliyeti destekleyerek kuruluşun topluma karşı olan sorumluluğunu yerine getirmekte ve böylece kuruluş imajının gelişmesine katkıda bulunmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn89" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn89" name="_ftnref89"&gt;[89]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Özellikle kültür, sanat, eğitim, sağlık ve spor alanlarında devletin para ayırmadığı projeler geliştirerek topluma yararlı hizmetler sunma amacı taşıyan faaliyetlere maddi anlamda destek olunması son yıllarda kuruluş imajına katkıda bulunan bir halkla ilişkiler aracı olarak kabul edilmektedir.&lt;br /&gt;Eski çağlarda soylu ya da kraliyet ailelerinin ün dışında herhangi bir beklentileri olmaksızın bir kişi ya da faaliyeti desteklemeleri sponsorluğun tarihsel gelişimi içindeki rolünü açıklamaktadır. Sponsorluk, ticari bir amacı gerçekleştirmek için iletişim olanakları karşılığında belirli bir olayın, faaliyetin ya da gösterinin sergilenmesi ya da organize edilmesi için bir işletmenin bağımsız bir tarafa finansal destekte ya da materyal desteğinde bulunmasıdır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn90" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn90" name="_ftnref90"&gt;[90]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Sponsorluğu iki açıdan ele almak mümkündür;&lt;br /&gt;- Sponsor arayan firma: Etkinliği kanıtlanmış hedef kitlesi çizili, spor, sanat, toplumsal fayda, çevre gibi bir çok alanda faaliyet gösteren sivil toplum örgütü, kamu kuruluşu, sosyal etkinlik.&lt;br /&gt;- Sponsor firma: Bir uygulamadan, “yaratılmış etkinlik”ten bir bedel karşılığı yararlanan kurum ya da kişidir. Buradaki yararlanma firma isminin, markanın duyurulması, etkinliğin hedef kitlesiyle iletişim kurmasının sağlanması, etkinliğin imajı ve itibarıyla birlikte anılması fırsatı olabilmektedir.&lt;br /&gt;Sponsor olan firma elde ettiği karların bir kısmını toplumla paylaştığı, parayı toplumsal olaylar ve çeşitli aktiviteler çerçevesinde harcadığı mesajını iletmek istemektedir. Ayrıca, sponsorluk faaliyetleri sırasında işletmenin kurumsal kimliğinin unsurları defalarca çeşitli mecralarda yayınlanır, etkinlik sırasında afişlerde, kullanılan ürünlerin üzerinde, giysilerde gösterilmektedir. Ürün ve hizmetlerin gösterilme imkanı da sponsorluğun sunduğu fırsatlar arasında bulunmaktadır. Sponsorluk özellikle prestijli bir etkinliğe destek verilmesi suretiyle yapılıyorsa firmanın prestij elde etmesi mümkündür. Örneğin İzmir Kültür Sanat Festivali Ege Bölgesi için çok prestijli bir etkinliktir. Festivaldeki konserlere, gösterilere sponsor olan firmalar festivalin prestijinden yararlanmakta, festivalin üst düzey gelir ve eğitimli hedef kitlesiyle iletişim kurma olanağı bulmaktadırlar. Sonuçta etkinliğin türü iyi seçildiğinde ve medya planlaması iyi yapıldığında sponsorluk az miktarda maliyetle doğrudan hedef kitleye etkin bir şekilde ulaşmada sosyal sorumluluk ilkesini de içine alan bir iletişim aracı olmaktadır.&lt;br /&gt;Sponsorluk türlerini aşağıdaki gibi sıralandırmak mümkündür:&lt;br /&gt;- Hizmet sponsorluğu, lojistik, teknik destek, web tasarımı gibi hizmetler verilerek etkinliğin organizasyonuna destek verilmesi şeklindedir.&lt;br /&gt;- İletişim sponsorluğu kitle iletişim araçlarında etkinlik duyurularının ücretsiz olarak yayınlanmasına destek vermek şeklindedir. Burada sponsor kitle iletişim kurumunun kendisi olabilir ya da iletişim sponsoru olan firma kitle iletişim araçlarında yayınlanmasını sağlar, afiş, broşür gibi tanıtım materyallerinin basımını sağlar.&lt;br /&gt;- Ürün bağışlama yoluyla yapılan sponsorluk, etkinlik süresince tüketilecek yiyecek, içecek, yakıt, dekor, kostüm, teknik ekipman gibi araçları üreten firmaların ürünlerini etkinliğin düzenlenmesini vermeleri yoluyla gerçekleşmektedir.&lt;br /&gt;- Finansal sponsor, etkinliğin organizasyonuna finansal destek veren firmadır.&lt;br /&gt;- Ana sponsor, etkinliğin organizasyonuna finansal ve diğer alanlarda en  çok desteği veren firmadır.&lt;br /&gt;3.2.5. Kriz Yönetimi&lt;br /&gt;Uluslar arası ve ulusal ekonomik, siyasal ve hukuki düzenlemeler yapılmakta, küreselleşme ile birlikte rekabet her geçen gün artmakta, sosyal ve kültürel değişimler etkisini her alanda hissettirmektedir. Hızla gelişen iletişim teknolojileri ile medyanın kamuoyunu etkileme gücü artmış, değişimin her ortamı etkileyen yapısı gibi nedenlerle işletmelerin çevreyi kontrol altında tutma zorunluluğu büyümüştür. İşletmelerin varlıklarını tehlikeye sokabilecek krizlerle karşılaşma olasılıkları artarak, günümüzün çağdaş işletmecilik anlayışında kriz yönetimine önem verilmesi zorunlu hale gelmiştir. Kriz yönetiminin temel taşı her düzeyde ve her evrede iletişimin başarısıdır denilebilir. Olası bir krizi fark ederek sistemli bir süreç dahilinde ortaya çıkmasını önlemek, önlenemiyorsa krizin etkilerini azaltarak krizle baş etmek ve kriz sonrasında işletmeyi eski düzeyine kavuşturmakta halkla ilişkiler uygulamalarının rolü çok büyüktür&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn91" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn91" name="_ftnref91"&gt;[91]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Günümüzde birçok kuruluşun kurumsal itibarlarına ürün ve kurum imajlarını yükseltmek için çeşitli çalışmalarda bulundukları ve bu faaliyetlere harcanan paralara karşılık, kuruluşların hala büyük bir çoğunluğunun bir kriz anında etkin bir iletişim kurmak ve krizi en az hasarla atlatmak, hatta krizi bir fırsat olarak görüp, değerlendirebilecek çok az kriz planının olduğu ne yazık ki çok rastlanılan bir kurumsal iletişim krizidir.&lt;br /&gt;Kriz bir kuruluşun beklenmediği bir zamanda meydana gelen, kuruluşun itibarının sarsılmasına neden olan ve sorunun çözümü için çok sınırlı bir sürenin olduğu olaylardır. Bir başka tanım da krizi tehdit ve fırsat olarak görmektedir. Krizleri meydana getiren sebepler arasında ürün hataları, üretim makinelerinde bozulma, endüstriyel kazalar, sabotaj, ürün taklitçiliği, şirketin el değiştirmesi, yalan, iftira, terörizm, boykotlar, hatalı iletişim, iç ve dış ekonomik dalgalanmalar, yasal düzenlemeler, yangın, kamuoyunun algılanmasında meydana gelen değişiklikler şeklinde sıralanmaktadır. Son dönemde dünyada küresel ısınmanın sonuçlarının yoğun bir şekilde hissedilir olması ve acil önlem almanın gerekliliği birçok kuruluşu acil eylem planları yapıp en kısa sürede uygulamaya itecektir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn92" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn92" name="_ftnref92"&gt;[92]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Her şeyden önce kriz bir gerilim durumudur. Kriz bir tehdittir ve acil tepki verilmesini gerektirmektedir. Kriz yönetimi sadece kriz ortaya çıktığı zamanlarda değil erken uyarı mekanizmaları geliştirerek proaktif davranmayı gerektiren, sürekli devam eden genel bir yönetim anlayışıdır. Kriz ortaya çıktığında doğru tepkileri vermek hatta krizi fırsata dönüştürmek başarılı kriz yönetiminin sonucudur, denebilir.&lt;br /&gt;İngilizce karşılığının baş harflerinden yola çıkarak, kriz yönetiminde 7R olarak betimlenen iletişim platformu, kriz durumlarında işletmelerin mutlaka uygulamak zorunda oldukları iletişim koşullarını ortaya koymaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn93" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn93" name="_ftnref93"&gt;[93]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;-         Respond (cevap verme): Sınırlı bile olsa mutlaka kriz anında yanıt verilmeli, kriz durumu hakkında hedef kitleye bilgi akışı sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;-         Regret (üzgünlük belirtme): İster sorumlu olunsun ya da ister işletme dışından kaynaklanan bir kriz ortamıyla karşılaşılsın, işletme mutlaka hizmet sunduklarına karşı, krizin sonuçları karşında üzgün ve hassas olduğu mesajını iletmelidir.&lt;br /&gt;-         Resolution (çözüm yaratma): Kriz ortamının ve sebeplerinin araştırılarak, çözüleceğini bildirmek, bu noktada büyük önem taşır.&lt;br /&gt;-         Restitution (tazmin etme): Kriz ortamından ve sonuçlarından etkilenenlerin sıkıntılarının ürün/hizmet bazında tazmin edileceğini ilan etmek ve bunu yerine getirmek krizlerden pozitif mesajlarla çözümlere ulaşmayı sağlar.&lt;br /&gt;-         Reform (geliştirme): Örneğin kriz ortamlarından çalışanların fazlasıyla etkileneceği görülüyorsa, bir takım düzenleme ve iyileştirmelerin yapılması gerekmektedir.&lt;br /&gt;-         Responsibility ( sorumluluk): Kriz durumunun ortasında ya da krizden sonra özellikle bazen kuruluş yöneticilerinin sorumluluğu, işletme adına açıklamaları dikkatlice yapmaktır.&lt;br /&gt;-         Reputation/ Brand Rebuilding (itibarı koruma/marka yaratma): Kriz yönetimi içerisinde (kriz öncesinde, sırasında ve sonrasında) kurumsal itibar ve marka değerlerinin korunması gerekmektedir.&lt;br /&gt;Tanıtım ve reklam aracı internet seçildiği zaman, sürat, erişim, etkililik, yaygınlık ve güncellik gibi sunduğu sınırsız olanaklarının yanında yalan, yanlış ve yanlış bilgilerle kuruluşun sitesine yapılan saldırılan gibi istenmeyen krizleri de beraberinde getirdiğini unutmamak gerekmektedir. Bu durum kimi zaman kuruluşun resmi web sayfasında hacker saldırılarla olabildiği gibi kimi zaman da web sayfasının teknik işlemlerle tahrip edilmesi ya da yanlış yönlendirilmesinin tamamen dışında olarak daha basit tekniklerle de gelişebilmektedir. Bu tür kurumsal ciddi kriz yaratacak unsurlar zincirleme gelişen e-postalar ile de kolaylıkla yapılabilmektedir. Bu tür e-postalar ünlü kişiler, sanatçılar, politikacılar ve özellikle çokuluslu markalar ve firmalar hakkında asılsız ve yalan bilgilerle dolu mesajlar üretmek, yani bir diğer deyişle hikayeler yazmak temeline dayanmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn94" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn94" name="_ftnref94"&gt;[94]&lt;/a&gt;. Buna örnek olarak 2006 yılında Danone firmasının ürettiği çocuklara yönelik ürünlerden Danino ürünüyle ilgili bir e-posta verilebilir. E-postada Danino ürünlerinin çocukların gelişimini engelleyen maddeler içerdiği yazmakta, kaynak olarak ta Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden bir Profesörün araştırması verilmekteydi. Danone firması müşteri ilişkileri biriminin adresine bu posta yönlendirildiğinde ‘teşekkür yanıtı’ alınmış, konuyla ilgili herhangi bir ayrıntılı açıklama ne postada ne basında yapılmamıştır. Bir yıl sonunda 5 Nisan 2007 tarihinde bu saldırının yapıldığı bilgisayara ait takip numaraları İstanbul Emniyet Müdürlüğü Şube Müdürlüğü’ne ulaştırıldı. Danone firması bir basın açıklaması ve reklamla adı geçen Profesörün konuyla ilgisi olmadığını böyle bir mesajın da firmayı karalamak amaçlı yapıldığını açıkladı. Basın açıklamasını, basın toplantısını ve firmanın Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’ndan aldığı sertifikaları yine e-posta yoluyla çeşitli tüketicilere ulaştırdı. Firmaların bu tür krizlere karşı eylem planları olmak durumundadır. Hatta kriz ortaya çıkmadan çalışanları ya da hizmet aldıkları halkla ilişkiler firmaları aracılığıyla bu tür e-postalar hakkında haberdar olmaları, yayılmalarını önlemeleri gerekmektedir. Sosyal medyanın özelliği olumlu olmayan mesajların daha kolay yayabilmesidir. &lt;br /&gt;3.3. Halkla İlişkiler Araçları&lt;br /&gt;            Halkla ilişkiler araçları internetin ve çeşitli iletişim teknolojilerinin gelmesiyle birlikte interaktiflik niteliği olan ve çeşitli bilişim teknolojileri araçlarıyla bağlantıya geçilen araçlar online ve diğerleri offline araçlar olarak sınıflandırılmaktadır.&lt;br /&gt;3.3.1. Halkla İlişkilerde Kullanılan Offline-Geleneksel Araçlar&lt;br /&gt;Halkla ilişkilerde kullanılan geleneksel ya da bugünkü ifadeyle offline araçlar bugün de online araçlarla bütünleşmiş şekilde kullanılmaya devam etmektedir. Geleneksel araçları birkaç başlık altında sıralamak mümkündür:&lt;br /&gt;1.      Yazılı araçlar&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn95" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn95" name="_ftnref95"&gt;[95]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;-         İşletme gazetesi&lt;br /&gt;-         Kitaplar&lt;br /&gt;-         Dergi&lt;br /&gt;-         Broşür&lt;br /&gt;-         El kitapçığı&lt;br /&gt;-         Afiş, ilan tahtası ve bültenler&lt;br /&gt;-         Yıllık faaliyet raporları&lt;br /&gt;-         Mektup, kartvizit, pul, pankart, karikatür, el ilanları&lt;br /&gt;-         Kurum kimliğinin kurumsal dizaynına uygun antetli kağıtlar, kartvizitler, bayram kartları, özel bastırılmış pullar&lt;br /&gt;2.      Sözlü araçlar&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn96" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn96" name="_ftnref96"&gt;[96]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;-         Konuşma&lt;br /&gt;-         Konferans&lt;br /&gt;-         Seminer&lt;br /&gt;-         Sempozyum&lt;br /&gt;-         Panel&lt;br /&gt;-         Toplantılar&lt;br /&gt;-         Telefonla görüşme&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn97" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn97" name="_ftnref97"&gt;[97]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;3.      Basınla ilişkilerde kullanılan araçlar&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn98" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn98" name="_ftnref98"&gt;[98]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;-         Basın bildirileri&lt;br /&gt;-         Basın bültenleri&lt;br /&gt;-         Basın toplantıları&lt;br /&gt;-         Basın brifingi&lt;br /&gt;-         Basın kiti&lt;br /&gt;-         Basın kokteylleri&lt;br /&gt;-         Röportajlar&lt;br /&gt;4.      Diğer araçlar&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn99" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn99" name="_ftnref99"&gt;[99]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;-         Yarışmalar&lt;br /&gt;-         Fuarlar&lt;br /&gt;-         Festivaller&lt;br /&gt;-         Sponsorluklar&lt;br /&gt;Halkla ilişkilerde kullanılan geleneksel bugünkü uluslar arası kullanım adıyla offline araçların özelliği internet ortamında interaktif olmamasıdır, diyebiliriz. Ancak bütün geleneksel araçlar online ortamda da yayınlanmaktadır. Yazılı araçların hepsi web sitesinde yayınlanmaktadır. Sözlü araçlardan sempozyum, kongre gibi organizasyonların yazılı metinleri yine web sayfalarında bulunmaktadır. Telefonla görüşme kayıtları özellikle güvenlik nedeniyle kayıt altına alınmakta, konuşma içerikleri çağrı merkezleri tarafından değerlendirilmektedir. Yarışmalar, festivallerle ilgili duyurular internet ortamında yayınlanmadığı sürece amacına ulaşmamaktadır. Basınla ilişkiler amaçlı kullanılan tüm araçlar kuruluşların web sitelerindeki basın odalarında tarih sırasına göre yer almaktadır. Basın toplantılarının görüntü kayıtları, toplantılar sırasında gösterilen prezantasyonlar yine web sitelerindeki basın odalarında bulunmaktadır&lt;br /&gt;3.3.2. Halkla İlişkilerde Kullanılan Online Araçlar&lt;br /&gt;Günümüzde örgütlerin içinde bulunduğu ortam, düzensizliğin ve sürekli değişimin hakim olduğu, karmaşık, kontrol edilemez gibi sıfatlarla nitelendirilebilir. Ortam, iyiyle kötü, namus ve ahlaksızlık arasında sürekli gidiş gelişlerin olduğu çözümü ancak başka sorunların yaratılmasıyla mümkün olan kaotik, tarihte benzeri olmayan, çelişkilerle dolu, kimin kimi yönettiği belirsiz bir ortamdır. Söz konusu nitelendirmelerin merkezinde bulunan iletişim, örgüt yöneticilerinin baş etmesi gereken en önemli fenomen haline gelmiştir. İnternetin ve internete erişimi kolaylaştıran teknolojilerin ortaya çıkmasıyla herkes söz sahibi olmaya başlamış, fikrini söyleyenlerin de fikirleri daha kolay yayılır hale gelmiştir.&lt;br /&gt;Her gün yenilenen değişen internetteki iletişim araçları pazarlamacıların, iletişimcilerin en sık başvurdukları araçlardır. Bu durum başta hedef kitlelere zahmetsiz ve etkin bir şekilde ulaşmayı sağlarken zamanla içinden çıkılmaz bir mesaj kirliliğinin içinde mücadele etmeyi de zorunlu bir eylem haline getirmiştir. Halkla ilişkilercilerin toplu mesajlar göndermek, maliyeti yüksek, ilgisiz, çoğu zaman sıkıcı ve bazen yanlış yönlendiren asimetrik iletişim kurmak yerine hedef kitlelerini gruplandırarak farklı iletişim araçlarıyla ve hedef kitlelere özel içeriklerle interaktif ve simetrik iletişim kurmaya odaklanmaları gerekmektedir. Sosyal sorumluluk sahibi, güvenilir ve kalıcı olacak halkla ilişkiler uygulamaları için gerekli olanlar; gereksiz bilgi kirliliğini azaltmak, işveren/çalışan kaynaklarını etkin kullanmaktır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn100" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn100" name="_ftnref100"&gt;[100]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;            Bir diğer konu da enformasyon bağımlılığıdır. Genel anlamda halk enformasyona pasif olarak bağımlıdır, sürekli bilgi akışı almak isterler. Şöhret meraklısı yöneticiler, işverenler, politikacılar, sanatçılar ise aktif bağımlılardır, sürekli kendileri hakkında haber üretilmesini, sürekli enformasyon üretmeyi isterler. Gerçek ve sanal çevrelerin bütünleşmesiyle dikkat edilmesi gereken noktanın her iki ortamında aslında gerçek olduğudur. Sanal ortamda ilişkiler bir bilgisayar tarafından yönlendirilir. Zaman ve mekan boyutları kaybolma eğilimindedir (en azından ilişki a-senkronik olduğunda). Her iki tarafın da eşit ilişki kurmasının doğal bir hak olduğu ortamda gerçek yaşamda hiç olmadığı kadar kimlikte belirsizlik olabilmektedir.&lt;br /&gt;            Online ve offline ilişki çevrelerinin bütünleşmesi örgütlerin geleneksel emir komuta kalıplarını, mesaj verme alışkanlıklarını gözden geçirmesini gerektirmektedir. Artık mesajı ve kararları bir kişiye bildirmek yerine birlikte karar almak, tek yönlü ve asimterik olmak yerine iki yönlü ve simetrik iletişim kurmak önemlidir.&lt;br /&gt;Halkla ilişkilercilerin müşteri temsilcisi ve avukatlık rollerinin yanında yapacakları birçok başka işleri de bulunmaktadır. Yeni e-yetenekler öğrenilmeli, online ve offline ilişkileri bütünleştirecek eylemler geliştirilmelidir. Bu eylemleri örgütün hedef kitlelerini gruplandırarak her bir gruba farklı mesajlar göndererek gerçekleştirmenin yanında örgütün her zaman yanında olan, ona destek veren grupların örgüt taraftarlığını pekiştirmek bulunmalıdır. Hedef kitleleri gruplandırırken suya atılan bir taşın suyun üzerindeki halkalar gibi düşünmekte yarar vardır. Halka ne kadar örgüte yakınsa örgütün online iletişim kurması o kadar kolay olmaktadır. Halka yani hedef kitle örgüte ne kadar ilgisizse bu gruplara online iletişim kurmak yetersiz kalacak offline eylemlerle yani yüz yüze ilişkilerle, fiziksel gerçekliği daha fazla olan etkinliklerle ulaşmak ve onları online ortamlara çekmek daha kolay olmaktadır.&lt;br /&gt;3.3.2.1. İnternetteki İletişim Ortamları&lt;br /&gt;İnternet ortamındayken bireylerin birbirleriyle ve şirketlerin belli işletme faaliyetlerini gerçekleştirmek amacıyla ortakları, iletişim içinde bulundukları diğer kurumlar ve tüketicileriyle bire bir iletişimi gerçekleştirmek için kullandıkları bazı temel iletişim araçları bulunmaktadır. Özellikle şirketler internet ortamında pazarlama, reklam faaliyetlerini yerine getirebilmek, e-ticaret kapsamında karşı karşıya oldukları diğer şirketlerle (B2B) ve nihai tüketicileriyle (B2C) iletişime geçebilmek için chat, e-mail, e-forumlar, haber grupları gibi internette etkinliği olan iletişim araçlarından yararlanmaktadırlar.&lt;br /&gt;Bu bağlamda interneti, zaman, mekan, sınır, hatta kişisel kimlikten sıyrılmış köklü bir değişim kültürü olarak tanımlamak mümkündür. Bu kültürün en önemli özelliklerinden biri küresel oluşu ve Bilgi Çağı ile birlikte güçlenişidir. Bundan önce bilgi; merkezi, izole edilmiş, kağıt bazlı iken, şimdi yerel, yaygın (networked) ve sayısal bazlıdır. Geleneksel kitle iletişim araçları önceden bir noktadan topluluklara mesaj iletmeye programlı iken; şimdi söz konusu mesaj iletişimi çift yönlü ve eş zamanlı olarak gerçekleşmektedir. Geleneksel kitle iletişimi özel mülkiyete konu olabilirken, bu da içeriğin ve iletişimin bir anlamda kontrol edilmesine imkan veren güç odakları yaratırken yeni kitle iletişim araçlarının özel patronu yoktur. Güç odakları yoktur ancak içeriğin değeri ile doğru orantılı bir güçlülük söz konusudur. Geleneksel kitle iletişimde içerik sansür edilebilirken, yeni iletişimde sansüre yer yoktur. İnternetin öncesinde hedef kitle edilgen iken, internet ile yaygın deyişle interaktif-karşılıklı etkileşimli- iletişim öznesi halini almıştır. İnternette hedef kitle ile sanki yüz yüze iletişim içindeymiş gibi anında geribesleme almak mümkün olmuştur. Günümüzde hedef kitleleri demografik özellikleriyle tanımlamak, sosyo ekonomik sınıf kriterlerinde bölmek, iletişime derinlik kazandırmaya yetmemektedir. Yaşamın her alanındaki gelişmeler, tüketicinin yaşam stili ile birlikte tüketim eğilimlerinde, ihtiyaçlarında, beklentilerinde, duygularında hatta güdülerinde hızlı bir farklılaşma yaratmaktadır. Tüketici ile birebir diyalog ve dostluk kurmak, markaya bağlılığını sağlamak, özetle markanın işlevsel özelliklerini duygu ile beslemek, giderek rekabetteki en stratejik hedef haline gelmiştir. Bu hedefi gerçekleştirebilmek için internet, pazarlama iletişimcilerinin, halkla ilişkiler profesyonellerinin vazgeçemeyeceği bir mecra haline gelmektedir. Bu noktada internet ortamında iletişim sürecindeki araçları zaman-mekan ve nicelik-nitelik dikkate alınarak şu şekilde gruplandırmak mümkündür&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn101" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn101" name="_ftnref101"&gt;[101]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;-         Eş zamanlı olmayan kişiler arası iletişim (e-mail)&lt;br /&gt;-         Eş zamanlı kişilerarası iletişim (hızlı (instant) mesajlaşma, chat)&lt;br /&gt;-         Eş zamanlı olmayan grup iletişimi (haber grupları, mesaj grupları, forumlar ve bülten tahtaları)&lt;br /&gt;-         Eş zamanlı grup iletişimi (grup-chat, forumlar)&lt;br /&gt;-         Örgütsel iletişim (weblog, intranet ve extranet)&lt;br /&gt;-         Multimedya uygulamaları (gruplar, web, konferanslar)&lt;br /&gt;-         Sanal topluluklar (sanal dünya, kulüpler, topluluklar, networkler)&lt;br /&gt;-         Kültürlerarası topluluklar (kültürel networkler, topluluklar, forumlar, birlikler)&lt;br /&gt;-         Uluslar arası topluluklar&lt;br /&gt;Web 2.0 adıyla da kullanılan sosyal medya, insanların görüşlerini, deneyimlerini ve perspektiflerini birbiriyle paylaştığı online teknolojileri ve uygulamaları ifade etmektedir. Sosyal medya, metin, ses ve video gibi farklı şekillerde olmaktadır. Gözde olan sosyal medyumlar bloglar, mesaj tahtaları, podcastlar, wikiler ve vloglardır. Sosyal medya uygulamalarının birkaç örneği; Wikipedia (referanslar için), MySpace (sosyal networkleşme), YouTube (video paylaşma),Second Life (sanal yaşam), Flickr (fotoğraf paylaşma), Miniclip (oyun paylaşma). Bu siteler bloglar, mesaj tahtaları, wikiler ve vloglar gibi kullanıcıların etkileşim kurmasını sağlayacak teknolojileri kullanmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn102" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn102" name="_ftnref102"&gt;[102]&lt;/a&gt;. Söz konusu sosyal medya halkla ilişkiler uygulamacıları için göz önünde tutulması gereken bir ortam haline gelmiştir. Genel anlamda internet üzerinde kullanılan halkla ilişkiler ortamları ise kurumların internet siteleri, bülten panoları, portallar, bloglar, elektronik postalar, anında mesaj, chat grupları, RSS, forumlar, basınla ilişkiler amaçlı basın odaları veya basın merkezleri bulunmaktadır.&lt;br /&gt;İnternet Sitesi: &lt;a title="İnternet" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nternet"&gt;İnternet&lt;/a&gt; üzerindeki bir sayfa ve hizmet bütünü. Bir internet sitesi, &lt;a title="HTTP" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/HTTP"&gt;HTTP&lt;/a&gt; başta olmak üzere &lt;a title="HTTPS" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/HTTPS"&gt;HTTPS&lt;/a&gt;, &lt;a title="FTP" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/FTP"&gt;FTP&lt;/a&gt;, &lt;a title="SMTP" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/SMTP"&gt;SMTP&lt;/a&gt;, &lt;a title="POP3" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/POP3"&gt;POP3&lt;/a&gt;, ve hatta &lt;a title="Gerçek zamanlı veri akışı" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ger%C3%A7ek_zamanl%C4%B1_veri_ak%C4%B1%C5%9F%C4%B1"&gt;gerçek zamanlı veri akışı&lt;/a&gt; (&lt;a title="Streaming media" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Streaming_media"&gt;streaming media&lt;/a&gt;) hizmeti veriyor olabilmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn103" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn103" name="_ftnref103"&gt;[103]&lt;/a&gt;. İnternetteki haber kaynakları: Ulusal haber siteleri, ulusal gazetelerin web sayfaları, ulusal televizyon kanallarının web sayfaları, sözlük siteleridir.&lt;br /&gt;Birçok ticari örgüt, devlet kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, eğitim, sağlık ve sanat kurumları, bireyler kendilerini anlatmak ve hedef kitleleriyle iletişim kurmak amacıyla internette site kurmuşlardır. Com (ticari), org (kar amacı gütmeyen örgüt), gov (devlet kuruluşu), edu (eğitim kuruluşu), mil (asrkeri kuruluşlar), net (networking) ve diğer başka uzantılı isimlerle kurulan sitelerin ortak özelliği internet üzerinde kolay bulunur olması, her yerden erişilebilir olmasıdır. Ancak siteleri birbirinden ayıran teknik özellikleri, güncel ve kullanım kolaylığının olması (navigasyon), güvenlik ve hedef kitleleridir. Örgütler çok sayıda insan tarafından sitelerinin ziyaret edilmesini istiyorlarsa site kalitesinde, teknikte ve içerikte güncelliğe önem vermelidirler.&lt;br /&gt;Web sitesi kalitesi üzerine hazırlanmış bir araştırmada bilgi kalitesi ve sistem kalitesi olarak iki maddede sınıflandırılmıştır. Konuyla ilgili araştırma yapan çeşitli yazarların verdikleri kritelere göz atıldığında iki madde altındaki kriterler şöyle sıralanabilmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn104" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn104" name="_ftnref104"&gt;[104]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;- Bilgi kalitesi kriteleri: İsim, adres, güvenilirlik, imla hataları, bilgi eksikliği, açıklık, objektiflik, ziyaretçi sayısı, izleyiciler, tamlık, kullanışlılık, yeterli büyüklük, yeterli ayrıntı düzeyi, inanılırlık, hatasızlık, anlaşılabilirlik, ilişkililik, itibar, tutarlı sunum, özlü sunum, yazar, sahibi, içerik, kaynak, yayın süreci, yönlendirmeler, yazarın belgeleri, makullük, içeriğin değeri, zamanlılık, sponsorların açığa çıkartılması, uzmanlar tarafından hazırlanmış içerik, dengeli ve tarafsız bir formatta sunum.&lt;br /&gt;     -  Sistem kalitesi kriterleri: Tasarım ve yapı, bağlantılar ve navigasyon, estetik izlenim, kullanışlı yardım sistemi, özel kullanıcıların düşünülmesi, kullanıcı dostu olması, orjinallik, erişilebilirlik, estetik veya görsel cazibe, güvenlik, arama motoru imkanı, geçerli linkler, kişiselleştirme olanağı, kolay yüklenebilirlik, etkileşimlilik, kolay erişim, iletişim, görünüm, iyi düzenlenmiş site olması, multi medya ortamı, uygun tasarım, kalıcılık, yenilikçilik, yazılım/donanım talepleri, amacın açıklığı, destek, özgünlük, bilgiyi kolay bulabilme imkanı, cevap verebilirlik, sistemin güvenilirliği gibi kriterlerdir.&lt;br /&gt;            Web sitesi kalitesiyle ilgili araştırmada deneklere sorulan sorulardaki kriterler ise&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn105" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn105" name="_ftnref105"&gt;[105]&lt;/a&gt;;&lt;br /&gt;-  Bilgi kalitesine ilişkin olarak; Web sitesinin açıklığı, inanılırlığı, ilgili olması, yeterli miktarda olması, tam olması, kolay anlaşılabilir olması, uygun formatlarda sunulması, tarafsız olması.&lt;br /&gt;-  Sistem kalitesine ilişkin olarak; Kolay kullanılması, kolay erişilebilmesi, bilginin kolay bulunabilmesi, kısa zamanda işlem görülmesi, tasarımının uygun olması, site tasarımcılarıyla iletişim kolaylığı, web sitesindeki bilgilere erişilebilir olmasıdır.&lt;br /&gt;            İnternet üzerinde özelikle elektronik ticaretle uğraşan firmaların site kalitesine ayrıca önem vermeleri gerekmektedir. Kolay erişilebilirlik, güvenilirlik yanında kısa sürede cevap verme kriteri teknik kriterden çok çalışanların hizmet kalitesiyle ilgili bir durumdur. Bu tür ortamlarda çalışanların hizmet kalitesi hem müşteri memnuniyetini sağlamakta hem de kuruluşun imajına olumlu olarak etki etmektedir.&lt;br /&gt;Portal : Portal terimi, pek çok içeriği bir arada bulunduran internet siteleri için kullanılan bir tanımdır. &lt;a title="İnternet" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nternet"&gt;İnternet&lt;/a&gt; portallarında canlı haberler, söyleşi odaları, &lt;a title="Elektronik posta" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Elektronik_posta"&gt;elektronik posta&lt;/a&gt;, alışveriş, çeşitli rehberler vb. gibi birçok bölüm aynı anda yer alabilmektedir.&lt;br /&gt;“Portal” sözcüğüne “&lt;a title="Liman" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Liman&amp;amp;action=edit"&gt;liman&lt;/a&gt;”, “ana kapı” gibi &lt;a title="Türkçe" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk%C3%A7e"&gt;Türkçe&lt;/a&gt; karşılıklar gösterilse de, diğer pek çok &lt;a title="Teknolojik" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Teknolojik&amp;amp;action=edit"&gt;teknolojik&lt;/a&gt; terimde olduğu gibi bu &lt;a title="Kavram" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kavram"&gt;kavram&lt;/a&gt; da olduğu gibi dilimize yerleşmiştir. Türkiye’de mynet, Superonline, e-kolay.net gibi portalların yanında haber portalları da çok ziyaret edilen ortamlardır. Portallar halkla ilişkiler amaçlı olarak örgütler tarafından kullanılmaktadır. Portalların haber merkezlerine basın bültenleri gönderilmekte, gönderilen bültenler gündeme uygun olduğu takdirde yayınlanmaktadır.&lt;br /&gt;Portal kavramı ilk kez, &lt;a title="15 Temmuz" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/15_Temmuz"&gt;15 Temmuz&lt;/a&gt; &lt;a title="1996" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1996"&gt;1996&lt;/a&gt; tarihinde MyYahoo! kişiselleştirilmiş portal hizmetinin devreye sokulması ile hayatımıza girmiştir. Bu sitede, kullanıcılar kendi ilgi alanlarına göre profil oluşturmakta ve bu profil doğrultusunda kendisine en güncel bilgiler aramaya gerek kalmadan ulaştırılmaktadır. Günümüzde yerli yabancı birçok örneği olan portal siteler, &lt;a title="Web 2.0." href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Web_2.0."&gt;Web 2.0.&lt;/a&gt; standartları dahilinde gelişmeye devam etmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn106" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn106" name="_ftnref106"&gt;[106]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Blog: Blog, teknik bilgi gerektirmeden, kendi istedikleri şeyleri, kendi istedikleri şekilde yazan insanların oluşturdukları, günlüğe benzeyen &lt;a title="Web sitesi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Web_sitesi"&gt;web siteleridir&lt;/a&gt;.&lt;a title="İngilizce" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ngilizce"&gt;İngilizcedeki&lt;/a&gt; "&lt;a title="Web" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Web"&gt;web&lt;/a&gt;" ve "&lt;a title="Log" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Log"&gt;log&lt;/a&gt;" kelimelerinin birleşmesinden oluşan weblog kavramının zamanla yaygınlaşmış adıdır. Blog, genellikle güncelden eskiye doğru sıralanmış yazı ve yorumların yayınlandığı, web tabanlı bir yayını belirtir. Çoğunlukla her gönderinin sonunda yazarın adı ve gönderi zamanı belirtilir. Yayıncının seçimine göre okuyucular yazılara yorum yapılabilir. Yorumlar, blog kültürünün çok önemli bir dinamiğidir; bu sayede yazar ve okuyucular arasında iletişim sağlanır. Bunun dışında, &lt;a title="Geri izleme" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Geri_izleme"&gt;geri izleme&lt;/a&gt; (trackback) mekanizmasıyla, belirli bir yazı hakkında yazılan diğer yazıların belirlenebilmesi de mümkündür.&lt;br /&gt;İlk ağ günlükleri elle yazılıp güncellenirken, bugün bu iş için özel yazılmış yazılımlar kullanılmaktadır. Bu yazılımlardan bazıları bir blog servisi sağlayıcı sitenin alt alan adları olarak yaratılabilen, bazıları ise kullanıcının kendi &lt;a title="Sunucu" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sunucu"&gt;sunucusuna&lt;/a&gt; kurup çalıştırması gereken &lt;a title="Yazılım" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yaz%C4%B1l%C4%B1m"&gt;yazılımlard&lt;/a&gt;ır. Blogların içeriği geleneksel internet içeriğinden farklılık gösterdiği için sadece bloglar için kurulmuş özel indeksleme mekanizmaları ve arama motorları bulunmaktadır. &lt;a title="Technorati" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Technorati"&gt;Technorati&lt;/a&gt; en başarılı blog teknolojilerinden biridir. Ayrıca &lt;a title="Google Blog Search" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Google_Blog_Search"&gt;Google Blog Search&lt;/a&gt; adında bir blog arama motoru işletmektedir. 2005 yılında &lt;a title="Verisign" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Verisign&amp;amp;action=edit"&gt;Verisign&lt;/a&gt; tarafından satın alınan &lt;a title="Weblogs.com" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Weblogs.com"&gt;Weblogs.com&lt;/a&gt;, dünyanın en büyük blog ping servisi olarak tüm internet indeksleme mekanizmalarına veri sağlamaktadır.&lt;br /&gt;İnternet ile ilgili ciddi bir araştırma kurumu olan Jupiter Research'ün 2005 yılında yaptığı bir araştırmasına göre, blog sitesi sahiplerinin yarısının yılık geliri 60.000 &lt;a title="Dolar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Dolar"&gt;dolar&lt;/a&gt;ın üstünde; blog okuyanların %60'ı erkek ve blog okuma alışkanlığı olanların %73'ü 5 yıldan uzun süredir internet bağlantısına sahip. Blog okuyanların %28'i blog okumak için &lt;a title="RSS" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/RSS"&gt;RSS&lt;/a&gt; kullanıyor. 2005 sonunda yapılan başka bir araştırmaya göre de internet kullanıcılarının %38'i blog kelimesinin anlamını bildiklerini, %27'si ise blog okuduklarını belirtmiştir. Blogosferin nabzını tutma misyonundaki &lt;a title="Technorati" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Technorati"&gt;Technorati&lt;/a&gt;'nin istatistiklerine göre, günde 50.000'den fazla yeni blog sitesi yaratılmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn107" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn107" name="_ftnref107"&gt;[107]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;2007 yılında Luxury Institute tarafından ve geliri 150.000 Dolar ve üzerindeki 1000 web kullanıcısıyla görüşülen bir araştırmada Amerikalı üst düzey grubunun %76’sının blogları okuduğu, %24’ünün kendilerine ait blogları olduğu belirlenmiştir. Araştırmada Amerikalıların genelde %25’inin blogları okudukları ve sadece %9’unun kendilerine ait blogları oldukları belirlenmiştir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn108" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn108" name="_ftnref108"&gt;[108]&lt;/a&gt;. Araştırmada elde edilen veriler doğrultusunda, üst düzey gelir grubuna ulaşmak amacıyla blogların etkin bir iletişim aracı oldukları söylenebilir.&lt;br /&gt;Türkiye’de blog hizmeti veren &lt;a href="http://www.blogcu.com"&gt;www.blogcu.com’un&lt;/a&gt; 2006 yılı sonu itibariyle 300.000 üyesi bulunmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn109" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn109" name="_ftnref109"&gt;[109]&lt;/a&gt;. Türkçe içerikle hizmet veren siteye kayıt yaptıranlar kendi bloglarını açabilmektedirler. Tez kapsamında pilot araştırma amacıyla bazı firmalara yöneltilen sorularda firmaların kendi linklerinin çeşitli bloglarda olduğu hakkında bilgileri olmadıkları ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;Bir blogu blog yapan temel özellikler ters kronoloji, sık güncelleme ve kişisel yorumlarla linklerin kombinasyonu olarak ifade edilebilir. Web sitelerinin bir türü olan blogların temel özellikleri gösterge bilimsel terimlerle üç ana başlık altında tanımlanarak ele alınmıştır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn110" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn110" name="_ftnref110"&gt;[110]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;-         Blog türüne ait anlamsal içerik: Bir blogta anlamsal içerik ya da öz, oldukça önemlidir. Bir blog inceleme sitesi olan The Weblog Review, beş puanlı bir ölçekte tasarım, tutarlılık ve içerik olarak üç özelliği değerlendirmiştir. Bu değerlendirme sonucunda %80-90 oranla en önemli unsur, blogun içeriği olarak ortaya çıkmıştır. İçerik bloggerlar için önemlidir. Çünkü onların seçme sunum özgürlüğünü ifade etmektedir. Bloglar kişiseldir ve yazarlarının ruh hali ile doludur. Çeşitli yazarların bloglarla ilgili yazılarında kişisel fikirlerin ve kendisini ifade etmenin önemi saygısızlığın yani iğneleyiciliğin yani küçümseyiciliğin ses rengine özel bir değer vererek vurgulanmıştır. Bloglardaki içerik görsellikten çok metinsel ve söze dayalıdır, içtendir ve spontandır (kendiliğinden olmadır).&lt;br /&gt;-         Söz dizimsel veya formel özellikler: Bloglar değişik şekiller alabilirler. Çoğu blog sitesinde bloggerlar birçok standartlaşmış doküman formlarından seçebilirler ya da kendi sayfalarını müşteriye göre uyarlarlayabilirler. Tüm bloglar en yeniden (en son olandan veya güncelden) başlayarak tarihlendirilmiş girdiler ve çoğunluğu da dış linkleri içermektedir. Ters kronoloji ve gönderilen zaman-izi yani zaman-belirtisi bir güncellenme beklentisi yaratmaktadır.&lt;br /&gt;-         Bir sosyal faaliyet olarak pragmatik değeri: Bloglar, hangi tipik sosyal hareketleri yerine getirirler? Bloggerlar, kendi amaçları ve seyircileri hakkında ne konuşurlar? Bu sorularla ilgili olarak bloggerlar, blogging hakkında konuşurken kendini ifade etme ve topluluk geliştirme konusu söz konusu olmaktadır. Bloggerlar hem bağlantılarını hem de yorumlarını kendilerini ifade etmenin bir yolu olarak göstermektedirler. Çoğu blogger blogları bir online toplulukta geriye ya da eskiye bağlantılar yoluyla ilişkiler geliştirmenin bir yolu olarak görmektedir. Bu yolla oluşturulan bağ, insanları birbirine bağlayan bağlantılar yaratmaktadır. Aynı zamanda hem bağlantı yapma hem de yorumlar yoluyla bu ilişkileri yönetmektedirler ki bunlar sosyal kontrolün formları, onaylanmanın, kabul etmenin ve değerin işaretleri haline gelmişlerdir.&lt;br /&gt;Bir yayım aracı olarak bakıldığında ise blogun temel özellikleri şu şekilde belirtilebilir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn111" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn111" name="_ftnref111"&gt;[111]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;-         Hiçbir programlama kodu kullanmadan yazarın Web’de yayım yapmasında kullanım kolaylığı,&lt;br /&gt;-         Kullanıcının bilgisayarında hiçbir server yazılımının kurulma ihtiyacının olmaması,&lt;br /&gt;-         Kullanıcının kendi blogunun nasıl görüneceği ve işlem göreceği konusunda yoğun bir kontrolünün olması,&lt;br /&gt;-         Her ne zaman kullanıcı blogunu düzenlese, sonuçların anında güncellenmesi ve diğer kullanıcıların kullanımına açılması,&lt;br /&gt;-         Diğer web siteleri gibi, bolglara basitçe bağlanabilme ve blogda gezebilme,&lt;br /&gt;-         Şifreyle giriş olanağı sunarak bağlantı kuracak kişileri sınırlandırabilme olanağı.&lt;br /&gt;Elektronik Posta: Elektronik posta, işletmelerin potansiyel müşterileri, tedarikçileri ve meslektaşları ile iletişiminde kullandıkları en önemli araçtır. Bu araç sayesinde iletişim dünyası yeni bir boyut kazanmıştır. Elektronik postanın sağladığı bu boyut ile mesajın, dünyanın bir ucundan diğer ucuna ulaşma imkanı çok kısa süre içerisinde ve kolaylıkla gerçekleşmektedir. Böylelikle coğrafi engeller ortadan kalmıştır. ClikZ araştırma şirketi kanalıyla yetişkinler üzerinde yapmış olduğu çalışma sonucunda internet kullanıcılarının %77’sinin elektronik postadan yararlandıklarını ifade etmektedir. Aynı şirketin bir diğer araştırmasında ise bugün dünya üzerinde 435 milyon aktif elektronik posta kullanıcısı olduğu öngörülmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn112" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn112" name="_ftnref112"&gt;[112]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Electronic mail ya da e-mail olarak ta kullanılan bu kavram, İngilizce olmasına rağmen, uluslar arası bir ağ olan internette yer aldığından, diğer dillerde genelde bu şekilde ifade edilmektedir. Elektronik posta, bir internet kullanıcısının başka bir internet kullanıcısına mesaj veya dosya göndermek için kullandığı bir sistemdir. Bu sistemden, iletişim amacı dışında, belge gönderimi, sesli ve görüntülü doküman aktarımı, dosya saklaması gibi birçok alanda da yararlanılmaktadır.&lt;br /&gt;Elektronik postanın en önemli özelliği iletişim maliyetinin neredeyse sıfır düzeyde olmasıdır. Bu yolla iletişim kurmak için internete bağlı olmak yeterlidir. Elektronik posta sisteminin bir diğer özelliği de bir mesajı aynı anda birden çok adrese gönderebilme yeteneğine sahip olmasıdır. Bu iki avantajı birleştiğinde ortaya güçlü bir iletişim silahı ortaya çıkmaktadır. İşte bu silaha postalama listeleri sistemi adı verilmektedir. Postalama listeleri olarak da adlandırılan bu sistem sayesinde ortak konuyla ilgilenen birey, grup ve örgütlerin bir araya gelerek iletişim ortamını kurmak mümkündür. Ayrıca listserv, liste işleyiciler (list processors) ve posta yansıtıcıları (mail reflectors) kavramları da postalama listeleri anlamında kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;Postalama listelerinin etkileşimli çift yönlü listeler ve tek yönlü listelere olmak üzere iki farklı özelliği vardır. Etkileşimli çift yönlü listeler ile tüm grup üyelerinin birbiri ile iletişimi mümkün olmaktadır. Mail grupları olarak da adlandırılan bu sistemde, grup üyelerinden bir kişinin gruba gönderdiği bir mesaj tüm grup üyelerine ulaşmaktadır. Ancak, bazı gruplarda gönderilen bir mesaj öncelikle grup yöneticisi tarafından filtre edildikten sonra diğer grup üyelerine gönderilmektedir. Grup üyelerine mesaj gönderilebilmek için o gruba üye olma prensibi hakimdir. Grup üyeleri, grubun konusu başta olmak üzere diğer birçok güncel bilgileri bu yolla yaymaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek yönlü postalama listesi modeli ise gönderme işleminin sadece yetki verilen kişi/kişiler tarafından yürütülme sistemine dayalıdır. Kısacası alıcının binlerce kişi, göndericinin de bir kişi olduğu bir yapıdır. Bu listeler tartışma, bilgi paylaşma ve iletişim kurma amacından daha çok, duyuru, eğitim, bilgilendirme ve pazarlama amaçlı kullanılmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn113" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn113" name="_ftnref113"&gt;[113]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Halkla ilişkiler eylemlerinde e-posta genellikle aşağıdaki durumlarda gönderilmektedir:&lt;br /&gt;-         Örgüt içi iletişimde; etkinliklerin duyurulması, bilgilendirme, motive amaçlı kullanım.&lt;br /&gt;-         Örgütün kurumsal müşterileri ve tedarikçileriyle iletişimde; örgüt hedeflerinin kurumsal müşterilere ve tedarikçilere anlatılmasında, etkinliklerin duyurulmasında, örgütle ilgili haberlerin aktarılmasında, karşılıklı etkileşimin sürekli kılınmasında kullanım.&lt;br /&gt;-         Basınla ilişkilerde; örgütle ilgili topluma duyurulması istenen haberlerin basın bültenleri olarak basındaki yetkili mercilere ve muhabirlere gönderilmesinde kullanım.&lt;br /&gt;-         Müşteri ilişkilerinde; örgütle ilgili haberlerin, etkinliklerin duyurulmasında, müşterilere ait özel günlerde kutlama amaçlı kullanım.&lt;br /&gt;Yukarıda sayılan grupların her birinden örgüte e-postalar gelmektedir. Bir halkla ilişkiler biriminin veya halkla ilişkilerle ilgili eylemlerden sorumlu kişilerin gelen mesajları en kısa zamanda cevaplaması gerekmektedir. Okunmayan ve zamanında cevaplanmayan bir mesaj örgütün krize girmesine her an neden olabilmektedir. Bugün  dış ilişkilerle ilgili çalışan birçok çalışan zamanın bir kısmını e-postaları yanıtlamaya ayırmaktadır.&lt;br /&gt;Konserve edilmiş, baharatlı, domuz etli jambon anlamına gelen spam, “Spiced Pork and Ham” ifadesinin kısaltmasıdır. Bu kelime Amerikan kökenli bir kelime olup, ilk olarak 1930’lu yıllarda Hormel Foods firması tarafından kullanılmıştır. Daha çok; işe yaramaz, yararsız, atık anlamında kullanılan spam; internetin beraberinde elektronik postanın hızla yaygınlaşmasıyla bilgi kirliliği, yararsız bilgi anlamlarında da kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;İzinsiz, tek veya toplu halde gönderilen reklam mesajları, aldatmaya yönelik bilgiler, virüs içerikli yazılımlar gibi kullanıcıyı rahatsız eden birçok uygulamada, elketronik postanın kullanılması spam olarak kabul edilmektedir. 1990’lı yıllarda daha çok, zarar verici elektronik postalar için adlandırılan spam kavramının boyutu genişleyerek, bugün istenmeyen tüm e-postaları kapsamaktadır. Kısaca zarar veren her elektronik postaya spam diyebiliriz; ancak izinsiz gönderilen mesajların tamamı spam değildir. Diğer taraftan kimden geldiği bilinmeyen mesajların da spam olduğu öne sürülmektedir. Ancak göndereni bilinen ve okuyucuyu rahatsız eden elektronik postaları da spam olduğu öne sürülmektedir. Ancak göndereni bilenen ve okuyucuyu rahatsız eden elektronik postaları da spam sınıfına dahil etmek doğru bir yaklaşımdır. Bir başka görüş ise toplu halde yapılan gönderimlerin de spam olduğu üzerinedir. Ancak bu görüş de yeterli bir tanım değildir. Toplu halde gönderilen, fakat alıcıyı rahatsız etmeyen ve zarar vermeyen, aksine yararlı bir elektronik posta mesajı spam olamaz&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn114" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn114" name="_ftnref114"&gt;[114]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Bilginin transferinin kolay ve maliyetsiz olmasından dolayı ağ üzerinde çok sayıda çöp bilgi dolaşmaktadır. Bu ise bilgi çöplüklerinin büyümesine ve bilgi kirliliğinin oluşmasına neden olmaktadır. Benzer durum pazarlama iletişimi için de geçerlidir. İşletmeler elektronik postayı kullanarak potansiyel müşterilerine ulaşmayı hedeflemektedirler. Bu çapa internette pazarlama açısından önemli bir girişimdir. Ancak birçok işletme bu fırsattan yararlanmak isterken durumu aleyhlerine dönüştürmektedir. Elektronik postayla pazarlamayı yanlış kullanan işletmeler potansiyel müşterilerini rahatsız etmekte ve istenmeyen postaların sahipleri olarak görülmektedir. Böylelikle söz konusu işletmeler bir taraftan müşterileri tarafından antipati duyulur hale gelirken diğer taraftan boş yere emek, zaman ve maddi kayıplarla karşılaşma riskine girmektedirler. Bu nedenle, e-postayla pazarlamanın etkinliği için stratejiye dayalı olarak hareket etmek zorunludur&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn115" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn115" name="_ftnref115"&gt;[115]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Halkla ilişkiler amaçlı olarak hedef gruplara gönderilen e-postalar için de yukarıda sayılan riskler geçerlidir. Eğer bir firma e-postaları pazarlama amaçlı olarak yoğun bir şekilde kullanıyorsa o firmanın halkla ilişikler amaçlı postalarının okunma oranı düşecektir.&lt;br /&gt;Chat Grupları: Chat, bir grup insan arasında nette gerçekleşen sözlü online sohbet olarak tanımlanabilir. İnternette insanların birbirleriyle sohbet ettikleri, fikir paylaşımı yaptıkları chat aynı zamanda şirketler tarafından bir iletişim aracı olarak ta kullanılmaktadır. Şirketlerin müşteri hizmetleri alanında müşterilerin sorularına anında cevap vermek için telefonlu çağrı merkezleri benzeri bir yapılanmaya giderek internette kendi sitelerinde kurdukları chat odaları ile müşteri temsilcileri ve müşterilerini karşılıklı iletişimde bulunacakları şekilde bir araya getirmektedirler. Bu tür eşzamanlı grup iletişimi türü olarak ta nitelendirilen chat sözlü pazarlamada önemli bir iletişim aracı olarak ta kullanılmaktadır. Sözlü pazarlamada ana unsur olan bir ürün ya da hizmeti daha önce kullanmış bir kişinin tecrübelerinden haberdar olarak yeni kullanıcıların ürünü tercih etmesinin sağlanması fikri, chat yoluyla fikirlerin internet ortamında hızla yayılması noktasında kendini göstermektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn116" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn116" name="_ftnref116"&gt;[116]&lt;/a&gt;. Çok sayıda insan arasında her konuda fikrin hızla ve karşılıklı olarak yayılmasını sağlayan chat, ürün ya da hizmetlerle ilgili bilgilerin geçmiş deneyimlerin yayılmasında ve bir tür referans grubu olarak nitelendirilebilecek olan kişilerden elde edilen bilgilerle satın alma kararlarının verilmesinde, kurumsal itibarla ilgili izlenimlerin aktarılmasında etkin bir iletişim aracı olarak kabul edilmektedir. Ayrıca belli konularda bir araya gelmiş chat grupları (icq, hotmail, yahoo gibi) kişilere arkadaşları, meslektaşları ya da belli spesifik ilgi alanlarında olan kişilerden oluşan bir grup yaratmalarına fırsat vermektedir. Bu gruptan her hangi birine gelen ilgi çekici bir mesaj zincirleme olarak diğer grup üyelerine de ulaşmaktadır. Bu noktada chat grupları işletmelerin iletişim araçları arasında yer almaktadır.&lt;br /&gt;Bülten Panoları (bulletin boards) ve Haber Grupları (news groups): İlan panoları, mesaj grupları, bülten panoları genelde internette yer alan ve devamlı güncellenen yayınların vazgeçilmez bölümleridir. Kullanıcılar haber gruplarındaki gibi düşünce ve deneyimlerini paylaşır ancak burada sistem e-mail ile değil yazının sayfada kalmasıyla çalışır. Panolarda haber grupları gibi doğrudan reklam kabul edilmez. Ürünün kullanıcısı veya tüketicisi gibi davranıp ona göre hareket etmek gerekir, yani reklamı yapan üretici değil tüketici olmalıdır. İlan panoları sistemi özel yazılım ve telekomünikasyon bağlantıları ile donatılmış bir bilgisayardır. Bu bileşim bilgisayarın uzaktaki bilgisayar sistemleri için bilgi bankası rolünü üstlenmesini sağlar. Tipik ilan panosu sistemi bir veya daha fazla modem üzerinden aktif olarak faaliyet gösteren bir pc’den oluşur. İlan panosu yazılımı kullanıcıların sisteme girişleri ve sistemle etkileşmeleriyle ilgili taleplerini karşılamaktadır. Haber grupları ise bir tür sanal bülten panosu olarak tanımlanabilir. İki tür haber grubundan bahsedilir. Ilımlaştırılmış (moderated) ve ılımlaştırılmamış (unmoderated). Ilımlaştırılmış haber gruplarına bilgi akışı, kontrollüdür ve ilgili olmayan yada saldırgan haber gönderimleri moderatöre (grup yöneticisine) bağlı olarak haber gruplarına gönderilmez, filtrelenir. Birçok haber grubu ılımlaştırılmamış ve her konuda ve türde haberin gönderilebileceği güncel sanal bülten tahtaları biçimindedir. Bülten panoları birçok açıdan spesifiktir. Kişilerin ilgi alanlarına giren konularda bilgiler içerir ve kişilerin belli konulardaki sorunlarına çözüm önerileri içeren ya da o konularda güncel gelişmeleri takip etmelerini sağlayan alanlar olarak düşünülebilir. Örneğin marketellica.yahoogroups Türkiye’de pazarlamayla ilgilenenlerin fikirlerini paylaştıkları bir gruptur. Marketellica isimli, pazarlama ve iş fikirleri hakkında haberler veren ağ günlüğü (blog) yazarı tarafından kurulan grubun pazarlama üzerine çalışan, akademik eğitim alan birçok üyesi vardır.&lt;br /&gt;RSS: RSS genellikle haber siteleri ve &lt;a title="Ağ güncesi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/A%C4%9F_g%C3%BCncesi"&gt;ağ günceleri&lt;/a&gt; tarafından kullanılan, yeni eklenen içeriğin kolaylıkla takip edilmesini sağlayan özel bir &lt;a title="XML" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/XML"&gt;XML&lt;/a&gt; dosya formatıdır. RSS kısaltmasının açılımı ve zaman içinde gelişimi şöyledir:&lt;br /&gt;Rich Site Summary (RSS 0.91)&lt;br /&gt;RDF Site Summary (RSS 0.9 and 1.0)&lt;br /&gt;Really Simple Syndication (RSS 2.0.0)&lt;br /&gt;İnternet kullanıcısı RSS teknolojisi ile düzenli olarak içerik sunan sitelere abone olabilir ve çeşitli RSS istemcileri sayesinde içeriği takip edebilir. Site yöneticisi veya sahibi bu hizmeti sunmak için bir takım teknik düzenlemeler yapmalı ve uygun formatta XML'i RSS istemcisi talep ettiğinde göndermelidir. RSS olarak sunulan içerik web sitesinde sunulan içeriğin tamamını, özetini veya sadece başlığını içerebilir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn117" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn117" name="_ftnref117"&gt;[117]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;Rss’in uyumlu site türleri ise:&lt;a name="Uyumlu_Site_T.C3.BCrleri"&gt;&lt;/a&gt; RSS / &lt;a title="XML" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/XML"&gt;XML&lt;/a&gt; / &lt;a title="Atom" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Atom"&gt;Atom&lt;/a&gt; destekli her tür site, &lt;a title="Yahoo Haberleşme Grupları" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Yahoo_Haberle%C5%9Fme_Gruplar%C4%B1&amp;amp;action=edit"&gt;Yahoo Haberleşme Grupları&lt;/a&gt;, &lt;a title="Usenet" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Usenet"&gt;Usenet&lt;/a&gt; grupları, &lt;a title="PHP-Nuke" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/PHP-Nuke"&gt;PHP-Nuke&lt;/a&gt;, &lt;a title="VBulletin" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=VBulletin&amp;amp;action=edit"&gt;VBulletin&lt;/a&gt;,  &lt;a title="PhpBB" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/PhpBB"&gt;phpBB&lt;/a&gt;, &lt;a title="Mambo" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mambo"&gt;Mambo&lt;/a&gt; gibi yazılım paketleriyle hazırlanmış sayfalardır. &lt;br /&gt;&lt;a name="Multi-RSS_reader_:"&gt;&lt;/a&gt;Multi-RSS reader, internet haber portalcığının neredeyse son noktasıdır. çünkü birçok alt site, haber kaynağı olarak kullandığı siteleri kaynakça olarak göstermektedir. ayrıca aldığı haberleri Copy &amp;amp; Paste yöntemi ile kendi sitesini haber yapar. "Multi-RSS Reader" da ise bu işlem otomatik bir şekilde PHP veya ASP desteği olan her site sahibi yapabilir örnek vermek gerekirse konusunda uzman 10 sitenin RSS başlığını güncellik sırasına göre kendi sitenizde görebilir ve sitenizden yararlanan kullanıcılara sunulabilmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn118" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn118" name="_ftnref118"&gt;[118]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Online hizmet veren, özellikle tüketim mallarını  ve eğlence hizmetlerini internet üzerinden pazarlayan, tüketicilerle yoğun iletişim içinde olan kuruluşlar için rss kullanılabilecek bir iletişim aracıdır. Ancak Türkiye’de henüz kuruluşlar tarafından çok yoğun olarak kullanılmamaktadır. Örneğin turizm firmaları ve sanal mağazaların sadık müşterilerine indirimleri, kampanyaları hızlı bir şekilde duyurmak amacıyla kullanılabilir.&lt;br /&gt;E-ticaret alanında bazı lider şirketler artık RSS tabanlı pazarlamaya yatırım yapmaktadır. RSS, ile davranışsal ölçümleme yapılabilmektedir. RSS kullanımına ilişkin yapılan ölçümler arasında kayıtlı kullanıcıları ve okuyucuları görüntülemek, reklam kampanyalarının sonuçlarını analiz etmek, markayla ilgili ölçümler yapmak bulunmaktadır. Şirketler RSS’yi dört şekilde kullanmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn119" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn119" name="_ftnref119"&gt;[119]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;1. Alternatif içerik sağlayıcısı: Online medya şirketleriyle birlikte internet perakendicileri de RSS’yi sitelerine trafik çekmek için kullanmaktadır.&lt;br /&gt;- Zaman ve fiyat duyarlı promosyonlar: Bu yaklaşım perakendecilere fiyat değişikliklerini yaygın olarak duyurma olanağı sağlamaktadır. Özellikle seyahat şirketleri tarafından çok kullanılan bu yöntemi artık pazarlamacılar en popüler sistem olarak kullanıma almışlardır.&lt;br /&gt;- İlişki kuran içerik: E-posta gibi RSS de müşterilerle ilişkiyi, marka yaratmayı ve ilişkiyi daha iyi seviyelere getirmeyi sağlayabilmektedir. Bu yaklaşımda pazarlama içeriği içeriği blog gibi hazırlanmakta ve siteye tüketicileri çekmek çin e-postayı tamamlayıcı olarak kullanılmaktadır. Örneğin markalar her gün yeni ürünlerini duyurarak müşterilerinin ilgisini çekmek için artık RSS’ten faydalanmaktadır.&lt;br /&gt;2. RSS reklamcılığı: RSS’de reklam, tüketicileri içerikle bilgilendirme imkanı sunmaktadır.&lt;br /&gt;3. İlişki kurma: Bu yöntem, kişiye özel bilgi göndererek müşteri ilişkilerini ilerletmeyi sağlamaktadır. Bu mesajlar genelde ek bir güvenliğe ihtiyaç duymaktadır.&lt;br /&gt;4. Marka oluşturma aracı: Markalar RSS’yi tüketicilerin marka algısını değiştirmek için kullanmaya başlamışlardır.&lt;br /&gt;Anında Mesaj (Instant Message): Bir iletişim ağına bağlı kişilerin bir veya daha çok kişiyle yazılı, sesli veya görüntülü olarak iletişim kurmasına “anında mesajlaşma” denilmektedir. Anlık mesajlaşma bireylerin yanı sıra şirketlerde de iç iletişimde kullanılmaktadır. Artan ürünlerle birlikte anlık mesajın iş amaçlı, şirket içi iletişime yönelik kullanımı da artmaktadır. Amerikan Online için Opinion Research tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre Amerika Birleşik Devletlerinde internet kullanıcılarının %60’ı anlık mesaj kullanmaktadır. En yaygın kullanım amacı aile bireyleri ve arkadaşlar ile haberleşmektir. Ancak anlık mesaj kullanıcılarının %27’si işyerlerinde bu platformdan yararlandıklarını ifade etmişlerdir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn120" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn120" name="_ftnref120"&gt;[120]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Yüzyüze iletişimin yerini tutmasa da yüz yüze iletişime (video konferans ve görüntülü telefon dışında) en yakın iletişim aracı olma özelliğini taşımaktadır. Hızlı mesajda kullanıcılar aynı anda birden fazla kişiyle konuşabilir, sohbet edebilirler. Düşüncelerini yazılı, sesli hatta görüntülü olarak aktarabilirler ve cevap alabilirler, karşı tarafa dosya gönderebilirler. Yazılı olarak düşüncelerini aktarırken  duygularını ifade etmek amacıyla isimlerini değiştirebilirler, bir-iki cümlelik yorumlarını koyabilirler. Gündelik iletişim ihtiyaçlarının giderilmesinde telefonun yerini tutan hızlı mesaj kanalında kullanıcıların gündelik konuşmaları içerisinde çeşitli ürünlerin, hizmetlerin, kuruluşların adı geçen yorumlar yapılabilmektedir.&lt;br /&gt;Bir şirket hakkındaki en inandırıcı pazarlama yöntemi, bu ürünü kullanan ya da kullandığını duyan kişilerin kendi yakın çevrelerine yapacağı övücü ve ikna edici tavsiyelerdir. Bu tür tavsiyeler yoluyla büyük markalar haline gelmiş şirket sayısı hayli fazladır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn121" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn121" name="_ftnref121"&gt;[121]&lt;/a&gt;. Kulaktan kulağa pazarlama (word of mouth marketing) kanalıyla örgütlerin sadık müşterilerinin kendi çevrelerini harekete geçirmeleri amaçlı olarak hızlı mesaj servisleri kullanılabilir. Ancak Türkiye’de bu iletişim kanalı kurumsal iletişim kanalı olarak kullanılmamaktadır. İnternetteki hızlı mesaj servislerinin listelerine verilen reklamlar, bu ortamda yapılan duyurular kullanıcıların bekleme süresinde ilgilerini çekmektedir.&lt;br /&gt;Luxury Institute tarafından yapılan bir araştırmada hızlı mesajlaşmanın üst gelir grubundaki Amerikalıların %55’i tarafından kullanılmakta olduğu, genel olarak Amerikan halkının %39’u tarafından kullanıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca zengin Amerikalıların %31’inin sosyal network sitelerinde aktif oldukları, genel halkın ise sadece %16’nın aktif olduğu belirlenmiştir. Araştırma için Luxury Institute yılda 150.000 Dolar kazanan 1000 web kullanıcısıyla görüşmüştür&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn122" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn122" name="_ftnref122"&gt;[122]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Genele açık “anında mesajlaşma” platformlarının iş amaçlı kullanılmasına sıcak bakmayan çok sayıda şirket bulunmaktadır. Çünkü herkese açık olan anında mesaj hizmetlerinde yazışmalar “açık” olarak gidip gelmektedir. Yapılan yazışmaların bir başka internet kullanıcısı tarafından izlenmesi ve hatta değiştirilmesi mümkündür. Genele açık platformları kullanacak şirketlerin yeni bir yatırım yaparak dijital imza, şifreleme gibi ek güvenlik önlemleri alması gerekmektedir. Bu nedenle kurumsal anlık mesaj sistemleri kurulmakta böylelikle hem kurumsal iletişim amaçlı anlık mesaj platformu kullanılmakta hem de güvenlik sağlanmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn123" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn123" name="_ftnref123"&gt;[123]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;3.3.2.2. Diğer Online Ortamlar:&lt;br /&gt;SMS: Short Message Service, yani kısa mesaj (ileti) hizmeti GSM operatörleri üzerinden mobil telefon vasıtası ile iletisi yollanmasını ve alınmasını kapsamaktadır. Bir SMS iletisi sayılardan ve harflerden oluşur; 160 karakter uzunluğundadır. İletiler bir telefondan diğerine ulaştırılırken SMS servis merkezine (SMSC) gelir ve alıcının telefonuna yönlendirilir.&lt;br /&gt;Mobil telefon kullanıcısı SMS iletisi aldığında telefonun alarmı ile uyarılır. Alıcı iletiyi okuduğunda buna cevap verebilir, saklayabilir veya başka kişilere yönlendirebilir. Önceki yıllara göre kullanım alanları artan ve gelişen mobil mesaj gençler arasında popüler olmuştur. Çabuk, pratik, kişiden kişiye özel olması, ucuzluğu, sınırsız kullanım alanları milyonlarca mobil telefon kullanıcısına ulaşma şansı bulunmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn124" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn124" name="_ftnref124"&gt;[124]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;SMS aracılığıyla yetkili kişilere, müşterilere, gruplara ulaşmak mümkündür. SMS mesajlarını bakiye ve ödeme hatırlatma, yeni promosyonları duyurma, hazır mesaj şablonları oluşturma, ayrıntılı raporlama, doğum günü, evlilik yıldönümü, tebrik mesajları gönderilmesi amaçlı kullanılmaktadır. Ayrıca interaktif sms aracılığıyla anket ve oylama, kampanya ve çekiliş, sipariş ve rezervasyon hizmetleri verilmektedir. SMS hizmetleri perakendecilik, dağıtım, turizm, eğitim, bankacılık, sigortacılık, lojistik, otomotiv, sağlık, üretim sektörlerinin yanında doktorlar, avukatlar, mali müşavirler, meslek örgütleri, spor kulüpleri tarafından kullanılmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn125" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn125" name="_ftnref125"&gt;[125]&lt;/a&gt;.  Türkiye’de de bankacılık ve perakendecilik sektöründe yoğun olarak kullanılan SMS’ler amacını fazla aşarak GSM kullanıcıları için ilgi çekici olma özelliğinden gün geçtikçe uzaklaşmaktadır. Konuyla ilgili Türkiye’de bir araştırma olmamasına rağmen afızası düşük olan cep telefonları kullanıcıları için SMS’ler boşuna yer işgal eden, teklifsiz gelen mesaj olarak algılandığı söylenebilir.&lt;br /&gt;Çağrı Merkezi: Genel olarak çağrıların tek bir merkezde toplandığı ve karşılandığı yere çağrı merkezi adı verilir. çağrı merkezinin kuruluş amacı müşteri ile firma arasında en hızlı iletişimi sağlamak, müşteri bağlılığı yaratmaktır. Örneğin bankalar şubeden yapılabilecek birçok işlemi çağrı merkezinden yaparak şubenin üzerindeki iş yükünü azaltmaktadır. Böylece şubeye gidecek müşteri sayısı azalacağı için bankanın maliyetleri düşecek, iş yükü azaltmaktadır. Müşteri de bankaya gitmek için harcayacağı zamanı kazanarak zaman tasarrufu yapmakta ve bazı işlemlerden ücretsiz olarak yararlanmaktadır. Çağrı merkezinde çağrı cevaplayan kişilere müşteri temsilcisi denir. Çağrı merkezlerinin çeşitli telefon numaraları olabileceği gibi genelde finans kurumları 444’lü hatlar kullanmaktadır. Bu hatların anlaşma durumuna göre tüm görüşmeler şehir içi görüşme ücreti olarak tarifelendirilmektedir.&lt;br /&gt;Müşteri çağrı merkezini aradığında karşısına önce sesli yanıtlama sistemi çıkar ve ulaşmak istenilen bölüme yönlendirilmeyi sağlamaktadır. Müşteri temsilcisi daha önce kurumun belirlediği standart karşılama cümlesi ile telefonu açar ve yardım önerisinde bulunmaktadır. Bir müşteri temsilcisi çağrı karşılayabilmek için sunduğu hizmetin gerektirdiği duruma göre en az bir ay olmak üzere bir dizi eğitim almaktadır. Başta iletişim becerileri olmak üzere telefonda doğru ve etkili konuşma sunulan ürün ile ilgili ürün eğitimi gibi eğitimler verilmektedir. Çağrı merkezinde çalışan kişilerin en büyük özellikleri pozitif olmaları, analitik düşünme yeteneğine sahip olmaları ve olaylara çözüm odaklı yaklaşmalarıdır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn126" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn126" name="_ftnref126"&gt;[126]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;            Son yıllarda çağrı merkezlerinin stratejik önemi artmasına rağmen kimi kuruluşlar tarafından önemi yeterince kavranamamıştır. Yeterli finansmana sahip, iyi yönetilen çağrı merkezleri ait oldukları kurumlara kattıkları değerleri aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn127" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn127" name="_ftnref127"&gt;[127]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;-         İstedikleri zaman ve istedikleri kadar ihtiyaç duydukları hizmetlere ulaşmalarına ve etkili bir şekilde kurum ile etkileşimde bulunmalarına izin vererek müşteri sadakatini arttırmaktadırlar.&lt;br /&gt;-         Müşteri iletişiminden sabit bir bilgi akışı elde ederek, kalite sorunlarını kuruluş aşamasından başlayıp büyük bir hassasiyetle ele alarak ve önemli ürün ve hizmet yeniliklerine yol açan müşteri tepkilerini elde ederek kaliteyi ve yaratıcılığı artırmaktadırlar.&lt;br /&gt;-         Satın alma eğilimlerinin izini sürerek, müşteri geri beslemesini ele alarak, demografik veriyi analiz ederek ve artan bir oranda doğru tanımlamaya başlanan müşteri istek ve ihtiyaçları anlayışına dayanan onay temelli pazarlama kampanyaları düzenleyerek yoğun ve odaklanmış pazarlama yapmaktadırlar.&lt;br /&gt;-         Müşterilerin erişim kanallarını ve kendilerine açık olan self-servis alternatifleri anlayıp kullanmasında yardımcı olarak daha verimli hizmet sunumunu sağlamaktadırlar.&lt;br /&gt;-         Ödeme öncesi veya esnasında müşterilerin dilediklerinde temsilcilere ulaşmasına izin vererek ve süreç boyunca yukarı satış, çapraz satış fırsatlarını da sağlayarak ek gelir yaratmaktadırlar.&lt;br /&gt;Hizmet kalitesinde sorun olmayan bir çağrı merkezi kuruluşun aynası niteliğinde algılanmaktadır. Çağrı merkezinden memnun kalan müşterinin memnuniyeti, kurumun imajının olumlu algılanmasını sağlamaktadır. Çağrı merkezleri kurumların halkla ilişkiler yönetimi kapsamı içinde düşünülmeli, toplam iletişim içerisinde her konu hakkında bilgilendirilmesi gereken ilk kurum olarak düşünülmelidir. Teknolojinin getirdiği yenilikler sayesinde ses tanıyan sistemler, gelen telefon numarasıyla anında veri tabanına ulaşma olanakları çağrı merkezindeki çalışanlara hem kolaylık sağlamakta hem de çağrı merkezinde müşteri veya potansiyel müşterilerle kurulan iletişim ortamında kurumsal iletişim amaçlı mesajlar verilebilmekte, pazarlamaya destek olunabilmektedir. Ancak çağrı merkezlerine başvuranların olumsuz deneyimler edinmesi ve deneyimleri çevrelerine anlatmaları sonucunda kurumsal itibar açısından olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle mümkün olduğunda eğitilmiş, gerekli kişilik özelliklerine sahip kişilerin müşteri temsilcisi olarak görev yapmalarının sağlanması önemlidir.&lt;br /&gt;            Amazon.com, Cisco, Lands’End, Charles Schwab ve Dell gibi sektörlerinde liderler arasında yer alan çoğu şirket, e-ticaret ve çağrı merkezi hizmetlerini, geniş bir iletişim kanalı yelpazesini (örneğin telefon, web, e-posta, faks veya otomatik telefon servisleri, chat vs.) birbirine kaynaşmış, kullanıcı dostu erişim alternatiflerine dönüştüren güçlü birer hizmet sunum mekanizmaları olan “bağlantılı çağrı merkezleri” şeklinde entegre etmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn128" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn128" name="_ftnref128"&gt;[128]&lt;/a&gt;. Online satış firmaları, turizm firmaları tarafından çağrı merkezleri tüketiciyle sıcak temasta bulunulan en önemli iletişim aracı olmaktadır. Tez kapsamında yapılan araştırmada online hizmet veren firmalarının birçoğunun çağrı merkezine ayrı bir önem verdiği ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;3.4. Bilişim Teknolojilerinin Yaygınlaşmasıyla Değişen Örgüt Yapılarında ve Network Örgütlerde Halkla İlişkiler&lt;br /&gt;Halkla ilişkilerin örgütlenmesi amacıyla genelde içsel-dahili network örgütlerde örgütün merkezinde bulunan yönetim birimleri içinde kurumsal iletişim ya da halkla ilişkiler birimi bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Dengeli-kararlı bir network örgüt olan Borusan Holding içsel-dahili network örgüte örnek olarak verilirse halkla ilişkiler faaliyetlerinin tamamı üç ayrı halkla ilişkiler şirketi tarafından yürütülmektedir. Üç ayrı şirket, farklı şirketlerin medya ilişkilerini yürütmektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn129" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn129" name="_ftnref129"&gt;[129]&lt;/a&gt;. Koç Holding’te ise Kurumsal İletişim ve Bilgi Grubu Başkanlığı pozisyonunda İcra Kurulu Başkanı (CEO) altında temsil edilmektedir. Yine Koç Holding’in finansal desteğiyle kurulmuş olan ancak birçok firmayla işbirliği ve ortaklığı bulunan ve dinamik bir network örgüt özelliği gösteren SETUR firmasında halkla ilişkiler departmanı bulunmaktadır. Belirli projelerde tüm şirketlerin halkla ilişkiler departmanları birlikte koordineli olarak çalışmaktadır.&lt;br /&gt;Bilişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla iletişim olanaklarının gelişiminden halkla ilişkiler birimleri ve halkla ilişkiler ajansları da yararlanmaktadır. Ancak bu gelişim riskleri ve tehlikeleri de beraberinde getirmektedir. Artık halkla ilişkiler şirketleri ve halkla ilişkiler birimleri teknolojiyle iç içe olan, kimi zaman bir bilişim şirketi gibi çalışan ancak teknolojinin getirdiklerini toplumsal ihtiyaçlarla ve eğilimlerle birleştiren birimlerdir. İnternet üzerindeki web sitelerinde, bloglarda ve çeşitli ortamlarda dolandırıcılık, yayın yoluyla hakaret, aşırmacılık, taklitçilik, suçlamalar, korsanlık gibi ahlak dışı, itibar zedeleyici eylemlerle mücadele etmek için halkla ilişkiler uygulayıcılarının teknolojik birer polis gibi de çalışmaları gerekmektedir. Son yıllarda halkla ilişkiler ajanslarının verdiği hizmetlerden bazıları şunlardır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn130" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn130" name="_ftnref130"&gt;[130]&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;-         Marka ve patent yönetimiyle ilgili olarak, internet üzerinde markaların ve entelektüel sermayenin nasıl kullanıldığını tespit etmek. Bir marka ortaya çıkmadan önce o markayla aynı adı taşıyan firmaları belirlemek, varsa ne tür bir içerikle birlikte anıldığını saptamak.&lt;br /&gt;-         Ortaklık yönetimiyle ilgili olarak ortaklarla, distribütörlerle ilişkilerin yönetilmesi. Ortakların ortak hedeflere yönlendirilmesinin sağlanması verilen hizmetlerin arasındadır. Yapılan bir araştırmaya göre ortakların üçte biri ortak oldukları işletmelerin yararına çalışmamaktadır. Ortaklar işletmenin kötü temsil edilmesine, ortakların uygulamalarının internet üzerinden bir sistem kurularak izlenmesi sağlanmaktadır.&lt;br /&gt;-         Kamuoyunun duyarlı olduğu çeşitli konuların önceden tespit edilmesi, konuların yayılışının izlenmesi ve sonuçların önceden belirlenmesi hizmetleri verilmektedir. Hizmet verilen işletmenin toplumsal konularda izleyeceği yol, vereceği mesajların tespit edilmesi de halkla ilişkiler çalışmalarının içinde bulunmaktadır.&lt;br /&gt;-         Domain isimlerinin kötüye kullanılmasının izlenmesi; bir şirketin adının ve itibarının zedelenmesi için nefret içeren sözcüklerle birlikte kullanılabilmektedir. Örneğin bir sitede “I hate Apple Macintosh” diye defalarca yazmaktadır.&lt;br /&gt;-         Şirket isimlerinin geçtiği web adreslerinin kullanılarak şirketlerin itibarlarının zedelenmesinin önlenmesi hizmetler arasındadır. Örneğin &lt;a href="http://www.jockey.com/"&gt;www.jockey.com&lt;/a&gt; bir şirketin ilk domain ismidir, başkaları bu adı kullanarak site açmışlar ve üzerinden satış yapmışlardır.&lt;br /&gt;-         Taklitçiliklerin izlenmesi; internet üzerinde bazı tacirler ürünlerini satabilmek için markalı ürünlerin isimlerini ve resimlerini kullanmakta, bu ürünlerde indirim yapıldığını duyurarak müşteri çekmektedirler. Ancak bu ürünlere sipariş verenler ya ürünleri hiç almamakta ya da bozuk ürünlerle karşılaşmaktadırlar. Bu durum markaların itibarını zedelemektedir. Halkla ilişkiler ajanslarının bazıları bu tür siteleri bulup zamanında firmalara bildirmektedir. Böylece şirketler bu tür kopyalar hakkında yasal işlem başlatabilmektedir.&lt;br /&gt;-         Boykot sayfalarını izlemek; ürün ve marka boykotlarını başlatan web sitelerini izleyerek gelebilecek tehlikeleri saptamak mümkün olmaktadır.&lt;br /&gt;-         Pornografik içeriğin bulunduğu web sitelerinde görüntülerle birlikte şirketlerin, ünlü kişilerin, markaların isimleri bulunabilmektedir. Bunların izlenerek belirlenmesi olumsuz itibarın oluşmasına ve işletmenin algılanışına müdahaleyi çabuklaştırmaktadır.&lt;br /&gt;-         Logoların deformasyonunun izlenmesi; şirket logolarının grafikleri şekil farklılıkları yapılarak, çeşitli sitelerde kullanılmaktadır. Bunlar da itibarı zedeleyici uygulamalar arasındadır.&lt;br /&gt;-         İkiz sitelerin izlenmesi; bir şirketin web sitesinin aynısının yapılarak online ödeme mekanizmaları bile kurulmaktadır. Kullanıcılar buralara ödemeler yaparak zarar edebilmektedirler. Ajanslar bunların da izlenip siteyi hazırlayanın kaynağını bulmaktadırlar.&lt;br /&gt;      -    Ortaklık ve Network İlişkileri Yönetimi kapsamında verilen hizmetler ise;&lt;br /&gt;- Niteliksel ve niceliksel olarak ortaklık networkünün tanımlanması&lt;br /&gt;- Yeni ortakların kazanılması&lt;br /&gt;- Ortakların online eylemlerin gözlenmesi&lt;br /&gt;- Ortak stratejilerinin uygulanışının gözlenmesi&lt;br /&gt;-  Resmi olmayan ortakların tanımlanması şeklindedir.&lt;br /&gt;-         Haber dağıtma, medya kuruluşlarına, analistlere, yatırımcılara, araştırmacılar, online hizmet veren kuruluşlara, tüketicilere, alıcılara, çalışanlara, kamu kuruluşlarına, kısaca işletmenin hedef kitlesine gerekli haberlerin dağıtılması&lt;br /&gt;-         Basın odası hizmetleri; bir örgütün web sitesi üzerinden basın kuruluşlarının ve çalışanlarının gerekli bilgileri, daha önce yayınlanmış haberleri, basın bültenlerini bulmalarını sağlayacak bir ortamın oluşturulması&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn131" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=33793315&amp;amp;postID=1679021416353181918#_ftn131" name="_ftnref131"&gt;[131]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Network örgütlerde halkla ilişkiler eylemlerinin başarısı aynı zamanda network örgütün devamlılığının sağlanmasıyla paralel olarak gözükmektedir. Bu bağlamda çeşitli riskleri tanımlamak, güvenli bir ortam yaratmak ve network örgüt içerisinde sadakat sağlamak için birçok eylem halkla ilişkilerin görev alanıyla kesişmektedir. Halkla ilişkiler güven ortamı yaratmak, çeşitli risklere karşı alınan önlemler hakkında tüketicilere ve network içinde bulunan örgütleri bilgilendirme konusunda duyarlı olmalıdır. Network örgüte bağlılığı kalınmasını sağlamak için örgüt içinde olmayı cazip hale getirilecek çeşitli yaratıcı uygulamaların geliştirilmesinde halkla ilişkiler etkin rol oynamalıdır.&lt;br /&gt;Bilişim teknolojileri B2C (business to customer) e-ticaretinin insani olmayan, sanal doğasına bağlı olarak kendine özgü sıra dışı riskleri bulunmaktadır. Fiziksel sadakat, güvenlik, kişisel veri depolaması, emirlerin yerine getirilmesi, değiş-tokuşlar ve hileler iş dünyasının perspektifinden görülen bazı risklerdir. Tüketici bu risklerin bir kısmını paylaşmaktadır fakat bunlara ek olarak mal veya hizmet aldığı şirketin varlığıyla ilgili, alınan ürünün gelip gelmeyeceği, alınan ürünün beklediği ürün olmaması veya özel bilgilerini kullanmasıyla ilgili endişeler bulunmaktadır. E-ticareti kullanan tüketiciler uğraşırken onayla butonuyla satış görevlisini bireysel olarak tanıyıp birebir ilişki kurmakta zorlanmaktadır.&lt;br /&gt;E-ticaret bu risklerin yanı sıra varlığını sürdürebilme, bütünleşme ve saldırı gibi sorunlarla uğraşmaktadır. Bunların yanında güvene dayalı ticaret yapmalıdır çünkü güven olmadan hiç satış olmaz, dolayısıyla iş te olmaz. Güven online işlerde ve online müşteride en önemli konudur. E-ticaret riskle doludur ve böylelikle potansiyel tüketicilerinin güvenini kazanmak için tatmin edici çabalar göstermelidir. Risk ve belirsizlik olmayan yerde güvene de ihtiyaç yoktur.&lt;br /&gt;OECD tarafından tüketicilerin aldığı riskleri azaltmak amacıyla e-ticaret uygulamalarının oluşturulmasındaki ana hatlar (Elekronik Ticaret Bağlamındaki Tüketiciyi Koruma Amaçlı Anahatlar – The Guidelines for Consumer Protection in the Context of Electronic Commerce) belirlenmiştir. Bu ana hatlar Avustralya iş dünyasına da uyumlaştırılmıştır. Tüm bu anahatlara rağmen tüketicinin algıladığı r
